voestalpine Böhler Welding Olarak, Türkiye’de Operasyonlarımızı Büyütüyoruz

 voestalpine Böhler Welding Olarak, Türkiye’de Operasyonlarımızı Büyütüyoruz

Bu ay voestalpine Böhler Welding Türkiye Genel Müdürü Sayın Tanju Bilgen ile bir söyleşi gerçekleştirdik. voestalpine Böhler Welding, 85 yılı aşkın bir süredir alışılagelmiş tüm birleştirme kaynak yöntemleri için kaynak dolgu malzemelerinin yenilikçi tedarikçisi olarak tanınan ve özel olarak orta ile yüksek alaşımlı malzeme derecelerine odaklanmış birleştirme kaynağı alanında küresel liderlerin arasında bulunan bir şirketler grubu. Biz de bu söyleşimizi voestalpine Böhler Welding Türkiye’yi daha yakından tanımak için yaptık.

E&O: Önce sizi kısaca tanıyabilir miyiz? Böhler’den ve Böhler’deki konumunuzdan bahsedebilir misiniz?
 
Tanju Bilgen: 1986 senesinde Marmara Üniversitesi İktisat Bölümü’nden mezun olduktan sonra İstanbul Üniversitesi’nde İşletme yüksek lisansı yaptım. İş hayatıma ilk olarak 1987 de Böhler’de başladım. İlerleyen yıllarda sektörün önemli firmalarında genel müdürlük yaptım. 2014 yılının Nisan ayından itibaren ise voestalpine Böhler Welding Türkiye Genel Müdürü olarak görev yapıyorum. 1926 yılından bugüne ürünleri ve çözümleriyle hizmet veren voestalpine Böhler Welding, 1963 yılından itibaren Türkiye’de hizmet vermeye başladı. voestalpine Böhler Welding markası altında birleştirme, bakım onarım kaynağıyla ve lehimlemeyle ilgili kaynak sarf malzemelerinin tüm çeşitleri mevcut. voestalpine Böhler Welding’in tarihi aslında oldukça eski. 1870 yılında Albert ve Emil Böhler, satın aldıkları farklı çelik üreticilerini Viyana’da kendi şirketleri üzerine devrederler. Satış, organizasyon ve lojistik becerilerini 1894 yılında Kapfenberg Styria’da potalı çelik fabrikası satın alarak sağlarlar. Tesisi modernleştirir, ürün yelpazesini genişletir ve üretimi artırırlar. Böhler isminin koyulmasıyla da çok kısa bir süre sonra ‘en iyi özel çelikler’ olarak anılmaya başlanır. Bugün bünyesindeki Böhler, UTP ve Fontargen markalarıyla voestalpine Böhler Welding olarak, dünyadaki ilk beş büyük kaynak firmasından bir tanesi. Günümüz itibarıyla yarım milyar Euro’dan fazla iş hacmine sahip bir kuruma dönüşmüş bulunuyor. 
 
E&O: Böhler, Türkiye’de nasıl bir pazar konumuna sahip?
 
Tanju Bilgen: Böhler Welding, satış kanalları ve ofisleriyle beraber 28’den fazla ülkede mevcudiyetini sürdürüyor. Türkiye, bu ülkelerdeki marketler arasında en dikkat çeken birkaç ülkeden bir tanesi. Türkiye pazarının koşulları ve atmosferi, firmanın büyümesi için çok uygundu. Bu sebeple Türkiye pazarına girildi. Buradaki yatırımlarımızı artırmak istiyoruz. 1963’ten beri Türkiye’de lisanslı üretim ve distribütör faaliyetlerimiz var. Türkiye’deki mevcut ofisimizi ise yedi yıl önce kurduk. Geçtiğimiz Nisan ayında voestalpine Böhler Welding Türkiye Genel Müdürü olmamla birlikte Türkiye’de büyüme kararı alındı. 
 
Bu kararı olanca gücümle destekliyorum. Bildiğiniz gibi Türkiye, gerçekten yatırım yapılabilir bir ülke konumunda. Türkiye’de endüstriyel altyapımız çok kuvvetli. Biz de voestalpine Böhler Welding olarak Türkiye’yi, altyapımızı ve bilgimizi aktarabileceğimiz ve kazanımlar sağlayabileceğimiz bir ülke olarak görüyoruz. Bu sebeple de Türkiye’de operasyonlarımızı büyütüyoruz. 
 
E&O: Ürünleriniz sanayinin her alanında kullanılabilecek ürünler. Türkiye’de hangi sektörlere hitap ediyorsunuz?
 
Tanju Bilgen: Türkiye’deki ilk odaklandığımız alan, tamir ve bakımdır; birleştirme kaynağı olarak. Bununla birlikte, petrokimya ve enerji sektörü de önem taşıyor. Türkiye’de bunların yanı sıra yol, almayı hedeflediğimiz ‘özlü tellerimiz’ var. Bu ürün gamımızla ilgili Avrupa’da yeni bir fabrika satın aldık. Özlü telde bir numarayız, diyoruz. Bu ürün, enerji kazanımı, zaman tasarrufu, hızlı kaynak yapma, kaynağın çok daha kaliteli olması, hidrojenin düşük olması gibi birçok kazanım sağlıyor.  
 
E&O: Türkiye’deki pazarı, iş yaptığınız farklı sektörleri de göz önünde bulundurunca, nasıl değerlendiriyorsunuz? 
 
Tanju Bilgen: Çevre ülkeler içinde Türkiye çok hızlı büyüyen bir ülke. Biliyorsunuz ki Türkiye her ülkeden müşteri çeken bir pazar. Bu çevre ülke kaldıracını biz bilgi teknolojisi sayesinde çok olumlu bir şekilde kullanabiliriz. Çevre ülkelerdeki müşteriler Türkiye’ye gelip bizden gereken bilgiyi sağladığında ülke pazarında kalıcı oluyor, bu da bizim seviyemizi yukarıya çıkartıyor. Özellikle Türkiye kaynak sektörü bu şekilde gelişecek. Bizim de Türkiye’ye gelmemiz çok büyük bir katkı; çünkü voestalpine Böhler Welding dünyadaki ilk beş liderin arasında yer alıyor.
 
E&O: Böhler’de Ar-Ge süreci nasıl işler? Dünya genelinde ve Türkiye özelinde Ar-Ge’ye yapılan yatırımlardan söz edebilir misiniz?
 
Tanju Bilgen: Türkiye’de yok ama dünyanın birçok noktasında Ar-Ge merkezlerimiz var. Türkiye’ye de dünya üzerindeki tecrübelerimizi, bilgi birikimimizi aktarıyoruz. Bir işi yaptığımız zaman ortaya çıkan neticeler tecrübeyi oluşturur. Bu tecrübeyi merkeze bildirip kendi içimizde sirkülasyonunu sağlıyoruz, böylece bilgi birikimimiz sürekli artıyor. 
 
Bizim en büyük sorunumuz bilgi birikiminin sağlanmaması. Herkes bir şeyler yapıyor ama bu bilgi birikmiyor, başkalarına aktarılmıyor. Ürünlerimiz her zaman amaca, projeye yönelik, formülleri gereken çözüme göre üretilmiş bize özel ürünler. Tailor-Made yani “Terzi işi” tanımlaması buradan geliyor. Hiçbir ürünümüz standardize edilmiş ürün değil. Organik olarak büyümeyi yeğleyen bir şirketiz. Markamızı piyasaya yayıyoruz, ardından da pazardaki hâkimiyetimizi artırıyoruz.
 
E&O: Satıştan sonra da teknik destek veriyor musunuz? Müşterileriniz ile satış öncesi ve sonrası nasıl hizmetler veriyorsunuz?
 
Tanju Bilgen: Bizim hizmetimiz temel olarak teknik destek sağlamaya dayalıdır. Biz ürün değil bir çözüm paketi sunuyoruz. Bunun için üretimin her aşamasında, bir çözüm ortağı olarak müşterimizin yanındayız.
 
E&O: “Endüstri 4.0” ya da “e-F@ctory” olarak adlandırılan yeni sanayi devrimine dair görüşleriniz nelerdir?
 
Tanju Bilgen: Önce üretim, sonra satıştan önce planlama, sonra talep edilen miktar kadar üretmek ve satış. Bu zincirleme süreç, firmaları çok büyük kaynak israfından koruyacaktır. Endüstri 4.0 ile bu entegrasyon amaçlanıyor. Bizce Endüstri 4.0, iddia edildiği gibi daha az işgücü değil, daha etkin üretim demektir. Endüstri 4.0 devrimiyle, kaynakların çok daha etkin kullanımı mümkün olacaktır. Bunun için bilişim dünyası ve iletişim fırsatları inanılmaz imkânlar sunuyor. Bilişim bir araçtır. Amaç ise kaliteyi ve etkinliği artırmaktır.
 
E&O: Son olarak, eklemek istediklerinizi alabilir miyiz?
 
Tanju Bilgen: Bilgi birikimi ve bilginin paylaşımı ile ülkemizde ve dünyamızda daha mutlu bir yaşam ortaya koyma imkânımız var. Bunun için bundan sonraki dönemde, herkesi, bilgilerini paylaşacakları konferans, seminer, panel gibi organizasyonlarda bir araya getirmeye çalışacağız. Hedefimiz, dünyamız için hep “bir adım ileride olmak”.

Makale

Endüstri Otomasyon Eksen Yayincilik hizmetidir.