ULAŞIM SEKTÖRÜ’NÜN 2023 STRATEJİSİ

 ULAŞIM SEKTÖRÜ’NÜN 2023 STRATEJİSİ

Yrd. Doç. Dr. Reniz Taşkın’ın alıntılar yaptığımız bu yazısı her ne kadar yukarıdaki haberle birebir örtüşmese ve sektördeki sorunlara işaret etse de, Ulaşım Sektörü’müze ilişkin değerlendirmeler genel olarak olumlu.
Ulaştırma Bakanlığı’nın yayınladığı “Türkiye Ulaşım ve İletişim Stratejisi-Hedef 2023” raporu da bu olumlu havayı şöyle devam ettiriyor:
“Türkiye’nin ulaştırma sistemine yönelik gelişme öngörüleri yapılabilmesi amacı ile bir karar destek modeli gerekmektedir. Söz konusu karar destek modelinin amacı; sosyo-ekonomik ve taşımacılık ile ilgili değişkenlerin, gelecekteki yolcu ve yük taşımacılığı talebi üzerindeki etkisinin irdelenmesini kolaylaştırarak, politika belirleyicilere destek olmaktır.
 
Bu bağlamda; önerilen karar destek modeli aracılığı ile ulaşımla ilgili politika belirleyicilerinin geleceğe yönelik stratejik karar almalarında yol gösterecek, izlenen herhangi bir politika sonucunda ortaya çıkacak değişikliklerin ulaşım türü talebi üzerinde etkilerinin neler olabileceğini irdelemeye yardımcı olabilecek, değişkenlerin birbiri ile ilişkilerini ayrıntıları ile ortaya koyabilecek, ağ yapısı üzerinde herhangi bir değişkende ortaya çıkabilecek bir değişikliğin sistemin bütününde yaratacağı etkinin gözlemlenmesini sağlayabilecek bir sistem oluşturulması hedeflenmektedir.
 
Ulaşım ve İletişim Strateji Belgesinde sektörler; karayolu, demiryolu, denizyolu, havayolu, boru hatları, kombine taşımacılık ve lojistik, kentsel ulaştırma ile haberleşme olmak üzere 8 ayrı alt başlık halinde ele alınmış, stratejik hedef ve öneriler ise 2011-2023 dönemi itibariyle hazırlanmıştır. Ancak, günümüzde başta bilgi ve iletişim sektörü olmak üzere, hemen her alanda yaşanan adeta baş döndürücü sayılabilecek nitelikteki hızlı değişim ve dönüşümler, stratejilerin dayandırıldığı varsayımları kısa sürede geçersiz kılabilme riskini taşımaktadır.
Türkiye için hedef olarak Cumhuriyetimizin yüzüncü kuruluş yıldönümü olan 2023 yılının seçilmesi, kitlelere yön ve hedef göstermek, motivasyon sağlamak bakımından önemlidir. Bu kapsamda ulaşımdan tarıma, eğitimden bilgi ekonomisine, yabancı yatırımlardan dış politikaya, sürdürülebilir kalkınmadan kent planlamasına, AB üyeliğinden alternatif enerji kaynaklarının kullanımına kadar uzanan geniş bir çerçevede Türkiye’nin gelecek profili ortaya konulmaktadır.
Emniyet, çevre, enerji ve ekonomik ihtiyaçlara paralel olarak her geçen gün daha fazla önem kazanan ulaştırma sektörü, bu gelişmeler doğrultusunda oluşturulan vizyona gerekli katkıyı verecektir. “İnsan Odaklı” hedefler doğrultusunda şekillenen 2023 yılı Türkiye’sinin, ulaşım gereksinimlerinin karşılanması amacı ile gelişen teknolojilerle uyumlu ulaştırma altyapı ağları ve modernizasyonu tamamlanarak “kaliteli yaşam standardı” sağlanacaktır.
 
ULAŞTIRMA SEKTÖRÜ VİZYONU
Ülkemizin rekabet gücüne ve toplumun yaşam kalitesinin yükseltilmesine katkı veren; güvenli, erişilebilir, ekonomik, konforlu, hızlı, çevreye duyarlı, kesintisiz, dengeli, çağdaş hizmetlerin sunulduğu sürdürülebilir bir ulaştırma sistemi oluşturmak.
 
ULAŞTIRMA SEKTÖRÜ İÇİN STRATEJİ ve ÖNERİLER
• Ulaştırma türleri arasında etkin koordinasyonu sağlayacak düzenlemeler gerçekleştirilecek ve buna paralel olarak gelişen ve değişen şartlar doğrultusunda Ulaştırma Bakanlığı ile bağlı ve ilgili Kuruluşlarında yönetim yapısı yeniden düzenlenecektir.
 
- Son yıllarda sosyal sorumluluklar kapsamında önemi giderek artan, “Çevre, Enerji Verimliliği, Engelliler, Eğitim” gibi konular başta olmak üzere Ulaştırma Bakanlığı teşkilat yapısı yeniden düzenlenmeli ve görev, yetki ve sorumlulukların dağılımı açık olarak tanımlanacaktır.
• Ulaştırmanın araştırma-geliştirme ve eğitim etkinliklerini yerine getirmek üzere bir Ulaştırma Enstitüsü kurulacak ve ulaştırma alanında nitelikli personel yetiştirilmesi amacı ile üniversitelerle işbirliğine gidilecektir.
• Ulaşım Ana Planı hazırlanacaktır. Strateji Belgesinde öngörülen hedeflere ulaşılabilmesi için uygulamaya konulacak faaliyet ve projelerin önceliği ve detayları Ulaşım Ana Planı ile belirlenecektir. Ulaşım Ana Planı esnek ve dinamik bir yapıda olacak ve belirli aralıklarla güncelleştirilecektir.
Planın amacı;
- Ekonomik ve sosyal gelişmenin ihtiyaç duyduğu ulaştırma altyapısının oluşturulması,
- Ulaştırma türleri arasında ülke gereksinimlerine uygun dengenin sağlanması,
- Maksimum can ve mal güvenliğinin temin edilmesi,
- Çevreye verilen zararların en aza indirilmesi,
- Bilgi ve iletişim teknolojilerinden en üst düzeyde yararlanılması,
- Uluslararası hukuk ve kurallara uyumlu bir ortamda, ulaşımın, ekonomik, konforlu, kesintisiz ve kısa sürede sağlanması olacaktır.
• Ulaştırma sektöründe alternatif ulaşım sistemleri kurmak için AR-GE çalışmaları yapılacaktır. Gelişen teknolojiler ve yeni ulaşım sistemlerinin demiryolu, karayolu, denizyolu alt ve üst yapılarında uygulanmasına yönelik olarak daha ekonomik ve güvenli yeni ulaşım sistemlerinin AR-GE çalışması yapılacak ve uygulamaya geçilmesi sağlanacaktır.
• Ulaşımın her türünde ülkemizi bölge ülkeleri ile bağlayacak yeni koridor, hat ve bağlantıların oluşumuna yönelik projelere ve uygulamalara ilişkin AR-GE çalışmaları yapılacak ve uygulamaya konulacaktır.
• Finansman ihtiyacının sürdürülebilir çözüme kavuşturulması sağlanacaktır.
- Tüm ulaştırma türlerinden sağlanan gelirler ve vergiler bir fonda toplanıp, ihtiyaç analizi çerçevesinde bir plan ve oran dahilinde Ulaştırma Bakanlığı Koordinatörlüğünde ulaştırma yatırımlarında kullanılmalıdır.
- Finansal olarak geçerli bulunmayan fakat toplumsal yararı yüksek olan yatırımlara devlet desteği sağlanacaktır.
- Kamu-Özel Sektör İşbirliği ile projelerin gerçekleştirilmesi ve özel sektörün finansman ihtiyacına katkısının sağlanmasına yönelik tedbirler alınacak ve gerekli düzenlemeler yapılacaktır.
• Taşıma Türleri Arasındaki Pay Dağılımı ve 2023 Hedefi; dönem sonunda demiryolunun yük taşımacılığındaki payının ’in üzerine, yolcu taşımacılığındaki payının ise ’un üzerine çıkarmaktır.
 
Dönemler itibariyle özellikle yük taşımalarında toplu taşımacılığın ön plana çıkarılması esas alınmıştır. Dengeli bir ulaşım altyapısının kurulmasına yönelik olarak tüm uygun alt sektörleri koordineli olarak kullanabilecek şekilde projeler geliştirilecek ve özellikle yük taşımacılığında demiryolu, denizyolu ve boru hatları payının tedricen artırılması hedeflenmiştir.
Avrupa’daki demiryolu ile ilgili kuruluşlar ve AB, 2020 hedef yılı için pazar payının yolcuda %6’dan ’a, yükte %8’den ’e çıkarılmasını hedeflemiş bulunmaktadır. Türkiye açısından ise hedeflerin gerçekleşmesi, hatta bir atılımı öngören stratejik yaklaşım ile 2023 yılı sonunda demiryolunun yük taşımacılığındaki payını ’in üzerine çıkarılabilmesi, yolcu taşımacılığında ise ’un üzerine çıkarılabilmesi hedeflenmiştir. Böylece 2023 yılı sonuna kadar karayolunun payını yükte %60, yolcuda %72 oranına çekmek hedeflenmiştir.
ULAŞTIRMA SEKTÖRÜ GENELİ İÇİN SONUÇ ve DEĞERLENDİRME
Ulaştırma sektöründe gelişen ve değişen şartlar doğrultusunda sektörün ve ülkemizin ihtiyaçları doğrultusunda Ulaştırma Bakanlığı ile bağlı ve ilgili Kuruluşların yönetim yapısının yeniden düzenlenmesi ve Ulaştırma türleri arasında etkin koordinasyonu sağlaması öncelikle hedeflenmiştir.
 
Diğer taraftan sektörün finansman ihtiyacının sürdürülebilir bir çözüme kavuşturulması önem arz etmektedir. Bu amaçla; kamu - özel sektör işbirliği ile projelerin gerçekleştirilmesi ve özel sektörün finansman ihtiyacına katkısının sağlanmasına yönelik tedbirler alınması öngörülmüş ise de ayrıca, ulaştırma türlerinden sağlanan gelirler ve vergilerden bir pay alınması yönünde de bir düzenleme ihtiyacı ortaya çıkmıştır.
Ekonomik gücün sağlanması ve ülkenin refah düzeyinin yükselmesi yönünde atılacak her adımın ulaştırma sektörüne yatırım yapmaktan geçtiği aşikardır. Rasyonel yatırım için uygun finansmanın sağlanması aslında doğru ulaştırma modellerinin kurulması ve minimum maliyetli finansman modellerinin kurgulanmasına bağlıdır.
 
Doğru modelin kurulması yönünde amaç, ekonomik değeri ve toplumsal açıdan genelde refah düzeyini artırmak için, mal ve yolcu transferinde fiyatlara asgari yük getirmektir. Böylelikle, ekonomide doğru bölgelerde doğru yatırımların gerçekleştirilmesine de imkan sağlanmış olur. Minimum maliyetli finansmanın sağlanması amacıyla çok çeşitli finansman kaynaklarına sahip olmak gerekir. Bu yönde Türkiye’de finansal piyasalarda likidite ve derinliğin sağlanması önem arz etmektedir. Türkiye’de finansal kaynakların artması yönünde tasarruf eğiliminin yükselmesi şartların başında gelmektedir.
 
Ulaştırma alanında nitelikli personel yetiştirilmesi ve mevcut personelin hizmet içi eğitimleri ile daha kaliteli ve verimli görev yapmalarını sağlamak ve araştırma-geliştirme ve eğitim etkinliklerini yerine getirmek üzere bir Ulaştırma Enstitüsü kurulması ve bu konularda üniversitelerle etkin bir işbirliğine gidilmesi öngörülmektedir.
Ulaştırma sektöründe alternatif ulaşım sistemleri kurmak için AR-GE çalışmaları yapılması ve ulaşımın her türünde ülkemizi bölge ülkeleri ile bağlayacak yeni koridor, hat ve bağlantıların oluşumuna yönelik projelerin uygulamalarına yönelik çalışmaların yapılması esas alınmıştır.
Ayrıca, Türkiye açısından hedeflerin gerçekleşmesi, hatta bir atılımı öngören stratejik yaklaşım ile 2023 yılı sonunda demiryolunun yük taşımacılığındaki payının ’in üzerine çıkarılabilmesi, yolcu taşımacılığında ise ’un üzerine çıkarılabilmesi hedeflenmiştir. Benzer şekilde denizyolu ile taşıma payının bugünkü %2.66 olan taşımacılık payının 2023 yılında olması öngörülmüştür. Böylece 2023 yılı sonuna kadar karayolunun payının yükte %60 yolcuda %72 oranına çekilmesi hedeflenmiştir.
 
Strateji belgesinin bir anlamda yol haritasını oluşturacak şekilde hazırlanacak olan “Ulaştırma Ana Planı” çerçevesinde, demiryolu, denizyolu, boru hatlarının payı tedricen artırılacak ve öncelikli altyapı projelerinin ortaya konulmasına ve ulaşım alt sistemlerinin uygun olanlarını aynı anda kullanan kombine taşımacılığına özen gösterilecektir.
 
Bu önceliklere uygun şekilde hazırlanacak eylem planları ile altyapı projelerinin ortaya konulmasına ve ulaşım alt sistemlerinin uygun olanlarını aynı anda kullanan kombine taşımacılığına özen gösterilecektir.
Sonuç olarak; bu çalışmada, ülkemizin 2023 yılında nasıl bir noktada olması gerektiği gerçeğinden hareketle bu noktada ihtiyaç duyulacak ulaştırma sisteminin kurulması ve taşıma paylarının en etkin ve verimli bir yapıya kavuşturulmasına yönelik neler yapılacağının ortaya konması temel alınmıştır…
 
Bu çalışma 2023 yılı Türkiye’sinin gerekli teknolojik atılımları yaparak, kalkınmış ülkeler arasındaki yerini almış olması için, Ulaştırma sektöründe günümüzden itibaren dönemler halinde 2023 ve daha sonrasında, olayları ele alış ve uygulayış yönünden, ‘bakış açısının’ ne olması gerektiğine ve ne olmasının tanımlanmasına önem verilmiştir.
Türkiye ve dünyadaki durum, eğilimler ve itici güçler, ülkemizin güçlü ve zayıf yanları, fırsatlarımız ve karşı karşıya olduğumuz tehditler dikkate alınarak ortaya konulan vizyon ışığında, hedefler ve stratejik hedef ve faaliyet konuları ve alanları tanımlanmıştır.
 
Yolcu ve yük taşımacılığında ekonomi, hız, güvenlik ve konfor her ulaşım türünde aranması gereken özelliklerdir. Bunların yanı sıra çevreyi en az kirletmesi, ülkede mevcut enerji kaynaklarını kullanması ve bu sırada yolcu-km veya ton-km başına tükettiği enerjinin minimum olması, ilk tesis ve bakım / onarım kolaylığı, gibi hususlar ulaştırma türlerinin tercihinde göz önünde tutulması gereken diğer temel unsurlardır.
Yolcu ve yük taşımacılığında ulaşım türlerinin her birinden faydalanılması esas olmuştur. Bu itibarla; ülkenin, sosyal durumuna, mali imkanlarına, sahip olduğu enerji kaynakları ile arazisinin topoğrafik özelliklerine, teknolojik yapısına uygun düşen ulaştırma türlerinin seçilip her birine gerekli olan ağırlığın verilmesi gerekmektedir.
 
Bunun yanında, ulaştırma bir bütün olduğuna göre bu türler arasında dengelerin sağlanması, türlerin birbirlerinin rakibi değil birbirlerini besleyen sistemler şeklinde bir bütün olarak işletilmeleri ülke için ekonomik, hızlı, güvenli bir taşıma hizmetinin sağlanmasında göz önünde tutulması gereken ana unsurlardır.
Bu kapsamda, önümüzdeki 12 yılda yaşanabilecek değişim ve gelişmeleri de öngörerek ülkemizin ulaşım sektörü için 2023 yılına kadar geçerli olacak bir stratejinin oluşturulmasına ihtiyaç duyulmuştur.
Ancak, günümüzde başta bilgi ve iletişim sektörü olmak üzere, hemen her alanda yaşanan adete baş döndürücü sayılabilecek nitelikteki hızlı değişim ve dönüşümler, stratejilerin dayandırıldığı varsayımları kısa sürede geçersiz kılabilme riski ile de karşı karşıya olduğu da kabul edilmektedir.
 
Sağlıklı yapıdaki bir ulaştırma sisteminde, esas olarak, planlama ile kapasitenin gelişen ihtiyaçlara uyarlanması uygun bir amaç sayılabilir. Buna karşılık, yapısal bozukluğu olan bir sistemde olumsuzlukların düzeltilmesi amaçlanacağı için durum çok farklıdır. Türkiye ulaştırmasında yapısal bozukluklar bulunduğu ve sistemin düzeltilerek sağlıklı bir yapıya kavuşturulması gerekmektedir.
 
Buna göre çözüm, mevcut durum bağlamında değil, istenen gelişmeleri yönlendirmek suretiyle aranacağı için, özel bir yaklaşımın benimsenmesini gerektirmektedir. Yani yalnız talebin gelişimiyle ilgilenilerek arzın kapasitesini arttırmaya yönelik bir planlama yaklaşımı, bu durumda geçerli olmayacaktır. Aksine sistemin öğelerinin davranışlarını anlayarak ve onları değişik araçlarla etkilemeye çalışarak, yapısal sorunları çözmeye çaba göstermek, yani ‘etken’ bir yaklaşım ortaya koymak gerekecektir.
 
Türkiye açısından hedeflerin gerçekleşmesi, hatta bir atılımı öngören stratejik yaklaşım ile 2023 yılı sonunda demiryolunun yük taşımacılığındaki payını ’in üzerine çıkarılabilmesi, yolcu taşımacılığında ise ’ un üzerine çıkarılabilmesi hedeflenmiştir. Böylece 2023 yılı sonuna kadar Karayolunun payını yükte %60 yolcuda %72 oranına çekmek hedeflenmiştir.
Ulaşım türleri itibariyle 2023 sonunda;
 
Karayollarında;
1. Halen 19.702 km. olan bölünmüş yollarımızın toplamı 32.000 km.ye ulaşacak,
2. YİD modeliyle yapılacak 5.250 km. ilave otoyol projeleriyle otoyol uzunluğu 7.500 km.ye ulaşacaktır. Bugün itibariyle 1000 Km 2’ye düşen 2,5 km.lik otoyol uzunluğu 9,2 km’ye yükselerek AB ülkelerinin ortalama değerine ulaşılmış olacaktır.
3. Dönem sonunda toplam 67.000 km.’ye ulaşacak karayolu ağının tamamı Bitümlü Sıcak Karışım Asfalta (BSK) dönüştürülmüş olacaktır.
Böylece sürücülere sağlanan daha güvenli, rahat ve konforlu araç kullanım imkanları sonucu, taşıt sayısında ve dolaysıyla araç trafiğinde yaşanacak önemli orandaki artışlara rağmen, özellikle başta hatalı sollamalar olmak üzere diğer yol kusurlarından kaynaklanan ve can ve mal kayıplarına neden olan trafik kazalarında önemli oranda azalma olacaktır. Halen 3,97 olan 100 Milyon taşıtx*km. başına düşen ölüm oranı böylelikle 1’in altına düşecektir.
Dönem sonuna kadar yapılacak otoyol, bölünmüş yol ve BSK kaplamaları ve diğer yatırımlar için toplam 166 Milyar TL. kaynağa ihtiyaç olduğu tahmin edilmekte olup, bunun yaklaşık 43 Milyar TL.’lik bölümü YİD modeli ile özel sektör yatırımı ile gerçekleştirilecek, geri kalan 123 Milyar TL ise kamu kaynağından karşılanacaktır.
 
2. Demiryollarında;
1. Halen toplam 11.915 km. olan demiryolu ağı, 2023 sonunda yaklaşık 30.000 km.ye ulaşmış olacaktır. 30.000 km.lik demiryolu ağının yaklaşık 11.000 km.lik kısmında hızlı tren işletmeciliği yapılacaktır.
2. Demiryolu teşkilatı, ülkemizin ve sektörün ihtiyaçları ile AB’nin norm ve standartlarına uygun olarak “Yeniden Yapılandırılmış” olacaktır.
3. Raylı Taşıt Sanayinin Geliştirilmesi Sağlanacaktır. Bu kapsamda metro, hafif metro, monoray, hızlı tren seti, tünel teknolojileri ile manyetik tren teknolojilerinin geliştirilmesi yeni projelerde tasarım-geliştirme-prototip-kalıp gibi üretim öncesi tüm safhalarda yerlileşme sağlanacaktır.
4. Başta Hicaz Demir yolu olmak üzere, Kavkaz-Samsun-Basra, Kars-Tiflis- Bakü, Güneydoğu Asya, İstanbul-Basra, Kuzey Demiryolu Koridoru, gibi ülkemizi demir yolu ile bölge ülkelerine bağlayacak yeni koridor ve bağlantıların oluşumuna yönelik bölgesel projelere öncelik verilecek ve gerçekleştirilecektir.
5. Dönem sonuna kadar yapılacak yeni demiryolu hatları için yaklaşık 70 Milyar TL, altyapı ve üstyapı yatırımları ile diğer modernizasyon çalışmaları için 30 Milyar TL. olmak üzere toplam 100 Milyar TL. kaynağa ihtiyaç duyulacak olup, bunun 25 Milyar TL.lik kısmı Kamu Özel İşbirliği kapsamında özel sektör yatırımı ile gerçekleştirilecektir.
 
3. Havayolu Ulaşımında;
1. Yeni yapılacak havaalanları ile mevcut havaalanlarının kapasitelerinin artırımı sonucunda, 2023 yılı sonunda yolcu kapasitesi toplam 350 Milyon/yıl’a ulaşmış olacaktır.
2. Türk Sivil Hava taşımacılık filo yapısı; en az 100 geniş gövde, 450 dar gövde,
200 bölgesel uçak olmak üzere toplam 750 uçaklık bir yapıya kavuşmuş olacaktır.
3. Ülkemizin Karadeniz, Kafkasya, Ortadoğu ve Akdeniz coğrafyasında beklenen 5.000 uçaklık dev bir filoya bakım merkezleriyle ev sahipliği yapacak en az 2 adet uçak bakım ve eğitim merkezi niteliğinde havaalanı yapılmış olacaktır.
4. Ticari amaçlı, özellikle bölgesel uçuşlara yönelik uçak üretimi yapan uluslar arası tanınırlığı olan bir uçak fabrikası kurularak imalata başlanmış olacaktır.
5. Dönem sonuna kadar yapılacak yatırımlar için yaklaşık 62 Milyar TL, kaynağa ihtiyaç duyulacak olup, bunun 23 Milyar TL.lik kısmı özel sektör, 10 Milyar TL.si Kamu Özel İşbirliği kapsamında özel sektör yatırımı ile 29 Milyar TL.lik kısmı ise kamu kaynağından karşılanacaktır.
 
4. Denizcilik Sektöründe;
Yeni yapılacak yatırımlarda DLH Genel Müdürlüğünce yapılan Ulaştırma Kıyı Yapıları ve Turizm Kıyı Yapıları Master Planları ile Balıkçılık Kıyı Yapıları Durum ve İhtiyaç Analizi ve Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nca yapılan Bütünleşik Kıyı Master Planları dikkate alınarak belirlenen hedef ve öneriler kapsamında denizcilik sektöründe planlı bir gelişme öngörülmektedir. 
Ayrıca;
1. Halen limanlarımızda elleçlenen toplam yük miktarı 348 Milyon tondur. 2023 yılında ise bu miktarın; 500 Milyon tonu kuru yük, 350 Milyon tonu sıvı yük olmak üzere toplam 850 Milyon tona ulaşması beklenmektedir.
2. Gemi inşa sektöründe, günümüz itibari ile kurulu 3,6 Milyon DWT olan proje kapasitesinin rasyonel bir şekilde yapılanması ve rekabetçi gücünün artırılması sağlanacaktır. 2023 yılında Türk tersaneleri, global siparişte ilk 5 içinde yer alırken, teknolojik, çevreye duyarlı marka olmuş gemileri dünya ticaretine sunmaya devam edecektir.
3. İhracatımızdaki, suda yüzer araçlar kaleminin aldığı payın asgari 5’e ulaştırılması öngörülmektedir. İyi döneminde yıllık 2.6 Milyar dolarlık ihracat gerçekleştiren sektörün, yukarıda ifade edilen rekabetçi niteliğinin kazandırılmasıyla öngörüye ulaşılacağı beklenmektedir. Gemi inşa ve bakım onarıma yapılan her bir yatırımın yan sanayimizde de ciddi katma değer etkisi oluşacaktır.
4. Deniz turizmi sektöründe, 7 adet yeni kruvaziyer liman yapılması, en az üç kruvaziyer limanın homeport niteliklerinde hizmet verecek altyapıya kavuşturulması ve mevcut 13.400 olan yat bağlama kapasitemizin 50.000’e ulaşması hedeflenmiştir.
5. Denizcilik sektöründe yapılacak yatırımlar projeleri için, 10.Ulaştırma Şurası kapsamında yapılan çalışmalarda 2023 yılına kadar toplamda 2010 yılı fiyatları ile yaklaşık 53 Milyar TL maliyet hesaplanmış olup, bunun yaklaşık ’unun kamu kaynakları ile geri kalanının ise YİD ve diğer kamu-özel işbirliği yöntemleri ve özel sektörün katılımıyla karşılanacağı değerlendirmektedir
Dünya ticaretinin bugünkü seviyesinin 3 katına ulaşmasını öngördüğümüz 2023 yılında Türkiye’nin toplam ticaretinin de 2 Trilyon dolara yaklaşması tahmin edilmektedir. Son yıllarda hızla büyüyen Türk sahipli deniz taşımacılık filomuzun bugünkü kapasitesinin iki katından fazla artarak, global taşımacılıktan daha fazla pay alarak ülke ekonomisine yüksek katkı sağlaması beklenmektedir. Aynı şekilde, halen Türk ticaret yüklerinin %20’sinden daha az bir kısmı Türk sahipli gemiler tarafından taşındığı durumdan, en az %50’sinin taşınabildiği bir büyüklüğe ulaşması hedeflenmektedir.
Dünya denizlerinde deniz ticaret filosunun 2-2,5 Milyar DWT’e ulaşması öngörüsü dahilinde, öne çıkan bir konu da gemilerdeki istihdam açığıdır. Ülkemizde hızla artan deniziclik eğitimi sayesinde 2023 yılına giden süreçte çok sayıda gemi adamı arzı Türkiye tarafından sağlanabilecektir. Öngörümüz, yeni gemilerin yanı sıra mevcut gemilerin istihdam yenilenmesinin de eklenmesi dikkate alınarak; sadece Türk sahipli gemilerde 25.000 yeni istihdam ve yabancı gemilerde de en az 25.000 kişilik gemi adamı pozisyonu sağlanabilecektir.
Sonuç olarak; yukarıda belirtildiği üzere; Karayolu, Demiryolu, Havacılık ve Denizcilik sektörlerinde 2023 yılına kadar yapılacak yatırımlar için toplam 381 Milyar TL. tutarında kaynağa ihtiyaç olacağı, bunun; 233 Milyar TL. lik kısmının kamu kaynağından, 113 Milyar TL.lik kısmının Kamu Özel İşbirliği çerçevesinde, 35 Milyar TL.lik bölümünün ise özel sektör tarafından karşılanacağı öngörülmüştür.
 
Bunun yanı sıra, strateji belgesinin bir anlamda yol haritasını oluşturacak şekilde hazırlanacak olan Ulaştırma Ana Planı çerçevesinde, demiryolu, denizyolu, boru hatlarının payını tedricen artırılacak şekilde öncelikler belirlenecektir. Bu önceliklere uygun şekilde hazırlanacak eylem planları ile altyapı projelerinin ortaya konulmasına ve ulaşım alt sistemlerinin uygun olanlarını aynı anda kullanan kombine taşımacılığa özen gösterilecektir…”
Konuyla ilgili son olarak, tüm bu pozitif yaklaşımlara ilaveten, yine Ulaştırma Bakanlığı’nın “Stratejik Plan 2017-2021”de yar alan “GZTF Analizi”ni de aktaralım:
 
GÜÇLÜ YÖNLER
* Geniş yetkilere sahip kuruluş kanununun bulunması
* Ulaşım ve iletişim alanında köklü ve güçlü tüm kuruluşları bünyesinde bulundurması
* Ulusal ve uluslararası geçerliliği olan belgeleri verme yetkisine sahip olması
* Düzenleme ve denetleme yetkisinin olması
* Kurumsal tecrübeye sahip olunması
* Merkezi bütçeden önemli bir pay alması
* Bütçe dışı mali kaynaklara sahip olunması
* Üst politika belgelerinde ulaştırma sektörünün öncelikli yatırım alanlarından biri olarak belirlenmesi
* Ulusal ve uluslararası alanda iş birliği ve koordinasyona açık olması
 
ZAYIF YÖNLER
* Ulaştırma sektörünün genel parametrelerinin yer aldığı bir veri tabanının eksikliği
* Lojistik köy ve merkezlerle ilgili yasal düzenlemelerin yetersizliği
* Ulusal taşımacılıkta modlar arası dengesizliğin devam etmesi
* Yönetişim anlayışının yeterince gelişememiş olması
* Merkez ve taşra teşkilatımızda hizmet binalarının yetersiz olması
* Bakanlığımız bünyesinde kreş, misafirhane vb. sosyal tesislerinin bulunmaması
* Bakanlık faaliyetlerinin yeterince tanıtılamaması
* Halkla ilişkiler çalışmalarının yetersizliği
* Bakanlık hizmetlerinin sunumunda yararlanılacak bilişim teknolojilerinin yeterli olmaması
 
FIRSATLAR
* Ulaştırma ve iletişim sektörlerinin; yatırımcı, işletmeci, gelişimci özelliklerinin olması
* Ulaşım ve iletişimde uzun vadeli stratejilerin belirlenmiş olması ve bu stratejileri destekleyecek proje havuzunun olması
* Coğrafi konumumuzun uluslararası önemli ulaşım koridorlarının kesişme noktasında bulunması
* Ülkemizin kombine taşımacılık ve lojistik merkezlerin kurulması açısından elverişli konumda bulunması
* AB fonlarından en fazla yararlanan Bakanlık olunması
* Dünya ticaretinin büyük oranda denizyoluyla yapılması
* Bilgi ve iletişim alanında AR-GE desteği sağlayacak fon bulunması
* Hizmet alanlarının toplumun tüm kesimlerince kullanılıyor olması

TEHDİTLER
* Hammadde, enerji ve teknoloji açısından dışa bağımlılığımızın devam etmesi
* Küresel ve bölgesel siyasi ve ekonomik istikrarın bozulması
* Nüfusun belli bölgelerde yoğunlaşması ve bölgesel gelişmişlik farkları
* Kurumlar arası mevzuattan kaynaklanan görev ve yetki çatışmasının bulunması
* Uluslararası ulaşım ve haberleşme koridorlarında aleyhimize olabilecek değişiklikler
* YİD modeliyle gerçekleştirilmesi öngörülen projelerde dış kaynaklı finansman temininde yaşanabilecek zorluklar

Öne Çıkanlar

Endüstri Otomasyon Eksen Yayincilik hizmetidir.