TÜRKİYE KOMPOZİT SEKTÖRÜ, 1,4 MİLYAR AVRO VE 265 BİN TONLUK HACME ULAŞTI!

 

Anadolu Ajansı-AA’nın Haziran 2017 tarih ve “Dünya kompozit pazarı 94 milyar avroya koşuyor” başlıklı haberine göre, Kompozit Sanayicileri Derneği Genel Sekreteri Hacıalioğlu, “Küresel kompozit malzeme pazarı gelecek beş yılda yaklaşık 13 milyon tonluk hacme ve 94 milyar avroluk değere ulaşacak” demiş. İsmail Hakkı Hacıalioğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kompozit malzemelerin, havacılık ve uzay, yapı sektörü, tüketim malları ve spor, korozyon dayanımlı ürünler, elektrik elektronik, denizcilik, taşımacılık ve otomotiv, askeri uygulamalar, yenilenebilir enerji, ev aletleri ve iş ekipmanları ve tarım ve gıda alanlarında kullanıldığını söylemiş.

 
Kompozit sanayisinin inşaat, rüzgar enerjisi, uzay ve havacılık, otomotiv gibi alanlara daha fazla nüfuz ederek hızlı bir gelişme gösterdiğini ifade eden Hacıalioğlu, “2016 itibarıyla kompozit malzeme pazarı dünyada 74 milyar avroluk değere ve 10,8 milyon tonluk hacme ulaştı” diye konuşmuş.
 
Hacıalioğlu, “Sektördeki büyüme genellikle küresel ekonomik büyümenin üzerinde seyrediyor. Küresel pazar gelecek beş yılda yaklaşık 13 milyon tonluk hacme ve 94 milyar avroluk değere ulaşacak” demiş.
Kompozit malzemelerin Türkiye’de kullanımının hızla yaygınlaştığına işaret eden Hacıalioğlu, ülkede kompozit malzeme sektöründe iş yapan orta ve büyük ölçekli 180 şirket bulunduğunu söylemiş. Hacıalioğlu, şunları kaydetmiş: “Kısmen kompozit işi yapan firmalar da dahil edildiğinde ülkemizde yaklaşık 8 bin kişi, 800 kadar şirket vasıtasıyla, bu sektörde istihdam ediliyor. Türkiye pazarı geçen yıl 1,4 milyar avro ve 265 bin tonluk hacme ulaştı. Sektör bir önceki yıla göre yüzde 6 büyüdü. Kişi başına düşen kompozit malzeme tüketimi tüm dünyada bir gelişmişlik kriteri olarak kabul edilmektedir. Türkiye’de kişi başına düşen 3,4 kilogram kompozit malzeme tüketimini dünya genelindeki 4-10 kilogramla karşılaştırdığımızda önümüzdeki yıllarda sektörün ülkemizde büyümeye devam edeceğini söyleyebiliriz.”
Hacıalioğlu, Türkiye’de sektörün 2017’de yüzde 5 civarında büyümesini, komşu ülkelerde istikrarın geri gelmesi ve Avrupa’da ekonominin canlanmasıyla ihracat performansımızın artmasını beklediklerini de belirtmiş.
 
Şimdi de, Kompozit Sanayicileri Derneği yayını olan “Composites”de yayınlanan “Türk Kompozit Sektörü 2016 Yılı Değerlendirmesi Ve 2017 Yılı Beklentileri” verilerine bakıyoruz.
 
“Kompozit sanayi geçen 30 yıl içerisinde global ekonomik büyüme ve anahtar sektörlere (bina ve inşaat, rüzgar enerjisi, uzay ve havacılık, otomotiv vb.) daha fazla nüfuz etme becerisine dayanarak uzun süreli bir gelişme göstermiştir.
 
Bugün gelinen noktada kompozit malzeme pazarı dünya ölçeğinde 66,0 milyar Avro ve 8,7 milyon tonluk bir hacme ulaşmış bulunmaktadır. 2010 ve 2015 yılları arasında kompozit pazarı işlenmiş son ürün olarak yılda değer olarak 5-6% hacim olarak ise 4% büyüme göstermiştir.
 
Bu dönemde gelişmiş ülkelerde (Amerika ve Batı Avrupa) anahtar sektörlere nüfuz etme hızı en yüksek oranlara ulaşmıştır. Ancak, gelişmiş ülkelerdeki değer olarak büyüme hızı 5% seviyelerinde seyrederken, gelişmekte olan ülkelerde bu oran yukarıda vurgulanan bina ve inşaat, rüzgar enerjisi, uzay ve havacılık, otomotiv vb. anahtar sektörlerde 8% seviyelerinde olmuştur.
 
Kompozit sanayinin önümüzdeki 5 yıl sürecinde de değer olarak 5%’lik, hacim olarak ise 4%’lük bir büyüme göstermesi beklenmektedir. Bu arada Kuzey Amerika ve Avrupa’nın 56% olan Pazar payının 50%’ye gerileyeceği, Asya’nın pazar payının ise 37%’den 43%’e çıkacağı tahmin edilmektedir.
 
Kompozit pazarının beklenen büyümesi aşağıdaki üç ana büyüme kaldıracına bağlıdır.
1. Gelişmekte olan ülkelerin ekonomik büyümelerinin devam etmesi,
2. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde otomotiv ve rüzgar enerjisi gibi sanayilerin gelişmeye devam etmesi,
3. Uzay ve Havacılık sektöründe özellikle ticari uçaklarda kompozit malzeme kullanımının artarak yoğun bir şekilde devam etmesi.
Türkiye kompozit sektörü dünyadaki global ekonomik gelişmeler paralelinde ve son on dört yıllık siyasi istikrarın da etkisi ile diğer sektörlerde olduğu gibi hızlı ve uzun soluklu bir gelişme göstermiştir.
Türkiye kompozit sektörü orta ve büyük ölçekli 180 şirket, kısmen kompozit işi yapan 700-800 şirket, yaklaşık 8000 çalışanı ile katma değeri yüksek ürünler üreten bir sektör konumundadır.
 
Bugün gelinen noktada Türkiye kompozit malzeme pazarı 1,4 milyar Avro ve 265.000 tonluk bir hacme ulaşmış bulunmaktadır. Kompozit sektörü tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de ikame malzemelerden pay alarak büyümektedir. 
Kompozit sektörü Türkiye’de Avrupa ve Dünya büyüme oranının üzerinde bir büyüme göstermektedir. Geçtiğimiz yıllarda dönemin ekonomik durumuna bağlı olarak Türkiye’de 8% arası bir büyüme 
görülmüştür. 2016 yılında gerçekleşen büyüme ise 6% olmuştur.
Dünya’da bir ‘Gelişmişlik Kriteri’ olarak kabul edilen kişi başına düşen kompozit tüketim miktarlarına bakıldığında, ülkemizin önünde önemli fırsatların ve olanakların olduğu ortaya çıkmaktadır. Şöyle ki, Dünya’da 4-10 kg. arasında bir dağılım izleyen bu miktar ülkemizde 3,4 kg. düzeyindedir. Dünyada 7,6€/kg. olan ortalama fiyat seviyesi de ülkemizde 5,3€/kg. düzeyindedir. Gerek kişi başı tüketim miktarı ve gerekse de Türkiye’deki ortalama fiyat ülkemiz için önümüzdeki dönemde avantaj olarak değerlendirilmektedir.
Kompozit malzemenin sektörler arasında hacim olarak dağılımı Dünya, Avrupa ve Türkiye açısından aşağıdaki tablodaki gibidir.
Tablodan da görülebileceği gibi ülkemizde kompozit malzeme daha ziyade boru ve tank ile yapı ve inşaat sektörlerinde ağırlıklı olarak kullanılmaktadır. İleri teknolojili ürünlerin ülkemizde üretilmesinin hızlanması ile birlikte, özellikle rüzgar enerjisi, taşımacılık ve otomotiv, uzay ve havacılık ile elektrik ve elektronik sektörlerinde daha fazla miktar ve oranda kompozit malzeme kullanımının gerçekleşmesi beklenmektedir.
Üretim proseslerine göre bir karşılaştırma yapılmak istenirse aşağıdaki gibi bir tablo karşımıza çıkmaktadır.
Tablodan da görülebileceği gibi ülkemizde makinalı ve ileri teknoloji gerektiren ürünlerin üretiminde alınacak daha pek çok yol vardır. Ülkemizdeki ve civar ülkelerdeki talebin etkisi ile %36’lara varan CTP boru üretimi ülkemiz kompozit sektörünün itici gücü olmaya önümüzdeki dönemde de devam edecektir. Pultruzyon, SMC-BMC ve Termoplastik Enjeksiyon proseslerinin önümüzdeki dönemde pazar paylarını arttırmaları beklenmektedir. RTM ise özellikle rüzgar enerjisi, denizcilik, otomotiv ve taşımacılık ile su kaydırakları sektörlerinde gelişimini sürdürmeye devam edecektir.
Kompozit pazarı hacimsel olarak Çin’in ekonomik gelişmesine paralel olarak en fazla bu ülkede gelişme göstermiştir. Uzay ve Havacılık sektörünün kompozit kullanım oranı hızlı bir artış göstermiştir. Rüzgâr Enerjisinin kompozit kullanımındaki hızlı artış bu sektörü kompozit sektörleri içerisinde üst sıralara taşımıştır. Termoplastiklerin gelişme hızı termosetlere oranla daha fazla olmuş ve termoplastikler toplam kompozit pazarı içerisindeki paylarını arttırmayı başarmışlardır. Enjeksiyon proseslerinin, el yatırmasına olan oranı her geçen gün artmış ve el yatırması teknikleri daha ziyade büyük parçaların üretimleri ile sınırlı kalmaya başlamıştır.
 
1. Kompozit sektörünün büyümesi genellikle global ekonomik büyümenin üzerinde seyretmektedir. Önümüzdeki dönemde de bu durum geçerliliğini koruyacaktır. 
2. Kompozit sektörünün gelecek 5 yılda hacimsel olarak 4%’lük bir büyüme ile 10 milyon tonluk bir hacme ulaşması öngörülmektedir.
 
Bu gelişme;
 
• Kuzey Amerika’da yılda 2%
• Avrupa’da yılda 4%
• Asya’da yılda 7%
• Geri Kalan Ülkeler’de yılda 6% düzeyinde olacaktır.
Bu gelişme farklılığı kompozit endüstrisinin Kuzey Amerika ve Avrupa’dan Asya’ya ve diğer ülkelere 
doğru kaymasına neden olacaktır.
Kompozit sektörünün gelişmesi uygulama alanlarına göre de farklılıklar içerecektir. Denizcilik, Yapı ve İnşaat ve Tüketici Mallarındaki büyümenin yıllık 0-2% arasında olması beklenirken, Elektrik ve Elektronik, Boru ve Tank, Taşımacılık ve Uzay ve Havacılık sektörlerinde büyümenin yıllık 3%7% arasında gerçekleşeceği tahmin edilmektedir. Rüzgar Enerjisi uygulama alanındaki büyümenin ise iyimser bir tahminle yıllık 15%-20%’lik bir oranı yakalaması beklenmektedir.
 
3. Kompozit Sektörünün gelecek 5 yılda değersel olarak yıllık %5’lik bir büyüme ile 80 milyar Avro’luk bir değere ulaşması beklenmektedir. Değersel büyümenin Kuzey Amerika ve Avrupa’da %4, Asya ve dünyanın geri kalan bölgelerinde %7 düzeyinde olması beklenmektedir.
4. Çeşitli sanayilerde kompozit malzeme kullanım oranı belirli bir dengeye kavuşmuş durumdadır. Rüzgar Enerjisi’nde (65%), Denizcilik’te (50%), Elektrik ve Elektronik’te (35%) ve Tüketici Malları’nda (13%). Diğer endüstrilerde ise kompozit kullanımı alternatif malzemelerden pay alarak artmaya devam edecektir.
Bu endüstrilerde kompozit malzemelerin pay alma oranının;
• Uzay ve Havacılıkta 9%’dan 12%’ye
• Yapı ve İnşaatta 6%’den 10%’a
• Boru ve Tank’da ise 1%’den 2%’ye çıkması beklenmektedir.
Türkiye’de sektörün 2017 yılında 5% civarında bir büyüme göstermesi beklenmektedir. 2017 yılında bölgede ve Orta Doğu’da istikrarın oluşması ve Avrupa’da ekonominin canlanması söz konusu olduğu takdirde üreticilerimizin ihracat performansı artacaktır. Sektör üyelerinin yeni projeler ve ihracat pazarlarını çeşitlendirme konusunda yapmakta oldukları çalışmalarında pozitif geri dönüşleri neticesinde 2017 yılı performansının artacağına inanıyoruz.
Kompozit sanayi 3 ana katma değerli adımdan oluşmaktadır:
1. İlk madde üretimi: reçineler, elyaflar, katkı maddeleri, aletler ve makineler.
2. Ara malı üretimi: dokumalar, kumaşlar, örgüler, preformlar, hazır kalıplama bileşimleri, pestiller, granüller ve peletler.
3. Son ürün üretimi: nihai kompozit malzemeden oluşan ürünler.
Bugün tüm dünyada en yaygın olarak kullanılan takviye malzemeleri Cam Elyafı (86%) ve Karbon Elyafı (12%) ülkemizde üretilmektedir. Reçinelerden ise Doymamış Polyester Reçinesi ve Vinyl Ester reçine ülkemizde üretilirken Epoxy Reçineler ile Termoplastik Reçineler ithal edilmektedir. Reçinelerin hammaddelerinin ise son derece az bir bölümü ülkemizde üretilirken önemli bir bölümü yurtdışından tedarik edilmektedir. Kompozit üretiminde kullanılan teknik tekstillerin üretiminin ülkemizde yaygınlaşması ile birlikte bu alanda da sektör tüm ihtiyacını yurtiçinden karşılayabilme noktasına gelmiştir. Rakamsal olarak bugün kompozit sektörü yaklaşık 250 milyon Avroluk bir ihracat yaparken 250 milyon Avroluk da ithalat yapmaktadır.
 
Sektör ihtiyaç duyduğu kimyasal hammaddeleri ithal ederken, gerek ülkemizde üretilen takviye malzemeleri ve reçineler ile teknik tekstillerin ve bitmiş ürünlerin ihracatı ile dış ticarette bir dengeye kavuşmuş ve bugün dünya çapında iş yapan firmaları ile de uluslararası alanda adından söz edilen bir konuma ulaşmıştır. Nitekim bu gelişmenin en somut örneği olarak Türkiye, sektörün uluslararası en önemli buluşması olan 12-14 Mart 2013 tarihleri arasında Paris’te yapılan JEC 2013 Paris fuarının Onur Ülkesi olarak ilan edilmiştir.
 
Kompozit sektörü doğrudan ve dolaylı olarak ihracat yapmaktadır. Ürettiği hammaddeleri, sanayi ara mallarını ve son ürünleri aldıkları ihaleler ve projeler çerçevesinde doğrudan ihraç eden sektör ayrıca bu ürünleri ihraç edilen her otomobil, otobüs, tekne, küvet v.b. ürünlerin içerisinde dolaylı olarak da ihraç etmektedir. Sektör esas olarak Avrupa Ülkelerine, Rusya’ya, Türki Cumhuriyetlere, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’ya ihracat yapmaktadır. İhracat yapılan ülke sayısını arttırmak ve yeni pazarlar kazanmak amacıyla da çalışmalar her geçen gün yoğunlaştırılmaktadır. Sektörün bazı firmaları Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere Uzakdoğu da dahil olmak üzere dünyanın her tarafına ihracat yapmaktadırlar.
Sektör yaklaşık olarak 250 milyon Avro civarında doğrudan ihracat yapmaktadır. Bu ihracat rakamının içerisindeki en önemli pay CTP boru üreticilerine, cam elyafı ve polyester reçine üreticilerine, teknik tekstil üreticilerine ve RTM üreticilerine aittir.
Global ekonomik durgunluğun yanı sıra Rusya ve Ortadoğu’daki siyasi ve ekonomik sorunlar firmaları olumsuz etkilemiştir. Bu ülkelerde iş yapan veya bu ülkelere ihracat yapan firmalar yeni arayışlara girerek toparlanma sürecinde olan Avrupa pazarlarına yönelmişlerdir. İç pazarda hissedilen durgunluk ve kurdaki dalgalanmalar sektörü çok olumsuz etkilemiştir. Özellikle polyester ve termoplastik reçine hammaddelerinin tedarikinde dışa bağımlı olan sektör uzun vadeli fiyatlandırma yapmakta zorluklar yaşamakta, uzun vadeli bağlantılardan mümkün oldukça kaçınmaktadır. Kurlardaki istikrarsızlık üreticilerin daha ziyade ihracata ağırlık vermelerine neden olmuştur.
 
Uzay ve havacılık ile rüzgâr enerjisi sektörleri değer olarak pazarda ön sıralarda yer alırken hacim olarak ise alt sıralarda yer almaktadır. Bunun nedeni, bu sektörlerdeki kompozit ürünlerin ortalama fiyatlarının diğer sektördekilerden daha yüksek olmasıdır. 
Değer olarak Kuzey Amerika 37%’sini, Avrupa 24%’ünü, Asya 32%’sini ve dünyanın geri kalanı da 7%’sini üretmektedirler. 
Hacim olarak ise Kuzey Amerika’nın payı, 34%’ü Avrupa’nın payı 22%, Asya’nın payı 38% ve dünyanın geri kalan ülkelerinin payı ise 6%’dır.
 
Bir ülkedeki kompozit pazarı o ülkenin ekonomik gelişmişlik düzeyi ile ilişkilidir. Kuzey Amerika ve Avrupa değer olarak, hacim olarak elde ettikleri paylardan daha fazlasına sahiptirler. Bunun temel nedeni ise Kuzey Amerika ve Avrupa’da katma değeri yüksek ürünlerin daha sıklıkla üretilmesidir.
 
Endüstriyel proseslere bakıldığında ise şu durum ortaya çıkmaktadır. Kuzey Amerika ve Avrupa pazarında enjeksiyon prosesleri (40-45%), sürekli prosesler (20-25%), el yatırması (15-20%), ve diğerleri (10-15%) şeklinde bir sıralama varken Asya’da ise el yatırması ve enjeksiyon prosesleri 30%’ar pay sahibidirler.
Sektörde faaliyet göstermekte olan firmalarımızın hepsinde aynı ölçüde Ar-Ge faaliyetleri planlandığını ve bu faaliyetler için bütçelerinden fon ayırdıklarını söylemek oldukça zordur. Fakat sektörün gelişmesi için lider konumdaki kuruluşlar bu konuda daha ciddi faaliyetler yürütmektedirler. O nedenle bizim dernek olarak sektörün gelişimi için tüm firmalara tavsiyemiz Ar-Ge faaliyetlerine yeterli kaynak aktarımı yaparak sürekli gelişime önem vermeleridir.
 
Bir diğer tavsiyemiz ise bu aşamadan sonra sektörde faaliyet gösteren firmaların, dikkat etmesi gereken en önemli husus, sağlanmış olan kalite seviyesinin taviz vermeden korunması olmalıdır. Yoğun rekabet görmekte olduğumuz bu yıllarda sektörde faaliyet gösteren firmaların maliyetlerde avantaj sağlamak adına asla kaliteden taviz vermemesi gerekmektedir. Bu konuda yapılacak olan hatalar yalnızca o hatayı yapan kuruluşa değil tüm sektöre ve malzemeye fatura edilmekte olduğundan dolayı sektördeki irili ufaklı tüm firmaların bu konuda hassasiyet göstermeleri bir zorunluluktur.
 
Sektörümüzün önemli gündem maddeleri arasında geri dönüşüm, ürün standartlarının belirlenmesi, teknik eğitim, sektörün rekabet gücünü arttırma, sektörün NACE faaliyet kodları içerisinde yer almasını sağlama, tanıtım tutundurma faaliyetleri, sektörde merdiven altı diye tabir edilen üreticilerin yarattığı haksız rekabet, kayıt dışılık ve kalitesizliğin önlenmesi gibi konular yer almaktadır. Bu başlıklar çerçevesinde Kompozit Sanayicileri Derneğimiz aşağıdaki faaliyetleri gerçekleştirmektedir.
 
Derneğimiz öncelikle Resmi Gazetede yayınlanarak Ulusal Meslek Standartları haline getirdiği standartlara birkaç ilave yaparak bu standartların yeterliliklerini hazırlamaya başlamış bulunmaktadır. Bu sürecin sonunda belgeli, çalışkan, nitelikli ve eğitimli işgücü hedefi yatmaktadır.
 
Derneğimiz kurulduğu günden bu yana sürdürmekte olduğu eğitim çalışmalarına, konferans, seminer ve benzeri faaliyetlere önümüzdeki dönemde de artarak devam edecektir.
Tanıtım faaliyetleri çerçevesinde dünyadaki en önemli sektör buluşması olan JEC 2016 Paris Fuarı’na geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da İstanbul Ticaret Odası önderliğinde Ulusal Katılım Organizasyonu içerisinde katılarak Türk Kompozitinin yeteneklerini tüm ilgililerin dikkatlerine sunmayı başarmıştır. 
 
Derneğimiz ayrıca 2015 yılının 8, 9 ve 10 Ekim tarihlerinde İstanbul’da düzenlediği ‘2. Türk ve Bölgesel Kompozit Teknolojileri, Sanayi ve Uygulamaları Sempozyumu ve Forumu’ veya kısaca ‘Türk Kompozit Sanayi Zirvesi’ ile önemli bir buluşmaya ev sahipliği yaparak, Türk Kompozitinin ikinci kez en güçlü bir şekilde biraraya gelerek sesini duyurduğu bir etkinliğe imzasını atmıştır. Derneğimiz aynı etkinliği 2017 yılında da tekrarlayarak Türk Kompozitinin gelişmesini güçlü bir şekilde ortaya koyacaktır.
Derneğimiz Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı önderliğinde hazırlanan Ulusal Geri Dönüşüm Strateji Belgesi ve Eylem Planları’nda sektörün uluslararası alandaki uygulamalarını inceleyip ülkemizde uygulanabilir olanlarını belirlemekle görevlendirilmiştir. Bu çalışmalara da devam edilecektir.
Ürün standartlarını belirlemek amacıyla üyesi bulunduğumuz ve Yönetim Kurulunda da yer aldığımız Avrupa Kompozit Sanayi Birliği ve Almanya Kompozit Üreticileri Birliği önderliğinde başlayan çalışmaların içerisinde yer alınarak belirlenecek standartların ülkemizde de standartlaştırılması için çaba gösterilecektir.
 
Gündemdeki diğer konular ile ilgili olarak da diğer sivil toplum örgütleri ile müştereken içerisinde yer aldığımız Türkiye Odalar Borsalar Birliği Kimya 
Sanayi Sektör Meclisi, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Kompozit Üreticileri Alt Komitesi, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Savunma Sanayii Sektör Meclisi, Kimya Sektör Platformu, Plastik Sektör Platformu, Kimya Teknik Komitesi, Plastik - Kauçuk ve Kompozit Teknik Alt Komitesi, Parlayıcı ve Patlayıcı Ortamlarda Güvenliğin Sağlanması Platformu, Girdi Tedarik Stratejileri ve Kimya Sanayii Strateji Belgesi gibi platform ve meclislerde tüm sanayicileri ilgilendiren konularda sürdürülen çalışmalara katkı verilerek Türkiye’deki yatırım ortamının iyileştirilmesine, tarife dışı engellerin kaldırılmasına, kayıt dışı ile mücadele edilmesi çalışmalarına devam edilecektir.
 
Kompozit sektörü katma değeri yüksek ürünler ürettiği ve yarının malzemesi olduğu için ülkemiz açısından çok önemli bir sektördür. Hükümet, yerel yönetimler, yatırımcı kuruluşlar ve sanayicilerin malzeme alımlarında geleneksel malzemeler yerine daha hafif, daha uzun ömürlü, daha yüksek mukavemetlere sahip, daha çağdaş çözümler sunan kompozit malzeme alternatiflerini aramalarının hem kendileri hem de ülke ekonomisi açısından yararlı olacağı görüşündeyiz. 
 
Bugün tüm dünyada gerek havacılık ve uzay sektöründe gerekse de otomotiv sektöründe enerji ve fosil yakıt kullanımının azalması tamamen kompozit malzemelerin bu sektörlere penetrasyonu ile doğru orantılı olarak gelişmiştir. Bu sürecin hemen hemen tüm sektörlere girdi veren ve çözüm üreten bir sektör olan kompozit sektörü lehine daha da gelişeceğine inanmaktayız.”
 

Öne Çıkanlar

Endüstri Otomasyon Eksen Yayincilik hizmetidir.