Tüketiciyi Sahte Elektronik Cihazlardan Koruyan Adam: Brian Monks

 Tüketiciyi Sahte Elektronik Cihazlardan Koruyan Adam: Brian Monks

Underwriters Laboratuarları’nın (UL) Sahtekârlıkla Mücadele Operasyonları Başkan Yardımcısı Brian Monks, yedi valizli adamın hikâyesini anlatmayı seviyor. Gümrük memurları, Asya’dan
gelip San Francisco Uluslararası Hava Limanı’na inen adama bildirecek bir şeyi olup olmadığını sordular. Adam, “Yok” dedi. Memurlar gene de yedi valizi aradılar ve hepsinin de tıka basa
taklit devre kesicilerle dolu olduğunu gördüler. 
Monks, bu partinin A.B.D. gümrüklerinde o yıl ele geçen 300.000’i aşkın taklit devre kesicinin çok küçük bir kısmı olduğunu belirtiyor. “Bu, engellenmiş 300.000 olası yangın demek,” diyor, “insanların canına mâl olabilecek 300.000 facia.” Monks normalde İngiliz aksanının izlerini taşıyan boğuk bir sesle hafiften kendisiyle dalga geçen, canayakın bir adam. Ama iş sahtekârlıkla mücadeleye geldi mi, Melville-New York’ta bulunan UL’nin ilgili bölümünü sıkı eğitimli bir polis birimi gibi büyük bir ciddiyet ve dikkatle çalıştırıyor. Monks ve ekibi, günlerini UL’nin belgeleme işaretlerinin güvenliğini yükselterek, gizli denetimler yaparak, istihbarat raporlarını didik didik ederek ve baskınlarda kolluk kuvvetleri ile eşgüdümlü rol üstlenerek geçiriyorlar. Çalışmaları ve kararlılığı sayesinde Monks sahtekârlıkla mücadelede uluslararası lider haline geldi. Ama aradan geçen yirmi yıla rağmen görev hâlâ aynı: Suçluları durdurmak. 
Monks şöyle diyor: “Sahtekârlar hile yapıp aldatmaya çalışıyor. Tek dertleri para. Bizim iyiliğimiz umurlarında değil. Bu da hepimizin güvenliğini tehlikeye sokuyor.” Uzatma kablosu gibi basit bir ürün bile, sahtekârların elinde bir tehlikeye dönüşebilir. Kablo iki ana bileşenden oluşuyor: Bakır ve plastik. Monks, “Bakır daha pahalı, dolayısıyla sahtekârlar çok az bakır ve bolca plastik kullanıyor,” diye açıklıyor. “Görünüşü ve ele gelişi gerçek uzatma kablosu gibi, ama içine bakacak olsanız aslında daha çok telefon teline benziyor.”
Sahte uzatma kablosu bir süre iş görebilir, ama Monks bunun “tetikte bekleyen bir felâket” olduğunu ve elektrik çarpmasına ya da yangına yol açabileceğini söylüyor. UL’nin esas iş alanı, geniş bir ürün yelpazesini test edip onay belgesi vermek. Bu yelpazede piller, aydınlatma cihazları, elektronik cihazlar ve hatta füze rampaları bile var. Geçen yıl yaklaşık 2 milyar yasal ürün UL logosu ile etiketlendi. Ama sahte UL işaretiyle kamufle edilmiş sayısız sahte ürün de piyasaya döküldü ve bu taklitleri tespit edip engellemek, şirketin işlerinin giderek daha önemli bir kısmını teşkil etmeye başladı. Elektrik ve bilgisayar teknolojileri dalındaki lisans derecesini New York Institute of Technology’den almış olan Monks, 1983’te UL’de işe başladığında, firma pek de sahtekârlık üzerine yoğunlaşmış değildi. Ama 1990’ların başında John F. Kennedy Uluslararası Hava Limanı’ ndaki A.B.D. gümrük memurları, denizaşırı bir sevkiyatta sahte UL etiketi taşıyan taklit ürünleri ele geçirince, her şey değişti. Monks, UL’nin kolluk kuvvetleri ile birlikte çalışmasını önerdi ve böylece UL’nin Sahtekârlıkla Mücadele Birimi doğmuş oldu.
Monks, kısa süre sonra bu güçlü tutkusuyla tanınır oldu. Monks’la on yıl kadar önce tanışan Irlandalı eski bir polis memuru olan Eamon O’Grady, “O devrinin ilerisindeydi,” diyor. “O zamanlar şu anki ekibi yoktu, ama UL’deki görevi çok iyi yönetiyordu.” O’Grady, Monks’un önerisi üzerine daha sonra UL’ye katıldı ve şu anda firmanın Küresel Güvenlik ve Marka Koruma
Operasyonları müdürü. Monks ve ekibinin sahte ürünleri engellemek için kullandığı ana yöntemlerden biri, UL etiketlerinin güvenlik özelliklerini geliştirmek. “Eklenen her yeni özellik, dolandırıcıların taklit etmesini daha zor ve daha pahalı hale getiriyor,” diye açıklıyor. Son yıllarda firma, holografik malzemelere, sıra numarası ve gizli güvenlik kodu uygulamasına yönelmiş. Daha karmaşık ürünlere ise, mikro-çipe gömülü etiketler takılıyor. Monks, “Etiketlerimiz birer teknoloji harikası.” diyor, “Bunların içinde o kadar çok bilgi gömülü ki, bir teknoloji meraklısı bunların hepsini keşfedinceye kadar epey uğraşmak zorunda kalır.” Etiketler giderek karmaşıklaşsa bile, kolayca doğrulanabilmeleri gerekiyor. Mesela firma, bazı etiketlerdeki renk-kaydıran mürekkebi tespit edebilmeleri için, kolluk kuvvetleri ve gümrük memurlarına LED’li kimlik belirleyiciler veriyor. Monks, “Kolluk kuvvetleri, verdiğimiz araçlar sayesinde UL etiketinin gerçek mi sahte mi olduğunu bir kaç saniye içinde belirleyebiliyor.” diyor.
Monks ve ekibi sahtekârlık ve fikrî mülkiyet suçlarıyla mücadele konusunda eğitim de veriyor. Monks bir kaç yıl önce, Interpol, Uluslararası Polis Organizasyonu ve UL’nin ortak bir girişimi olan Uluslararası IP Suçu Müfettiflleri Koleji’nin (International IP Crime Investigators College) kurulmasına katkıda bulundu. Kolej, fikrî mülkiyet yasalarının uygulanması ve sahte üretimin engellenmesi konularında müfettifllere eğitim veriyor. Monks, “UL bu işi tek başına yapamaz, bu küresel bir sorun.” diyor.
Monks’un söylediğine göre, taklitçilik mağduru olan şirketler bu durumu farketmeye başlamış. “Yıllar önce, şirketler bu şekilde dolandırıldıklarında, hiç ses çıkarmaz ve problemi tek başlarına halletmeye çalışırlardı,” diyor. Ama artık önemli şirketlerin bir sorunları olduğunu itiraf ettiğini ve sektör olarak hep birden “buna katlanamayacaklarını” ilan ettiklerini belirtiyor.
Monks, gene de dolandırıcılardan bir adım önde olmanın zor olduğunu açıklıyor. Ne de olsa, dolandırıcıların sayısı Monks gibi insanların sayısından çok daha fazla. Monks “Bu bazen
bezdirici olabiliyor,” diyor, “ama bu işte bana enerji veren, içimde her gün gelip onları durdurmak için daha fazla çalışma isteği uyandıran da bu.”

Teknolojide Yenilikler

Endüstri Otomasyon Eksen Yayincilik hizmetidir.