Tarım Sektöründe 2018 Vizyonu

 Tarım Sektöründe 2018 Vizyonu

Tarım Sektörü’nün bugünden yarına durumunu değerlendiren en derli-toplu verileri, “Onuncu Kalkınma Planının 2014-2018 Gıda Ürünleri ve Güvenilirliği Özel İhtisas Komisyonu Raporu”nda bulduk. Aralıklarla, aktaralım:
 
“Türkiye’deki Dinamikler ve Dünyadaki Eğilimlerin Muhtemel Yansımaları:
 
Gıda fiyatlarının yükselme eğilimini koruması ve artan petrol fiyatları ile değişken iklim koşulları nedeniyle yakın gelecekte söz konusu fiyatlarda düşüş beklenmemesi, Türkiye açısından gıda konusunda öncelikle gıda güvenliğinin önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Son araştırmalar, özellikle kırsal kesimde yoksulluğun belli bir düzeyi koruduğunu göstermektedir. Tarım üreticilerinin üretimden uzak kalarak ya da verimli üretim yapma şansı bulamayarak üretkenlikten çıkmaları veya şehirlere göç etmeleri gıda güvenliği açısından önemli sorunlar oluşturmaktadır. Bu olguyu ülkemiz özellikle son birkaç yıldır tecrübe etmektedir. Yer yer üretimden vazgeçmelerin önüne geçmek için desteklerin artırılması, kredi borçlarının ertelenmesi vb. politikalar izlenmektedir.
Gıda ve içecek sanayii, Türkiye’de 150 Milyar TL (yaklaşık 85 milyar Dolar) düzeyinde ciro büyüklüğüne ulaşan, ülkemizde imalat sanayii içinde pay alan 4. büyük sanayidir. Yeterliliğe ve çoğunlukla ihracata dayalı bir sanayi olarak ekonomideki etkinliğini devam ettirmektedir. Toplam ihracattan pay alan gıda sanayii, son yıllardaki krizlere karşın ortalama %3,4 oranında büyümeyi ve %7,7 oranında ihracat artışını başarabilmiştir. Ortalama 4-9 milyar Dolar düzeyinde ihracat değeriyle mevcut potansiyeli ölçüsünde büyüme sağlayamadığı ifade edilen sanayi, genellikle küçük ölçekli yapısı ile varlığını sürdürmektedir. Modern ve büyük ölçekli işletme varlığının ancak ’lar düzeyinde olduğu gıda sanayiinde özellikle kayıt altında bulunmayan işletmelerin tüketici sağlığına uygun koşullarda ve uygun kalitede üretimde bulunmadığı da gözlenmektedir. Sanayi uygun, yeterli, zamanında ve kaliteli hammadde teminini yıllardır çözememiştir. Bu durum iç ve dış piyasada olumsuz gelişmelere neden olmaktadır.
Türkiye potansiyel yatırımcılar için çekici bir pazardır. Giderek iyileşen gıda ve içecek ticaret dengesine sahip önemli bir tarımsal üretici olarak, ülkemiz hammaddeye kolay erişim sağlamaktadır. Türkiye gıda ve içecek sektörü üretiminde önemli gelişmeler kaydedilmiş, kriz döneminde büyümede yaşanan gerilemelerde bile diğer sektörlerden daha düşük seviyede bir yavaşlama yaşanmıştır.
 
Türkiye’de gıda üretimi ve dağıtımında bulunan küçük ve orta ölçekli işletmelerle büyük işletmeler arasında büyük farklılıklar vardır. Genelde üretim ve karlılıktan büyük pay alan, üretim çeşitliliğinde bulunan, bilim ve teknolojiyi izlemede daha istekli davranan büyük işletmelerdir. Bu arada sayısal olarak fazlalığı oluşturan küçük ve orta ölçekli işletmelerin organize olmaları halinde ekonomideki etkinliklerini artırabildikleri görülmektedir. Üretimde, satışta, girdi temini ve kullanımında bu işletmelerin organizasyonları ekonomiye canlılık getirebilmektedir.
Türkiye’de gıda işletmelerinde üretim artışı sağlamada ve kapasite kullanımını artırmada, gelişmiş dünya ülkelerinde olduğu gibi tarımla etkin koordinasyonu sağlamak gereklidir. Gıda işletmelerinin temel hammadde girdisi ile ilgilenmeleri ve tarımda verimlilik ve etkinliği artırmaya yönelik teknik çalışmaları yapmaları zorunludur. Sanayide yaratılan kapasite kullanımının yıllardır %60-70 düzeyinde kalmasının temelinde, nitelikli hammadde yetersizliği, teknik bilgi, sermaye yetersizliği, üretim ve satış alanlarında karşılaşılan sorunlar yatmaktadır.
Gıda sanayii ürünlerine karşı iç talep artışı sağlamak, tüketici geliri ve satın alma gücü yanında gıda fiyatlarındaki değişimle birlikte kültürel- alışkanlıklar- beslenme bilincine bağlı görülmektedir. Dünyanın diğer gelişmiş gıda sanayiine sahip ülkelerinde olduğu gibi nüfus yapısı, değişen talep yapısının yakından izlenmesi önümüzdeki dönemde Türkiye’de gıda ürünleri arz yapısının değişiminde daha büyük rol oynayabilir.
 
Türkiye gıda sektörünü gelişmesini sağlayan bir olgu da, gelir ve tüketim anlayışına bağlı olarak toptancı ve perakendecilerin gıda işletmelerinden daha yüksek standartlar talep etmeleridir. Bu durum sektördeki yatırımlarla birlikte gelişmeler yaratmaktadır. Tüketici bilinç ve algısı, gıda güvenilirliğine ilişkin bilgilendirmeler, organize perakendeciliğin yaygınlaşması ve net gelir seviyesinin yükselmesiyle, tüketim tercihleri değişmekte, hazır yemekler ve dondurulmuş yiyecekler gibi paketlenmiş ve işlenmiş gıdalara yönelim artmaktadır.
 
Nüfusun demografik yapısındaki değişim de bu gelişmelere eklendiğinde, dondurulmuş ve hazır gıdaya olan talep artış göstermektedir. Özellikle son yıllarda yaşanan gelişmelerle belirtilen alanlarda gıda işletmelerinin sayı ve kapasite artışı gözlenmektedir.
 
Türkiye artan nüfusun gıda gereksinimini sağlamak, toplumun bütün kesimlerine yeterli gıda güvenliği temin etmek, artan fiyatlardan tüketicilerin ve sanayinin zarar görmesini önlemek için tarımsal üretimde verimlilik ve kaliteyi artırarak başta tahıllar olmak üzere, et, süttozu ve şeker gibi ürünlerde stok yönetimini dikkate almak durumundadır. Gıda sektörünün işleyeceği hammaddedeki fiyat artışları, arz yetersizlikleri, yükselen enerji maliyetleri şüphesiz sanayinin üretim gücünü etkileyecektir.
Tarımsal yatırımları geliştirmeye ve girdi kullanımında etkinlik ölçütlerine önem vermek öncelikli olabilir. Sulama yatırım desteği ile verimlilik artışı sağlayarak gelir düzeyinde iyileştirmeler elde etmek, özellikle küçük tarım işletmelerinin sürdürülebilir üretimleri için gerekli olup bunun ölçümü ve dünya ortalamaları ile karşılaştırmalı analizi önemli görülmektedir. Bu noktada GAP gibi yıllardır uygulamalarla artması ve kullanılması planlanan modern teknolojiyi teşvik eden fırsatlar dikkate alınmalıdır. GAP Eylem Planı çerçevesinde Bölgede 2012 yılı sonunda artması hedeflenen sulanabilir arazinin verimli ve bölge halkını kalkındırabilecek karlılığı sağlayan ürünler için kullanımı bir fırsat barındırmaktadır. Bölgedeki mevcut tarımsal üretim neredeyse tamamen, tahıl, pamuk, bakliyat ağırlıklı bitkilerden oluşmaktadır. Bu süreçte meyvecilik, sebzecilik gibi daha entansif olarak dikkati çeken tarım sistemlerine ağırlık verilmesi zorunludur. GAP Bölgesi karayoluyla Orta Doğu ülkelerine günü birlik mesafededir ve bu konum pazarlama açısından stratejik bir özellik yaratmaktadır. Yetiştirilmesi planlanan ürünlerin bu yolla dış pazarlama sorunu da azalabilecektir.
Türkiye’nin yabancılar açısından cazibesi, Türki Cumhuriyetler ve Orta Doğu gibi zengin ve zenginleşmesi beklenen doğal kaynağı bol ülke pazarlarına yakınlığıdır. Teknoloji transferi ve Ar-Ge çalışmalarında artış olması ülkemizde katma değer artışı açısında önemli görülmektedir. Gıda güvenilirliği ve rekabet anlayışının AB ve küreselleşme sürecinde daha da gelişmesi beklenmektedir. Bu anlayışın ülke doğal kaynaklarının korunması yoluyla geliştirilmesi önemlidir. Diğer taraftan, sektörde etik anlayış ve kayıt dışılığın disipline edilmesi için yabancı sermayeli firmaların etkili olabileceği düşünülmektedir.
Yerli sermayenin paralel şekilde güçlenmesi ve büyümesi, zengin tarımsal kaynaklarımızın yeni markalarla dünya piyasalarına kazandırılması, ülkemize katkının artırılması anlamına gelmektedir. Gıda ve içecek alanında daha fazla yatırım yapılabilmesi için aşağıdaki koşulların sağlanması gereklidir;
 
- Ekonomik ve siyasi istikrarın korunması,
- Sektörde var olan ikili yapının iyileştirilmesi, kayıt dışılık ve haksız rekabetin önlenmesi,
- Ulusal tarım politikasının tüm değer zinciri bazında, sofradan tarlaya, tüketiciden üreticiye geriye doğru düşünülerek oluşturulması, pazarla entegrasyon (ulusal ihtiyaçlar ve küresel rekabet dikkate alınarak talebin doğru planlanması, talebe göre arzın da planlanması),
- Özellikle ölçekten kaynaklanan verimsiz ve yüksek maliyetli üretim ile altyapı sorunlarının giderilmesi,
- Tarım ve gıda sektörleri arasındaki işbirliği ve bütünleşmenin artırılması,
- Tarımda olduğu gibi işleme sanayiinde de var olan istatistiki bilgi eksikliğinin giderilmesi, üretim ve tüketim istatistiklerindeki eksikler nedeniyle tam olarak yapılamayan alt sektörel izlemenin yapılabilmesi.
 
Yabancı sermayenin yüksek olduğu sektörlerde yoğunlaşmanın da yüksek olması bu sektörlerde güçlü rekabetçi şirket sayısının artması gereğini doğururken rekabete aykırı olabilecek piyasa davranışlarının da irdelenmesini gerektirecektir. Yurt dışından gelen yatırımların artışı istihdam, üretim ve teknolojik gelişmeler üzerinde olumlu etki yaratacaktır. Ancak, bunun cari açığın büyümesine yol açmaması için, döviz kurlarının etkisinin kontrol altına alınması ve ihracattaki rekabet gücünün geliştirilerek korunması büyük önem taşımaktadır.
 
Meyve-sebze ürünleri dışında rekabette zorlanan, ancak dünya fiyatlarındaki artışlarla görece bir avantaj elde etmeye başladığı düşünülen tarım ve gıda sektörlerinin geleceği açısından önemli yatırım kararları ve politika değişiklikleri gerekmektedir. İstikrarsız bir piyasada tarımsal üretim yaparak geçinmeye çalışan küçük üretici kitlesi yanında büyümekte olan üretici firmalar pazarlama açısından zorluklar yaşayabilmektedir.
 
Özellikle perakende zincirleri eliyle piyasaya sürülen ürünler dikkate alındığında üreticileri koruyacak mekanizmalara ihtiyaç bulunmaktadır. Pazarlama mekanizması düzeltilmedikçe ve üretici örgütleri bu konuda daha fazla etkinlik göstermedikçe tarımda sermaye birikiminin oluşması ve dolayısıyla ürün kalitesi ve veriminde artış olması güç görülmektedir. Bunun sonucu olarak ihracatçılar nihai üründe yeterli kaliteyi sağlamak için de daha fazla ithalata yönelebilecektir.
 
Son yıllarda yağlı tohumlara çok ciddi destekler yapılmaktadır. Her ne kadar 2011 yılında üretimde ciddi bir artış olmuş ise de yeterli değildir. Onuncu Kalkınma Planı döneminde, yağlı tohum ekim alanı en az iki kat artırılmalı, GAP bölgesinde ve nadas alanlarında mutlaka yağlı tohum üretimi yapılmalıdır. Yağlı tohumlarda dışarıya bağımlılığın giderilmesi amacıyla tarımsal potansiyelimizin en iyi şekilde kullanılması gereklidir.
 
Hububat ve mısırda fiyatların tespitinde, yağlı tohumlu bitkilerle olan paritenin yağlı tohumlar lehine dikkate alınması olumlu olacaktır. Fiyat yanında yağlı tohumların üretiminin geliştirilmesinde bazı yeni organizasyon ve teknikler üzerinde çalışılması önem arz etmektedir…
 
SEKTÖRÜN GZTF ANALİZİ VE REKABET GÜCÜ DEĞERLENDİRMESİ
Onuncu Kalkınma Planı çalışmaları kapsamında Ankara’da ÖİK katılımcıları ile 20-21 Eylül 2012 tarihinde moderatör aracılığıyla yürütülen Güçlü ve Zayıf yönler Fırsat ve Tehditler (GZFT) analizi sonrasında gıda ve içecek sanayiinin ülkemizdeki rekabet edilebilirlik durumu ile sanayiinin potansiyelinin ortaya çıkarılması amaçlanmış ve dışsal olumlu ve olumsuz unsurların belirlenmesine çalışılmıştır. GZFT analizinin sonuçları aşağıda verilmiştir.
 
Sektörde güçlü yönler sayı olarak az da olsa ileriye yönelik gelişme potansiyeli açısından bakıldığında, mevzuat düzenlemelerinin büyük ölçüde AB standartlarında izleniyor olması, sanayide işlenen ürünlerin sayı ve çeşidinin artıyor olması ve ihracattaki gelişim önemli görülmektedir. Kurumsal örgütlenme ile yeterli uzman varlığı da ülkemiz için güçlü yönler olarak belirtilmektedir.
 
Aynı zamanda sektördeki fırsatlar değerlendirildiğinde, tarımsal üretim potansiyeli, gelişen yeni teknolojilerin ülkemize getirilebilmesi, çevre ülke ve bölgelerde potansiyel ihracat pazarlarının bulunması, artan nüfus ve gerek iç gerek dış piyasada artan talep, tüketici bilincinde güvenilir ürün tüketmeye yönelik gelişme, tarıma yeni sermaye yatırımları ile artan kamu destek ve teşviklerinin bulunması konularının ön plan çıktığı anlaşılmaktadır.
Sektördeki olumsuz yönlere bakıldığında, zayıf yönlerin genel bir başlıklandırması yapılacak olursa, doğal, beşeri ve mali kaynakların verimli ve etkin kullanılamaması, kayıt dışılık, üretimdeki sorunlar, hammadde sorunları, nitelikli işgücü yetersizliği, lojistik, pazarlama ve markalaşma sorunları, kamu yapılanmasından kaynaklanan sorunlar başta olmak üzere bir dizi sorunun ayrıntılarının ön planda yer aldığı anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan sektörün karşılaşabileceği tehditler ise, kaynakların sürdürülebilirliği, kayıt dışılık, girdi temininde sorunlar, küresel kriz, bilgi kirliliği, ulaştırma ve lojistik altyapı eksiklikleri, enerji fiyatlarında istikrarsızlık, yeni teknoloji, yeni gıda ve biyoteknoloji alanında araştırma ve uygulamada eksiklikler, tarımsal altyapı ve burada ekonomik ölçek sorunları ile uluslararası standartların oluşmasında ülkemiz aleyhine teknik engeller başlıkları altında toplanabilmektedir.
 
GÜÇLÜ YÖNLER
*Mevzuat Altyapısı Varlığı
*Gıda Sanayi Ürün Çeşitliliği
*İhracat Deneyiminin Bulunması
*Yeterli/Yeni Teknoloji Kullanımı
*Kurumsal Örgütlenmenin Varlığı (Kamu-Özel Sektör, Sivil Toplum/Meslek Örgütü)
*Yetişmiş Uzman Varlığı
*Bazı Tarımsal Hammaddelerin Yerli Üretimle Karşılanması
 
ZAYIF YÖNLER
*Kaynakların ve imkanların verimli ve etkin kullanılamaması
*Ar-Ge’ye sektörden yeterli kaynak ayrılmaması
*Kamu destek ve teşviklerinin etkinliğinin sağlanamaması
*Kayıt dışılık ve ürün güvenilirliğinde yaşanan sorunlar
*Teknolojiyi uygulama eksikliği
*Değişen talep yapısıyla uyumlu bir üretim için gerekli Ar-Ge çalışmalarının eksikliği
*Gıda sanayii işletmelerinin içine kapalı yapısı nedeniyle Ar-Ge ve yenilik çalışmalarına direnç göstermesi ve işbirliğine uzak durması
*Gıda hijyeni sağlamada istikrarsızlık
*Hijyenik altyapı ve uygulama eksiklikleri
*Bazı hammaddelerde yüksek orandaki “dışa bağımlılık”
*İş gücünün düşük profilli oluşu (düşük eğitim seviyesi)
*Pazarlama, gıda ve turizmin dinamiklerinin birleştirilememesi
*Ülke ve ürünlerin markalaştırılamaması
*Risk iletişiminde yetersizlik (kurumlar arası iletişim, tüketiciye aktarım)
*İstatistik verilerdeki eksikler, bioistatistiklerin olmaması
*Kontrol yetersizliği
*Gıda denetim sistemindeki eksiklikler
*Gıda ürünleri ve güvenilirliği denetiminde donanım eksikliği
*Tağşiş (yabancı madde karıştırma) ve taklit
*Mevcut meyve bahçeciliğinin dağınık ve küçük parsellerden oluşan yapısı, yeterli miktar ve kalitede meyve tedarik edilememesi
*Gıda sanayiinde gıda güvenilirliğine yönelik yatırımların desteklenmesine ilişkin eksiklikler
 
TEHDİTLER
*Gıda hammaddelerinin enerji olarak kullanılması
*İklim değişikliği
*Ekilebilir arazilerin yanlış kullanımı, yok edilmesi ve miras yoluyla bölünmeler
*Tarım politika ve stratejileri eksikliği nedeniyle (GDO konusunun da negatif görünmesi) hammadde tedarikinde sorunlar
*Gıda fiyatlarının dalgalanması
*Çevre kirliliği kaynaklı sorunlar
*Ar-Ge yatırımının öncelikli olmaması
*Kayıt dışı ekonomik faaliyetler
*Mesleki etik kurallarına uyma sorunu
*Kırsal kesimden şehirlere göç
*İthal girdi fiyatlarında istikrarsızlık
*Sürdürülebilir girdi (hammadde vb.) sağlayamama
*Küresel piyasa koşullarında rekabet edilebilir hammadde temin edememe
*Hammadde sorunları, pestisit (koruyucu madde) vb kullanımı
*Tarımsal ürünlerde gümrük bariyerlerinin düşürülmesi
*GDO ve bulaşıklık sorunu
*Uluslararası standartların oluşmasında teknik engeller
*Girdi ve gıda fiyatlarında aşırı spekülasyon
*Dünyada güvenilirliğe ve standartlara yönelik artan düzenlemeler karşısında geri kalma ihtimali
*Gıda güvenilirliği süreç yönetim sorunları
*Gıda üretim süreçleri ve sağlık ilişkisinde bilgi kirliliği
*Üretim ve hammadde temininde enerji maliyetlerinin yüksek olması
*Taşımacılıkta (lojistik) petrole bağımlı olmak ve yüksek maliyet
*Nanoteknoloji ile üretilen gıdalar, madde ve malzemelerin insan sağlığı üzerine etkisinin araştırılmasındaki eksiklikler
*Gıda ticaretini düzenleyen ikili ve çok taraflı anlaşmalar ve müzakere sürecindeki sorunlar
*Diğer ülkelerdeki teknoloji ve yenilik kapasitesinin hızlı bir şekilde artıyor olması
*Biyoteknolojik ürün ile yeni gıda üretiminin geliştirilememesi ve mevzuat eksikliği
*Lojistik hizmetlerinde kalite sorunları
 
FIRSATLAR
*İklim çeşitliliği ve farklı ürünlerin üretim imkanı (biyoçeşitlilik)
*Yerel/coğrafi işaretli ürün potansiyeli
*Temiz toprak, temiz gıda ürünleri üretimi olanakları
*Artizanal ürün spekturumunun zenginliği (Geleneksel/ Yöresel ürün zenginliği)
*Malzeme bilimi ve biyoteknoloji gibi alanlardaki son gelişmelerin gıda alanına yapacağı etkiler
*AB müktesebatına uyum sürecinin ihracat potansiyeline olumlu etkisi
*AB süreci ve Avrupa’daki ekonomik krizin ülke avantajı olarak fırsata dönüştürülmesi
*AB tarım sübvansiyonlarındaki düşüş ve büyüyen Orta Doğu pazarı dolayısıyla Türkiye’nin en büyük tarımsal sanayi ürünü tedarikçisi olma fırsatı
*Uluslararası gıda standartlarının ihracata katkısı
*Yeni ve gelişmeye aday dış pazar potansiyeli
*Artan tüketici bilinci
*Artan iç ve dış talep
*Tarımsal üretimde bölünmüşlüğün(ölçek ekonomisi) kaldırılacağı üretim modellerinin (şirketleşmeler, kooperatif) geliştiriliyor olması
*Türkiye ekonomisinin, büyüme potansiyeli, genç nüfus ve şehirleşme
*Artan dinamik nüfus
*Talep büyüklüğü
*Turizm Sektörünün büyümesi
*Artan Kamu Destek ve Teşviklerinin Bulunması
*Yatırımcı sermayenin tarımla ilgilenmesi
 
Onuncu Kalkınma Planı Hedefleri:
Komisyon, belirlenen vizyona ulaşabilmek için aynı toplantıda GZFT çalışması sonrasında sektörel hedeflerin belirlenmesi üzerinde çalışmıştır.
2014-2018 yıllarını kapsayan Onuncu Kalkınma Planı dönemi için aşağıdaki hedefleri içermesi önerilmektedir.
1. Mevzuatın tüm paydaşlar tarafından bilinir ve uygulanabilir yapıya ulaştırılması
2. Hammaddenin dünyada rekabetçi olabilecek fiyat ve kalitede sürdürülebilir temini
3. Sektörde üretimin ihtiyaç duyduğu Ar-Ge ve yenilik kapasitesinin artırılması ve yeni teknolojilerin geliştirilmesi imkânının sağlanması
4. Kamu-özel sektör koordinasyonu, sivil toplum/meslek örgütü dayanışmasının artırılması
5. Gıda sektörüyle ilgili olarak üretim, tüketim ve sağlık verilerini gerçek ve doğru yansıtan ülkesel bazda istatistiki verilerin kayıt altına alınması
6. Kayıt dışılığın önlenmesi, etkin denetim sağlanması ve gıda güvenilirliğinin temini
7. İç ve dış pazar için katma değeri yüksek ve özel tüketici gruplarının ihtiyaçlarını karşılayan ürünler geliştirilmesi
8. Çevrenin korunması ve yeşil büyümeyi sağlamaya yönelik maliyetlerin azaltılması için gerekli düzenlemelerin yapılması
9. Toplam ihracattaki işlenmiş gıda ürünlerinin ihracat içinde payının ve çeşitliliğinin artırılması ve yeni pazarlara girilmesi
10. Gıda sektörünün haksız yere karalanmasını engellemek amacıyla bilgi kirliliğinin önlenmesi
11. Sektörün gıda güvenilirliğine yönelik alt yapısının iyileştirilmesi için modernizasyon sürecinin belirli desteklerle etkin şekilde işletilmesi.”
 

Öne Çıkanlar

Endüstri Otomasyon Eksen Yayincilik hizmetidir.