ROBOTLAR NEREDE ÇALIŞACAK?

 ROBOTLAR NEREDE ÇALIŞACAK?

Haber biraz eski ama Türkiye’mizdeki maden faciaları hatırlanırsa göz ardı edilmeyecek ve edilmemesi gereken bir noktaya temas ediyor.  Halil İbrahim Başer’in Anadolu Ajansı’nda Kasım 2014 tarih ve “Madenlerdeki can kayıplarına robotik çözüm” başlık ile yayınlanan haberinde şöyle deniliyor:
 
“Maden ocaklarında meydana gelen kazalarda yaşanan can kayıplarını en aza indirmek için birçok ülke robot teknolojisini tercih ediyor.  
Da Vinci Bilim ve Teknoloji Derneği Başkanı Müge Kanay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, son yıllarda dünyada ve Türkiye’de meydana gelen maden kazaları nedeniyle çalışma yaptıklarını söyledi. Kanay, çalışma sırasında birçok ülkenin can kayıplarını önlemek için robot teknolojisine yöneldiğini gördüklerini anlattı.   
Müge Kanay, bu ülkelerdeki madenlerde doğadaki canlıların taklit edilmesiyle üretilen, ‘tam robotik’ ve ‘yarı robotik’ sistemli robotların kullanıldığını vurgulayarak, ‘Yarı robotik sistemler daha çok kullanılıyor. Ancak can kaybını sıfıra indirmek için, bir kumanda merkezi üzerinden uzaktan operatör kontrolü prensibiyle sürücüsüz çalışan ‘tam robotik’ sistemlerin kullanılması daha etkili oluyor’ dedi.
 
Kanay, Güney Afrika ve Kanada’daki açık alan maden çalışmalarında ‘tam robotik’ sistemler kullanılmasına rağmen insan gücüne asıl ihtiyaç duyulan kapalı alandaki madenlerde çoğunlukla ‘yarı robotik’ sistemlerin kullanıldığını belirterek, ‘Tam robotik sistemlerin üretiminin maliyetli olması ve çalıştıkları ortam gereği sürekli ıslak, nemli, aşırı sıcak veya dumanlı koşullarda bulunan bu robotlar bir süre sonra bozulabildiği için yarı robotik sistemler daha çok tercih ediliyor’ diye konuştu. 
ABD’deki Carnegie Mellon Üniversitesi Robotik Enstitüsü tarafından kunduzlardan esinlenerek geliştirilen ‘Groundhog’ isimli robotun, bu alanda en çok tercih edilenlerden olduğunu aktaran Kanay, şöyle devam etti: ‘Bu robot, karanlık tünellerde lazer kullanarak görebiliyor ve terk edilmiş madenlerin haritasını çıkartabiliyor. Daha ufak ve karanlık alanlarda rahatlıkla ilerlemesi için tasarlanmış ‘Cave Crawler’ isimli robot da çok tercih ediliyor. Aynı enstitü tarafından geliştirilen bu robot, fotoğraf ve video kaydedebiliyor. Ayrıca, maden içerisinde biriken zehirli gazları sensör yardımıyla tespit edip, hem madencilerin hem de kurtarma timlerinin güvenliklerinin sağlanmasında yardımcı oluyor. Kurtarma timinin ilerlemesi için ortamın güvenli olup olmadığının bilgisini geçen bu robot, bu yönüyle bilhassa kurtarma operasyonlarında çok kritik bir görev üstleniyor. Amerika’daki Massachusetts Teknoloji Enstitüsünce (MIT) geliştirilen ve Atlantik Okyanusu’nda yaşayan ‘deniz çakısı’ isimli deniz tarağından esinlenerek, geliştirilen ‘RoboClam’ isimli kazı çalışmaları yapan robot da oldukça verimli şekilde kullanılıyor.’
 
Da Vinci Bilim ve Teknoloji Derneği Başkanı Kanay, Türkiye’de de son dönemlerdeki maden kazalarına işaret ederek, ‘Bu robotların benzerlerini ülkemizde geliştirerek, uzaktan kumanda edilebilen daha güvenli sistemlerin kullanılmaması için hiçbir sebep yok. İstihdamda herhangi bir düşüşe sebep olmamak için de mevcut işçiler robotların bakımı ve uzaktan komuta edilmesi gibi alanlara yönlendirilebilir ve bu sayede can güvenliklerinden daha emin olabileceğimiz bir ortam oluşturulabilir’ ifadelerini kullandı.”
Peki böylesine hayati bir konuda çalışabilen robotlar, bugünden yarına iş akışının ve/veya yaşamın neresinde yer alabilecekler?
Bu soruya verilen yanıtlardan biri, Hürriyet Gazetesi’nin AA kaynaklı, Mart 2017 tarihi ve “Ekonomide robotların ayak sesleri” haberi, diye düşünüyoruz. Haber şöyle: “Uluslararası Robotik Federasyonu verilerine göre, 2019’da endüstriyel robotların sayısının 2,6 milyona çıkması öngörülüyor.
 
Teknolojik gelişme ve üretim yapısındaki dönüşümle kullanılan endüstriyel robotların sayısı hızla artıyor. Robotların sayısının 2019’da 2,6 milyona çıkması beklenirken, bu dönüşümün ekonomik sonuçları ve alınması gereken tedbirler tartışılıyor.
 
Uluslararası Robotik Federasyonu verilerine göre, 2019 sonuna kadar dünya çapında satılan endüstriyel robot sayısı 2,6 milyona ulaşacak. Mevcut durumda kullanılan endüstriyel robotların yüzde 70’i otomotiv, elektronik, metal ve makine sanayinde hizmet veriyor.
Robotların yaygılaşması beraberinde ekonomik ve sosyal bazı sorunları ve tartışmaları beraberinde getiriyor. Bu tartışmaların odak noktalarından birini robotların üretimde insanların yerini almasının olası sonuçları oluşturuyor. Robotların fabrikalarda vergi ödeyen insanların yerini almasının devletlerin vergi kayıplarına neden olacağı, bunun da ülke ekonomilerini olumsuz etkileyeceği belirtiliyor.
 
Bu konuyu gündeme getiren en dikkati çekici isim ise Microsoft’un kurucusu Bill Gates oldu.
Robotlarla sağlanacak ek verimlilikle elde edilecek ek karların vergilendirilmesini öneren Gates, bir tür ‘robot vergisi’ tarifinde bulunuyor. Gates, bu şekilde istihdamdaki yerini robotlara kaptıran insanların yaşlı bakımı, okul çağındaki çocuklarla ilgilenme gibi daha sosyal alanlara ve ‘insani işlere’ yönlendirilebileceğini belirtiyor.
 
Gates, hükümetlerin, bu şekilde üretimdeki dönüşümü işsizlik tehdidinden uzak ve daha pozitif şekilde yönetebileceği, üreticilerin de bu yeni vergiden ürkmeyeceğini dile getiriyor.
Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burak Saltoğlu da orta vadede görece daha az uzmanlık gerektiren birçok meslekte robotların rakip olacağını söyledi. İnsansız otomobillerin kullanımının şoför talebini azaltacağını, bankacılık ve finansta şube hizmetlerinin yerini robotik yatırım danışmanlarının alabileceğini ifade eden Saltoğlu, ‘Bu ciddi bir farklılık getirecek. Buna hazır olmayan eğitim sistemleri, üniversiteler hatta ülkeler ciddi sorun yaşayabilir. Kaybolan iş gücünün yerine ne konulacağı konusunda ülkeler kendi içinde ciddi bir arayış içinde olmalı. Yoksa sorun daha da bozuk bir servet ve gelir dağılımına gidebilir’ dedi.”
 
Şimdi de konuyla ilgili bir makale aktaralım. Mete Yiğit ve Henna Curtis imzalı, “Robotik Sektörü Hızla Büyürken Robot Savaşları İyice Kızışacak” başlıklı makaleye göre; “Endüstri 4.0 rüzgarından en çok ekmek yemesi beklenen sektörlerden biri ‘robot teknolojileri’ olacak. Çünkü insansız üretim ve proses hayalinde robotlara çok iş düşecek. Hareket eden akıllı makineler bizim yerimize işleri yaparken bu makineleri yapanlar arasında çok ciddi rekabet yaşanacak. Global endüstri firmaları, yatırım fonları bu alanda yeni yatırımlar ya da satın almalar gerçekleştirme peşindeler.
 
Dünya üretim merkezinin ağırlığının gittikçe doğuya kayması sonucunda özellikle Çin’de ciddi sermaye birikimleri oluşmaya başladı. Biriken bu sermaye ile üretim araçlarının üretilmesine ve teknolojiye yatırım yapmak istiyorlar.
 
Geçtiğimiz yıl Japonya merkezli Omron, ABD merkezli robot firması Adept’i satın almıştı. Şimdi hem endüstriyel hem de otonom robotlar üzerine çalışıyorlar. Yine geçtiğimiz yıl içerisinde Alman robot devinin neredeyse tamamını Çinli Midea Group satın aldı. Japon Nachi, Yaskawa ve Kawasaki uzun yıllardır piyasada etkin bir pozisyondalar.
 
Diğer taraftan otomotiv devi FIAT Grubu otomotivdeki know-how’ını aktarmaya karar verdiği Comau robotik markasını hızla büyütüyor. Türkiye pazarında da çalıştığı endüstri alanlarını geliştiren firma kısa sürede adı ilk akla gelen robot firmalarından oldu. Yine aynı şekilde Universal Robot, Blue Ocean Robotics hem ülkemizde hem de global pazarlarda etkin rol oynama gayreti içerisindeler.
 
Robot teknolojileri alanında son yıllarda özellikle Avrupa ve ABD’de çok dikkat çeken başka bir trend var. Minimal, fonksiyonel, butik robot üreten firmaların sayısı hızla çoğalıyor. Bu firmaların büyük çoğunluğu yalnızca ev hizmetleri gibi alanlara hitap etmeye çalışırken bazıları da endüstri, lojistik gibi alanlarda da ciro arttırma peşindeler.
 
 
2019’a Kadar 2.6 Milyon Robot Kurulacak
Uluslararası Robotik Federasyonu (IFR)’nun tahminine göre 2019 yılına 1.4 milyon yeni robot çalışmaya başlayacak ve dünya genelinde kurulan robotların sayısı 2.6 milyonu geçecek. Dünyada kullanılan endüstriyel robotların %65’i şu an Avrupa Birliği ülkelerinde çalışıyor. IFR’nin ‘2016 Dünya Robotu Raporu’ araştırmasına göre AB’deki robotların yaklaşık yarısı otomotiv endüstrisinde görev yapıyor. Bu da 10.000 kişilik bir istihdam yapıyor.
 
Uluslararası Robotik Federasyon Başkanı Joe Gemma, “Otomasyon, geleneksel imalat grupları için merkezi bir rekabet faktörü olmakla birlikte, dünyadaki küçük ve orta ölçekli işletmeler için giderek daha da önemli bir hal aldı” diyor.
 
Elektronik Sektörü Önde, Çek Cumhuriyeti Lider
2015 yılı robotik sektörü için tam anlamıyla atılım yılı oldu. Elektronik sektörü robot kullanımında ’lik bir artış sağlayarak itici sektör oldu. Metal endüstrisi ve otomotiv endüstrisi artış sağlayarak bu ivmeye destek veren diğer büyük sektörler oldular.
AB içerisinde Doğu Avrupa ülkelerine kayan yatırımlarda robot kullanımı dikkat çekiyor. 2015 yılında Çek Cumhuriyeti robot pazarı %40 büyüdü. Sektör Polonya’da ise %26’lık bir büyüme sağladı. AB’nin genel robot pazarı büyümesinin ise 2019 yılına kadar ortalama olması bekleniyor.
 
 
Çin, Sektörün Lokomotifi Olacak
Çin Hükümeti’nin yayınladığı “Made in China 2025” ekonomi planında robot yatırımlara büyük önem verileceği belirtiliyor. Bu doğrultuda 2020 yılına kadar ülkede 600-650 bin arası yeni robotun kurulacağı ön görülüyor. 2015 satış rakamlarına bakıldığında bu tahmin için ikna olabiliyoruz. 2015 yılında dünya genelinde 254.000 robot satıldı. Bu rakamın %20’den fazlası olan 68.600 adet Çin’de satıldı. Aynı yıl AB ülkeleri toplamında satış rakamının 50.100 olduğu göz önünde bulundurulursa Çin pazarının ne kadar büyük olduğu anlaşılır.
 
Çin’den sonra en büyük robotik pazarlar ise Güney Kore ve Japonya oldu. Kore’de pazar %55, Japonya’da ise %20 büyüdü.
 
 
2015 yılında dünyada satılan robotların %75’i şu 5 ülkede satıldı; Çin, Güney Kore, Japonya, ABD ve Almanya.
 
 
Kuzey Amerika İstikrarlı Büyüyor
ABD şu anda dünyadaki endüstriyel robotlar için dördüncü en büyük pazar. NAFTA bölgesi (ABD, Kanada ve Meksika) içinde, yeni kurulan endüstriyel robotların toplam sayısı, yüzde 17 artışla 36.000 adetlik yeni bir rekora (2015) yükseldi. Bölgenin lideri ABD idi, satılan tüm birimlerin dörtte üçünü oluşturuyordu. Yüzde 5 büyüme kaydedildi. 
 
Nispeten daha az sayıda birimle Kanada’daki talep yüzde 49 artarken (5.466 adet) Meksika’daki talep yüzde 119 arttı (3,474 adet). 
 
İstikrarlı bir ekonomik durumla birlikte, Kuzey Amerika’nın 2016’dan 2019’a kadar robot satışlarında yıllık ortalama yüzde 5 ila 10 büyüme gerçekleştireceği beklenebilir
 
Robotlar İşsiz Bırakmıyor
Robotlarla yapılan işlerin aynı zamanda istihdam üzerinde de olumlu bir etki yarattığı bilimsel araştırmalarla ortaya kondu. 
 
Alman otomotiv sektöründe, robotik otomasyon büyümesine paralel olarak çalışan sayısı da arttı: 2010-2015 yılları arasındaki ortalama artış% 2,5, endüstriyel robotların işletme stoğu yılda ortalama yüzde 3 paralel bir artış gösterdi. 
 
Otomasyonun iş sayısına olumlu etkisi, son zamanlarda ZEW tarafından Utrecht Üniversitesi ile ortak olarak yayınlanan bir çalışma ile teyit edilmektedir. 
 
Özünde, düşük üretim maliyetleri daha iyi piyasa fiyatlarıyla sonuçlanıyor, ardından artan talep daha fazla işi tetikliyor.”
 
Haberler çerçevesinde son olarak, Fırat Demirel’in Mart 2016’da, Webrazzi’de paylaştığı “Robot işçiler en çok hangi ülkelerde çalışacak?” başlıklı makalesini aktarıyoruz:
 
“Google’ın Boston Dynamics‘i satın almasından sonra daha fazla gündemimize giren Robot teknolojileri giderek hızlanıyor ve rekabet alanı haline geliyor. 
 
America Merrill Lynch tarafından yayınlanan Transforming World Atlas adlı araştırma robot işçilerin hangi ülkelerde daha çok olduğunu kısmen gözler önüne seriyor.
 
Söz konusu araştırma 2016 Mart ayında yayınlanmış ve hangi ülkelerin daha çok robot çalıştırdığına dair bilgi 2012 yılına ait. Günümüzde bu tablonun daha farklı olabileceği malum fakat Merrill Lynch’in en güncel ve kapsamlı araştırmayı kullandığını tahmin ediyoruz ki ben bu rakamlara biraz ekleme yapmayı da tercih ettim.
 
Söz konusu sıralamaya göre Japonya 310 bin 508 faal robot ile dünyada en çok robot kullanılan ülke ünvanını alıyor. Raporda geçen yıl Nagasaki’de neredeyse tamamen robotların iş gördüğü bir otel açıldığına da yer veriliyor. 
 
Hiç şüphe yok ki bu durum Japonya’nın yaşlanan nüfusuyla ve elbette Japonların robot geliştirebilme yeteneğiyle ilişkili bir durum. Bir başka bilgiye göre ise şu anda dünyadaki robotların yarısı Japonya’da.
 
Listenin 2. sırasında ise 168 bin 623 robot ile Amerika Birleşik Devletleri, 3. sırada ise 161 bin 988 robot ile Almanya yer alıyor. Şu anki nüfus sayılarına oranladığımızda ise Almanya’nın 2. sıraya yükseleceğini söylemek mümkün. Güney Kore, Çin, Kanada, Birleşik Krallık ve Brezilya da listeye giren diğer ülkeler.
 
Kaynak: Shutterstock
 
Merrill Lynch, Uluslararası Robotik Federasyonu (IFR) tarafından paylaşılan bilgilere göre son 10 yılda küresel endüstriyel robot sayısının yüzde 72 oranında artış gösterdiğini ifade ediyor. ABD’de üretim işlerinin yüzde 16 oranında düştüğünü de ekliyor.
 
Foxconn’un fabrikalarında robot işçilere yer vermek konusunda ciddi atılımlar yaptığını biliyoruz ve Uluslararası Robotik Federasyonu’nun güncel bir araştırması 2018’de 1,3 milyon endüstriyel robotun iş başı yapacağını öngörüyor. 
 
World Economic Forum kaynaklı bilgilere göre de 2020 itibarıyla genetik, yapay zeka, robotik gibi teknolojik gelişmelerle net 5 milyon iş kaybı yaşanacak.
Bu noktada robot işçilerin üretim ve montaj fabrikalarının yoğun olduğu ülkelerde daha fazla öne çıkacağına da değinmek gerekiyor. IFR’nin 2018’de Çin’in tüm robot işçilerin 1/3’inden fazlasını barındıracağını söylemesi de sanırım tam bu noktaya işaret ediyor…”
 

Öne Çıkanlar

Endüstri Otomasyon Eksen Yayincilik hizmetidir.