ROBOT TEKNOLOJİSİ VE ENDÜSTRİYEL ÜRETİM

ROBOT TEKNOLOJİSİ VE ENDÜSTRİYEL ÜRETİM

Bir haberle başlayalım: Milliyet Gazetesi’nin Ağustos 2015 tarihli ve “Dünyanın İlk İnsansız, Robot Fabrikası Çin’de Kuruldu” haberine göre, Çin’in Dongguan şehrinde hassas teknolojiler üzerine uzmanlaşmış ve cep telefonu modülleri üreten Çinli bir firma, dünyanın ilk insansız fabrikasını kurmuş. Bu gelişme Çin’in büyüyen nüfus krizi ve beden işçilerine bağımlılığına fütüristik bir çözüm olarak değerlendiriliyormuş.
Fabrikada tüm işler bilgisayarlar tarafından kontrol edilen robotlar, nümerik kontrollü işleme makineleri, insansız sevkiyat kamyonları ve otomasyonlu depolama ekipmanları tarafından gerçekleştiriliyormuş. Teknik ekip yalnızca merkezi kontrol sistemindeki bilgisayarlar ve monitörler başında oturarak süreci kontrol ediyormuş.
Haberin devamı ise şöyle: “Dongguan’daki Changying Hassas Teknolojiler Şirketi’nin cep telefonları modülleri üreten atölyesinde 60 robot kolu 10 üretim bandında gece gündüz çalışıyor. Otomatik kayışa bağlı her bir bant sadece 3 işçi tarafından kontrol ediliyor. Birkaç ay önce bu bölümde 650 işçinin çalıştığı belirtiliyor.
Fabrikanın genel müdürü Luo Weiqiang, verdiği bir röportajda bir robot kolunun 6-8 işçinin işini yapabildiğini, şu an 60 işçi çalıştırdıklarını ancak gelecekte bu sayının 20’ye düşeceğini belirtti. Ayrıca bu fabrikanın ‘insan yerine robot’ programındaki ilk adım olduğunu belirtti.
Şirketin patronu Chen Qixing, önümüzdeki 2 yıl içerisinde robot sayısının 1.000’e yükseleceğini ve işleyişin %80’inin robotlar tarafından gerçekleşeceğini dile getirdi.
Yayınlanan rapora göre pek çok kalifiye işçiyle kıyaslandığında bu robotlar elbette henüz tecrübesiz. Ancak işinde uzman ve eğitimli işçilerden daha fazla ve kaliteli ürün ortaya çıkardıkları belirtiliyor.
60 yaş üzerindeki nüfusu 200 milyonu geçen ve yaşlı nüfusunun hızla arttığı Çin’in, yakın gelecekte daha az iş gücüne sahip olacağı ve büyük bir nüfus kriziyle karşı karşıya kalacağı tahmin ediliyor. Dongguan’daki fabrikada elde edilen verilere göre robotlar iş başına geçtikten sonra kusurlu ürün oranının %25’ten %5’e düştüğü, üretim kapasitesinin ise ayda kişi başı 8 bin parçadan 21 bin parçaya yükseldiği görülüyor. Bu şirket Dongguan gibi Çin’in en büyük üretim şehirlerinden birinin yalnızca ufak bir parçası. Şehirde 2016 yılına kadar 1.000-1.500 ‘insan yerine robot’ programının işleyişe konması planlanıyor.
Bu stratejinin daha çok benimsenmesiyle insansız atölyeler ve fabrika sayısında hızlı bir artış yaşanacağı öngörülüyor.”
 
Tek başına bu haber bile, robot teknolojisi ve endüstriyel üretim süreçleri konusunda ciddi ciddi düşünmemize yeter sanırız. Ama durumu daha da somutlaştırmak için, konuyla ilgili olarak, sektör içinden uzman bir yaklaşım daha aktaralım.Endüstriyel Otomasyon Sanayicileri Derneği-ENOSAD üyesi Entek Otomasyon sitesinde yer alan çok temel bir soru var. “Üretiminizde Robot Kullandığınızda Fabrikanızda Neler Değişir?”
Entek Otomasyon, bu soruya, “Endüstriyel robotların geliştirilme sebeplerinin başında kirli, tehlikeli ve zor koşullarla karşı karşıya kalan fabrika çalışanlarının çalışma şartlarını iyileştirmek gelir. Günümüzdeyse bu amacın ilerisine geçilmiş ve artık farklı uygulama çözümleri sunan, üretimde maliyeti azaltan, hızı, verimliliği ve kaliteyi artıran, çok çeşitli pazar ihtiyaçlarının karşılanmasına olanak sağlayan robotlar fabrikalardaki yerini almıştır. Endüstriyel robotların üretimdeki en büyük faydaları üretimdeki verimliliği ve kaliteyi arttırmalarıdır. Bununla beraber üretimdeki güvenilirlik ve sürekliliğin sağlanmasına işçi sağlığı ve güvenliğine katkıları bulunmaktadır. Bunları tek tek inceleyecek olursak; 
*Üretimde Verimlilik Artışı- Üretimde kayıp zamanları ve fire oranlarını azaltmak verimliliği arttıracaktır. İşte bu noktada endüstriyel robotlar yaptıkları işi insandan farklı olarak yorulmadan, dikkat kaybı yaşamadan, mola vermeden hep aynı hızda ve kalitede yaparak üretimdeki verimlilik artışına doğrudan katkı sağlayacaktır. Bunun sonucunda da yatırımcısına daha karlı bir imalat yapma imkanı sağlayacaktır. 
*Üretimde Kalite Artışı -Endüstriyel robotların standart ve kaliteli ürün üretimine katkı sağladıkları gibi kullanıldığı noktalarda kalite kontrolü otomatik yapacak ekipmanların kullanımını arttırmaktadır. Üretimdeki ürünlerin 0 kontrolünü insan inisiyatifi dışında görüntü işleme sistemleri, ölçüm sistemleri ve benzeri kontrol sistemleri ile yapılması kalite artışını sağlayacaktır. Bunun sonucunda da yatırımcısına saygınlık kazandırarak daha çok müşteriye ulaşmasını sağlayacaktır. 
*İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği -Endüstriyel robotlar insan sağlığını olumsuz yönde etkileyen pis, ağır ve tehlikeli çalışma ortamlarında bile sorunsuz çalışabilecek yapıya sahiplerdir. Bu tip çalışma ortamlarında robot kullanımın artması başta insan sağlığı olmak üzere iş kazaları riskini de ortadan kaldıracaktır. 
*Üretimde Doğru Maliyet Analizi Yapabilme- Endüstriyel robotlar üretimde standartlaşmayı sağladığından birim zamanda üretilen ürün miktarı hep sabit olacağından maliyet analizi yaparken her bir ürün için harcanan süre ve enerji sarfiyatını hesaplamak daha kolay olacaktır. Daha doğru yapılan maliyet analizi ile daha iyi fiyatlandırma mümkün olacağından yatırımcısına daha çok para kazandıracaktır. 
Robotların faydaları gerçekten saymakla bitmez. Peki böyle bir yatırımın amortisman süresi nedir? İlk yatırım maliyeti yüksek gibi görünse de endüstriyel robotların yaptıkları işin işçilik değeri, verimliliği ve kaliteyi bir araya getirip hesapladığınızda bu sürenin 1 ile 2 yıl arasında olacağını göreceksiniz”  diye cevap veriyor.
Yani Robot Teknolojisi konusu, dikkatle değerlendirilecek kadar ya da en azından göz ardı edilemeyecek kadar önemli.
Hilal Sarı da, Dünya Gazetesi’nde Mart 2014 yayınlanan “Robot teknolojisi büyük bir ivmeyle ilerliyor” başlıklı araştırma yazısının girişinde, “Robot araştırmalarının kolaylaşması, robotlara yapılan yatırımların artması ve hayal gücünün sınırlarının genişlemesi robot teknolojisini yeni iş kollarına, ürün ve hizmetleri ciddi anlamda farklılaştıracak fikirlere uygulamayı sağlıyor” diyor.
Yazının devamında ise “Silikon çiplerin hızlı büyümesi, dijital sensörler ve yüksek bant genişliğindeki iletişim hem robotları hem de tüm ürünleri geliştiriyor. The Economist’in geçtiğimiz hafta yayınladığı özel raporunda bunun sebebi olarak üç temel faktör gösteriliyor. Robot araştırmalarının başka bir deyişle Ar&Ge’nin kolaylaşması, robotlara yapılan yatırımların artması ve hayal gücünün sınırlarının genişlemesi. Robotların yeni bir çağa girebilmesinin en önemli sebebi, hayat değiştiren bu icat üzerine yapılan araştırmaların çok daha kolaylaşmış olması. Yeni paylaşılan standartlar iyi fikirlerin bir robotun üretildiği platformdan diğerine taşınmasını kolaylaştırıyor. Biriken bilgi bu platformların inşaasını çok daha ucuz hale getiriyor. Rethink Robotics’in iki kollu ve çok kolay programlanabilen arayüze sahip Baxter adlı robotu on yıl önce satın alınması imkansız bir şeydi. Fakat şimdi bu robota 25 bin dolara sahip olunabiliyor.
İkinci önemli faktör ise yatırım. 2013 yılının en büyük robot haberi arama motoru ve internet devi Google’ın sekiz tane geleceği parlak robot girişimini satın almasıydı. Dünya cep telefonu pazarının baskın işletim sistemi Android’in beyni olan Andy Rubin tarafından yönetilen Google’ın robot programı – şirket dışında henüz kimsenin bilmediği - muazzam bir yenilik vaat ederek hayatlarımızı değiştirebilir.
Online perakende devi Amazon da robot işine girişenlerden. Hem depolarını otomasyon sistemine geçiriyor hem de büyük yankı uyandırarak sevkiyartlarını ilerde insansız hava aracıyla yapacağını açıklıyor. Güney Kore’de ve birçok ülkede şirketler robot teknolojisini üretimin yeni alanlarına farklılaşarak taşıyor. Girişim sermayecileri bir robot start-up’ından eskisine göre çok daha fazla karlılıkla çıkma şansı olduğuna inanıyor.
Üçüncü ve belki de en önemli faktörünse hayal gücü olduğu belirtiliyor. Geçtiğimiz birkaç yıl içinde akıllı şirketler robotları film setlerinde elektrik ve aydınlatma teknolojileri için kullanmayı başardı. Örneğin Oscar ödüllü Gravity (Yerçekimi) filmi kamera ve ışıkları hareket ettiren robotlar olmadan çekilemezdi. Yine robot teknolojisini farklılaşan bir seviyede kullanmayı akıl eden panel tesisatçıları güneş enerjisi tesislerinde robotları kullandılar.
Gittikçe daha fazla şirket robotik bir hamlenin yüksek hassasiyet, hızlı tepki verme ya da bağımsız hareket kabiliyetini karlı bir iş koluna nasıl entegre edebileceğini kavrıyor. Bu gidişle bazılarının kitlesel pazarlar oluşturabileceği belirtiliyor. İnsansız hava araçlarının da içinde bulunduğu hava robotları grubu belki de bu işin öncüsü olacak. Robotların yakın gelecekte çiftçilere ekinlerini yeni yöntemlerle işleme imkanı sunabileceği belirtiliyor. Robot teknolojisinin vatandaşların, gazetecilerin ve televizyon kanallarının olayları, trafiği ve yangınları çok yeni bir perspektifl e görme imkanı sağlayabileceği ifade ediliyor. Hatta altyapı sorunlarının, tamir ve bakıma ihtiyacı olan bölgelerin robotlarla tespit edilebileceği ihtimaller dahilinde. Tüm bu gelişmeler ve öngörüler göze alındığında geçtiğimiz hafta Türkiye’de de seçimleri gerçekleşen yerel yönetimlerin hizmetlerinin gelecekte çok farklı kulvarlarda koşabileceğine işaret eden gelişmeler gerçekleşebilir.
Danimarka’nın güneyinde küçük bir kasaba olan Odense’de civardaki üniversite tarafından 2005 yılında kurulmuş olan Universal Robots geçtiğimiz dört yıl içinde 40 kat büyümüş. Şirketin CEO’su ve büyük hisse sahibi olan Enrico Krog Iversen on katı büyüklüğünde bir genel müdürlük binasına taşındıklarını ve 2017 yılında satışlarının 190 milyon dolara ulaşacağını belirtiliyor. Hafif ve kolay programlanabilen robot kollar üreten Universal Robots’un ürünleri küçük ölçekli üretim tesislerine yeterli hizmeti sağlarken her biri 31 bin dolar civarı fiyatıyla uygun da maliyet avantajı sağlıyor. Universal Robots’un web sitesinde verilen örnekler incelendiğinde de bir robot alımı yapan şirketin bir yıldan az bir sürede yaptığı yatırımı karşılayabildiği görülüyor.
Dev fabrikaların dışında da kullanılabilecek kadar ucuz ve güvenli olan robotların ortaya çıkması geçtiğimiz son yıllarda robot teknolojilerine olan ilginin yeniden canlanmasının asıl sebebi olarak görülüyor. Boston merkezli ve robot teknolojilerinin en saygın araştırmacıları tarafından kurulmuş olan Rethink Robotics satışa çıkartmış olduğu yenilikçi iki kollu robot Baxter’ı tam da bu pazar için üretti ve Türkiye de dahil tüm dünyada medyanın büyük ilgisini gördü.
Rethink ve Universal gibi robot şirketleri küçük tüketicilere yoğunlaşmışken Tayvan’lı Foxconn gibi Apple üreticileri ise Foxbot adını verdiği, kendi üretimi olan ve nispeten ucuz robotlarıyla faaliyetinin büyük bir kısmını robotlaştırmayı hedeflediğini söylüyor.
Düşük maliyetli robotların basit olduğunu düşünmemek gerektiğini belirten habere göre URB-1 adlı tek kollu bir robotun çok daha etkili bir tasarımı ve işlevi olmasına rağmen 35 bin dolardan başlayan fiyatlarıyla bir önceki benzeri PR2’ye göre onda biri fiyatına satıldığı belirtiliyor. Bu süreç çok yüksek değerli endüstriyel robot pazarına ürün sağlayan, Almanya’nın KUKA’sı, İsveç’in ABB’si, Japonya’nın Fanuc ve Yaskawa’sı gibi büyük üreticilerden başlayan uzun bir yol. Uluslararası Robot Teknolojileri Federasyonu’na (IFR) göre 2008 ve 2012 yılları arasında endüstriyel robot satışları yılda yüzde 7 yükselerek 8.7 milyar dolara ulaştı. Endüstriyel robot pazarının Japonya, Güney Kore, Almanya, Çin ve ABD’de özellikle de otomobil ve elektronik sanayiinde yoğunlaştığı belirtiliyor. İmalat sanayisinde 10 bin çalışan başına düşen endüstriyel robot sayısı liderliği 400’le Güney Kore’de iken, Japonya 330’la Güney Kore’yi takip ediyor. Çin’de bu rakamın 25’in altında olması ise işgücü yoğunluğuna işaret ediyor.
Otomotiv endüstrisinin ABD’deki robot tesislerindeki aslan payını aldığı belirtilen habere göre 2012’de sektördeki payının yüzde 52 olduğu belirtiliyor. Teknolojiyi çok ciddiye alan Güney Kore’nin ise kişi başına en fazla robot kullanılan ülke olduğu belirtiliyor.
Akademik çevrelerde bio teknoloji gibi gürleyerek büyüyen alanlara göre daha yavaş ilerlediği düşünülen robot teknolojisinin hızını aldığı belirtiliyor. Bu hızın en önemli göstergesinin ise bilgisayar gücündeki artış ve sensör teknolojilerinin makul fiyatlara satın alınması olduğu belirtiliyor. Dünyanın en saygın düşünce kuruluşlarından Carnegie Mellon araştırmacılarından Chris Atkeson ‘Artık silikondan yapılmış her şey uçuyor’ diyerek insanlar tarafından kullanılan akıllı aygıtların sağladığı bütün faydaların daha büyük pazarlarda yer edindiğini, bu aygıtların çalışmasını sağlayan daha iyi ve akıllı çiplerin robot üreticilerine de fayda sağladığını belirtiyor.
 
Microsoft’un Xbox 360 oyun konsolları için geliştirdiği Kinect algılama teknolojisini ele alalım. Bir dizi mikrofon ve kamera yüksek güçlü çiplerle donatılıyor ve ince tasarlanmış yazılımlar belirli bir uzaklıktan oyuncuların hareketlerini algılayarak oyuna etkin şekilde katılmalarını sağlıyor. Robot teknolojisinde de kullanılan Kinect teknolojisi ‘insan detektörü’ özelliği sağlamakla birlikte ucuz, kolay ve güvenilir. Dolayısıyla robotlara çevrelerini algılama ve haritalama yeteneği sağlıyor.
 
Osaka’da bir alışveriş merkezinde Japonya’nın Gelişmiş Teknolojiler Araştırma Enstitüsü tarafından kurulan sensörler, alışveriş merkezi içindeki robotlara broşürlerini kime dağıtacaklarını ve bunun için hangi yöne gideceklerini öğretiyor. Sensör ve işlemci teknolojilerinin gelişmesinin yanında robot bilimi, robotlar için yazılım yazmanın yeni ve kendine has yöntemlerini buluyor.
ABD’nin Irak’ı 2003 yılında işgal ettiğinde bir kaç yüz adet sahip olduğu insansız hava aracının sayısı şimdi 10 binlerde. Robot teknolojileri ve özellikle insansız uçabilen hava araçları savaşları da değiştiriyor. Geçtiğimiz günlerde Ukrayna kaynaklı ABD-Rusya gerginliği sırasında da Rusya ABD’nin bir casus uçağını tespit edip düşürdüğünü açıklamıştı. İnsansız hava araçları on yıllardır piyasada bulunuyordu fakat yeni olan GPS sistemleriyle nerede olduklarını biliyorlar, daha iyi uydu ve iletişim sistemleriyle anlamlı veriler elde edebiliyorlar. Bu da ülkelerin ve orduların istihbaratını, izlemelerini ve gözetlemelerini besliyor. Az sayıda tasarlanan ve misil ateşleyebilen insansız hava uçakları yeni ‘terörle mücadele’ stratejileri üretilmesine olanak tanıyor. Robot teknolojisindeki küçük bir gelişme küresel güvenlik anlamında çok büyük sonuçlar yaratabiliyor” deniliyor.
 
Veri aktarmaya devam edelim: Türkiye’nin Robot ve Robotik Teknoloji Bloğu Robotpark Akademi’ye göre, “Robotlar, insanların yapmak istemediği ya da yapamadığı sürekli, tehlikeli ya da uzayda veya denizin dibinde çalışmak gibi insanların yaşayamadığı ortamlarda yapılması gereken, işlerin yapılmasında insanların yerini almıştır…
 
Kabaca dünyadaki robotların yarısı Asya’da, %32’si Avrupa’da ve ’sı Kuzey Amerika’da, %1’i Avustralya’da ve %1’i Afrika’dadır. Dünyadaki robotların %40’ına sahip olan Japonya dünyada en çok robota sahip olan ülkedir.
Japonya ve diğer Asya ülkelerinde robotlara dair düşünceler genellikle olumludur. Japonya ve yeni yeni Güney Kore ve Çin toplumları robotların insanlara daha yakın olmaları gerektiğine inanmaktadırlar. Bu toplumlarda robotların yaşlılarla ilgilenmesi, çocuklarla oynaması ya da onları eğitmesi veya evcil hayvanların yerlerini almaları gibi fikirler ortaya çıkmaktadır. Asya kültüründe genel olarak, robotlar ne kadar gelişirse o kadar iyidir gibi bir düşünce hakimdir.
Japon firması Mitsubishi günümüzü ‘Bu robotların ve insanoğlunun beraber var olabileceği bir çağın başlangıcı’ diye tanımlıyor. Güney Kore 2015-2020 arası her eve bir robot sokmaya çalışıyor.”
 
Evet, her halükarda, robotların önü açık görünüyor.
 

Öne Çıkanlar

Endüstri Otomasyon Eksen Yayincilik hizmetidir.