Plastik Sektörü'nün Bugünü ve Geleceği

 PLASTİK SEKTÖRÜ’NÜN BUGÜNÜ VE GELECEĞİ

Dünya Gazetesi’nin Mart 2015 tarihi ve “Plastik sektörünün geleceği konuşuldu” başlıklı habere göre,”Plastik Sektörünün
Gelecek Tasarımı İçin Stratejik Açılımlar Çalıştayı”, Gaziantep’te yapıldı.
Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASDER), Güneydoğu Plastik ve Kimya Sanayicileri Derneği (GAPLASDER) ve Gaziantep Sanayi Odası (GSO) işbirliğiyle bir otelde düzenlenen çalıştayda, sektörün durumu ve geleceği tartışıldı. GSO Meclis Başkanı Mustafa Topçuoğlu, çalıştayın açılışında, kullanım alanı çok geniş olan plastik ve kimya sektörünün
gün geçtikçe daha da önem kazandığını belirtti.
Sektörde kullanılan ham maddenin yüzde 70’inin ithal edildiğini vurgulayan Topçuoğlu, şunları söyledi: ‘Ülkemizin
kimya sektörü ihracatı geçen yıl 19,4 milyar dolar olarak gerçekleşti. Sektörün toplam ihracat içerisindeki payı da yükseldi. Türkiye’den yapılan plastik, kimyevi maddeler ve mamulleri ihracatında, Gaziantep’in önemli bir payı var. 2023’te ülke olarak 500 milyar dolar ihracat yapma hedefine, kent olarak 30 milyar dolar ihracat hedefi koyduk. Bunun yanında 350 bin istihdam, 20 uluslararası marka çıkarma hedefimiz var.’ Bu sektörde katma değeri yüksek ürünler üretilmesi gerektiğini ifade eden Topçuoğlu, ‘Türkiye’nin en az 2 petrokimya tesisine ihtiyacı var. Uçaklardan uzay araçlarının ihtiyaçlarına kadar çok geniş üretim alanı olan plastik ve kimya sektörünün gelişmesi için devlet desteği ve özel sektör işbirliğiyle bu süreç bir an önce başlatılmalıdır.’
 
PLASFED Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Aksoy ise ‘birlikten kuvvet doğar’ prensibiyle Türkiye’nin her köşesinde faaliyet gösteren dernekleri bir çatı altında toplayarak ortak bir güç haline getirme çabasında olduklarını söyledi. İlkini 5 yıl önce gerçekleştirdikleri çalıştay sonrasında sorunların çözümüne yönelik yol kat ettiklerini aktaran Aksoy, ‘Sektörümüzün sorunlarını kendimiz çözeceğiz. Bize bizden başka kimsenin faydası yok’ dedi.
 
GAPLASDER Başkanı Murat Kökoğlu da plastik ve kimya sektörünün zayıf ve güçlü yanlarının belirlenerek çözüm
önerilerini ortaya koymak için çalıştayı düzenlediklerini belirtti.
 
Plastik ve kimya sektörünün, modern yaşamın ‘olmazsa olmazı’ olduğuna dikkati çeken Kökoğlu, şöyle konuştu:
‘1950’li yıllarda 1,5 milyon ton olan dünya petrokimya ürünleri üretimi 1989’da 200 milyon tona ve bugünlerde 300 milyon tona ulaşmıştır. Plastik ürünlere talep artarak devam ederken ülkemizin müteşebbisleri de bu alana yatırım yaparak 8,2 milyon ton plastik ürünü üretmeyi başarmışlardır.’ Sektörün 150 ülkeye ihracat gerçekleştirdiğini dile getiren
Kökoğlu, gelişmekte olan ülkelerde kişi başına düşen plastik ürünü talebinin arttıkça ihracatın da artarak devam edeceğini vurguladı.
Arge ve yenilik faaliyetleri sonucunda yeni ürünler ve tasarımlar geliştirildiğine işaret eden Kökoğlu, ‘Ülke olarak öncelikle bu çalışmaları yakından takip edip sanayimizi uyumlu hale getirmeli, bunun yanı sıra teknolojimizi
geliştirebilmemiz için insan kaynağımıza yatırım yapmalıyız’ dedi. Vali Yardımcısı Adil Nas da plastik ve kimya sektöründe 250 bine yakın kişinin istihdam edildiğini söyledi. Katma değeri yüksek ürünler açısından da sektörün büyümesi gerektiğine dikkati çeken Nas, ‘Sektörde, 35 milyar dolarlık üretim hacmine ulaşıldı. Katma değeri yüksek ürünlerle bu rakam 100 milyar dolara çıkabilir’ diye konuştu.” Aynı konudaki bir başka haber de Plastik Sanayicileri Derneği-PLASFED sitesinde yer alıyor. Habere göre; PLASFED, GAPLASDER ve GSO’nun işbirliğiyle Gaziantep’te düzenlenen “Plastik Sektörünün Gelecek Tasarımı İçin Stratejik Açılımlar” başlıklı çalıştayda tartışılan ve ele alınan konulara paralel özel bir rapor oluşturulmuş. PLASFED ve GAPLASDER işbirliği ile oluşturulan ve GAPLASDER tarafından basılarak sektörün hizmetine sunulması beklenen rapor ile, Türkiye plastik sektörünün öncelikli sorunları ve sorunlara yönelik çözüm önerileri ile sektörün güçlü-zayıf yönleri belirlenmiş. “Plastik Sektörünün Gelecek Tasarımı İçin Stratejik Açılımlar Çalıştayı” sonuç raporunu değerlendiren PLASFED Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Aksoy, sektörün sorunlarının yine sektör mensupları tarafından çözülebileceğine vurgu yaparak, “Sektöre yönelik 5 yıl önce yaptığımız çalıştay sonrasında girişimlerimizin hızlandığını, etkinliğimizin arttığını ve sorunların çözümü için birçok yol kat ettiğimizi
görüyoruz. Aradan geçen bu beş yıl süresince yine gördük ki, bize bizden başka kimsenin faydası yok. “Birlikten kuvvet
doğar” ilkesi ile çalışarak; Türkiye’nin her köşesindeki plastik sanayicilerine ulaşıp onları bir çatı altında, güç birliği içinde
toplamaya devam edeceğiz” demiş. Çalıştayda, PAGDER Yönetim Kurulu Üyesi Mevlüt Çetinkaya yönetiminde düzenlenen ve arama konferansı yöntemi ile gerçekleşen ortak oturumda tartışılan konular; sorun ve çözüm önerileri ile sektörün geleceğini etkileyecek unsurlar baz alınarak PLASFED ve GAPLASDER işbirliği ile oluşturulan ve GAPLASDER tarafından basılarak sektörün hizmetine sunulması beklenen rapor, sektörün zayıf ve güçlü yönlerini, temel sorunlarını ve çözümlerini de belirlemiş. Rapora göre, Türkiye plastik sektörünün çok çalışkan bir sektör ve bu onun en önemli güçlü yönlerinden birini oluşturuyor. Mükemmel jeopolitik konum avantajına sahip, ancak yerli üretimin kısıtlılığı nedeniyle yurt dışından alım zorunluluğu bulunan hammadde ve düşük katma değerli ürünlerin yoğun olarak üretimi gibi dezavantajları bulunuyor.
 
 
Ana sorunlar ve nedenleri, detaylı çözüm önerilerinin yapıldığı çalıştay grup çalışmasını da değerlendiren PLASFED
raporuna göre şu sonuçlara varılmış:

Sorun: Hammaddede dışa bağımlılık ve bu nedenle döviz kuru seviyesi ve oynaklığına bağımlılık: Sektör, hammaddenin
yüzde 85’ini yerli üretim olmaması nedeniyle ithal ediyor. Hammaddenin ana girdisi olan petrol, Türkiye’de üretilmiyor. Hammadde üretimi yapmak için gerekli petrokimya yatırımları milyar dolarlar mertebesinde çok pahalı yatırımlar. Kimya sektöründe AR-GE yatırımları yetersiz, yurtdışındaki hammadde üreticileri rekabet avantajına sahip
Çözüm önerileri: Petrokimya yatırımlarına 5 yıl süreli (uzun vadeli) güçlü teşviklerin verilmesi. ABD ile Avrupa arasında
yürütülen serbest ticaret anlaşmasına rekabet avantajının kaybedilmemesi için dahil olunması. Kaya gazı gibi alternatif
hammaddenin üretiminin yapılması. Kur riskinin minimize edilebilmesi için şirketlerin ihracat yaparak döviz geliri elde etmesine yönelik teşviklerin yoğunlaştırılması. İthalatta KKDF’nin kaldırılması.
 
Sorun: Yüksek katma değerli ürünler üretilememesi: Sektör hammadde dışa bağımlılığı ve kalıpçılık alanında yeterli güce
sahip değil, bu ürünlerin talebi yeterli değil (pazar sorunu), AR-GE yapacak yeterli nitelikli personel eksikliği, standartları
belirlemede etkin olunamaması, AR-GE rehberliği eksikliği.
Çözüm önerileri: Sektörün nitelikli eleman sorunu çözümü için eğitim kurumlarına ve sektörel STK’lara daha fazla
destek vermesi, üniversitelerdeki olanak ve kapasitelerin sektör tarafından daha kolay kullanılmasının sağlanması,
işverenlere rehberlik eğitimi, standartlara uyum ve standart belirlemeye yönelik girişimlerde bulunulması.

Sorun: Sektörün rekabet gücünün artırılması: İlk yatırım maliyeti düşük olduğu için çok sayıda işletme, AR-GE yatırımı
azlığı, kalite sürekliliği, sahtecilik ve kopyalama, Çin rekabeti.
Çözüm önerileri: Ürün sınıflaması yoluyla tüketiciye daha güçlü ulaşmak, markalaşma, bilginin korunması, mevzuatın
uygulanabilir hale getirilmesi, kayıt dışı ile mücadele ve bunun için de KDV’nin düşürülmesi, piyasa gözetim ve denetiminin güçlendirilmesi, ithal hammaddelere yönelik test imkanının artırılması.
 
Sorun: Enerji maliyetlerinin yüksekliği: En önemli girdilerden olan enerjinin maliyetinin yüksek olması, kapasitelerin verimsiz kullanılması, yetersiz üretim teknolojisi, personel, makine bakımın olması.
Çözüm önerileri: Kayıp kaçak bedellerinin sanayiciden tahsil edilmemesi, atık enerjinin kullanılması yollarının bulunması, enerji etkin yatırımlara ek teşvik verilmesi, ilk yatırımlara fizibilite desteği verilerek bilinçsiz yatırım yapılmasının önüne geçilmesi.

Sorun: Lokomotif nitelikli eleman sıkıntısı: Sektörü kapsamlı olarak tanımayan elemanlar, aynı dili konuşabilen mühendis
ve teknik elemanların bulunmaması; yaratıcılık eksikliği, sektör ihtiyacının tam belirlenememesi nedeniyle eleman
yetiştirilmemesi, kar marjı düşük olduğu için nitelikli personeli elde tutacak ücretlerin verilememesi.
Çözüm önerileri: Üniversitelerle ve diğer eğitim kuruluşlarıyla işbirliği yapılarak sektör ihtiyaçlarının anlatılması, sektörün
eleman açığı envanterinin çıkarılması, plastiğe yönelik eğitim kurumlarının desteklenmesi, şirketlerde AR-GE kültürünün
yerleştirilmesi.

Sorun: Yeterli AR-GE yatırımı yapılmaması: Kalifiye eleman eksikliği, üniversite-sanayi-kamu arasında yetersiz işbirliği,
yeterli kaynak ayrılamaması, AR-GE’nin öneminin yeterince bilinmemesi, kurumsallaşma ve vizyon eksikliği.
Çözüm önerileri: AR-GE (rehberlik) eğitimlerinin verilmesi, katma değerli ürünlere geçiş için gerekli AR-GE
yatırımlarında yurtdışı bilim insanı desteği alınması, yurt dışına gönderilen yüksek lisans öğrencilerinin plastik alanına
yönlendirilmesi, devlet desteklerinin artırılması, ortak ARGE merkezi yatırımları, projelere üniversitelerden eleman
alınması zorunluluğu getirilmesi ve bunun desteklenmesi.
 
Sorun: Üniversite sanayi işbirliği: Küçük ölçekli işletmeler dış işbirliğine-iletişime yeterince açık değil; meslek yüksek
okullarının prestijinin düşük olması, yeterince desteklenmemeleri, sanayicilerin sadece maliyetlere odaklanması, kamunun sanayi-üniversite koordinasyonunu yeterince yapamaması, üniversite ve sanayicinin “kazan-kazan”
ilişkisinin farkında olmaması, kötü uygulama örneklerinin insanları çekingenleştirmesi.
Çözüm önerileri: Firmaların stajyer kabulünü ciddiyetle uygulaması, meslek komiteleri kurulması, fabrikaların
“uygulamalı eğitim-ortak eğitim” modellerini kabul etmesi, personelin lisans üstü eğitimine izin verilmesi, sanayi ve
ticaret odalarının sanayi-üniversite işbirliğinin koordinasyonuna katkı vermesi, üniversitelerin kendi personelinin
sanayiye yönelik yaptığı çalışmayı teşvik etmesi, kalkınma ajanslarının daha fazla destek vermesi. 
 
Plastik Sektörü’nün bugünü ile geleceğine ilişkin olarak bir başka net durum tespiti daha var. Bu tespit, PAGEV-Türk
Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı’nın, Kimya Müh. Neslihan Ergün imzalı, “Türkiye 10. Kalkınma
Planı (2014 - 2018) Projeksiyonunda Plastik Sektörü Genel Değerlendirmesi Taslağı”nda yapılmış. Taslağın “Global Plastik Sektöründe Son Trendler” bölümünde şöyle deniliyor:
 
“Asya-Pasifik uzun vadeli dönemde, Çin ve Hindistan ile plastik endüstrisinde önemli bir büyüme sürücü gücü ortaya
çıkarmaktadır. Pazar önemli ölçüde yeni nesil plastiklerin, yeni teknolojik uygulamaların ortaya çıkması, devlet otoritelerinin zorlaması ve çevre koşulları nedeniyle yeşil kimyaya odaklanmaktadır. Bu da beraberinde yeni yönetmelikler ve çevre donanımları getirmektedir.
Global plastik tüketiminin 2015 yılında 297.5 milyon ton seviyesine çıkması beklenmektedir. ( Kaynak: GIA-Global Industry Analysts, Inc. )
 
Küresel plastik sektörü, düşük maliyetli Asya ülkelerine sürekli üretim üsleri kurulmasına şahit olmaktadır. Asya Pasifik
‘te artan yabancı yatırımlar ve üretim tesis sayılarındaki artışın birleşmesiyle, plastik sektöründe büyüme trendi gözlenmektedir. Özellikle, Çin ve Hindistan gelir düzeyleri, genel üretim ve sermaye yatırımlarında artışla, tüketici / iş güvenliğini yeniden inşa etmesi gibi örneğin otomobil talebi oluşturarak, ya da tüm son kullanım pazarlarda, büyüme aksiyonu oluşturarak, nihai kullanıcılara çok büyük potansiyeller sağlamaktadır. Otomotiv, madencilik, kimya, inşaat ve tarım sektörlerinde artan talebininde; Asya-Pasifik plastik pazarında, dayanıklı ürünler ve kentleşme için küreselleşme gibi eğilimler tarafından sürücü güç niteliği sağlamaktadır. Polipropilen ( PP ) ve Asya ‘da polietilen (PE) talebi yaygın sanayileşmenin körüklemesiyle, hızlı büyüme kaydederken otomotiv sektöründe genişlemektedir.

TÜRK PLASTİK SEKTÖRÜ GZFT ANALİZİ GÜÇLÜ YÖNLER

1) Ulusal ekonomimizde plastiklerin rolü büyüktür.
2) Küresel ölçekte, plastiğin çevreye olan etkisinin ( hammadde, su, yağ gibi doğal kaynakların tüketimi ve enerji
kullanımı bakımından ) alternatiflerine göre çok daha az olduğunu açıklayan küresel ölçekteki tek araştırma yöntemi
LCA ( Yaşam Döngü Analizi ) çalışmalarıdır. Bu çalışmalara göre plastikler alternatiflerine göre en çevreci ürünlerdir.
3) 2011 yıllında alınan verilere göre inşaat sektöründe kullanılan plastik mamullerin ihracatında, dünya
sıralamasında ilk 10 ‘a girme başarısını göstermiştir. Başarılı ihracat mamullerimiz ve ülkemiz dereceleri aşağıda belirtilmektedir;
4) 3916 nolu GTİP numarasıyla ifade edilen plastik monofil, çubuk, profiller ( enine kesiti 1mm ‘yi geçen ) plastik
mamulleri dünya ihracat konjöktöründe Türkiye ‘nin % 5,56 payla 3.sırada,
5) 3917 nolu GTİP numarasıyla ifade edilen plastikten tüpler, borular, hortumlar, contalar, dirsek ve rakorlardan oluşan
plastik mamulleri dünya ihracatında ABD $ bazında ilk % 3,55 payla 7. sırada,
6.)3917 nolu GTİP numarasıyla ifade edilen plastikten tüpler, borular, hortumlar, contalar, dirsek ve rakorlardan oluşan
plastik mamulleri dünya ihracatında ABD $ bazında ilk 10 sıralamasında % 2,95 payla 9. sıradadır.
7) Sektörel ürünlerin alternatiflerine göre bilimsel veri ve gözlemlere göre çeşitli avantajlar sağlamaktadır. Medikal cihazlarda, güneş güç panellerinde, bilgisayarlarda, mobilyalarda, rüzgâr türbinlerinde ve daha bir çok alanda yaşam kalitemizi yükselten hayatımızın vazgeçemeyeceğimiz parçalarıdır.
 
ZAYIF YÖNLER

1) Türkiye’nin petrol ithalatçısı ülke konumunda olması, hammaddesi petrole dayalı olan plastik monomerlerin ve
dolayısıyla plastik hammaddelerin üretiminde gerekli kapasiteyi sağlayamadığından, yurt içi talebi karşılayamayıp, bu
anlamda ihracat hacmine de ulaşamamaktadır. Dolayısıyla, dış ticaret açığımız artmaktadır. Bu durumun önüne geçilmesi
için petrol hacminin yüksek olduğu Orta Doğu ülkelerinin ülkemize yatırımı teşvik edilmelidir.
2) Standardizasyon temini ve uygulamasında yaşanan
sıkıntılar, ürün güvenliği açısından ulusal ve uluslararası ticarette
problem oluşturmaktadır.
3)Tüm plastik firmaların kayıt altına olmaması, firmaları kayıt altına almak için yöntem yanlışlığı ve Bakanlık’lar arası koordinasyon eksikliğinin olmasıdır. Bu durum, sektörde haksız rekabetin önüne geçilememesine neden olmaktadır.
4)Doğu Anadolu ve Karadeniz Bölgelerinde teşviklerin olmasına rağmen, hala yatırımlar gerçekleşmemektedir.
Yatırımcılara bu bölgelerde plastik sektörüne yatırım yapmaları için güven ve bilgi platformları oluşturulmalıdır.
5)Plastik know-how’unu, çeşitli plastik alt sektör disiplinlerini verecek yeterlikte olan bölümlerin az sayıda olması
nitelikli yöneticiler yetiştirmede sorun oluşturmaktadır. Sektörün yönetsel, işlemsel ve bakım alanlarında nitelikli personel
sıkıntısı bulunmaktadır.
6)Ülkemizde yer alan test laboratuvarlarında, plastik testleri konusunda çeşitli sıkıntılar yaşanmaktadır. Her test her
laboratuvarda yapılamayıp, bazı laboratuvarlarda yapılmakta, bu da prosesin işleyişini güçleştirmektedir. Bazı gümrüklerimizde yer alan kimya laboratuvarlarında, standarda uygun olmayan eski tip ekipmanlar olmasından dolayı standart dışı sonuçlar ortaya çıkmakta, bu da gümrüklerde sıkıntı oluşturmaktadır.
7) Ulus Genelinde Etkin Enerji Verimliliği Programı oluşturulmamasıdır.
 
FIRSATLAR
 
1) Suudi Arabistan’ın önde gelen polipropilen ureticisi Advanced Petrochemical Company ile, petrol ve petrokimya
alanında küresel faaliyet gösteren Bayegan A.Ş. ülkemizde yapacağı 1 Milyar dolar yatırım, ile 500.000 mt Polipropilen
üretimi gerçekleşecek ve 500 kişiyi istihdam olanağı sağlanacaktır.
2)Türkiye-Suudi Arabistan arasında ki ikili ilişkilerin güçlenmesiyle hammadde üretiminde lider olan Ortadoğu ülkelerinin
ülkemizde yeni yatırımlara teşvik edilmesi açısından fırsat doğuracak ve güven ortamı oluşturacaktır.
3)Ambalaj sektöründe kullanılan plastik mamullerde, ülkemiz inşaat sektörüne göre dünya sıralamasında ilk 10’a girememesine rağmen, bu sektörde belli bir ivme yakalanabilir. Özellikle vazgeçilmez gıda sektörünün yine vazgeçilmez bir parçası olan plastik gıda ambalajları sektörü küresel rekabetimizi arttırmamız gerekmektedir.
 
TEHDİTLER
 
1) LCA ( Yaşam Döngü Analizi ) çalışmalarının ülkemizde yapılmaması.
2) Başarılı bilim adamlarımız olmasına plastiklerlerin insan sağlığına etkisi açısından yeterli bilimsel araştırmaların Türkiye‘de yapılmaması ve bilim adamlarımızın araştırmaya teşvik edilmemesi.
3) EFSA ( Avrupa Gıda Otoritesi ) çalışmalarında yeterli Türk bilim adamının yer almaması sorun oluşturmaktadır.
4) KDV oranımız birçok ihracatçı ülkeden yüksektir. Bunlardan bazıları, Almanya Hollanda (%6,19),Almanya ( % 7,19), Polonya ( %7,23 ), Güney Kore ( ), Polonya ( %7,23 ) Belçika ( % 12,1), Gümrük vergi oranlarımız, birçok ülkeye
göre plastik mamullerin çoğu arasında fark oluşmadan sağlamamız gerekmektedir. Bu şekilde uluslararası ticari güveni sağlayabilir. Plastik tiplerinin toplam gümrük vergi oranlarında oluşan fark, uluslararası ticarette güveni zedelemektedir.
5) Teknoloji kültürünün çoğunlukla KOBİ ölçeğinde olan işletmelerimizde yaygınlaştıramamaktayız ve bununla birlikte küresel rekabette ürün çeşitliliği ve inovatif ürün geliştirmede, diğer bu alanda öncü ülkelerin rekabet tehdidi altında kalmaktayız.
 
10. PLAN KAPSAMINDA PAGEV’İN PLASTİK SEKTÖR İNCELEMESİNDE PROJELENDİRİLECEK KONU ÖNERİLERİ
 
I. 1989 yılından beri plastik sektörüne hizmet veren ve sektörün nabzını tutan Türk Plastik Sanayicileri Araştırma ve
Geliştirme Vakfı PAGEV ‘in, 10. Plan kapsamında sektörün gelişimine yön verecek konu önerileri:
II. Kalkınma Planlarının süresi kısaltılarak, var olan fırsatları zamanında algılamak adına iki yıllık olacak şekilde planlar,
mevcut durum analizleri, projeksiyonlar hazırlanmalıdır.
III. Kayıt dışılık önlenerek, haksız rekabetin önüne geçilmesi sağlanmalıdır.
IV. Uluslararası standartlara öncelikli olanlardan başlayarak uyum sağlanması, ilgili paydaşların standart komisyonlarında yer almaları için TSE tarafından duyuru yapılmaları gerekmektedir.
V. Yeni Teşvik Sistemine geçişle birlikte Bayegan ve ortaklığı ile açılacak olan PP tesisi 1 milyar dolarlık kapasite sağlayacağı düşünülmektedir. Bu ve benzeri yatırımlar için Ekonomi Bakanlığı ‘nın stratejik yatırım tesislerini belli aşmaya getirip, en azından arazisini belirleyip, kuruluma uygun şartlarının oluşturulması, yatırımcılar için kolaylık unsurlarını teşkil edecektir.
VI. Yerel Kalkınma Ajansları‘nın açıklanan program sayıları arttırılmalı, bu anlamda Ajanslarda kapasite artışına
gidilmelidir.
VII. Teknolojik yatırımlar özendirilmeli, TÜBİTAK teşviklerine başvuru için firmalara proje hazırlamada önemli dipnotlar belli aralıklarla sanayi kuruluşlarına verilecek eğitimlerle sağlanmalıdır.
VIII. AR-GE yatırımları dışında ÜR-GE yatırımlarına da ağırlık verilmeli, öncelikli olarak katma değer sağlayan sektörlere çeşitli teşvikler sağlanmalıdır.
IX. Kobi‘lere ilgili kurumlar vasıtasıyla teknoloji eğitimi destekleri sağlanmalıdır. Yeni teknolojilerin öğrenimi fuarlar ve yurt dışı gezilerle sınırlı kalmamalıdır.
X. Etkin, izlenebilir bir “Enerji Yönetimi Sistemi” kurulmalı, enerji tasarrufuna gidilecek her bir alt sektördeki kalemler tek tek incelenmeli, kalkınma planları projeksiyonlarına bu verilerde yansıtılmalıdır.
XI. Yüksek katma değerli olan plastik mamullerin her plan döneminde tespit edilmesi ve bu ürünlerin plan boyunca taleplerinin ve üretim kapasitelerinin incelenmesi hedefe odaklanmakta etkinlik sağlayacaktır.
XII. Atık olmayan plastik ambalajların geri dönüşümünün teşvik edilmesinde, faaliyet gösteren yetkilendirilmiş kuruluşların sayısında artış sağlayacak kolaylıkların arttırılması ile takip edilebilir bir atık yönetimi işleyişi söz konusu olabilecektir. Eğitim ve bilinçlendirme çalışmalarının önemi irdelenerek, öncelikle evlerde ebeveynlerin eğitimi böylelikle en geç anasınıfı düzeyinde ki çocukların eğitimi, aile kültür yapısında geri dönüşüm aşılanarak sağlanabilecektir.
XIII. Çevre ile ilgili konularda ilgili Bakanlık olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tekelinde kalınmamalı, diğer Bakanlık’ların da Çevre Eylem Planları’nda ilgili konularda yer almaları, destek olmaları için gerekli koordinasyon alt zemini geliştirilmelidir. Örneğin atık portalına firma kayıt olamadan, Sanayi Sicil Belgesi Almasına izin verilmemelidir. Bu şekilde kayıt dışılığın önüne geçilebilir.
XIV. PAGEV ‘in kurduğu Voc-Test Merkezi ( Mesleki Yeterlilik Test ve Belgelendirme Merkezi ) gibi birimlerin, devlet tarafından desteklenmesi ile istihdam da artış kaydedilecek ve Avrupa plastik sektörleriyle rekabette önemli adımlar atılmış olacaktır.
XV. Bakanlıkların, belli bir konularda bir komite oluşturup, ilgili paydaşları çağırmak yerine her bir sektör için ( alt komiteleri olan ) bir komisyon kurması ve bu komisyonda sektörle ilgili tüm konular için bir araya gelinmesi daha sağlıklı bir çözüm teşkil etmektedir.
XVI. Yurt içinde ve yurt dışında talebi olan plastik mamullerin tesbiti sonucu, bu mamullerin ve/veya yurt dışında üretilip
ülkemizde üretimi gerçekleşmeyen mamullerin üretimi için teknoloji transferleri gerçekleştirilmeli, deneme test için belli bölgelere uygun atölyeler ve kalıphaneler kurulmalıdır.
XVII. Plastik son ürün pazarında global inovatif uygulamalar incelenmeli, uygunluk ölçüleri tespit edilip gerekli sahalarda
yatırım imkanları sağlanmalıdır.
XVIII. PAGEV, Plastik Tek Durak Ofisi olarak sektöre yatırım yapacak ve/ veya var olan yatırımlarını genişletmek isteyen
girişimcilere destek vermek üzere kurulmuştur. Bu anlamda yeterli teknik personeli bünyesinde bulunduran PAGEV,
sektöre hizmet vermeye tüm hızı ve sektöre verdiği güvenle her geçen gün üye sayısını arttırarak devam etmektedir.
XIX. Küresel Plastik Sektörü ‘nü yakından takip eden PAGEV, her yıl ihracatta Pazar avantajı sağlayacağı, teknolojinin
yakından takip edilmesine imkân veren fuarlara sektörel gezilerine her geçen dönem yenilerini eklemektedir.
XX. Sektörün yaşadığı nitelikli ara eleman sıkıntısının giderilmesi için ilgili girişimlerin devlet tarafından yeterince
desteklenmesi, bu anlamda kurulacak Özel Plastik Endüstri Meslek Yüksekokulları’nın kurulumu için özellikle Vakıf’lara gereken destek fonunun oluşturulması şarttır. Bu uygulama Devlet Endüstri ve Ticaret Meslek Okulları’nın atıl kalan kısımlarının Plastik Bölümlerine çevrilmesinde de PAGEV ‘e destek verilmesinde de geçerli olmalıdır.
XXI. Ülkemiz plastik türlerinin her bir tipinin gümrük vergilerinde ki farkı sıfıra düşürmeli, ülkemizin uluslararası plastik ticaretinde cazibe merkezi olmasında rol alması sağlanmalıdır.”

 

Öne Çıkanlar

Endüstri Otomasyon Eksen Yayincilik hizmetidir.