Plastik Sektörü, Plastik Makinelerinden Hızlı!

 PLASTİK SEKTÖRÜ, PLASTİK MAKİNELERİNDEN HIZLI!

2014 yılında üretimde Avrupa ikinciliği ve Dünya yedinciliği koltuğuna oturan Plastik Sektörü, pozitif gelişimini sürdürüyor. Öyle ki, Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı-PAGEV’in Eylül 2015 tarihli ve “Pagev, Plastik Makine Yatırımına Destek İstiyor-Plastik İşleme Makinelerinde Yerli Oranı Artıyor” başlıklı basın bültenine göre “Yerli plastik işleme makineleri üretimi, plastik sektörünün hızına yetişemiyor. PAGEV tarafından hazırlanan rapora göre; 2015 yılının yedi ayında plastik işleme makineleri ile aksam ve parçaları sektöründe 193 milyon dolarlık üretim gerçekleşti. Aynı dönemde ithalat 348 milyon dolar olurken; ihracat ise 74 milyon dolarda kaldı. Üretim ve ihracatta rekor seviyelere ulaşan plastik sektörü, son 13 yılda yüzde 79 oranında ithalatla 8 milyar dolarlık makine ve teçhizat yatırımı yaptı. 2015 yılının yedi aylık döneminde ise bu ithalat oranını yüzde 75’e kadar düşüren plastik sektörü, yerli makine yatırımlarıyla büyümeye odaklandı.
 
Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV),plastik işleme makinelerinin 2015 yılının Ocak-Temmuz dönemindeki mevcut durumunu hazırladığı kapsamlı bir rapor ile mercek altına aldı. Yedi aylık dönemde
plastik işleme makineleri üretimi 193 milyon dolar olarak gerçekleşti. Söz konusu dönemde en çok üretilen ürünler
sırasıyla; presler ve diğer makineleri, aksam ve parçaları, ekstrüzyon makineleri, termoform makineleri, enjeksiyon
makineleri ve şişirme makineleri oldu. Yılsonunda plastik işleme makineleri üretiminin geçen yıla oranla yüzde 10 azalarak 331 milyon dolar olacağı öngörülüyor.
 
Ocak-Temmuz aylarında plastik mamul üreticileri, makine ve teçhizata 467 milyon dolar yatırdı. Bu yatırımın sadece 193
milyon doları yerli makine ile yapılırken ithal edilen plastik işleme makinelerine ödenen rakam 348 milyon dolar oldu.
2003 – 2015 yılları arasında plastik sektöründe son 13 yılda 8 milyar dolarlık makine ve teçhizat yatırımı yapılırken; bu
yatırımın yüzde 79’u ithal makinelerle karşılandı. Yerli makine yatırımının artmasını ve ithalatın azalmasını hedefleyen
plastik sektörü, 2015 yılının yedi aylık döneminde ise yapılan yatırımlarla birlikte ithal makine bağımlılığını yüzde 75’e kadar indirdi.
 
 
2015 yılının yedi ayındaki 348 milyon dolarlık plastik işleme makineleri ithalatı içerisinde yüzde 34 pay ile enjeksiyon
makineleri ilk sırada yer alırken; bu makineleri yüzde 33 ile presler ve diğer makineler, yüzde 22 ile ekstrüzyon makineleri, yüzde 7 ile aksam ve parçalar, yüzde 2 ile şişirme ve termoform makineleri izledi. Adet bazında en çok ithalat
yapılan ülke yüzde 46 ile Çin oldu. Bu ülkeyi Almanya, İtalya, Avusturya ve Tayvan takip etti. Yılsonunda ithalatın 597 milyon dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. 2015 Ocak-Temmuz döneminde plastik işleme makineleri ihracatı 74 milyon dolarda kaldı. Bu dönemde toplam ihracattan en fazla payı yüzde 47 ile presler ve diğer makineleri aldı. Ekstrüzyon makinelerinin payı yüzde 23, aksam ve parçalarının payı ise yüzde 16 olarak gerçekleşti. Türkiye’nin plastik işleme makineleri ihracatında ilk 3 ülke Rusya Federasyonu, İran ve Belarus olarak sıralandı. İhracatın yılsonunda
2014 yılına kıyasla yüzde 10 azalışla 128 milyon dolara gerilemesi bekleniyor.
 
Türk plastik sanayinin hızlı gelişimine rağmen plastik işleme makinelerinin bu gelişime aynı oranda ayak uyduramadığını
belirten PAGEV Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Eroğlu, ‘Türkiye, şu an plastik işleme makineleri ve aksam ve parçaları talebinin yüzde 70 – 80’ini ithalatla karşılıyor. Bu mamullerde net ithalatçı konumunda bulunan gelişmiş batı toplumlarına kıyasla düşük ihraç fiyatları ile yeterli katma değer sağlayamayan bir ülke konumunda. Plastik sektörü hızla büyürken plastik işleme makineleri üretimi bu hıza yetişemiyor. Maalesef Türkiye, makine sanayine büyük yatırımların yapıldığı ve firmaların devletlerce korunduğu yılları iyi değerlendiremedi. Ancak geç kalınmış değil. Son yıllarda plastik makine sanayimiz büyüyor ve bu rakamlara da yansımaya başladı. Yerli üreticilerimizi koruyarak ve destekleyerek Türkiye’de plastik işleme makineleri sektöründe üretimi hızlı bir şekilde büyütebiliriz’ dedi.” Sektörün toparlanması ve büyümeye geçmesi için yapılması gerekenleri açıklayan Yavuz Eroğlu sşzlerini şöyle noktalamış: “Ucuz ve yetişmiş insan gücümüz ile makine üretimindeki deneyim avantajımızı kullanarak global makine üreticilerinin ülkemizde yatırım yapması için özel bir teşvik altyapısı kurmamız gerekiyor. Ayrıca Türkiye’de 600 civarında makine üreticisi bulunuyor ve bu firmaların neredeyse tümü KOBİ niteliğinde. Katma değer sağlayan makinelerin üretiminin çok büyük Ar-Ge harcamaları gerektirdiği bilinen bir gerçek. Yerli üreticilerin de bu alanda desteklenmesi sektörün gelişimine büyük katkı sağlayacaktır.”
 
PAGEV sitesinde yer alan Ağustos 2015 tarihli “Plastik Sektör 2015 Yılı İlk Yarı Değerlendirme Raporu” başlıklı yazıya
göre de, Türk plastik sektörü 2015 yılının ilk yarısını üretimde miktar bazında artışla kapattı. Petrol fiyatlarında yaşanan
düşüş ve euro/dolar paritesi ise değer bazında kayıplara neden oldu. Sektör, 2015 yılının ilk 6 ayında miktar bazında
4,3 milyon ton, değer bazında 16,4 milyar dolarlık plastik mamul üretimi gerçekleştirdi. Plastik sektörü ilk yarıda yüzde
1,4 büyüdü. PAGEV’in hazırladığı rapora göre, aynı dönemde iç pazardaki plastik mamul tüketimi yüzde 2,6 oranında artış gösterdi.
 
Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV), 2015 yılının Ocak-Haziran döneminde sektörün
ulaştığı noktayı ortaya koyan kapsamlı bir değerlendirme raporu hazırladı. Bu rapora göre; 14 bin firmanın faaliyet
gösterdiği ve yaklaşık 250 bin kişiye istihdam sağlayan plastik sektörü, ilk yarıyı yüzde 1,4 büyüme ile kapattı. Aynı dönemde toplam kimya ihracatının da yüzde 32’sini gerçekleştirdi ve ilk sırada yer aldı. Söz konusu dönemde plastik hammadde ve mamul ihracatı; miktar bazında 1,1 milyon ton, değer bazında ise 2,6 milyar dolara ulaştı. Büyümeyi üretimde yakalayan plastik sektörünün 2015 yılının ilk yarısında mamul üretimi bir önceki yıla göre miktar bazında yüzde 1,4 artış ile 4,3 bin tona, değer bazında ise yüzde 10,5 azalış ile 16,4 milyar dolara yükseldi. Değer bazındaki azalma, petrol fiyatlarındaki düşüşten ve euro/dolar paritesinden kaynaklandı.
 
2015 yılının ilk 6 aylık döneminde 4,3 milyon tonluk toplam plastik mamul üretimi içinde 1,7 milyon ton ile plastik ambalaj
malzemeler ilk sırada yer alırken; bu ürünü 945 bin tonla plastik inşaat malzemeleri izledi. Plastik sektörü söz konusu üretimle kapasitesini yüzde 72 oranında kullandı. Sektörün ilk altı ayda iç pazardaki tüketimi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 2,6 oranında artarak 3,8 milyon tona yükseldi. Büyüme ile birlikte sektördeki makine yatırımları da artış trendi gösteriyor. 2015’in 6 aylık döneminde 394 milyon dolarlık makine yatırımı yapıldı. Plastik sektörünün 2003-
2015 yılları arasında gerçekleşen toplam makine ve teçhizat yatırımı, yüzde 79’u ithalatla olmak üzere toplam 8 milyar
dolara yükseldi. Türk plastik sektörünün mamul ihracatı 2015 yılının ilk altı ayında geçtiğimizin yılın aynı dönemine kıyasla miktar ve değer bazında geriledi. Miktar bazında ihracat yüzde 2,4 gerileme ile 779 bin ton, değer bazında ihracat yüzde 13 düşüşle 2,17 milyar dolar olarak gerçekleşti. Ocak-Haziran dönemin plastik sektörünün en çok plastik mamul ihracatı yaptığı ülkeler ise; Irak, Almanya ve İngiltere olarak sıralandı. Plastik sektörü, direkt ihracatının yanında otomotiv, beyaz eşya, elektronik, inşaat gibi sektörler aracılığıyla önemli oranda dolaylı ihracat gerçekleştiriyor. Dolaylı ihracat da göz önüne alındığında yılın 6 ayında toplam plastik ihracatı 4,5 milyar dolara yükseldi.
 
Genel plastik sektörü ihracatında yüzde 2,4 gerileme olsa dahi plastikten kapaklar, plastik mutfak eşyaları, plastik esnek
filmler ve levhalar alt sektörleri ortalama yüzde 7 ihracat artışı ile ilk 6 ayı geri bıraktı. İhracat şampiyonu ise yüzde 17,2’lik artışla plastik kapaklar oldu. Aynı dönemde plastik hammadde ihracatı ise miktarda yüzde 1 düşüşle 341 milyon ton, değerde yüzde 20 azalışla 471 milyon dolar oldu. Ocak-Haziran döneminde plastik sektörünün en çok hammadde ihracatı yaptığı ilk üç ülke; Almanya, Mısır ve Rusya olarak sıralandı.
 
Sektörün ilk yarı sonuçlarını değerlendiren PAGEV Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Eroğlu, “Geçen senenin ikinci
yarısından bu yana süren petrol fiyatlarındaki düşüş plastik sektörü hammadde fiyatlarına da yansıdı. İlk yarıda hem üretim hem de ihracatta değer bazında gerilemeler yaşadık. Bu dönemde firmalarımızın verimlilik çalışmaları ile karlılıklarını koruma gayretinde oldular. Fiyat bazındaki bu düşüşleri zaten bekliyorduk, bizler için şaşırtıcı olmadı. Yine euro/dolar paritesinde değişimde ihracat rakamlarında gerilemeye sebep oldu. Şu anki verilere göre 2015 sene sonunda
üretimde miktar bazında yüzde 3,4’lük bir artış yakalamamız güzel ancak son 10 yılda her yıl ortalama yüzde 10 büyüyen
sektörümüz için bu rakamlar maalesef tatmin edici seviyede değil. Daha hızlı büyümemiz gerekiyor. Plastik sektörü
Türkiye’nin gururu olmaya ve dış ticaret fazlası vermeye devam ederken, petrokimya sanayi dış ticaret açığı vermeye
devam ediyor. Petrokimya sektörünün sorunu özellikle hemen yanı başımızdaki komşu Körfez Ülkeleri ve İran gibi
ülkelerle uluslararası kümelenme modellerinin geliştirilmesi ile çözeceğini düşünüyoruz. Biz plastik sektörü olarak gerek
projelerle gerekse de katalizör olarak petrokimya sektörü sorunun çözümünde yer almaya hazırız” dedi. Tüm olumsuzluklara rağmen ilk yarıda yüzde 1,4 büyüme kapattıklarını belirten Yavuz Eroğlu, “Türk plastik sektörü olarak büyümeye paralel verimliliğimizi de artırmaya devam ediyoruz. Sektörümüz, 2014 İSO İkinci 500 listesinde, personel
başına üretilen üretimden satış cirosu hacminde tüm sektörlere öncülük etti. 2014 yılında personel başına, yıllık
üretimden satış cirosu 2013 yılına oranla yüzde 114 artarak 716 bin TL’ye yükseldi. Yani aynı çalışanımız artık 2 katı ciro
üretiyor. Bütün bu gelişmeler oldukça memnun edici ancak yine de büyüme ve verimlilik artışının sürdürülebilirliği için
acil yapılması gerekenler var. Bu konuda ilk olarak istikrarın çok önemli olduğunu vurgulamak istiyorum. İkinci olarak ise
tüm dünyada yaşanan ve özellikle komşularımızdaki siyasi ve ekonomik olumsuzlukların bir an evvel sona ermesi gerekiyor.
 
Önümüzdeki dönemde en büyük ithalatçı Çin’in yaptığı devalüasyonunda etkisiyle hammadde fiyatlarında bir miktar daha düşüş bekliyoruz. Bu da cirolarımızı azaltsa da sektör karlılığına olumlu etki yapacaktır. Plastik sektörü dünyada
oluşan bu türbülansı, fırsata dönüştürecek projelerle Türkiye’nin dünyadaki gururu olmaya devam edecektir” diye konuştu. Yukarıdaki verilerden bir ay öncesinde, Anadolu Ajansı-AA’nın Temmuz 2015 tarihli ve “Plastik sektörüne ‘İran’ dopingi” başlıklı haberine göre, PAGEV Başkanı Eroğlu, İran’la yapılan nükleer müzakerelerde varılan anlaşma Türk
plastik endüstrisi açısından büyük önem taşıdığını söylemiş. Yavuz Eroğlu, yaptığı yazılı açıklamada, anlaşmanın Türkiye
ve Türk plastik endüstrisi açısından büyük bir önem taşıdığını belirterek, ilk planda bu anlaşmanın etkisiyle petrol ve dolayısıyla petrokimyasal ürünlerin fiyatının düşmesinin plastik firmalarının bilançolarını olumlu yönde etkileyeceğini
vurgulamış.
 
Türk plastik sektörünün işleme kapasitesiyle bugün Avrupa’nın ikinci, dünyanın yedinci büyük üretim hacmine sahip olduğunu aktaran Eroğlu, şöyle devam etmiş: “Ambalaj, inşaat, elektrik-elektronik, beyaz eşya, otomotiv başta olmak üzere birçok sektöre plastik ürün üreten plastik sektörü en büyük sorunu güvenli hammadde temininde yaşıyor. Örneğin geçen sene 8,5 milyon tona yakın ürün işleyen plastik sektörü 6 milyon tona yakın polimeri güvenli bir şekilde tedarik etmeye çalıştı. Yurt içinde petrokimya endüstrisi yetersiz ve rekabetçi olmadığından bu ürünleri dünyanın petrol ve gaz kaynağı zengini birçok ülkesinden ithal ettik. Komşumuz İran ise petrol ve doğalgaz konusunda dünyanın en önemli kaynaklarına sahip. İran, petrolde dünyanın dördüncü, doğalgazda ise dünyanın en büyük rezervlerine sahip ülkesi.”
 
Doğal kaynakları yönünden böyle bir zenginliğe sahip olan İran’ın, aynı zamanda petrokimya alanında da 55 milyon tonluk bir kapasiteye sahip olduğunu ifade eden Eroğlu, ayrıca bu kapasiteyi büyütmek üzere sürekli yatırımlar yaptığını,
ülkenin amacının sahip olduğu doğal kaynakları işlenmemiş olarak ihraç etmek yerine petrokimyasal ürün olarak ihraç
etmek olduğunu açıklamış. Türkiye’nin toplam petrokimyasal mamul üretim kapasitesinin yurt içi talebin sadece yüzde 15’ini karşılayabiliyorken, İran’ın kendi iç piyasasından aldığı talebin sadece 9 milyon ton olduğuna dikkati çeken Eroğlu, şunları kaydetmiş:
“Bu nedenle petrokimya üretiminin minimum 46 milyon tonluk bölümünü ihraç etmek zorunda. Dolayısıyla komşumuz
İran ile Türkiye’nin ihtiyaçları birbirini tam destekler ve tamamlar durumda. Nükleer görüşmelerin olumlu sonuçlanması
öncesi İran’a uygulanan yaptırımlar, İran’la Türkiye’nin bu konudaki iş birliğini güçleştirmişti ve birçok proje de beklemeye alınmıştı. Nitekim daha önceki yıllarda Ekonomi Bakanlığımız tarafından gündeme getirilen Türkiye-İran Serbest Bölgesi gibi projeler artık hızlanacaktır. Tüm bu projeler ve ticaretin liberalleşmesi Türk plastik mamul üreticilerinin hem İran’a ihracatını arttıracak hem de ihtiyaç duyduğumuz petrokimyasal hammaddelerin ticaretini kolaylaştıracaktır.”
 
Türkiye-İran ticaretinde önemli bir noktayı da “dünya ticaretinde en büyük engeli teşkil eden lojistik maliyetlerin iki komşu ülke arasında minimum düzeyde olması” şeklinde tanımlayan Eroğlu, “Böyle bir yapı ile iki ülke ticareti arttığı gibi, iki ülkenin petrokimya ve plastik endüstrilerinin iş birliği özellikle global pazarlarda çok güçlü ve rekabetçi bir ticaret ilişkisinin oluşmasına katkı sağlayacak ve Türk plastik sektörünün ihracat artışına önemli bir ivme kazandıracaktır” ifadelerini kullanmış.
 
Dünya çapında başarılı endüstrilerinden biri olan Türk plastik sektörünün tedarik sorununun çözümü için, Türkiye’nin
zengin doğal kaynaklara sahip ülkelerle uluslararası kümelenme modelli iş birliklerini artırmasının ekonomik gelişim açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Eroğlu, böylelikle sektörün hammadde tedarik güvenliğinin sağlanmış, başarı grafiğinin devamlılığının ise garanti edilmiş olacağını belirtmiş.
 
Plastik Sektörü ile ilgili bir başka sektör uzmanı olan Plastik Sanayicileri Federasyonu-PLASFED Genel Sekreteri Barbaros Demirci de, Temmuz 2015’te SubconTurkey Gazetesi’nde yayınlanan “Türkiye Plastik Sektör İzleme Raporu 2014” başlıklı yazısında, 2014 yılının dökümünü yaptıktan sonra, “Sonuç” bölümünde şöyle diyor:
“Sektörün, 2023 ihracat vizyonu, kimya sektörü için hedef alınan 50 Milyar dolarlık ihracat hedefinin en az 17 milyar
dolarını gerçekleştirmektir. 2014 yılında 6 milyar dolar olan plastik sektör ihracatının 2023 yılında mevcut ihraç fiyatları ile 17 Milyar dolara çıkarılabilmesi için sektörün 2023 yılında 5,8 milyon ton mamul ihraç etmesi, yurt içi talebi de karşılaması için toplam üretimin yılda artarak 2023 yılında 28 milyon tona çıkarılması gerekmektedir. Diğer taraftan, aynı ihraç hedefine birim ihraç fiyatlarının 4,5 $/Kg’a çıkartılarak 3,8 milyon ton mamul ihraç edilmesi ile mümkün olabileceği bilinmektedir. Bu durumda üretimin yılda %9 arttırılarak 2023 yılında 18 milyon ton üretim seviyesine
ulaşılması gerekmektedir. Mevcut durumda 17 milyar dolar ihracata erişilmesi son derece zor görülmektedir. Nitekim bu düzeyde bir ihracatın gerçekleştirilmesi için sektörün büyümesine paralel olarak artan sorunlarının çözümünün dışında, 3 $/Kg düzeyinde seyreden birim ihraç fiyatlarının gelişmiş ülkeler ortalaması olan 4,5 $/Kg’a çıkaracak tedbirlerin alınmasının yanı sıra yatırım teşviklerinden de azami ölçüde yararlanması gerekmektedir.
 
Bu amaçla;
I. Plastik sektörü teknolojik ve Ar-Ge yatırımlarına ihtiyaç duyduğundan, teşvik olanakları artırılmalıdır.
II. Plastik sektörünün dış ticaret verilerine bakılmaksızın stratejik yatırımlar içine dâhil edilmeli ve asgari yatırım tutarı 5 milyon ABD Doları olarak belirlenmelidir.
III. Plastik mamul üretiminde lokal bazda faaliyet göstermenin daha rasyonel olması sebebiyle, plastik sektörü her
bölgede en az bir ilde desteklenmelidir.
IV. Teşvik uygulamalarının en temel hedeflerinden biri bölgeler arası kalkınmışlık farkını azaltmak olduğuna göre, mevcut yatırımlarının alt bölgelere nakledilmesi de destek
kapsamına alınmalıdır.”

Öne Çıkanlar

Endüstri Otomasyon Eksen Yayincilik hizmetidir.