OTOMOTİV'DE REKOR YILI

 Otomotiv'de Rekor Yılı

Anadolu Ajansı’nın Ocak 2017 tarih ve “Otomotivde ikinci en yüksek ihracat rekoru kırıldı” başlıklı haberine göre, Türk otomotiv sektörü, 2016 yılında 23 milyar 889 milyon dolar ile tüm zamanların ihracat rekorunun kırıldığı 2008 senesinden (24,7 milyar dolar) sonraki en yüksek ikinci dış satım rakamına ulaştı. Sektör, 23 milyar dolarlık hedefini de aştığı 2016’da ayrıca, arka arkaya 11. sektörel ihracat şampiyonluğunu elde etti. 
 
AA muhabirinin Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) kayıtlarından derlediği bilgilere göre, Türk otomotiv sektörü, 2016 yılında 186 ülke ve özerk bölge ile 12 serbest bölgeye, 2015’e kıyasla yüzde 12,9’luk artışla 23 milyar 889 milyon 626 bin dolar tutarında ihracat gerçekleştirdi.
Türkiye’nin 2016’da yüzde 1,2’lik düşüşle 142 milyar 138 milyon dolar olarak kayıtlara geçen toplam ihracatından yüzde 16,8 ile en büyük payı alan otomotiv, bu dönemi de açık ara lider kapattı. Sektör, bu sonuçla arka arkaya 11. sektörel ihracat şampiyonluğuna imza attı…
Yıla, Ocak ayındaki yüzde 12,3’lük ihracat düşüşüyle başlayan sektör, dış satımını Şubat’ta yüzde 16,6, Mart’ta yüzde 15,64 ve Nisan’da yüzde 11,49 artırdı. Mayıs’ta ise yüzde 33,97 ile aylık bazda yılın en yüksek artış oranına ulaşan sektör, hızı azalsa da Haziran’da yüzde 8,2, Temmuz’da yüzde 5,21’lik ihracat artışına imza attı.
Ağustos’ta yeniden hızlanan ve yüzde 23,39 ile aylık bazda yılın en yüksek üçüncü artış oranını yakalayan otomotiv endüstrisi, dış satımını Eylül’de yüzde 3,7, Ekim’de yüzde 8,2, Kasım’da da yüzde 16,87 artırdı.
Sektör, Aralık’ta ise yüzde 27,1 ile aylık bazda yılın en yüksek ikinci artış oranını yakaladı. 2015’in Aralık ayında 1 milyar 847 milyon 538 bin dolar olan otomotiv ihracatı, 2016’nın aynı ayında 2 milyar 347 milyon 551 bin dolara yükseldi.
Otomotiv sektöründe en fazla ihracat, Almanya’ya yapıldı. Sektörün bu ülkeye ihracatı geçen yıl, 2015’e göre yüzde 20,07 artarak, 3 milyar 957 milyon 72 bin dolara çıktı.
Sektör ihracatının yüzde 48,97’lik rekor artışla 2 milyar 786 milyon 868 bin dolara ulaştığı İtalya, ikinci sırada yer aldı. İtalya’yı Fransa, İngiltere ve İspanya takip etti. 
Otomotiv Sektörü zaten, yine Anadolu Ajansı’nın Aralık 2016 tarihli ve “Otomotivin 2017 ihracat hedefi 25 milyar dolar” başlıklı haberine göre, 2017 yılı ihracat hedefini, 2008’de kırılan tüm zamanların dış satım rekorunun (24,7 milyar dolar) üzerinde, 25 milyar dolar olarak belirlemiş. 
Haberin devamı şöyle: “Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Sabuncu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sektörde geçen sene üretim, ihracat ve iç pazarda önemli başarılar elde edildiğini hatta rekorlar kırıldığını hatırlattı.
Sabuncu, bu trendin 2016’da da devam ettiğini vurgulayarak, ‘Geçen sene üretimde 1 milyon 350 bin adet oldu, bu sene tekrar rekor geliyor, artık buna ‘geliyor’ diyebiliriz, muhtemelen 1 milyon 450 bin adet. Yani tekrar tüm zamanların üretim rekoru olacak. İhracatta maalesef geçen sene milyonu yakalayamadık az bir farkla 992 bin adette kaldı ama bu sene onda da 1 milyon 100 bin olacak. Yani milyon adet ihracat rakamını geçmiş olacağız’ diye konuştu.
Sabuncu, üretilen araçların yüzde 75’inin ihraç edildiğini, ihracat artışının devamı halinde 2017 yılında adet bazında ihracatın bu seneyi de aşmasını beklediklerini dile getirerek, ‘1 milyon 300 bin-1 milyon 400 binlik üretim rakamları da geçilecek, belki 1,5 milyona doğru gidebilir diye düşünüyoruz’ değerlendirmesinde bulundu.
 
Otomotiv endüstrisinin ihracatındaki artış trendine dikkati çeken Sabuncu, ‘Endüstri olarak ihracat artışımız devam ediyor, gelecek sene de devam edeceğini bekliyoruz. Muhtemelen rekorumuzu gelecek sene kırarız diye umut etmek istiyoruz’ dedi.  Sabuncu, bu çerçevede OİB Yönetim Kurulu’nun 2017 ihracat hedefini tespit ettiğini belirterek, ‘Biz, yönetim kurulu olarak gelecek sene hedefimizi, 25 milyar dolar olarak belirledik ve bu hedefi koyduk. Bu da şu demek; 24,7 milyar doların üstünde bir hedef belirlendi ve bunu da tutturacağımızı tahmin ediyoruz’ dedi.”
 
Bu durum tabii ki memnuniyet verici ve çok pozitif. Aynı havayı, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın “Otomotiv Sektörü Raporu (2016)” verilerinde de görüyoruz. Raporun “Sektörün Dünya Ekonomisi ve AB Ülkelerindeki Durumu” bölümünde şöyle deniliyor: “Otomotiv sektörü, dünyanın en büyük yatırımlarının gerçekleştiği sektörlerden birisidir. Sektörde, Ar-Ge ve üretim kapsamında 85 Milyar Euro’luk yatırım harcaması gerçekleştirilmekte ve yatırım yapılan ülkelerde 433 Milyar Euro’nun üzerinde vergi geliri sağlanmaktadır. Otomotiv sektörünün 2 Trilyon Euro civarında cirosu bulunmaktadır. Bu veri, dünyada ilk sıralarda yer alan sayılı büyüklükteki ülkelerin ekonomisine karşılık gelmektedir. Diğer bir ifadeyle, eğer otomotiv sektörü bir ülke olsaydı, bu ülke dünyanın altıncı büyük ekonomisi olacaktı. Dünya ekonomisi ölçeğinde bu kadar büyük bir paya sahip olan sektör 8 milyondan fazla doğrudan istihdama sahiptir. Bu rakam dünya imalat sektörü istihdamının yüzde 5’inden daha fazladır. Dünya otomotiv sektöründe dolaylı istihdam ile birlikte 50 milyondan daha fazla kişinin istihdam edildiği tahmin edilmektedir.
 
Dünya otomotiv sanayisinde küresel ölçekte 20 civarında ülkede faaliyet gösteren yaklaşık olarak 50 adet motorlu taşıt üreticisi firma bulunmaktadır. Üretim genel olarak otomobil ve ticari araç olarak sınıflandırılmaktadır. Sanayide yapılan üretimin yüzde 90 gibi büyük çoğunluğunu otomobil ve kamyonetlerden oluşan hafif araçlar sınıfı oluşturmaktadır. Üretim adetleri otomobil sınıfına göre nispeten az olan diğer araç sınıfları (minibüs, midibüs, otobüs, kamyon, çekici vb.) ise istatistiklerde ticari araçlar olarak anılmaktadır.
 
Dünyada 2011–2015 yılları arasında ülkelere göre motorlu araç üretim rakamlarını gösteren Tablo 1’in incelenmesinden de görüleceği üzere; 2015 yılında ülkemizde üretim bir önceki yıla göre .1 artarak 1,358,796 adet gerçekleşmiştir. Diğer taraftan, petrol fiyatlarındaki düşüşe bağlı olarak ülke ekonomisi krizde olan Rusya’da üretimin %26,6 azalması ve otomotiv sektöründe son 20 yılın en kötü krizinin ortasında bulunan Brezilya’da üretimin bir önceki yıla göre %22.8 azalması tabloda önemli hususlar olarak göze çarpmaktadır.
 
Tablo 1. 2011–2015 Dönemi Ülkelere Göre Motorlu Araç Üretim Rakamları
 
 
Sektörün Türkiye’deki Genel Durumu: Türkiye’de otomotiv sektörü 1960’lı yıllardan itibaren önemli gelişmeler kaydetmiştir. Sektör, 1990’lı yıllarda ihracata yönelik rekabetçi bir nitelik kazanmış ve 1990’lı yılların sonlarına doğru Türkiye’de dünyanın önde gelen otomotiv firmalarının Türk ortaklarla kurdukları tesis
lerle birlikte önemli bir konum elde ederek bunlardan bazıları ortak oldukları yabancı otomotiv firmalarının ihracat üssü haline gelmiştir.
 
Şekil 1. Türkiye Otomotiv Sektörünün Gelişimi
 
 
İhracatta yaşanan bu büyüme, önde gelen üreticilerin Türkiye’deki tesisleri küresel üretim planlarına dâhil etmesiyle ortaya çıkmıştır. Küresel ve bölgesel satış amacıyla her geçen gün daha çok sayıda model Türkiye’de üretilirken, Türkiye’de üretilmeyen diğer araçlar ise ithal edilmektedir. Türkiye’nin bu şekilde küresel üretim planlamasına dâhil olması, AB ile yapılan ve 1996’dan beri yürürlükte olan Gümrük Birliği ile mümkün olmuştur. 
 
Bugün gelinen noktada, üretim ve pazarlama alanlarında küresel entegrasyon büyük oranda tamamlanmıştır. Otomotiv sektörü, üretimde kalite yönetimi ve verimlilikteki yetkinliğini, küresel ve gelişmiş pazarlara yaptığı ihracat ile kanıtlamıştır. 
Türkiye otomotiv sektöründe uygulanan üretim yöntem ve teknolojileri, uluslararası düzeyde ana firmaların kullandıkları yöntem ve teknolojilerle eşdeğerdedir.
 
Sektördeki Üretim Eğilimleri ve Üretilen Başlıca Ürünler: Dünya otomotiv sanayisinin başlangıcından 1970’li yıllara kadar süren, “ölçek ekonomisi” ilkesine dayalı, esnek olmayan bant tipi üretim teknolojisi, model değişim süresinin uzun olması ve çalışanlara sorumluluk bilinci verilmeyişi gibi önemli sakıncaları beraberinde getirmiştir. 1970’li yıllarda Japonya tarafından başlatılan yalın üretim otomotiv sanayisinde önemli bir devrim olmuştur. Yalın üretim anlayışı “ekonomiklik” anlayışı ile atölye tipi üretimin “esneklik” anlayışını birleştirmiştir. Bu anlayışın beraberinde getirdiği, sürekli iyileştirme, tam zamanında üretim gibi uygulamalar bir yandan yaratıcılığı ve çalışanların işletmeye olan bağlılığını arttırmış, diğer taraftan da üretim maliyetlerinde tasarruf yapılmasına imkân sağlamıştır. 
 
Türkiye’de de üretim için işbirliği yapılan küresel firmalarla Türkiye’deki ortakları arasındaki yoğun entegrasyonun gerçekleşmesi “ihracata yönelik rekabetçi bir sanayi niteliği” sürecini başlatmış ve geliştirmiştir. Bu nedenle otomotiv sanayinde uygulanan üretim yöntem ve teknolojileri, uluslararası düzeyde ve ana firmaların kullandıkları yöntem ve teknolojilerle eşdeğerdir. Ayrıca özellikle son yıllarda gelişen Ar-Ge olanak ve kapasitesi ile Türkiye’deki otomotiv sanayi de, üretim yöntemleri ve ürün teknolojisini geliştirme çabalarını arttırmaktadır. 
 
Otomotiv sektörü genel olarak, karayolu taşıt araçları (binek otomobil, otobüs, minibüs, midibüs, çekici, kamyon, traktör vb.) ve bu araçların üretiminde kullanılan parçaları imal eden bir sanayi dalı olarak tanımlanmaktadır. Otomotiv sektörü, tüm sanayileşmiş ülkelerde ekonominin lokomotifi olarak kabul edilmektedir. Bunun sebebi, diğer sanayi dalları ve ekonominin diğer sektörleri ile çok yakından ilişkili olmasıdır. Bu sektörde meydana gelen değişmeler ekonomiyi önemli derecede etkilemektedir…
 
Sektörün Alt Sektörleri ve Etkileşim Halinde Olduğu Diğer Sektörler: Otomotiv sektörü, ekonomiye katkısı ve diğer sektörlere öncülük etmesi açısından en önemli sektörlerden birisidir.
 
Otomotiv sanayi sahip olduğu yapı nedeni ile birçok sektörle bağlantısı olan bir sektördür. Bu sektörler üzerinde oldukça fazla etkisi olması; otomotiv sektörünün bulunmuş olduğu ülkenin ekonomisi üzerinde büyük bir etkiye sahip olmasına neden olmaktadır.
 
Otomotiv sanayi demir-çelik, hafif metaller, petro-kimya, lastik, plastik gibi temel sanayi dallarının başlıca ürün alıcısıdır ve otomotiv sektöründeki teknolojik gelişmelerin paralelinde bu sektörleri de teknolojik gelişmeye zorlayan ve katkı sağlayan bir sektördür. Turizm, alt yapı ve inşaat ile ulaştırma ve tarım sektörlerinin gerek duyduğu her çeşit motorlu araçlar otomotiv sektörü ürünleri ile sağlanmaktadır. Bu nedenle sektördeki değişimler, ekonominin tümünü yakından ilgilendirmektedir.
 
Otomotiv sektörü kendi bünyesi dışında, hammadde ve yan sanayi ile nihai ürünlerin tüketiciye ulaşmasını sağlayan pazarlama, bayii, servis, akaryakıt, finans ve sigorta sektörleriyle de yakından ilişkili olup savunma sanayinin gelişmesine de en önemli desteği veren sanayi dalı niteliğindedir. Gelişmiş pazarlardaki çevreye ve güvenliğe yönelik yüksek standartlar ve tüketici istekleri, otomotiv sanayinde yoğun bir teknolojik gelişmeye yol açmaktadır. Bunun sonucu olarak, müşteri tercih ve beklentileri büyük oranda değişikliğe uğramakta ve bütün ürün segmantasyonu değişmektedir.
Otomotiv sanayi tedarik zinciri içinde doğrudan ve dolaylı olarak çok geniş istihdam olanakları sağlayan bir sanayi dalıdır. Tedarik zinciri ham madde – tüketici arasındaki tüm işlevleri kapsamaktadır. Burada hedef, tüketicinin talepleri doğrultusunda rekabetçi bir üretimi gerçekleştirmektir. Tedarik zinciri içinde kalite, maliyet, lojistik ve tasarım/teknoloji yönetimi ortaktır. Özellikle araç üretimi ile ham madde ve aksam parça üretimin tam bir uyum içinde bulunması gerekir. Bu amaçla her alanda motorlu taşıt aracı üretim ile aksam parça üretimi yapan kuruluşlar arasında uzun vadeli stratejik işbirliğini kurulması gereklidir.
 
Otomotiv sanayinin diğer sektörlere göre durumunun değerlendirilebilmesi için İSO tarafından, üretimden satışlar, satış hâsılatı, brüt katma değer, öz kaynak, net aktifler, vergi öncesi dönem kârı/zararı, ihracat ve istihdam kriterleri çerçevesinde hazırlanan “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu” çalışmasına göz atmakta fayda bulunmaktadır. Bu kapsamda otomotiv sektörü, tekstil ve gıda sektörleri ile kıyaslanmıştır. 
 
2014 yılı için ISO 500 çalışmasında yer alan 500 firma ile ilgili temel parametrelerde, listedeki otomotiv sanayi firmalarının toplam içindeki payı düzenli ve istikrarlı olarak artmıştır. 
 
Buna göre: 1982 – 2014 yılları arasında otomotiv sanayii firmalarının “Üretimden Satış” toplamındaki payları yüzde 5 ile yüzde 16 arasında yer almıştır. Küresel kriz nedeni ile 2008 yılında yüzde 5’e kadar gerilemiştir. 2012 yılında bu değer yüzde 12, 2013 yılında ise yüzde 14 olmuştur.
 
Şekil 2. Üretimden Satışlarda Sektörel Paylar (İSO 500)(%)    Şekil 3. Brüt Katma Değerde Sektörel Paylar (İSO 500) (%)
 
 
Kaynak: OSD, İSO
 
2014 yılında, otomotiv sanayinin brüt katma değerdeki payı % 4 olmuştur.
 
ISO 500 kapsamında en fazla ihracat yapanlar arasında yer alan otomotiv firmalarının payı 1982-1999 yılları arasında 500 firma toplamında % 3 ila % 10 arasında seyrederken 2003 yılı itibari ile artmaya başlamıştır. Küresel kriz nedeni ile 2008 yılında 500 büyük sanayi kuruluşu arasında ihracat payı % 7 seviyesine kadar gerileyen otomotiv sanayinin payı, 2012 yılında yüzde 21, 2014 yılında ise % 24 olmuştur.
 
Şekil 4. Şekil 7- İhracatta Sektörel Paylar (İSO 500)(%)  Şekil 5. İstihdamda Sektörel Paylar (İSO 500)(%)
 
 
Kaynak: OSD, İSO
 
Otomotiv sanayiinde ücretli çalışanların payı ilk 500 sanayi kuruluşu içinde 1983’te sadece yüzde 3 iken bu oran istikrarlı olarak artmıştır. 1982-2008 yılları arasında istihdam yüzde 16’ya kadar ulaşmıştır. 2012 yılında istihdam payı yüzde 11, 2014 yılında ise yüzde 11 olmuştur.
 
Sektörün Bölgesel Yapısı ve Kümelenmeler: Günümüzde otomotiv sektöründe uluslararası boyutta çok ciddi bir rekabet yaşanmaktadır. Geçmişte ağırlıklı olarak fiyat rekabeti söz konusu iken, günümüzde fiyatla beraber kalite, ürün çeşitliliği ve geleceğe yatırım rekabet açısından önemli unsurlar halini almıştır. 
 
Özellikle doymuş pazarlarda, satışları müşteri tercihleri belirlemekte ve dolayısıyla ürün geliştirme, marka ve model yaratabilme gibi unsurlar önem kazanmaktadır. Bu kapsamda Ar-Ge harcamaları önem kazanmakta ve bu harcamaların önemli bir kısmı çevre normlarına uyum, alternatif yakıt kullanımı, yakıt tasarrufu, güvenlik, hafiflik gibi alanlara ayrılmaktadır.
 
Otomotiv sanayinde yaşanan büyük rekabet sonucunda azalan kâr oranları, Ar-Ge harcamalarının artması ve yeni teknoloji kullanımına yönelik yüksek yatırım gerekliliği nedeniyle, şirketler arası birleşme yoluyla güç birlikteliklerinde artış görülmektedir.
 
Küreselleşmiş bir sektör olan otomotivde, firmaların son derece dinamik, değişken bir pazarla yüz yüze geldiği görülmektedir. Dolayısıyla firmalar, bu yeni durumla birlikte ortaya çıkan fırsatlara ve tehditlere ayakta kalabilmek için hızla tepki verebilmelidir. Ancak tekil olarak pek çok firmanın, özellikle küçük ve orta ölçekli firmaların bu durumla baş etmesi mümkün gözükmemektedir. Kümelenme kavramı da burada ortaya çıkmaktadır.
 
Yeni fikir ve hünerlerin başarıyla uygulanması şeklinde sürekli yenileşim, birlikte yürütülen araştırma, ürün tasarımı, pazarlama, tedarik, eğitim ve diğer işbirlikçi faaliyetler, küme içindeki işletmeleri küresel pazarda yarışmaya muktedir kılmaktadır. Bu örgütlenme biçimiyle birlikte; öğrenmek ve çalışmak, fırsat ve tehditlerle başa çıkabilmek, iç veya dış pazarlarda gerekli zenginleştirilmiş rekabetçi üstünlükler elde etmeye odaklanmak için kuruluşlar arasındaki bağların güçlendirilmesi sağlanabilmektedir. 
 
Türkiye’deki otomotiv sektörü yerleşim olarak Doğu Marmara Bölgesinde yoğunlaşmıştır. Türkiye’deki otomotiv kümesi, tedarik zinciri yapısına dayalı olarak organize olmuştur ve kümenin veri/bilgi iletişimi hakkında açıklama yapmak zordur. 
 
Yenilikçiliğe ve yaratıcılığa dayalı rekabetçi üstünlükler sanayi kümelerine güçlü bir yarışmacı pozisyon sağlamaktadır. Sınırlı bilgi akışına sahip Türkiye’deki otomotiv kümeleri gibi kümelerde eğilim, fiyat/maliyet avantajına dayalı olarak rekabet yapılmaktadır. Dolayısıyla farklı bir bakış açısına göre sadece bir topaklaşma, yığılma olarak değerlendirilmesi gereken Doğu Marmara Otomotiv Kümesinin bilgi/teknoloji tabanlı bir kümeye doğru evrilmesini hızlandıracak çalışmalar yapılmasında yarar bulunmaktadır. 
 
 

Öne Çıkanlar

Endüstri Otomasyon Eksen Yayincilik hizmetidir.