Otomotiv Sektörü Yükselişte

 

Denetim, vergi ve danışmanlık hizmetleri veren KPMG-Türkiye’nin, 2018 tarihli “Otomotiv Sektörel Bakış Raporu”nun başında yer alan, “Dünyada ve Türkiye’de eğilimler” bölümüne bakıyoruz. Şöyle denilmiş:

“Otomotiv sektörü, etki alanının genişliği ve diğer sektörlere olan etkisi ve katkısıyla modern ekonominin gelişiminde geniş ve önemli bir yere sahip. İnsan hayatını doğrudan etkileyen bir sektör olması sebebiyle ise, tüketicilerin talep ve ihtiyaçlarına uygun olarak sürekli bir dönüşüm halinde. Gerek büyük kentlerdeki trafik ve park yeri sıkıntıları gerekse artan maliyetler, tüketiciyi sahip olmak yerine mobilite çözümlere yönlendiriyor. 
 
Tüm dünya sıfır kaza ve sıfır emisyon vizyonu dahilinde kapsamlı bir dönüşüm içinde ve gelişmiş ülkelerin art arda açıkladığı sıfır emisyon planları, otomotiv sektörünün geleceğini de doğrudan etkiliyor. Benzinli ve dizel araç kullanımını yasaklayacağını açıklayan ülkeler arasında İngiltere, Almanya, Norveç ve Fransa başı çekiyor. Son olarak dünyanın en büyük otomobil pazarı olan Çin de, sıfır emisyon planını açıkladı. Bu vizyonun büyük bir değişimi beraberinde getireceğini görüyoruz.
 
Teknoloji ve ilaç endüstrisinin hemen ardından dünya Ar-Ge yatırımlarının büyük bir bölümünün sahibi olan otomotiv sektörü, geleceği inşa etmek için sıra dışı bir faaliyet içinde. Üreticilerin sıfır kazaya ve daha az yakıt kullanımına yönelik çalışmaları Ar-Ge faaliyetleri içinde önemli bir yer kaplıyor. Teknoloji şirketlerinin sektöre girişi ve yarattığı yıkıcı etkiler inovasyon vizyonunu da değiştirdi ve otomotiv sektörü Ar-Ge faaliyetlerinin merkezine dönüştü. Şirketler için inovasyonun gücü rekabetin gücünü de belirliyor. 
 
Öyle ki, her bir otomobil şirketinin aynı zamanda bir teknoloji şirketi gibi davranması ve geleneksel üretimin, yeni trendlerle evrilmesi bir zorunluluk halini aldı. 2017 yılının öncelikli gündemi olan elektrikli araçların geliştirilmesi 2018 için de öncelikler arasında. Giderek sıkılaşan çevresel regülasyonlar hibrit ve elektrikli araçların gelişimine hız kazandırıyor. 
 
Bağlanabilirlik ve dijitalizasyonun gelişimi, araçların aynı zamanda birer veri merkezi olacağını gösteriyor. Bununla bağlantılı olarak araç içinde üretilen verinin sahipliği ve kimin koruması/hakimiyeti altında olacağı önemli bir tartışma ve rekabet konusu olmaya başladı. 
Otonom araçların geliştirilmesi için teknoloji firmalarının da pazara girmesi, pazarı belirgin biçimde ikiye ayırdı. Bir tarafta platform tasarımı ve üretimi, diğer tarafta ise otonom sürüşü ve iletişimi sağlayan teknolojik çözümler. Geleneksel firmalar ve teknolojik çözümler üreten otomotiv firmalarının yakın bir gelecekte bir ortak paydaya ulaşması bekleniyor ancak sektör evrimini şimdilik sürdürüyor.
Öte yandan otomotiv sektörü Endüstri 4.0 süreçlerini en hızlı benimseyen ve hayata geçiren sektörlerin başında geliyor. Sektör, nesnelerin interneti, robot teknolojileri ve özellikle yedek parça üretiminde bir devrim sayılabilecek 3D (katmanlı) üretim olanaklarını verimli bir biçimde kullanmaya başladı. Özellikle prototiplerin oluşturulmasında başvurulan 3D teknolojisi prototip maliyetlerinin yüzde 50’ye varan oranda düşmesini sağlıyor. Bu teknolojinin gelişmesiyle, işgücünün toplam üretim maliyetleri içindeki payının giderek düşmesi ve düşük işgücü maliyeti avantajının önemini kaybetmesi öngörülüyor. Genel anlamda ise akıllı üretim teknolojileri ürün tasarımının gelişmesi, geleneksel üretimin dönüşmesi ve tedarik zincirindeki verimsizliklerin giderilmesi anlamında sektörü kökten etkileyecek.
 
Küresel pazarın bir başka dinamiği de gelişmekte olan ülkelere ve yükselen tüketim taleplerine yönelik olarak düşük maliyetle araç tedariki. Ancak yükselen talep kadar değişen araç kullanım trendleri de, otomotivin gelecek planlarını şekillendiriyor. Araç kiralama sektörüne olan ilginin ve otomobil paylaşma uygulamalarının artması müşteri beklentilerini yükseltiyor. Müşteri, bir sonraki sürüşünde aynı kaliteyi arzuluyor ve bu da otomotiv firmalarının bu deneyimi yaşatmaya rekabet açısından mecbur olduğunu gösteriyor. 
 
Araç paylaşma uygulamalarının araç sahipliğini düşürmesi ve buna bağlı olarak özel araç satışlarının da azalabileceği öngörülüyor. Diğer yandan paylaşımlı kullanılan araçların daha sık ve daha yüksek kapasiteyle kullanılması nedeniyle çok daha hızlı yıpranması ve arızalanması, araç satışları üzerinde olumlu etki yapabilir. 
 
Dünya otomotiv sektörünün içinde bulunduğu bu değişim, Türkiye otomotiv sektörünü de doğrudan etkiliyor. Sektör son yıllarda Avrupa’ya entegrasyonunu artırdı ve büyümesini sürdürdü. Türkiye otomotiv sektörünü bugün geldiği noktadan yukarıya taşıyacak, rekabet gücünü artıracak önemli konulardan biri, Ar-Ge faaliyetlerinin geliştirilmesidir. Uzun süredir planlanan rekabetçi Türk markasının hayata geçirilmesi sektör itibarı için önemlidir.”
 
KPMG-Türkiye’nin “Otomotiv Sektörel Bakış Raporu”nun “Türkiye Otomotiv Sektörü” değerlendirmeleri ile devam ediyoruz:
“Türkiye otomotiv sektörü, yeni ürün ve kapasite yatırımlarıyla üretim ve ihracat rakamlarını her yıl biraz daha artırarak dünya pazarındaki yükselişini sürdürüyor. 2016 yılı verilerine göre Türkiye yüzde 16,1’lik artış ile 2016’da üretim performansını en çok artıran ülkelerden biri konumuna geçerek, dünya sıralamasında iki basamak birden yükseldi ve 15. sırada yer aldı. Avrupa’da Almanya, İspanya, Fransa, Birleşik Krallık ve Rusya’nın ardından 6. oldu.
 
Türkiye, AB’ye yapılan motorlu taşıt ihracatında ise Japonya, Güney Kore ve ABD gibi güçlü oyuncuları geride bırakarak ilk sırada yer alıyor.
 
Rakamlar, birçok olumsuz etkene rağmen 2017’de büyümenin devam ettiğini gösteriyor. Otomotiv sektörü üretim ve ihracatı son 10 yılda en yüksek düzeye 2016 senesinde erişmişti. Kasım 2017 sonuna kadar gerçekleşen rakamlar, geçen seneki başarının 2017’de devam ettiğini ve rakamların yükseldiğini gösteriyor.
Üretim ve ihracat 2017: 2017 yılı başında iç pazarda yaşanan daralmanın otomotiv üretimine olumsuz etki edeceği öngörülüyordu. Ancak AB pazarındaki istikrarlı büyüme ve ülkemizde üretimine başlanan yeni ürünlerin de etkisiyle, hem üretim hem de ihracat, sektör tarihinin en yüksek düzeyine ulaştı. Otomotiv üretim ve ihracat rakamları 2017 boyunca birbirine paralel seyretti. 
OSD verilerine göre yılın 11 ayında toplam otomotiv sektörü üretimi, 2016’nın aynı dönemine göre yüzde 16 artış gösterdi ve 1 milyon 543 bin adet düzeyinde gerçekleşti. Otomobil üretimi ise 2016 yılının aynı dönemine oranla yüzde 24 arttı ve 1 milyon 48 bin adet olarak kaydedildi. Otomotiv üretiminin alt kırılımlarında, 2017 Ocak-Kasım döneminde ticari araç grubu üretimi yüzde 2 arttı, hafif ticari araç grubunda yüzde 1, ağır ticari araç üretimi ise yüzde 18 artış görüldü.
 
Otomotiv sektörü, son 11 yılda olduğu gibi 2017’de de en çok ihracat yapılan sektör unvanını elinde tutuyor. TİM verilerine göre Türkiye’nin 1 Ocak-30 Kasım 2017 tarihleri arasında 142 milyar doların üzerinde gerçekleşen toplam ihracat rakamının 26 milyar dolarlık bölümü otomotiv sektörü tarafından gerçekleştirildi. Toplam ihracattaki payı ise ilk 11 aylık dönemde yüzde 18,3 seviyesinde gerçekleşti. Böylece otomotiv sektörü ihracatı, küresel finans krizi öncesinde 2008 yılındaki 24,7 milyar dolarlık rekor seviyenin üzerine çıkmış oldu.
2017 yılının ilk 11 ayında toplam otomotiv ihracatı adet bazında yüzde 19 artarken, otomobil ihracatı yine adet bazında yüzde 28 artış gösterdi. 2016 ve 2017’nin ilk 11 aylık dönemi OSD verilerine göre karşılaştırıldığında otomotiv ihracatındaki artış dolar bazında yüzde 21, euro bazında yüzde 20 oldu. Bu dönemde otomobil ihracatı yüzde 49 artarak 10,8 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. Euro bazında otomobil ihracatı ise yine yüzde 48 artarak 9,6 milyar euro düzeyine yükseldi.
 
TİM verilerine göre 2017 yılı ilk 11 aylık sonuçlar değerlendirildiğinde, AB pazarının Türkiye için önemi ortaya çıkıyor. 2017 Kasım ayı sonu itibariyle toplam otomotiv sektörü ihracatının yüzde 77’den fazlası AB ülkelerine yapıldı. Almanya ilk sıradaki yerini korudu, sırasıyla İtalya, Fransa, İngiltere ve İspanya AB ülkelerine en çok ihracat yapılan ülkeler oldu. Brexit kararının ardınan henüz AB ülkeleri arasında değerlendirilen Birleşik Krallık’a yapılan otomotiv ihracatı yüzde 24,5 oranında arttı. Kuzey Amerika Serbest Ticaret Bölgesi (NAFTA) ihracatı önemli bir pazar olarak listeye girdi. NAFTA’da yüzde 90 oranında artan bir ihracat rakamına ulaşıldı ve toplam ihracatta yaklaşık yüzde 6 oranıyla en çok ihracat yapılan ikinci ülke grubu oldu. Afrika ülkeleri ihracatında yüzde 2 oranında düşük bir artış oldu. Ortadoğu ülkeleri ihracatı yüzde 10’a yakın büyüdü, toplam ihracattaki oranı ise yaklaşık yüzde 5,5 oldu. Ülke grupları arasında oransal büyüme analiz edildiğinde 2017 yılında Uzakdoğu ülkelerine yapılan yüzde 60’lık artış önemli bir gelişme olarak kaydedildi.
 
Türkiye Otomotiv Pazarı: 2017 yıl sonu sonuçlarına göre, otomobil ve hafif ticari araç pazarı yüzde 2,8 oranında daralma yaşadı. Otomobil pazarı yüzde 4,5 oranında azalırken, hafif ticari araç pazarı yüzde 2,9 oranında artış gösterdi. Bu sonuçlara göre toplam satış adedi 956.194 olarak gerçekleşti. 2016 yılında bu rakam 983.720 idi
.
Toplamdaki bu azalmayı yaratan otomobil satışları 2017 yılında 722.759 oldu. Geçen yıl bu sayı 756.938 adet idi. Satışlardaki azalma oranı bu rakamla yüzde 4,5 oldu.
Hafif ticari araç pazarı ise 2017’de, 2016’ya göre yüzde 2,93 artış gösterdi. Geçtiğimiz yıl hafif ticari araç satış rakamı 226.782 düzeyinde gerçekleşmişti.
2017 yılı Ocak ayına otomobil satışlarında yüzde 10’a yakın artışla giren sektör, Şubat ayında hızını kesti ve satışlar 2016 yılının aynı dönemine göre yüzde 5,6 oranında azaldı. Mart ayında bu düşüş, yüzde 13 oranında gerçekleşti. Çok yakın oranlarda Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında devam eden düşüşün ardından Temmuz ayında yüzde 37’ye varan bir satış artışı gerçekleşti. Bu artışta vergi oranlarında yapılması beklenen yeni düzenlemelerin etkili olduğu kadar baz etkisinin de büyük etkisi olduğunu belirtmeliyiz. Ağustos ve Eylül’de sakin bir artışla devam eden satışlar, Ekim ayında yılsonu etkisiyle yükselme eğilimine girdi. Ancak bu yükseliş trendi uzun sürmedi ve Kasım ve Aralık aylarını sırasıyla 2016’nın aynı aylarına göre yüzde 20,7 ve 7,7 azalarak kapadı.
Motor hacimlerine göre satışlar: 2017 yıl sonu sonuçlarına göre, otomobil pazarında motor hacmine göre satışlarda en yüksek payı yüzde 96,7 oranıyla 1600cc’nin altındaki otomobiller aldı. Toplam satış rakamı 1600cc altı için 694.464 olarak gerçekleşti. 1600-2000cc aralığındaki otomobiller satışlardan 21.568 ile yüzde 3 pay alırken, 2000cc üstü otomobillerin toplam satıştaki yeri sadece yüzde 0,3 oldu. 
2016 yılı ile karşılaştırıldığında, 1600cc altındaki otomobil satışlarında yüzde 4,8, 1600-2000cc aralığındaki otomobil satışlarında yüzde 4,1 ve 2000cc üstü otomobillerde ise yüzde 46,9 azalma gerçekleşmiş oldu. 
2017 yılında 85kW altı 55 adet 121Kw üstü 21 adet olmak üzere toplam 76 adet elektrikli otomobil satışı gerçekleşti. 
2017 yılında, 1600cc altı 464 adet, 1601cc-1800cc (>50 kW) aralığında 3.704 adet, 1801cc-2000cc aralığında 63 adet, 2001cc-2500cc (>100KW) aralığında 266 adet, 2500cc üstü ise 10 adet hibrit otomobil satışı gerçekleşti. Böylece yıl boyunca toplam 4.507 adet hibrit otomobil satışı gerçekleşmiş oldu. Böylece 2016’ya göre hibrit otomobil satışları yüzde 334 seviyesinde çarpıcı bir artış gösterdi.
2017 yılında dizel otomobil satışları ise 2016’ya göre yüzde 5,2 oranında azaldı. Ancak toplam satışlar içerisinde dizel payı önemli bir değişiklik göstermeden yüzde 61 (440.890) oldu.
Sektörel endeksler: TÜİK verilerine göre otomotiv sektörünü kapsayan NACE Rev.2 sınıfları, sektörün bitmiş araç ve yedek parça imalatı için C-29 (motorlu kara taşıtı, treyler ve yarı treyler imalatı) kategorisinde takip ediliyor (C kategorisinde mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış endekslerin değişimi veriliyor).
Buna göre; 2016 yılının üçüncü çeyreğinde yaşanan siyasi çalkantılara bağlı düşen endeks, devam eden aylarda tutarlı bir biçimde artış gösterdi. 2017’nin ilk 10 ayında da artış sürdü.
C-29 sınıfına ait sanayi üretim endeksindeki görüntü 2016’da olduğu gibi ciro endeksine paralel bir seyir izledi. Bu seyrin paralellik göstermesine rağmen üretimdeki artış oranları 2016’da olduğu gibi 2017’de de cironun gerisinde kaldı. Ancak 2016 yılına göre ortalama üretim endeksi 2017’nin 9 ayında yüzde 11,4 oranında arttı. 2017’yi aylar bazında değerlendirdiğimizde Ağustos ayındaki 147,2’lik değer dışında tüm aylarda benzerlik görülüyor.
Yatırım Teşvik Sisteminde ‘öncelikli’ olarak değerlendirilen otomotiv sektörü yatırımları: Ekonomi Bakanlığı verilerine göre son 10 yılda otomotiv sektöründe yatırım teşviki için düzenlenen belge adedi 2017 yılında büyük bir çıkış yakaladı. 2017’nin 10 ayında 170 adet yatırım teşvik belgesi verildi ve son 10 yılın zirvesine oturdu. Belge adedi yüzde 70’e yakın bir oranda artmasına rağmen toplam yatırım tutarı, 10 aylık verilerle 2016 yılı toplamına yakın izleniyor. Son 2 ayda verilecek belge sayısı ve yatırım tutarı bu rakamı değiştirebilir. 2017’nin 10 ayında yapılan yatırımın, 1 milyar 658 milyon TL’si yabancı, 2 milyar 103 milyon TL’si yerli yatırımlardan oluştu. 2017 yılı belge adedindeki yükseliş, son 10 yılda sektöre yapılan en büyük yatırımların 2013 yılında gerçekleştiği sonucunu değiştirmedi. Belge sayısının artışında bölgesel teşvik uygulamaları kapsamındaki bazı yatırımlar için yerel birimlere başvurunun olanaklı hale gelmesinin etkili olduğunu düşünüyoruz.
Önemli sektör oyuncuları: Türkiye otomotiv sektörü 12 firma ile 18 fabrikada faaliyetlerini sürdürüyor. Bu 12 firmanın 4’ü yalnızca otomobil, 6’sı sadece ticari araç, 2’si ise hem otomobil hem de ticari araç üretimi yapıyor. İstanbul Sanayi Odası tarafından açıklanan 500 büyük sanayi kuruluşu arasında ilk 10 sırada Ford Otosan, Oyak-Renault ve Tofaş yer alıyor. Hyundai Assan, Mercedes-Benz Türk, Toyota Otomotiv Türkiye gibi oyuncular da listenin devamında yer alıyor.
Toyota, Oyak Renault, Tofaş, Hyundai Assan ve Honda’nın son dönemde otomobil modellerine yaptıkları yatırımlar çok olumlu sonuçlar verdi. 351.898 adetle Tofaş, 2017 yılının ilk 11 ayında Türkiye otomotiv sektörünün en büyük üretim rakamına ulaştı. Tofaş’ı sırasıyla Ford Otosan, Oyak Renault, Toyota ve Hyundai Assan izledi.
İhracatta ise ilk sırada Ford Otosan yer aldı. Oyak Renault, Tofaş, Toyota ve Hyundai Assan sırasıyla ilk 5 firmanın içinde yer aldı. 2017 yılı rakamlarında Tofaş, Renault ve Toyota’nın, üretime başlanan yeni modellerinin önemli payı var. Ford Otosan hafif ticari araçlar konusunda pazardaki payını sürekli artırıyor. Hem üretim hem ihracat büyümesini de bu segmentteki gücü ile yakalıyor.
Şimdi de, KPMG-Türkiye’nin, 2018 tarihli “Otomotiv Sektörel Bakış Raporu”nda yer alan GZTF Analizi ve 2018 Projeksiyonu’na bakıyoruz: 
“Otomotiv sektörü durum analizi: Türkiye ihracatının öncüsü olan otomotiv sektörünün bu özelliğini koruyabilmesi için tüm firmaların Almanya başta olmak üzere dünya genelinde başlayan ‘dönüşüm planı’nın içinde yer alması gerekiyor. Bu dönüşüm planına uyum sağlamak, Ar-Ge yatırımlarına öncelik vermek ve inovasyonu kurum kültürünün bir parçasına dönüştürmekle mümkün. Küresel rekabette önemli oyunculardan olan Türkiye otomotiv sektörü için teknolojinin desteğiyle hayata geçirilen yenilikçi ve katma değeri yüksek çözümler çok önemli. Dönüşümün içinde bir an önce yer alınmazsa, Türkiye ekonomisi için olağanüstü önem taşıyan sektörün geleceği riske atılmış olacak.
 
GÜÇLÜ YÖNLER
•Genç ve artan nüfus Türkiye’nin otomotiv iç pazarındaki en güçlü yanlarından biri. AB ülkelerinde iç talepte azalma yaşanırken, Türkiye iç talep konusunda avantajını koruyor.
•Mevzuat değişimlerine, konjonktürel dalgalanmalara, standart değişimlerine adaptasyon yeteneği Türkiye’nin otomotivde olduğu gibi pek çok alanda güçlü olduğu bir yön. Sektöre yönelik araştırmalarda küresel yöneticiler bu değişimleri ilk tehdit olarak öne sürerken, Türk yöneticilerin adaptasyon ile ilgili konularda daha iyimser olduğu gözleniyor.
•Güçlü grupların yabancı ortaklıkları ve gelişmiş tedarik sanayisi sektöre güç veriyor.
•AB ülkelerine kıyasla düşük işgücü maliyeti de sosyal gelişim açısından olumsuz ancak üretim maliyetleri açısından olumlu bir etken olarak karşımıza çıkıyor.
 
FIRSATLAR
•İnovasyon ihtiyacı birçok fırsatı içinde barındırıyor. Türkiye otomotiv sektörü, sayıları giderek artan girişim merkezleriyle, girişimcilerle bir araya gelecek platformları yaratacak olanağa sahip. Türkiye’nin her alanda Ar-Ge ve tasarım merkezi olma vizyonunu artık gerçekleştirmesi gerekiyor.
•Hükümet, Ar-Ge ve yatırım teşviklerinde sağlanan yeni avantajlarla bu vizyonda kendine düşen katkıyı sağlıyor.
•Türkiye güçlü bir iç pazar potansiyeline sahip.
•Jeopolitik konum, birçok pazara kolay ulaşılabilirlik fırsatı sunuyor.
•Lojistik sektöründeki gelişim, ihracatı olumlu yönde etkiliyor. Bu avantaj fırsatları da beraberinde getiriyor.
•Hurda teşviki programının yenilenerek hayata geçirilmesi, yaşlı araçların trafikten çekilerek hem çevre kirliliğinin azaltılması hem de araç ve yaya güvenliğinin artırılmasına yardımcı olabilir. Diğer yandan bu uygulama pazarı canlandırma ve hurda ithalatını düşürmek için önemli bir fırsat.
 
ZAYIF YÖNLER
•Endüstriyel tasarım, patent ve uluslararası standartlar konusunda daha çok yol alınması gerekiyor.
•Sektörün Endüstri 4.0 yapılarına geçmesinde eğitimli iş gücü eksikliği önemli bir engel olarak ortaya çıkıyor. Üniversitelerde lisans ve yüksek lisans düzeyinde otomotiv ile ilgili bölümler yeterli talebi görmemesi sektörün uzun dönem verimliliğini de etkiliyor.
•Lojistik sektörü gelişiyor ama altyapıda önemli eksiklikler var.
•Dış politika kaynaklı bölgesel sorunlar sektörü doğrudan etkiliyor.
•Ham maddede dışa bağımlılık sektörü olumsuz etkiliyor.

TEHDİTLER
•Türkiye otomotiv sektörü için iç pazara yönelik en önemli tehditlerin başında giderek artan vergi oranları geliyor. Yürürlüğe girecek yeni değişikliklerin pazarı rakamsal olarak daraltacağı öngörülüyor.
•AB ve küresel teknik mevzuata uyum çalışmaları, AB ile sürdürülen katılım müzakerelerinin donma noktasına gelmesi ile risk altına girdi. Firmalar, teknik uyum konusunda yaptıkları yatırımları sürdürseler de sürecin durağanlığı motivasyonu etkiliyor.
•Endüstri 4.0 ve geleceğin fabrikalarına dönüşümde Avrupa’nın gerisinde kalınma ihtimali sektörün bir an önce gündemine alması gereken önemli bir risk.
•Makroekonomik konjonktür sektöre yönelik en önemli tehditlerden biri olarak karşımıza çıkıyor.
•Doğu Avrupa, Çin, Hindistan gibi otomotiv alanında agresif büyüyen ülkelerin daha düşük maliyetle üretim yapabilme potansiyeli, Türkiye’nin yeni yabancı yatırımları çekmek için sahip olduğu düşük işgücü maliyeti avantajı üzerinde bir tehdit oluşturuyor.
•Aynı şekilde ihracatta fırsat olarak değerlendirilen İran pazarının yatırımcıyı çekme potansiyeli sektörü bekleyen bir başka tehdit.
•Brexit sonrası Gümrük Birliği’nden de çıkacağını açıklayan Birleşik Krallık ile AB arasında yeni bir serbest ticaret anlaşması olmazsa, Türkiye otomotiv sektörünün en önemli pazarlarından birini kaybetme ihtimali doğuyor.
•Yüksek reel faizler nedeniyle tüketici, finansman ve işletme kredilerinin yeterince kullanılamaması bir başka tehdit.
•Otomotiv tedarik sanayisi için, araç ithalatının giderek artması ve ithal parçaya dayalı araç üretimi nedeniyle dış ticaret dengesinin ithalat lehine bozulması önemli bir tehdit oluşturuyor.
•Genel parite değişimleri tüm zamanlarda bir tehdit olarak değerlendirilebilir. Sektörün girdi maliyetleri değişimlerden olumsuz yönde etkileniyor.
2018 Projeksiyonu: Küresel ekonominin 2018’deki seyrini ABD-Kuzey Kore gerilimi, Almanya’daki koalisyon sancısı, Katalonya’daki bağımsızlık hamlesi, Orta Doğu’da yaşanan hareketlilik ve sınır bölgesindeki gibi kriz potansiyeli yüksek başlıklar belirleyecek. ABD ve Türkiye ilişkileri sektör için kritik önem taşıyor. İlişkilerin seyrine bağlı olarak bir takım kısıtlamaların hayata geçirilmesi sektör için olumsuz sonuçlar doğurabilir.
ABD Merkez Bankası’nın (FED) politika faiz artırma beklentisi ve Avrupa Merkez Bankası’nın uygulayacağı para politikası, Brexit sürecinin AB ve diğer ülkelere olan etkisi, Çin ekonomisindeki gelişim ve yüksek borçluluk oranı, jeopolitik riskler ve gelişmeler ile küresel ticari politikalardaki korumacılık yaklaşımı, 2018 ekonomisinde etkili olacak diğer faktörler.
Ülkemizde ise 2018 yılında TCMB’nin para politikası ve enflasyonla mücadele kararlılığı, cari işlemler açığındaki gelişim, yapısal reformlara ait atılacak adımlar ve ekonomik aktivitenin gelişimi ve büyümü hızı etkili olacaktır.
2018 yılında dünya otomotiv üretiminin 2017 yılına göre yüzde 1,3 artışla yaklaşık 100 milyon adede ulaşacağı tahmin ediliyor. Türkiye’de ise, 2018 yılı sektör performansının 2017 sonuçlarına paralel gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. Otomotiv üretiminin 1,7 milyon adet, otomotiv pazarının ise yaklaşık 1 milyon adet olarak gerçekleşmesini bekliyoruz.
TOBB ve Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı girişimiyle kurulan ‘Yerli Üretim Ortak Girişim Grubu’nda Anadolu Grubu, BMC, Kıraça Holding, Turkcell ve Zorlu Holding yer alıyor. Yerli Üretim Ortak Girişim Grubu’un 2019’da prototipi oluşturması ve 2021’de yerli otomobili satışa sunması hedefleniyor.”
 

Öne Çıkanlar

Endüstri Otomasyon Eksen Yayincilik hizmetidir.