NESNELERİN İNTERNETİ'NDE BİZ NEREDEYİZ?

 

 Önce, “Nedir şu ‘Nesnelerin İnterneti?’ sorusuna bir cevap vermek gerekir belki,” diyerek, konuya ilginç bir açıdan yaklaşan, İzmir Ekonomi Üniversitesi Öğretim Görevlisi, Nejat Kutup’un “Nesnelerin İnterneti; 4H -Her yerden, Herkesle, Her zaman, Her nesne ile bağlantı” isimli makalesini aktaralım:

 
“1. Giriş: Her şey bir kahve makinesi ile başladı!
İnternete bağlı bir kahve makinesi (o tarihte ‘internet’ diye bir kavram yoktu) ve kahve miktarını ve durum bilgilerini güncelleyen bir sistem düşünün (o tarihte Twitter da yoktu).
 
1991 yılında, Cambridge Üniversitesinde yaklaşık 15 adet araştırmacı akademisyen çalıştıkları binada bir adet kahve makinesini paylaşıyorlardı. Binanın alt katlarında ofisleri olan araştırmacılar onlarca merdiveni çıkıp kahve makinesini boş bulmaktan sıkılmış durumdalardı. Bu durum üzerine, kahve makinesinin her bir dakikada, üç adet görüntüsünü yakalayan ve masalarında var olan bilgisayarlarına aktaran bir sistem tasarladılar. Bu siyah beyaz görüntü kahve demliğinin içindeki kahve miktarını görmek için yeterliydi. Zaten kahve de tek renkti!
 
Üniversitenin eski ve kullanılmayan laboratuvarına bir video kameranın çıkartılması, görüntü yakalama yazılımı ve protokollerin yazılmasından sonra her araştırmacı ekranında kahve demliğindeki kahve miktarını çevrimiçi ve gerçek zamanlı olarak görebiliyorlardı.
1993 yılına gelindiğinde web’e taşınan bu uygulama günde milyonlarca kez izlenmeye başlandı. Ardından gelişen HTTP protokolü ile daha da yaygınlaşan uygulama Cambridge Üniversitesi Araştırma bölümünün başka bir binaya taşınması nedeni ile 2001 yılında sonlandırıldı. (Aynı kahve makinesi eBay’de 6,000 dolara satıldı!)
 
Bu kahve makinesi ‘Nesnelerin İnterneti’ ve bağlı nesnelerin varlığının ilk ispatı ile birlikte örneğini oluşturmuş ve ardından gelen gelişmeler ‘bağlı nesnelerinin’ ürettikleri veri miktarında çok büyük artışlar olmasına neden olmuştur.
 
2. Nesnelerin İnterneti ne demek?
‘Nesnelerin İnterneti’ (Internet of Things) kavramı ilk kez 1999 yılında Kevin Ashton tarafından Procter & Gamble şirketi için hazırlanan bir sunumda kullanıldı. Bu sunumda şirketin tedarik zincirinde RFID teknolojisi uygulamasının firmaya faydaları sıralanmakta ve kullanımı önerilmekteydi. 
 
Daha sonraki yıllarda gelişen teknolojiler sayesinde milyarlarca insanın bilgisayarlar ya da taşınabilir mobil araçlarla internete bağlanmalarını sağlamıştır.
 
Bu aşamadan sonra beklenen büyük adım birbirlerine bağlı bilgisayarların, birbirlerine bağlı nesneler ile bilgi alışverişi yapmasıdır.  Arabalardan kitaplara, elektrikli aletlerden yiyeceklere, buzdolaplarından su ısıtıcılarına, akıllı binalardan ayakkabılara kadar aklınıza gelebilecek tüm şeylerin/nesnelerin birbiri ile bağlanmaları gelecekte bizleri bekleyen bir gelişme olacaktır.
 
İşte bu da Nesnelerin İnterneti (Internet of Things) olarak tanımlayabileceğiz aşamadır.
 
Her geçen gün gelişmekte olan bir uygulama ve kavram olduğu için birbirinden farklı tanımlar yapılagelmiştir. 
 
Örneğin; CASAGRAS (Coordination and Support Action for Global RFID-related Activities and Standardisation, Avrupa Birliği), ‘Fiziksel ve sanal nesneleri birbirine bağlayan, veri üretmeleri ve bu verilerin paylaşımını sağlayan dünya çapında küresel bir altyapı. Bu yapı var olan ve genişleyen İnterneti ve bağlı ağları da içine almaktadır. Bu kavram, nesne tanımlama, algılayıcı bağlantıları ve bağlantılı ağlar kanalı ile yeni uygulamalar ve ortaklaşa çalışmalar önermektedir.  Bunun sonucunda da, yüksek seviyede veri algılama, olay transferi, ağ bağlantıları ve her ortamda çalışma sağlanmaktadır.’
 
SAP, ‘Fiziksel nesnelerin kolaylıkla ve fark edilmeden bilgi ağlarına bütünleşmiş edilerek bilgi üretme ve iş süreçlerine katkıda bulunmalarını sağlayan genel ağ sistemi.  Akıllı nesnelerin çoğalması sayesinde internet üzerinden bilgi transferi ve karar almaya yönelik işlemlerin gerçekleştirilebileceği ortam.’
ETOS (European Technology Platform on Smart Systems Integration), ‘Fiziksel ve sanal özellikleri olan, aynı zamanda önceden tanımlı işlevlere sahip olan ve akıllı ortamlarda çalışan şeylerin/nesnelerin aralarında kurdukları ortak bir ağ. Bu ağın, diğer ağlar ve kullanıcılar ile bilgi alış verine girmesi.’
 
Benim tanımım kısaca şöyle olabilir: ‘Nesnelerin İnterneti, benzersiz bir şekilde adreslenebilir şeylerin/nesnelerin kendi aralarında oluşturduğu, dünya çapında yaygın bir ağ ve bu ağdaki nesnelerin belirli bir protokol ile birbirleriyle iletişim içinde olmaları’
 
3. Tarihsel Gelişim: 
 
Internet başlangıcından beri birçok belirgin aşama geçirmiştir. Bunlar başlıca şu ana başlıklar halinde sıralanabilir. 
 
1.Aşama; Araştırma dönemi; Advanced Research Projects Agency Network (ARPANET) zamanları. Bu dönem de sadece akademik ortamlarda yaygın kullanımı olan araştırma amaçlı ağlar.
 
2.Aşama; Şirketlerin, firmaların kendileri hakkında bilgilendirme dönemi diyebiliriz. Herkesin bir alan adı alıp, ne yaptığını, nasıl yaptığını anlatarak daha geniş kitlelere tek yönlü olarak bilgi aktarma çabasında oldukları bir zaman dilimi olarak tanımlanabilir.
3.Aşama; Bu dönem de, web artık giderek statik ve durağan olmaktan çok interaktif olmaya doğru yol almakta, sunulan ürün ve servislerin satın alınma işlemlerinin gerçek zamanlı gerçekleştiği altyapı olanaklarının yaygınlaşarak geniş kitlelere sunumu sağlanmaktadır.
İşte tam bu zaman dilimi içerisinde eBay ve Amazon.com benzeri uygulamalar adeta mantar gibi çoğalmışlardır. Aynı zamanda bu aşama ‘dot.com’ çıkışı ve çöküşü olarak da adlandırılabilir.
 
4. Aşama, ‘Sosyal Medya, Semantik Web’ kavramları yaygınlık kazanmaktadır. Kullanıcıların birbirleri ile metin, foto, video gibi medyaların paylaşımını sağlayan YouTube, Facebook, Twitter gibi şirketler giderek hem popüler olması hem de para kazanır duruma gelmeleri bu dönemde var olmuştur.
 
Başka bir sınıflandırma yapmak istersek, Web 1.0 ilk iki aşamayı tanımlamak için kullanılabilir. Web 2.0, Sosyal medya ve kullanıcı tarafından geliştirilen içerik bolluğu olarak üçüncü ve dördüncü aşamadan oluşabilir. Web 3.0, Semantik web. Son olarak da Web 4.0 Nesnelerin İnterneti olacaktır diyebiliriz. 
Aslında bu sıralama bazen aldatıcı olabilir. Bu numaralar birbirlerini takip eden, biri bitince diğeri başlıyormuş gibi algılanabilen sıralı numaralar değillerdir. 2.0, 3.0 ile beraber gelişmiş ve içinde tüm eski diğer öğeleri barındırmaktadır. 4.0 da kendinden önce gelen her türlü gelişmeyi ve avantajı kullanarak oluşmaktadır. 
Web 4.0’a ait ve diğerlerinden en önemli ayrımı, gerçek zamanlı işlemlerin fiziksel dünyaya doğru geçiş göstermesi denebilir.
 
4. Kaç adet ‘şey/nesne’ bağlı?
 
Kaynak: Cisco IBSG, Nisan 2011
Bugün internete on-on bir milyar cihazın bağlı olduğu tahmin edilmektedir. 2020 yılına gelindiğinde, bu rakamın elli milyar seviyesine çıkacağı tahmin edilmekte ancak bazı diğer tahminler ise yüz milyar rakamlarını öngörmektedirler.  Bu rakamlar baş döndürücü bir hızla ilerlediğinden dolayı çok yakın bir gelecekte, makinelerin ürettiği verilerin, kişilerin ürettiği verilerin iki katına kadar çıkabileceği tahmin edilmektedir.
 
Gerçek şu ki, bu karşılıklı bilgi alışverişinin hemen hemen hepsi makineler arasında oluşacaktır. 
 
Aynı zamanda, Cisco firmasının tahminlerine göre, 2020 yılında 20 adet tipik ev cihazının üreteceği bilgi trafiği, 2008 yılında üretilen tüm internet trafiğinden daha çok olacaktır.
 
5. Neleri bağlıyoruz?
 
Kaynak: ITU, “Ubiquitous Network Societies and their Impact on Industry” Mart 2010
 
Nesnelerin İnterneti salt cihazların internete bağlanması olarak anlaşılmamalıdır.
 
Aynı zamanda RFID benzeri algılayıcılar ve tanımlayıcılar bazı cihazlar ile bilgi üretmektedirler (mobil telefonlar, RFID okuyucuları, internet bağlantılı baz istasyonları gibi).
 
Örnek vermek gerekirse, RFID etiketli bir reçel kavanozunu Internet’te bir ‘nesne’ olarak görebiliriz. 
Teorik olarak RFID etiketi sayesinde başka algılayıcılar ile birlikte kullanarak reçelin tüm imalat aşamasından başlayarak, nakliyesi, teslimatı ve evde kullanılması hakkında tüm tarihsel bilgileri bir veri tabanına toplamak olasıdır.
 
Reçel kavanozunun bitmesine yakın bir zamanda, (ev sahibi süpermarkete girdiğinde göz retina taramasından algılayan alışveriş merkezi bilgisayar sistemi) size yenisini almanın vaktinin geldiğini internetten mail ya da mobil telefonunuza mesaj atarak, bildireceği günler çok yakın bir zamanda yaşantımıza girecektir.
 
Nesneler, algılayıcılar ve elektronik devreler ile donatıldığında, ‘düşünme’, ‘hissetme”’ ve ‘konuşma’ özellikleri elde etmeye başlarlar. Böylelikle, bizlerle iletişime geçerek durum bilgilerini güncelleyebilecek yetiye erişirler.
 
Mobil ağlar ve internetin gelişimiyle birlikte bu nesneler/şeyler, kişiler/kurumlar ile iletişim kurabilecekler ve bizler de onları her yerden, her zaman gözlemleme ve kontrol etme şansına sahip olacağız. Böylece belki de ‘Akıllı Dünya’ hayallerimiz gerçek olacak.
 
Önümüzdeki yıllardaki Internet uygulamaları IPv6 protokolü ile çalışacak ve bu nedenle çok daha fazla şeyi/nesneyi tanımlayabilme şansına sahip olabileceğiz.
 
Hal böyle olunca en kısa sürede, hemen ve her türlü nesneyi belirleyebileceğiz. Her bir bireyin etrafını çevreleyen ortalama 3000- 5000 nesne olduğunu düşünürsek, gelecek bizim için daha kontrol edilebilir bir hale dönüşecektir.
 
6. Uygulamalar, ilk örnekler:
 
Bu başlık altında onlarca uygulamadan bahsetmek olası. Hatta eminim ki bu sunum hazırlanırken bile dünyanın bir tarafında yeni bir uygulama hayata geçmekte. 
Nabaztag, Arduino, Arrayent gibi akıllı cihazlar, HP’s CENSE gibi Nesnelerin İnternetine altyapı sağlayan donanımlardır.
 
Halen piyasada bulunan ve hızla popüler olan Nabaztag’ler (tavşan demek) kablosuz ağdan internete bağlanıyor, sesli olarak iletişim kurabiliyor, haberleri, hava ve yol durumunu RSS beslemelerinizdeki haberleri okuyor.  Sosyal ağlardaki dostlarınız, arkadaşlarınızla konuşmanızı, mesajlaşmanızı sağlıyor, size kitap, çocuklarınıza masal okuyor, sabah sizi uyandırıyor, hisse senedi piyasasından haber veriyor hatta tai chi bile öğretiyor!
 
Hollandalı bir şirket olan Sparked tarafından geliştirilen bir uygulama Avrupa da yaygın bir şekilde benimsenmeye başlanmıştır. Geliştirilen bir algılayıcı ve yazılım sayesinde bir süt ineğinin günlük yaşamsal hareketleri, diğer inekler ile iletişimi ve sağlığı ile ilgili tüm bilgileri bir ana merkeze iletmektedir.
 
Bu algılayıcılar günlük her bir inekten ortalama yaklaşık 200 MB bilgiyi sunuculara iletmekte ve çiftçiler de bu bilgileri gözlemleyerek sürülerinin sağlığı ve verimleri ile ilgili kararları alabilmektedirler.
 
7. Sonuç:
 
Günümüz bilgisayarları ve dolayısıyla internet bilgi üretimi ve birikimi için, insana ihtiyaç duymaktadır. Tüm Internet’te var olan ve boyutunu tahmin etmekte güçlük yaşayabileceğimiz bilgi toplamı kişiler tarafından yaratılmıştır. (Yazı, fotoğraf, ses, video ve bunun gibi şeyler) 
 
Geleneksel Internet şemaları sunucular, yönlendiriciler, bilumum donanım, bilgi akışını gösterirken insanı pek dahil etmezler. Oysa bilgi üreticisi insanın vakti az, dikkati az ve doğruluk derecesi tartışılabilirdir. Bütün bunlar Internet’te var olan toplam bilgilinin kesinliğinin tartışılabilir olduğunu göstermektedir.
 
Kendi kendilerine verilerini üreten şeylerin/nesnelerin artması daha güvenilir bilgi birikimini beraberinde getirecektir. Böylelikle, kayıplar azalacak, atıklar önlenecek ve bunun peşinden maliyetler düşecektir. Sistemleri, kendi bilgilerini toplayabilecek ve üretebilecek aşamaya getirdiğimizde, kontrol etme gücümüz de bir o oranda artacaktır.
 
Internet’in iletişim, eğitim, iş yaşantısı, bilim, hükümetler, sağlık, bankacılık ve bunun benzeri sayabileceğimiz onlarca başlıktaki konuları nasıl etkilediğini ve işleyişlerini nasıl değiştirdiğini ve hatta bazen, yeni baştan yapılandırdığını biliyoruz.
 
Tüm insanlığın var olan yaşamı boyunca ortaya çıkarttığı icat/buluş gibi şeylerden, Internet’ten daha etkili ve farklı bir oluşum yoktur diye düşünüyorum.
 
Nesnelerin İnterneti, bir teknoloji devrimi olarak, bu gelişmeyi hızlandıracak ve daha üstün boyutlara taşıyarak, çok açık bir şekilde her şeyi değiştirecek gibi görünüyor.
 
Nesnelerin İnterneti, ‘Gelecek Internet’ olmaya en büyük aday.
 
Her yerden, 
Herkesle, 
Her zaman ve 
Her Nesne ile bağlantı gerçeği, yenidünya düzeninin vazgeçemeyeceği bir slogan olabilecek güçlü, kuvvetli ve sağlam temeller içeriyor.”
 
Konuya sektörel açıdan bakmaya çalışırken, Hürriyet Haber’de yer alan Şubat 2017 tarih ve “İşletmeniz Nesnelerin İnterneti’ne hazır mı?” başlıklı makale çıkıyor karşımıza. Makale şöyle:
 
“Bağlantılı cihazlardaki patlama ve onları ana operasyonlarında kullanmayı benimseyen kurumların sayısındaki artışla birlikte analistler şimdi, 2020’ye kadar 20 milyardan fazla ‘nesne’nin kullanımda olacağını tahmin ediyorlar. Ancak, bunlar bildiğimiz kurumlarımızı nasıl dönüştürecekler? HPE Aruba EMEA Başkan Yardımcısı Morten Illum, Nesnelerin İnterneti’ni ve kurumların durumunu değerlendirdi.
 
Son birkaç yılda mobil teknolojinin işyerlerini nasıl etkilediği konusunda deprem niteliğindeki değişimi gördük. Sabit kablolu masaüstlerinden esnek, dijital işbirliği ortamlarına, bütün sektörler, ofis binalarında, üretim alanlarında veya endüstriyel ortamlarda bu mobil teknolojilerin etkisinde kaldılar. Ancak şimdi bir sonraki aşamaya geçiliyor, kurumlar IoT’nin kazançlarını görmeye ve hissetmeye başlıyorlar, bu kazançların arasında maliyet tasarrufu, verimlilik artışı ve gelişmiş müşteri deneyimleri var.
 
Peki, bu değişim neden önemli. Akıllı konferans salonu yönetimi uygulaması ‘Robin’i ele alalım. Gerekli olanaklara sahip toplantı odanızın rezervasyonunu yaparak yönetim sürecini iyileştiriyor, çalışanlar bir kaç akıllı telefon işlemi ile boş bir toplantı odasını bulabiliyor, rezervasyon yapabiliyor ve yerleşebiliyorlar, toplantı için gittiklerinde otomatik olarak bir Microsoft ‘Skype for Business’ oturumu başlatılıyor, zamandan tasarruf ediliyor. Topluca bu küçük etkiler, çalışma ortamında genel verimlilik ve memnuniyetteki artışa yardımcı olabiliyor.
 
Benzer teknolojiler İsviçre bankası UBS gibi kurumların, sabit çalışma şartlarından, artık çalışanların sabit bir çalışma alanına, iş istasyonuna ve telefona sahip olmadığı hot desking gibi çalışma sistemlerine geçmesine izin veriyor. Bu, rekabetçi başarı için gerekli olan yeniliklerle sonuçlanan işbirliği ortamları tiplerini sağlarken, mekânları da en üst seviyeye taşıyor.
 
Endüstriyel ve imalât sektörleri de IoT fırsatlarını benimsiyorlar. Operasyonel teknoloji, daha etkin ve verimli süreçleri desteklemek, maliyetleri düşürmek ve kârlılığı daha artırmak için bilgi teknolojisi ile birlikte çalışıyor.
 
Büyük Veri yeni bir kavram değil, ancak şimdi dijital işyerlerinde çok sayıda insan, yer ve nesnenin bulunmasıyla birlikte veri miktarları da patlama derecesinde artıyor. Sonuç olarak, bu ciddi miktarlardaki verileri işlemek için gerekli olan bilgi işlem gücünün bir kısmını bir ağa veya Intelligent Edge’e taşımak anlamlı olacaktır. Burada teknolojiler, IoT özellikli aydınlatmadan ısıtmaya ve imalât süreçlerinden endüstriyel sistemlere kadar herhangi bir şeyi birbirine bağlıyor ve otomatikleştiriyor. 
 
Arkadaşımız Robin gibi uygulamalar, mobil ve IoT cihazlarını bağlayıp veri transfer etmek için sadece bir ana sistem gerektirmez, işyeri, operasyon, marka ve tanımladığım gibi BT deneyimleri yaratmak için çeşitli analitik süreçleri de uygular.
 
Dahası, işyerinin dört duvarının dışında bu verileri birleştirecek sayısız fırsat var – bağlantılı otomobilleri, akıllı park sayaçlarını ve LTE veya düşük güçlü kablosuz sinyaller gibi harici bağlantı çözümlerinin olduğu trafik kontrolünü düşünün.
 
Intelligent Edge üç katman içerir. Birinci katman temeldir. Tanıdık teknolojileri (yerel alan ağı, kablosuz yerel alan ağı, geniş alan ağı) ve Bluetooth, Düşük Enerji algılayıcıları ve birleşik kenar sistemleri gibi modern yenilikleri içeren bir altyapıdır.
  
Katman ikide yerel alan platform teknolojileri (mobilite veya önce-mobil platformları), kurumunuzdaki cihazları yönetirken, geniş alan platformları evrensel IoT’yi kullanırlar ve bir bölgedeki milyarlarca cihazı bağlanmaya odaklanırlar.
 
Sonunda, kurumların dijital işyerlerini çalıştırmak için ihtiyaç duydukları deneyimleri sağlayan uygulama ve servislerin geliştirilmesinde gerekli olan güçlü bir iş ortaklığı ekosistemi katman üçü oluşturur. Tipik bir ekosistem, yeni nesil yenilikçileri ve Microsoft gibi kurumsal oyuncuları içerir. 
 
İşte büyük ölçekli IoT’nin potansiyelini göstermenin zamanı geldi. Aşağıda, bu bağlantılı cihazları organizasyonunuza tanıtmak için sıraladığım beş püf noktası var:
 
**Ortamınızı hazır tutun: Bugün nerede olduğunuzu anlamadan başarılı bir strateji geliştirmek imkânsızdır. Uç noktalarınızın, onlara hizmet eden çözümlerin ve temeldeki altyapı ve mimarilerin profilini çıkarın.
**Kullanılabilecek tüm verileri ayıkladığınızdan emin olun: Bu, veri merkezinden kenara kadar modern kablolu ve kablosuz teknolojilerin yanı sıra, uzaktaki kullanıcıları ve sistemleri daha öteye bağlamak için çözümler de gerektirir.
 

Öne Çıkanlar

Endüstri Otomasyon Eksen Yayincilik hizmetidir.