MAKİNE SEKTÖRÜNÜN YAKIN GELECEĞİ

 MAKİNE SEKTÖRÜNÜN  YAKIN GELECEĞİ

 
Son olarak, Kalkınma Bakanlığı Onuncu Kalkınma Planı (2014-2018) Makine Çalışma Grubu Raporu’na bakıyoruz. Raporun “Sonuç ve Değerlendirme” bölümü aynen şöyle:
“Makine sektörünün mamulleri hemen tüm diğer sektörlerin yatırımlarında yer almakta ve bu makinelerin (yerli veya ithal) verimliliği ve gelişmiş teknolojisi bu sektörlerin prodüktivitesini, maliyetlerini ve rekabet gücünü de etkilemektedir. Bu bakımdan makine imalat sanayii, ekonomi üzerinde önemli etkileri olan bir sektör olup, günümüzde gelişmiş ülkelerin geliştirilmesine, hatta korunmasına büyük önem verdikleri bir sektördür. Bu arada makine sektörüne girdi sağlayan sanayilerin de yeni teknolojileri uygulaması, sektörün rekabet gücünü olumlu etkilemektedir. Aynı zamanda makine alıp kullananların gelişen beklentileri, sektörün yenilikçi modeller imal etmesi bakımından itici güç oluşturmaktadır.
İmalat sanayiinin 2010 yılında gerçekleştirdiği toplam imalat değerinden sektörlerin aldıkları paya göre yapılan sıralamada makine imalat sanayi, yıllık üretim değeri bakımından 5. konumda yer almakta ise de %23,3’lük katma değer oranı ile sektör katma değer oranı sıralamasında ilk 4 sektörün önünde bulunmaktadır. İmalat değeri bakımından birinci konumda olan gıda ürünlerinin imalattaki payı , katma değer oranı ise ,5’tir. İkinci sırada bulunan ve imalatta ,7 payı olan ana metal sanayiinin katma değer oranı ,2, üçüncü sırada bulunan ve imalattan %8,3 pay alan motorlu kara taşıtlarının ,8 ve dördüncü sırada olan ve imalatta %8 payı olan tekstil sektörünün ise katma değer oranı %21,3’tür. Makine imalat sanayinde katma değer oranı 2005 yılında %21,02 iken sektör üç yılda katma değer oranını ,2 artırmayı başarmıştır.
Sektör, Almanya dışında, gerek Avrupa’da gerekse ülkemizde genellikle orta ölçekli olup, hakim yapı aile şirketidir. Buna karşın, Japonya, Çin ve ABD’de büyük ölçekli firmalar daha fazla olup, bunlar daha çok seri imalata uygun standart tipte makine imal etmektedirler. Avrupa’daki imalatçılar ise, müşteri taleplerine göre özel olarak tasarlanıp imal edilen makine ve imalat hatlarında önemli üstünlüğe sahiptir.
Birçok makine türünde pazar, gelişen ülkelere, özellikle de Asya ülkelerine doğ- ru kaymaktadır. Son ekonomik kriz bu hareketi hızlandırmıştır. Örneğin, 21. yüzyılın başında dünyada takım tezgâhlarının dörtte üçü Avrupa ülkelerinde satılmakta iken bu durum son yıllarda tam tersine dönmüş olup, Asya ülkelerinde her tür makine talebinin artmasına bağlı olarak Avrupa ülkelerinin dünyada takım tezgâhı satın almalarındaki payı dörtte bire düşmüştür. Tekstil sanayiinde de Asya ve Uzak Doğu ülkelerinin artan imalatı, tekstil makinesi pazarının da bu ülkelere kaymasına neden olmaktadır. Gelişmekte olan ülkelerde alt yapı yatırımlarına daha fazla önem verilmesi birçok makine türünde makine pazarının gelişmiş ülkelere göre daha fazla büyümesine neden olmaktadır.
Sektör ülke ekonomilerindeki gelişmelere hassas olup, durgunluk veya kriz dönemlerinde diğer sektörlerde yatırımların durması veya azalmasına bağlı olarak makine talebinde hissedilir ölçüde inişler, ekonominin canlı olduğu dönemlerde de talepte kısa sürede artışlar yaşanmaktadır. Bu iniş-çıkışlı yapı, bu konuda faaliyet gösteren firmaların finans kaynaklarına erişimini güçleştirmekte, bankalar gerek yatırım, gerekse satıcı kredileri vermekte çekingen davranmaktadırlar.
Az sayıdaki imalat konuları hariç, söz konusu firmaların aynı model makineden yaptıkları imalat sayısı sınırlı olduğundan yan sanayi niteliğindeki kuruluşlar fazla gelişmemiş olup, sektör daha çok otomotiv ve diğer sektörler için oluşan yan sanayiden yararlanmaya çalışmaktadır. Talep edilen yıllık imalat en fazla birkaç yüz adet düzeyinde olduğundan yan sanayi kuruluşları fazla ilgi göstermemekte veya nispeten yüksek fiyatlar talep etmektedirler. Talep edilen komponentlerin sayısal olarak azlığı, küçük ölçekli makine imalatçılarının pazarlık gücünü etkilemekte zamanında temin ve uygun fiyat alma imkanlarını sınırlamakta ve buna bağlı olarak gerek teslim süresi, gerek maliyet bakımından rekabetleri olumsuz etkilenebilmektedir. Bu nedenlerle makine sektöründe firma içi imalat derinliği diğer sektörlere göre daha fazladır.
Özellikle dünya makine pazarının hızlı gelişim gösterdiği dönemlerde özel komponentleri imal eden, az çok tröstleşmiş kuruluşlar da talepleri karşılarken büyük ölçekli firmaların yüksek adetli siparişlerine öncelik vermekte, KOBİ’ler bu ayrıcalıktan olumsuz etkilenebilmektedir.
Avrupa’da ücretler ve prodüktivite, imalat sanayiinin diğer branşlarına göre daha yüksektir. Bunun önemli nedeni yüksek nitelikte işçi istihdamının gerekmesidir. Örneğin; bu sektörde çalışacak mühendislerin oldukça kompleks ve aynı zamanda tek veya küçük partiler halinde imal edilecek makinelerin tasarımını yapabilecek, imalat proseslerinin geliştirilmesini hazırlayabilecek nitelikte olması gerekmektedir. Rekabet için imalat teknolojilerinin geliştirilmesi, verimlilik ve enerji tasarrufu ve çevreye duyarlı imalat zorunluluğu yanında firma içi imalatın oransal yüksekliği, nitelikli eleman ihtiyacını artırmaktadır.
Günümüzde nispeten düşük teknolojili ve ucuz makinelerde Asya ve Uzak Doğu’nun belirli bir üstünlüğü ve rekabet gücü bulunmaktadır. Orta ve orta-yüksek teknolojili makinelerde ise rekabet, teknolojilerin geliştirilmesi, yenilikçilik, rakiplere göre farklılık yaratmak ve Ar-Ge ile sağlanabilmektedir. Küçük firmaların nispeten düşük ciroları, bu maksatla yapılacak harcamaların karşılanması için çoğu kez yetersizdir. Bu faktör son 10-15 yılda özellikle gelişmiş ülkelerde bazı firmaların birleşmesine veya diğer firmalarca satın alınmasına ve nispeten büyük grupların oluşmasına neden olmakta ve bu eğilimin devam etmekte olduğu görülmektedir. Büyük grupların sağladığı büyük cirolar, Ar-Ge, yenilikçilik, tasarım ve teknoloji geliştirme konularına daha fazla kaynak ayrılmasına imkan vermekte ve büyük gruplara avantaj sağlamaktadır. Bu durum imalatın büyükçe kuruluşlara kaymasına neden olmakta nispeten küçük firmaları olumsuz etkilemektedir. Ülkemizde makine imalatı konusunda ihtiyaçtan fazla firmanın faaliyet gösterdiği görülmektedir. Bu firmaların genellikle birleşmelere pek yatkın olmadıkları bilinmektedir. Bu durumda, rekabet gücü azalan firmaların bu alandan çekilmeleri ve geri kalan firmaların pazar paylarını ve cirolarını artırmaları beklenebilecektir. AB Komisyonu tarafından 2006 yılında hazırlatılan raporlara göre 1994 yılında AB ülkelerinde istihdamı 20 kişi ve daha fazla olan 23.000 makine imalatçısı faaliyet gösterirken, bu rakam 2004 yılında yaklaşık % 10 azalarak 21.300’e gerilemiş, buna karşın sektörün istihdamı aynı dönemde % 10 aratarak 2 milyon kişiden 2,2 milyon kişiye çıkmıştır. Bu gelişme imalatın nispeten büyük firmalarda yoğunlaşma eğiliminde olduğuna işaret etmektedir.
 
Yakın geçmişte özellikle AB’de firma birleşmeleri ve satın almalarda belirgin bir artış gözlenmektedir. Bu gelişmenin bir nedeni, tek makine satmak yerine sistem (imalat hatları) satacak yapıya gelmenin pazarda sağlayacağı üstünlüktür. Bu arada özellikle Çin’in AB’de yerleşik firmaları satın alması da dikkat çekmektedir. Bu suretle gelişmiş pazarlarda, tanınmış markalarla daha etkin olunmaya çalışılmaktadır. Çin’lilerin satın aldıkları firmaların çoğunluğunun teknolojik olarak gelişmiş makine imalatçıları olduğu görülmektedir. Bu yol ile bu teknolojilere erişilmekte, aynı zamanda bu teknolojilerin kendi ülkelerindeki tesislerinde de uygulanması ile dünya pazarlarında rekabet gücünün artırılması da hedeflenmektedir. 2005-2010 arasında ülkemiz imalat sanayiinde üretici fiyat endeksi %44 artarken makine imalat sanayindeki artış %28,7’dir. Bu durum, üçüncü ülkelerden ithal edilen düşük fiyatlı makineler yanında artan iç rekabetin yarattığı fiyat baskısının sonucudur. Şu görüşün de geçerli olduğu söylenebilir; Hala çok sayıda firma tasarım geliştirme, rakiplere göre farklılık yaratma ve yeni teknolojileri uygulama konularında yeterli çalışma yapmamaktadır. Bu durumda bu tür firmalar rekabeti fiyatla yapmaya çalışmakta ve karlılıktan kayıplar yaşanmakta, bazen de teknoloji ve kalite düşüklükleri olabilmektedir. Bu grup firmaların uygulamaya çalıştığı düşük fiyat, ortalamayı da aşağıya çekmektedir. Ancak pazarda nispeten düşük teknolojili makinelerde zamanla bazı Uzak Doğu ülkeleri ile Hindistan’ın baskıları artmaktadır. Dolayısıyla fiyat düşürmeye çalışarak yürütülecek rekabet bu tür firmaların zaman içinde pazardaki konumunun kaybına yol açabilecektir.
 
Yapılan araştırmalar, 1995-2005 yılları arasında Avrupa’da sağlanan enerji tasarrufunun yıllık ortalama % 2 olduğunu ve bu tasarrufun %42’sinin de eski makinelerin yeni ve teknolojik olarak geliştirilmiş makinelerle değiştirilmesi sonucu sağlandığını göstermektedir. Bu saptama, enerjinin pahalı olduğu ülkemizdeki yatırımlarda gelişmiş ülkelerin elden çıkardıkları ikinci el makinelerin satın alınıp kullanılmasının pek de görünmeyen sakıncalarından birisinin yüksek enerji sarfiyatı olduğunu belirlemekte ve bu tür tezgâh ve makine kullanımının, bu husus da dikkate alınarak bir kez daha değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. İlk yatırım bedeli düşük olan bu makineler kullanım süresinde, enerji sarfiyatı ve tamir giderleri ile yeni makineden daha pahalı maliyet getirebilmektedir.
 
Rekabeti olumsuz etkileyen konulardan en önemlilerinden birisi piyasa gözetim ve denetimidir. AB Komisyonu raporunda üçüncü ülkelerden gelen ve direktiflere uygun olmayan makinelerin, KOBİ’ler başta olmak üzere bu sektörde imalat yapan tüm firmaları olumsuz etkileyen bir faktör olduğu belirtilmektedir. Üçüncü ülke mallarının denetimi için en uygun noktanın gümrükler olduğu vurgulanmakta ve bu noktaların daha iyi bir denetim yapabilecek şekilde güçlendirilmesi üzerinde durulmakta ve bu hedefe ulaşmak için AB ülkelerinin ve AB Komisyonunun yeni kaynaklar yaratması için ciddi çalışmalar yapılmaktadır. Şüphesiz piyasa gözetim ve denetiminin yetersizliği sadece ithal edilen makinelerin değil, yurt içinde de bazı firmalarca imal edilen ve teknik düzenlemelere uygun olmayan makinelerin haksız rekabet yaratmasına da neden olmaktadır.
 
VDMA tarafından yapılan araştırmaya göre Alman makine sanayiinde çalışan mühendislerin %44’ü Ar-Ge’de, ’sı satış teşkilatında, %8’i imalat ve servis işlerinde %9’u idari kademelerde çalışmaktadır. CEO’ların ve üst kademe yönetimdekilerin %60’ı mühendistir. Almanya’da en yüksek olan bu rakamlar, aynı zamanda Almanya’nın neden makine imalatında lider konumda olduğunu da açıklamaktadır. Almanya’daki bu duruma karşın çok sayıda makine imal eden firmamızda tek adam yönetiminin hakim olması, imalat programının oluşturulmasından makine tasarımına kadar her konuda firma sahibinin karar verici olması, mühendis istihdam edilememesi sektör için bir zafiyet oluşturmaktadır.
 
Sektörün güçlenmesi için alınabilecek 
önlemler:
• Piyasa gözetim denetiminin etkinliği artırılmalı, özellikle gümrük işlemleri sırasında ithalata konu malın gerekli teknik düzenlemelere uygun olduğunu belirten deklarasyon ve diğer dokümanlar mutlaka denetlenmelidir.
• CE işareti kullanılabilmesi için gerekli teknik düzenlemelere uygun olmayan imalatın önlenmesi, sadece haksız rekabetin engellenmesi değil, kullanıcıların güvenliğinin korunması bakımından da önem taşımaktadır.
• Haksız rekabete neden olan kayıt dışı imalat ve istihdamın en aza indirilmesi için gerekli önlemlerin alınmalıdır.
• Potansiyel ülke pazarları ile ilgili bilgi veren araştırmalar devam ettirilmeli ve bu yayınlardan sektörde faaliyet gösteren kuruluşların yararlanmasını sağlayacak bilgilendirmeler yapılmalıdır.
• Potansiyel pazar durumundaki ülkelerde, Türk Makine Ticaret Merkezleri ve/ veya ortak pazarlama organizasyonları kurulması teşvik edilmelidir.
• Sektörde faaliyet gösteren firmalar, tasarım yapma ve geliştirme konusunda yetenekli mühendis ve kalifiye eleman istihdamına önem vermelidirler.
• Verimliliğin ve katma değerin artırılması için imalat metotları geliştirilmelidir.
Sadece ülkemizde değil, gelişmiş ülkelerde de beklentilere tam uyan eleman bulunması ve istihdamı bir sorundur. Bu bakımdan işbaşında eğitime yer verilmesi ve yetişmiş elemanların diğer firmalara geçişlerini önlemek için tatmin edici çalışma ortamı sağlanmalı, rekabetçi düzeyde ücret verilmelidir.
• Düşük ve orta teknolojili makine pazarında Asya ve diğer bazı gelişen ülkelerin ucuz imalatı ile rekabet edebilmek için güncel teknolojilerin uygulanması, rakiplere göre farklılık yaratılması, tasarım geliştirmeye öncelik verilmesi ve müşteri beklentilerindeki değişimin izlenmesi yanında tanıtıma daha fazla önem verilmesi gerekmektedir.”
 

Öne Çıkanlar

Endüstri Otomasyon Eksen Yayincilik hizmetidir.