Kimyada Yükseliş Sürüyor


Endüstri & Otomasyon Dergisi
İmtiyaz Sahibi ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü

 

Turan Türkmen

 

Önce, Ticaret Gazetesi’nde yayınlanan, Ocak 2017 tarihli ve “Kimya 2017’de 15,5 milyar dolar ihracat hedefi koydu” başlıklı haberi aktaralım:
 
“Türkiye sanayinin nabzını tutan kimya, 2016 yılında gerçekleştirdiği 14 milyar dolarlık ihracat ile otomotiv, hazır giyim - konfeksiyon sektörlerinin ardından en çok ihracat gerçekleştiren üçüncü sektör oldu. Küresel ticaretteki yavaşlama, Avrupa ekonomisindeki büyümenin beklentilerin altında kalması, önemli ihracat pazarlarındaki kayıplar ve Ortadoğu’daki istikrarsızlığın sürmesi 2016’da kimya ihracatına olumsuz etki eden faktörler olarak öne çıktı. Ekonomik ve siyasi belirsizliklerin gölgesinde bir yılı geride bırakan kimya sektörü 2017’de ihracattaki daralmayı yeni pazarlarla aşarak 15,5 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirmeyi hedefliyor.
 
İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamülleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) tarafından açıklanan 2016 yılı verilerine göre; Türkiye’nin kimya ihracatı bir önceki yıla göre miktarda yüzde 4,52 azalış ile 16 milyon 487 bin ton, değerde ise yüzde 9,49 düşüşle 14 milyar dolar olarak gerçekleşti. İhracattaki düşüşte sektörün önemli pazarlarında yaşanan sorunların devam etmesi ve ihracat fiyatlarındaki gerilemeler etkili oldu.
 
Kimya sektörünün 2016 yılında en çok ihracat yaptığı ilk on ülke; Almanya, Mısır, Irak, İran, İtalya, İngiltere, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Hollanda ve ABD olarak sıralandı. Geride bıraktığımız yıl en fazla ihracat gerçekleştirilen ülke grubu ise yüzde 37 pay ve 5 milyar 148 milyon dolarlık ihracatla Avrupa Birliği oldu. Sektör 2016’da komşu ülkelerde sekteye uğrayan ihracatını Uzakdoğu Asya, Güney Amerika ve Sahra Altı Afrika gibi pazarlara odaklanarak dengeledi.
Geride bıraktığımız yılda kimyanın alt sektörlerinde ihracata en fazla katkıyı 4 milyar 853 milyon dolarlık ihracatla plastikler ve mamülleri, 2 milyar 678 milyon dolarlık ihracatla mineral yakıtlar, mineral yağlar ve ürünler ile 1 milyar 142 milyon dolarlık ihracatla kauçuk ve kauçuk eşyalar yaptı.
 
Kimya sektörünün Aralık ayı ihracatı ise miktarda yüzde 7,71 düşüşle 1 milyon 549 bin ton, değerde yüzde 1,47 artış ile 1 milyar 287 milyon dolar olarak gerçekleşti. Aralık ayında kimya ihracatında ilk 10 ülke; Birleşik Arap Emirlikleri, Irak, Suudi Arabistan, Mısır, Almanya, İtalya, İran, Çin, Singapur ve ABD şeklinde sıralandı.
 
Sektörün 2016 yılı ihracat rakamlarını değerlendiren İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamülleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Akyüz, ‘Ekonomik ve siyasi belirsizliklerin yoğun olarak hissedildiği bir yılı geride bıraktık. Küresel ticarette devam eden yavaşlama, yakın coğrafyamızda yaşanan sıcak gelişmeler ve önemli ihracat pazarlarımızdaki kayıpların sürmesi 2016 yılında sektörümüzü zorladı. Rusya ile yaşanan uçak krizi, kayıt zorunluluğu sebebi ile de Mısır ve İran ihracatçılarımızı zorlayan pazarlar olarak öne çıktı. Tüm bu zorluklara rağmen 14 milyar dolarlık ihracat ile ülkemizin en çok ihracat yapan üçüncü sektörü olmayı sürdürdük. Sektörümüz için kritik öneme sahip pazarlardaki kayıpların bir kısmını beklediğimiz kadar hızlı büyümese de Avrupa Birliği ülkelerinden gelen talep ile karşıladık. Yine kimyanın hedef pazarlarından ABD’den gelen talepler de sektörümüz açısından önemliydi. Sekteye uğrayan ihracatımızı Uzakdoğu Asya, Güney Amerika ve Sahra Altı Afrika gibi pazarlara olan ihracatımızı artırarak dengeledik. Bu da ihracatımızı yükseltmek için yeni pazarlara ağırlık vermenin önemini bir kez daha ortaya koydu’ dedi.
 
Dünyanın genel görünüme bakıldığında 2017 yılının da çetin geçeceğini belirten Murat Akyüz şunları söyledi: ‘İç ve dış tüm olumsuz etkenlere karşı karamsarlığa kapılmamalı umudumuzu korumalıyız. Daha çok çalışarak ve daha çok üreterek ülkemize katkımızı sürdüreceğiz. İhracatta petrol fiyatlarının negatif etkisi azalmaya başladı bunun devam etmesini ve rakamlara yansımasını umuyoruz. Yine ihracatçıyı destekleyen teşviklerin yansımasını da bu yıl içinde görmeye başlayacağız. Finansman ihracatçılarımız açısından önemli bir sorun. Finansmana erişimi kolaylaştıracak İhracat Kredi Garanti Fonu bu açıdan kritik öneme sahip. İhracatçılarımızın kurdaki ani değişimlere karşı temkinli hareket etmelerinde ve riskleri dengelemelerinde fayda var. Para yerine takas sistemi kur risklerini azaltmada etkili olacaktır.’”
 
Görülen o ki, sektörün bu iyimser yaklaşımı karşılık bulmuş!
 
Mayıs 2017 tarihli,“Kimya İhracatında Artış Yüzde 17,4 Oldu” başlıklı ve İHA kaynaklı habere göre, Türkiye ekonomisine en fazla katkı sağlayan sektörler arasında ilk üçte yer alan kimya sanayinin ihracattaki yükseliş trendi sürüyor. İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) verilerine göre; Ocak – Nisan döneminde kimya ihracatı geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre miktarda yüzde 13,60 artışla 6 milyon 590 bin ton, değerde ise yüzde 17,41 yükselişle 5 milyar 369 milyon dolar olarak gerçekleşti.  Yılın ilk dört ayında Avrupa Birliği en çok ihracat yapılan ülke grubu olmayı sürdürürken ülke bazında ise en dikkat çekici artışlar Birleşik Arap Emirlikleri, Singapur, ABD ve Malta’dan geldi.
 
Kimya sanayi ihracat performansı ile Türkiye ekonomisinin itici gücü olmaya devam ediyor. 2017 yılına iyi bir başlangıç yapan sektör ihracatta yakaladığı yükseliş ivmesini sürdürüyor. Sektör 2017 yılının ilk dört ayında geride bıraktığımız yılın aynı dönemine göre miktarda yüzde 13,60 artışla 6 milyon 590 bin ton, değerde ise yüzde 17,41 yükselişle 5 milyar 369 milyon dolara ulaştı. Kimya sektörünün Ocak-Nisan döneminde en çok ihracat yaptığı ilk on ülke; Birleşik Arap Emirlikleri, Almanya, Irak, Singapur, Mısır, ABD, İtalya, İspanya, İran ve Malta olarak sıralandı. 
 
Ocak- Nisan döneminde kimya ihracatına alt sektörler bazında en fazla katkıyı plastikler ve mamulleri sağlarken en güçlü artış ise mineral yakıtlar ve yağlarda yaşandı. Söz konusu dönemde plastikler ve mamulleri yüzde 1,67 artış ve 1 milyar 644 milyon dolarlık ihracatla ilk sırada yer aldı. Mineral yakıtlar, yağlar ve ürünleri yüzde 74,16 yükselişle 1 milyar 520 milyon dolarlık ihracatla ikinci sırada yer alırken üçüncülüğü ise yüzde 3,22 artış ve 398 milyon 252 bin dolarla kauçuk ve kauçuk eşyalar üstlendi. 
 
Kimya sektörünün en önemli pazarlarında Avrupa Birliği’ne ihracat yılın ilk dört ayında yüzde 5,75 artış gösterdi. Böylece ülke gruplarında zirve AB’nin oldu. AB’den sonra ihracata en fazla katkı sunan ülke grubu Ortadoğu olurken Kuzey Amerika’ya yüzde 72,43 Orta ve Güney Amerika’ya ise yüzde 65,80’lik ihracat artışı gerçekleşti.   
 
Kimya sektörünün ülke bazında yaptığı ihracata bakıldığında en dikkat çekici artışların ilk 10 ülke sıralamasında da yer alan Birleşik Arap Emirlikleri, Singapur, ABD ve Malta’da olduğu görüldü. Bu ülkelere ihracat sırasıyla yüzde 218, yüzde 95,63, yüzde 78,89 ve yüzde 241,40 artış kaydetti.
 
İKMİB verilerine göre; 2017 yılı Nisan ayı kimya ihracatı 2016 yılının aynı ayı ile karşılaştırıldığında miktarda yüzde 8,69 azalış ile 1 milyon 388 bin ton, değerde ise yüzde 0,18 artış ile 1 milyar 239 milyon dolar olarak gerçekleşti. Nisan ayında en fazla ihracat gerçekleştirilen ilk 10 ülke şöyle sıralandı: Birleşik Arap Emirlikleri, Almanya, ABD, Irak, Malta, İran, İtalya, Mısır, İngiltere ve Bulgaristan.
 
Ocak-Nisan dönemi ihracat rakamlarını değerlendiren İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamülleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Akyüz şunları söyledi: “Yılın ilk dört ayında elde ettiğimiz ihracat rakamları 2017 yılı için belirlediğimiz 15,5 milyar dolarlık ihracat hedefimize rahatlıkla ulaşacağımızı gösteriyor. Başta plastikler ve mamulleri, mineral yağlar ve ürünleri, kauçuk ve kauçuk eşyalar, kozmetik, medikal ve boya olmak üzere tüm alt sektörlerimiz ihracatımıza önemli oranlarda katkı sağlamaya devam ediyor. 
 
Sektörümüzde yatırımların hız kesmeden devam etmesi dinamizmini korumasında etkin rol oynuyor. Mevcut pazarların yanında yoğunlaştırılmış alternatif pazar faaliyetleri de ihracatımıza olumlu yansıyor. İhracatta yaşadığımız artışlarda petrol ve petrol türevleri fiyatlarının sabitlenmeye başlaması da etkili oldu. Fiyatların dengeli seyrediyor olması ihracatçılarımız açısından son derece önemli. Bunun yanında Kredi Garanti Fonu da ihracatçılarımızı rahatlatan bir diğer etken olarak dikkat çekiyor. İhtiyaç duyduğu hammaddeyi ya da makineyi Kredi Garanti Fonu kredisi ile nakit alan ihracatçılarımız daha cesur adımlar atabiliyor.”
 
Öte yanda, TMMOB Kimya Mühendisleri Odası (KMO) Başkanı Dr. Ali Uğurlu’nun, KMO sitesinde yer alan Şubat 2017 tarihli ve “2016 Kimya Sektörü İçin de Sorunlu Bir Yıl Oldu...” başlıklı değerlendirmesi, daha farklı bir görünüm sunuyor bize. Değerlendirme şöyle:
“2016 yılı tüm sektörlerde olduğu gibi kimya sektörü için de sorunlu bir yıl olmuştur. Kısaca özetlersek büyüme yavaşlamış, ihracat gelirleri düşmüş sektörün ithalattaki payı ise ne yazık ki azalmamış aksine artmıştır. Kimya sektörünün büyük ölçüde KOBİ’lere dayanması bahsedilen bu sorunların özellikle KOBİ` ler üzerinde daha da ağır hissedilmesine neden olmuştur. 
 
Küreselleşme çağında yapılan hiç bir üretim sadece kendi özgül koşulları içerisinde değerlendirilemez. Bu nedenle yerel ölçekteki üretim sonuçları önemli olmakla birlikte asıl sonuç küresel bazda alınan değerlenme ile ölçülmektedir. Bundan dolayı her sanayi dalında olduğu gibi kimya sanayinde de bu anlayışın belirlenimleri kaçınılmazıdır. Aksi bir anlayış sadece oyunu uzatır ama kazanmanızı sağlamaz. Büyümedeki hedeflerin tutturulamaması, ihracattaki düşük rakamların öngörülememesi, komşu ülkelerle dış ilişkilerdeki normalleşmenin sağlanamaması, politik risk faktörlerinin artması sektörün bilinen sorunlarını içinden çıkılmaz hale getirmiştir. Bu nedenle sektörün hedefi Avrupa ve Dünyanın uzak ülkeleri olmalıdır. Avrupa için, ilaç ve polimer alt sektörleri hariç sektör yeterince gelişmiş değildir ve ciddi inovasyonlar ile desteklenmemektedir. 
 
Dünyanın uzak ülkelerinde ihracat ise başlı başına bir pazarlama stratejisi gerektirir ki onun gereği yerine getirilmekte midir diye soracak olursanız bu soruyu olumlu olarak yanıtlamak pek mümkün görünmemektedir. Sektör değerlendirmesi ile ilgili en önemli belge olma niteliği açısından “2017-2020 Türkiye Kimya sektörü Strateji Belgesi ve Eylem Planı” incelendiğinde bu belgede stratejik olarak sektörün ne bugünün nede geleceğe yönelik olarak yarının yeterince planlanamadığı görülecektir. Zaten bu belgede verilen istatistikler ve gerçekleşen rakamlar dikkate alındığında sektörün ne kadar sorunlu olduğu görülecektir. 
 
İhracatın yaklaşık üç katı ölçüsünde gerçekleşen ithalat, gittikçe artan yabancı sermaye payı, dış ticaret dengesindeki açıklar, toplam üretim içerisindeki yüksek katma değerli ürünlerin azlığı ve bu ürünlerin üretilmelerindeki teşvik yetersizliği başlı başına sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. 
 
Yukarıda sıraladığımız bir sürü ve bir o kadar da sorunlu iş ortada dururken söz konusu belgede Bor Organize Sanayi İhtisas Bölgesi gibi uçuk kaçık projelerin çözüm diye sunulması, kimya park, ihtisas OSB‘ler, yeni petrokimya komplekslerinin kurulması düşünceleri sağlıklı bir sektör analizi ve planlaması yapılmadan akla ilk gelen düşüncelerin sıralanması gibi bir algı yaratmaktadır. 
 
Kimya sanayinde Ar-Ge ve inovasyon, eğitimde iyileştirme, katma değeri yüksek ürünlerin KOBİ` ler tarafından da üretilebilir hale gelmesi, ürünlerin Dünya pazarlarına  açılmasının sağlanması ve doğru pazarlama stratejileri, üretimde kalite ve sürdürülebilirlik, kimya sektöründe doğru planlama, devlette teşvik ve öngörülebilirlik hizmetlerinin tek elden yürütülmesi sağlanmadan yapılacak çalışmaların sektöre yarar sağlamayacağı açıktır. 
 
Sektör, bizim meslek alanımız ve meslek alanımızla ilgili ilişkilerimiz açısında da sorunludur. Üretimde yer alan özellikle beyaz yakalı çalışanların sorunları gittikçe ağırlaşmaktadır. Kırk yedi farklı üniversitede Kimya Mühendisliği eğitiminin verilmesi, eğitim konusunda üniversiteler arasında yüzde yüze yakın kalite farkı bulunması, verilen eğitimin piyasanın gereklerinden uzak olması ve niteliksizliği, piyasada yığılmış bir işsiz mühendis kitlesinin bulunması, düşük ücret ve güvencesiz çalıştırma, en önemlisi de işsizlik en önemli sorunlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Sektörün önemli bir bileşeni olan TMMOB ve odamız ne yazık ki 12 Eylülün olağanüstü döneminde oda mevzuatına eklenmiş bir madde nedeniyle aradan 36 yıl geçtikten sonra bugün işletilerek odamız faaliyetleri kısıtlanmaya çalışılmakta, oda işlevsiz kılınmaya çalışılmaktadır. 
 
Çağdaş demokrasilerde sektörün bütün taraflarının özgürce çalışmalarının sanayinin gelişmesine ne kadar olumlu katkıda bulunduğu bu kadar açıkken sektörün önemli bir bileşeni olan ve kendi meslek alanının gelişimi ve kontrolü için çalışan bir örgüte bu şekildeki bir yaklaşım anlaşılamamaktadır. Bizim açımızdan yine çok önemli bir olayı ne yazık ki gerçekleştiremediğimizi de belirtmek isteri. 
 
Odamız ile Avrupa Kimya Mühendisleri Federasyonunun (EFCE) 3-5 Kasım 2016 tarihlerinde düzenleyeceği Process Intensification Colloquium’u ne yazık ki yabancı katılımcıların ülkemizdeki güvenlik endişeleri nedeniyle kolokyuma katılamayacaklarını bildirmeleri üzerine kolokyum iptal edilmiştir.
 
Sektörün temsilcileri ve hükümet sorunlarla yüzleşmediği, sorunların çözümü konusunda uzun erimli politikalar ve planlamalar gerçekleştirmediği zaman bu problemler daha da büyüyerek artacaktır. Tarafların kendi bakış açılarından yapacakları analizler ve çözüm önerilerinin ne yazık ki çözüm konusunda sektöre bir faydası olmamaktadır. Bu nedenle kürselleşmiş bir dünyanın oyuncusu mu yoksa top toplayıcısı mı 
olunacağı konusunda samimi, pragmatist ve planlamacı kararlara ihtiyaç vardır.”
 

Öne Çıkanlar

Endüstri Otomasyon Eksen Yayincilik hizmetidir.