GERİ DÖNÜŞÜM SEKTÖRÜ’NÜN EYLEM PLANI

 GERİ DÖNÜŞÜM SEKTÖRÜ’NÜN EYLEM PLANI

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Sanayi Genel Müdürlüğü’nün “Ulusal Geri Dönüşüm Strateji Belgesi Ve Eylem Planı 2014-2017”ye göre, “Ülkemizde gerçekleşen hızlı ekonomik büyüme, teknolojik gelişme, sanayileşme, kentleşme, nüfus artışı ve refah seviyesinin yükselmesi üretilen atık miktarında artış yaşanmasına neden olmaktadır. Artan atık miktarı nedeniyle karşılaşılan zorluklar atıksız veya olabildiğince az atıklı üretimi ve tüketimi amaçlayan ‘atık yönetimi yaklaşımını’ gerektirmektedir. Atık yönetimi kapsamında gerçekleştirilen süreçler arasında; evsel, tıbbi, tehlikeli ve tehlikesiz atıkların minimizasyonu, kaynağında ayrı toplanması, ara depolanması, atıkların taşınması, geri kazanılması, geri dönüştürülmesi ve bertarafı yer almaktadır. Atık yönetimi çevre koruma politikaları arasında ağırlıklı bir önemle yer tutmaktadır. Doğal kaynakların hızla tüketilmesinin önüne geçilmesi ve üretilen atıkların çevre ve insan sağlığı için bir tehdit olmaktan çıkarılarak ekonomi için bir girdiye ve değere dönüştürülmesini amaçlayan atık yönetim stratejileri, tüm dünyada giderek öncelikli bir politika hedefi olarak benimsenen ‘sürdürülebilir kalkınma’ yaklaşımının temelini oluşturmaktadır.
Doğal kaynakların ve bu kaynakların kendini yenileme kapasitesinin sınırlı olduğu göz önüne alındığında, sürdürülebilir kalkınma yaklaşımı çerçevesinde atık yönetiminde; geri dönüşüm ve geri dönüşümün sosyal, çevresel ve ekonomik etkileri ön plana çıkmaktadır. Atık yönetiminin en önemli ayaklarından olan geri dönüşüm; değerlendirilebilir atıkların çeşitli fiziksel ve/veya kimyasal yöntemler ile ikincil hammaddeye dönüştürülerek tekrar üretim sürecine dahil edilmesi olarak tanımlanmaktadır.
 
Atıkların çevreye zarar vermeden bertaraf edilmesi başta çevre ve insan sağlığı olmak üzere ekonomiyi de yakından ilgilendirmektedir. Geri dönüşüm uzun vadede verimli bir ekonomik yatırım olarak görülmektedir. Doğal kaynakların hızla tükenmesine bağlı olarak üretim sürecinde kullanılan hammadde arzının azalması ve buna bağlı olarak maliyetinin artması sonucunda ekonomik problemler ortaya çıkmaktadır. Sektörlerin hammadde ihtiyacının bir bölümünün geri dönüştürülebilen ve ekonomik değeri bulunan atıklardan karşılanması sürdürülebilirliğin sağlanması adına büyük önem taşımaktadır. Etkin bir geri dönüşüm sistemi, hammadde ve ara malı ithalat bağımlılığı yüksek olan sektörlerde bu bağımlılığı azaltıcı yönde yapacağı etkiyle de sürdürülebilir ekonomik büyümeye katkı sağlayacaktır. Ülkemizde üretilen atıkların yarısından fazlası geri kazanılabilir özelliğe sahiptir. Çevresel bir sorun olan, bertarafı için finansal kaynak gereken ve üretim için önemli bir girdi olan atıkların; istihdam oluşturma, etkin doğal kaynak kullanımı, ekonomik fayda ve çevresel iyileştirme gibi alanlarda sağlayacağı avantajlar da göz önüne alındığında, geri dönüşümün ulusal refahın arttırılmasında sahip olduğu büyük potansiyel göz ardı edilemez duruma gelmektedir.
 
Bu çerçevede geri dönüşümün sağladığı çeşitli avantajlara ek olarak ülkemizde bu alanda var olan ve tam anlamıyla değerlendirilemeyen atıklar dikkate alındığında bu konuya özel ulusal bir stratejinin hazırlanması ihtiyacı doğmuştur. Strateji hazırlığı kapsamında ülkemizde geri dönüşüm sistemi ile ilgili sorunlar tespit edilmiş ve çözüm yolları araştırılarak sektörün sürdürülebilir ve etkili bir yapıya kavuşmasını sağlamak adına ‘Ulusal Geri Dönüşüm Strateji Belgesi ve Eylem Planı’ oluşturulmuştur.
Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK) kararında ve 2012 Yılı Planında ‘Geri Dönüşüm Stratejisi’ olarak yer alan Strateji Belgesi ve Eylem Planı ‘geri kazanım ve toplama-ayırma’ faaliyetlerini de içermekte, kaynakta önleme gibi diğer atık yönetimi uygulamalarını içermemektedir. Strateji belgesinin kapsamı yapılan değerlendirmeler sonucunda ‘belediye atıkları, ambalaj atıkları, atık pil ve akümülatörler, atık elektrikli ve elektronik eşyalar, hayvansal atıklar, ömrünü tamamlamış lastikler, ömrünü tamamlamış araçlar, metal hurdalar, madeni atık yağlar, bitkisel atık yağlar, hafriyat toprağı ile inşaat ve yıkıntı atıkları ve endüstriyel atıklar’ olarak belirlenmiştir. Hazırlanan ‘Ulusal Geri Dönüşüm Stratejisi ve Eylem Planı’ ülkemizin geri dönüşüm konusundaki mevcut durumunu ortaya koymakta ve önümüzdeki dönemde yapılması gereken çalışmalar için bir yol haritası çizmektedir. Geri dönüşüm, sektörü yatay kesen bir alan olduğu için çok sayıda paydaşın somut katkısını gerektirmekte ve farklı alanlarda istikrarlı bir biçimde yapılması gereken faaliyetleri kapsamaktadır. Stratejide yer alan eylemlerin etkin bir biçimde uygulanması sonucunda, ülkemizin geri dönüşüm sektörünün gelişmesi desteklenerek çevresel ve ekonomik fayda sağlanması beklenmektedir…
 
2014-2017 yıllarını kapsayan Ulusal Geri Dönüşüm Stratejisi ve Eylem Planının hazırlanması çalışmalarına kamu kurumları, özel sektör ve sivil toplum kuruluşları (STK) tarafından katkı sağlanmış ve süreçte katılımcı ve paylaşımcı bir yöntem izlenmiştir. Strateji Belgesi hazırlanırken temel olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) gibi kurumlar ve Avrupa Birliği (AB) tarafından hazırlanan rapor ve verilerden yararlanılmıştır.
 
Stratejinin hazırlanması sırasında Durum Analizi yapılmış; mevcut durum ortaya konularak sektörün problemlerine ulaşılmış ve sektörün öncelikli sorun alanları tespit edilmiştir. Öncelikli sorun alanlarından hareketle, sektöre ilişkin vizyon ve genel amaç belirlenmiştir.
 
VİZYON: Her bireyin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşaması adına sürdürülebilir kalkınmaya hizmet eden geri dönüşüm sistemine sahip bir Türkiye.
 
GENEL AMAÇ: Çevreye ve insana saygılı, kaynakların etkin kullanıldığı ve geri dönüşümün ekonominin vazgeçilmez parçalarından biri haline geldiği üretim ve tüketim kültürünün oluşumunu sağlamak.
Vizyon ve genel amaç çerçevesinde stratejinin gerçekleştirilmesi adına sektörün güçlü ve zayıf yönleri belirlenmiş ve hedefler tespit edilmiştir.
 
HEDEFLER:
I. Toplumun tüm kesimlerinde geri dönüşüm bilincini oluşturmak
II. İlgili mevzuatı geri dönüşüme yönelik olarak geliştirmek
III. Atıkların etkin bir şekilde geri dönüştürülmesi için gerekli alt yapıyı oluşturmak
IV. Geri dönüşüm konusunda finansal destek sağlamak
V. Atık üretimini kayıt altına alarak etkin bir denetim sistemi kurmak
 
Yukarıda sayılan hedeflere ulaşmak için strateji kapsamında 2017 yılı bitimine kadar hayata geçirilecek 54 eylemden oluşan ‘Eylem Planı’ şekillendirilmiştir. Eylem Planı, belirlenen hedeflere uygun olarak hangi eylemin, hangi zaman dilimi içerisinde, kim tarafından ve hangi kurum/kuruluşun işbirliği ile uygulanacağını tanımlamaktadır…
 
Dünya nüfusunun giderek artmasının ve tüketim alışkanlıklarının değişmesinin özellikle güçlü ekonomilerde toplam tüketimi artırması beklenmektedir. Bu durum kaynaklar üzerinde baskıyı artırarak çevre ve sağlık açısından olumsuz etkilere neden olmaktadır. Geri dönüşüm ekonomik fırsatlar yaratırken kaynak verimliliğine de katkı sağlamaktadır. Ayrıca ülkelerde geliştirilen atık politikaları, ikincil hammaddeler için yeni pazarların oluşmasına da neden olmaktadır.
 
Atık yönetiminin temelini ‘atık yönetimi hiyerarşisi’ ve ‘üretici sorumluluğu’ilkeleri oluşturmaktadır. Atık yönetimi hiyerarşisinde birincil önceliği, atıkların üretim aşamasında önlenmesi ve atık miktarının ve tehlikelilik düzeyinin azaltılması oluşturmaktadır. Atıkların yeniden kullanım, geri dönüşüm ve enerji elde edilmesi yoluyla geri kazanılması ikinci sırada, geri kazanım olanağı olmayan atıkların çevreye zarar verilmeksizin yakılması ya da güvenli depolanması da son sırada tercih edilmelidir. Geri dönüşüm, oluşumu kaynakta önlenemeyen veya yeniden kullanılamayan atıklara uygulanan bir yöntemdir. Atık hiyerarşisi; atık önleme ve yönetimine ilişkin mevzuat ve politikalarda şu şekilde ifade edilmektedir:
 
• Önlem
•  Yeniden kullanım
•  Geri dönüşüm
•  Geri kazanım (hammadde geri kazanımı, enerji kazanımı gibi)
•  Bertaraf (Depolama/Yakma).
Şemsiye bir kavram olan atık yönetiminin yukarıda sayılan bileşenlerinden sadece biri olan geri dönüşüm, yarattığı ekonomik etkileri ile ön plana çıkmaktadır. Atık yönetiminin en önemli başlıklarından biri olan ve atıkları oluşmadan, kaynağında önlemeye yönelik faaliyetleri içeren önleme ise Ulusal Geri Dönüşüm Stratejisinde ele alınmamaktadır.
 
Geri dönüşüm konusunda diğer önemli bir kavram ise üretici sorumluluğu ilkesidir ve bu kavram atıklardan kaynaklanan her tür maliyetin atık üreticileri (üretici, tüketici gibi) tarafından karşılanmasını öngörmektedir. Bu yaklaşım ‘kirleten öder’ prensibinin bir yansımasıdır. Atık yönetimine ilişkin diğer ilkelerden bazıları ise kendine yeterlilik, uygun teknolojilerin seçilmesi ve kullanılması ve atıkların kaynağına mümkün olan en yakın alanda bertaraf edilmesidir.
 
Gelişmiş ülke uygulamalarına bakıldığında, atıkların %35-45 civarındaki kısmı hariç, kalan kısmının tümüyle geri dönüştürülerek ekonomiye kazandırıldığı görülmektedir. Örneğin ülkemizle paralel olarak AB’de hammadde ihtiyacının artışı ve AB’nin hammadde ithalat bağımlılığı göz önüne alındığında geri dönüşümün rolü daha çok ön plana çıkmaktadır. Avrupa ekonomisi yüksek düzeyde kaynak tüketimine dayanmakta olup 2020’ye yönelik tahminler AB’de kaynak kullanımının artmaya devam edeceğini göstermektedir. Avrupa’nın kaynak tüketimini belirleyen başlıca unsurlar ekonomik büyüme, teknolojik gelişmeler ve değişen tüketim ve üretim alışkanlıklarıdır. AB’de kullanılan kaynakların yaklaşık üçte biri atığa ve emisyona dönüşmektedir. Kaynak kullanımı dünyanın diğer bölgelerinde de artmaya devam etmektedir. Bu durum ürün ve hizmet tüketiminin artmasından kaynaklanmaktadır. Yüksek kaynak tüketimi dünyanın tüm bölgelerinde çevre üzerinde baskı oluşturmaktadır. Bu baskılar arasında yenilenebilir olmayan kaynakların tükenmesi, yenilenebilir kaynakların yoğun kullanımı, ulaşım ve madencilik faaliyetlerine bağlı olarak su, hava ve toprağa yüksek emisyon yayılması ve ekosistemleri negatif etkileyen yüksek atık üretimi bulunmaktadır. Geri dönüştürülmüş maddelerin hammadde ihtiyacının tamamını karşılaması ve hammadde talebini çözmesi mümkün değildir. Fakat gelişen geri dönüşüm pazarı ve ekonomik ve çevresel etkileri göz önüne alındığında geri dönüşümün yeşil ekonomide önemli bir rol oynadığı ortaya çıkmaktadır. Geri dönüşümün yeşil ekonomideki yeri ve AB’nin geri dönüşüm ile elde ettiği ekonomik faydalara ilişkin temel bulgular şunlardır (EEA, 2011):
• Geri dönüşümden elde edilen gelirler giderek artmaktadır.
•  Gelişen Asya ekonomisi ve AB direktifleri Avrupa’da geri dönüşümü artırmaktadır.
•  Geri dönüşüm yakma veya depolamaya göre daha fazla istihdam oluşturmaktadır.
•  Geri dönüşüm ekonominin gereksinim duyduğu kaynak ihtiyacının büyük kısmını karşılayabilir ve böylelikle kaynaklar üzerindeki baskıyı azaltır.
 
Sonuç olarak giderek artan oranda sınır ötesi atık ticareti yapılmakta, bunun çoğu geri dönüşümde veya enerji geri kazanımında kullanılmaktadır.
 
Dünyanın birçok bölgesinde geri dönüşüme yönelik çeşitli politika, proje, teknoloji, program ve strateji geliştirilmekte ve uygulanmaktadır. Son olarak geri dönüşümün önemine, Rio+20’nin “Arzu Ettiğimiz Gelecek” başlıklı Sonuç Belgesinde, “Sürdürülebilir atık yönetiminin, 3R (reduce- azaltım, reuse- yeniden kullanım ve recycle – geri dönüşüm) uygulamaları aracılığıyla ileri bir şekilde desteklenmesi” olarak vurgu yapılmıştır.
 
TÜRKİYE’DEKİ DURUM: Türkiye’de genel atık yönetimine ilişkin düzenlemeler; atık çeşitliliği ve AB Direktifleri doğrultusunda geliştirilmiş ve ülke şartlarına uygun yönetmelikler yayımlanmış ve uygulamaya konulmuştur. Bu kapsamda evsel katı atıklar, hafriyat toprağı, inşaat ve yıkıntı atıkları, atık pil ve akümülatörler, tehlikeli atıklar, bitkisel atık yağlar, tıbbi atıklar, ömrünü tamamlamış lastikler, ambalaj atıkları, poliklorlubifeniller ve poliklorluterfeniller, atık elektrikli ve elektronik eşyalar, atık yağlar, ömrünü tamamlamış araçlar, araçların bakım ve onarımından kaynaklanan parçalar ve atıkların düzenli depolanması konularında uygulamalar devam ettirilmektedir (ÇSB, 2012-1).
 
Türkiye’nin atık yönetim stratejisinin en önemli ilkelerinden birisi atık oluşumunun kaynağında önlenmesi, eğer bu sağlanamıyorsa atığın azaltılması ve atık oluşumunun kaçınılmaz olması durumunda da atıkların geri kazanılmasıdır. Başta Çevre Kanunu olmak üzere çevre mevzuatını oluşturan bütün hukuki düzenlemelerde atıkların tekrar kullanılması, materyal ve enerji olarak geri kazanılması öncelikli yönetim prensiplerinden birisi olarak ele alınmış; geri kazanım faaliyetleri teşvik edilmiş; geri kazanım tesislerinin teknik ve idari yeterliliklerinin artırılması amacıyla kriterler oluşturulmuş ve bu kriterleri sağlayan tesisler lisanslandırılarak hem ekonomiye hem de çevreye katkıda bulunmaları sağlanmıştır. Atık yönetimine ilişkin mevzuatta yer alan kavramların ortak bir yapı altında toplanması, mevzuatın sadeleştirilmesi ve AB Atık Çerçeve Direktifindeki güncellemelerin uyumlaştırılmasına ilişkin çalışmalar Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından sürdürülmektedir.
 
2014-2018 yıllarını kapsayan 10’uncu Kalkınma Planında geri dönüşüme yönelik olarak aşağıdaki iki madde bulunmaktadır:
• Sanayide geri dönüşüm ve geri kazanım gibi uygulamalara önem verilecektir.
• Katı atık yönetiminde önemli bir boyut olan geri dönüşümün faydalarının yeterince bilinmemesi, geri kazanılmış ikincil ürüne ait standartların yetersizliği, teşvik ve yönlendirme sisteminin eksikliği gibi hususlar geri dönüşüm çalışmalarını olumsuz etkilemektedir.
 
Ayrıca, 10. Kalkınma Planı kapsamında oluşturulan ‘Öncelikli Dönüşüm Programları’ çerçevesinde yer alan ‘İthalata Olan Bağımlılığın Azaltılması’ Programı, ‘Atıkların Ekonomiye Kazandırılması’ bileşeni altında geri dönüşüm konusu ele alınmaktadır.
2014-2016 yıllarını kapsayan Orta Vadeli Programda ise ‘108. Doğal kaynaklar etkin kullanılacak, atıklar ekonomiye kazandırılacaktır’ ifadesine yer verilmiştir (Kalkınma Bakanlığı, 2013).
 
Ayrıca Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanan Atık Yönetimi Eylem Planlarında da geri dönüşüme ilişkin hedefler bulunmaktadır.
 
Geri dönüşüme ilişkin ulusal verilere göre; 2003 yılında 46 geri kazanım tesisinde yaklaşık 4 bin kişi istihdam edilmiş ve geri kazanım faaliyetleri sonucu 62 milyon TL katma değer sağlanmıştır. 2011 yılında ise 898 geri kazanım tesisinde yaklaşık 60 bin kişi istihdam edilmiş ve geri kazanım faaliyetleri sonucu sağlanan katma değer yıllık 1 milyar TL’yi aşmıştır (ÇŞB, 2012-1).

Öne Çıkanlar

Endüstri Otomasyon Eksen Yayincilik hizmetidir.