GERİ DÖNÜŞÜM SEKTÖRÜ, GELECEK VADEDİYOR!

 GERİ DÖNÜŞÜM SEKTÖRÜ, GELECEK VADEDİYOR!

 İHA’nın Aralık 2014 tarihli ve “Geri dönüşümün 2014 ekonomisine katkısı 1,3 milyar lira” başlıklı haberinde “Türkiye’de 2014 yılında geri dönüşüm sayesinde ekonomiye 1 milyar 300 milyon lira katkı sağlanırken, toplanan 1 milyon ton kâğıtla 17 milyon ağaç kesilmekten kurtuldu… Bilhassa demir çelik sektöründe 183 fabrika Türkiye’de toplanan 9,5 milyon ton hurdayı işliyor. Bu durum, Türkiye’nin demir çelik sektöründe dünya sıralamasında 8. sıradaki yerini korumasında etkili oldu” deniliyor.
Haber aslında ‘Geri Dönüşüm Sektörü’ne ilişkin buzdağının sadece görünen tarafına işaret ediyor bizce. Çerçeveyi genişletmekte fayda var!
Ahmet Yetim’in İzmir Ticaret Odası’nın Haziran 2014 tarihli Ar&Ge Bülten’inde yayınlanan “Geri Dönüşüm Sektörünün Dünyadaki Genel Görünümü Ve Türkiye’deki Durumu” isimli dosyasına bakalım. Ahmet Yetim’e göre; “İkinci Dünya Savaşı sonrası kaynak sıkıntısı nedeniyle başlayan geri dönüşüm hareketi, sunduğu birçok avantajla dünyadaki cazibesini giderek artırmaktadır. Günümüzde geri dönüşüme yatırım yapan ülkeler pek çok avantaja sahip olmaktadırlar. Öyle ki; demir, çelik, bakır, kurşun, kâğıt, plastik, kauçuk, cam, elektronik atıklar gibi maddelerin geri kazanılması ve tekrar kullanılması, çevre kirliliğini önlediği gibi doğal kaynakların tüketimini azaltmakta ve ekonomik anlamda büyük tasarruf sağlamaktadırlar. Sadece tek bir alüminyum kutunun geri dönüştürülmesi bile bir televizyonu üç saat boyunca çalıştıracak enerji tasarrufu yaratabilmektedir. Dünyada her yıl ortaya çıkan 2.1 milyar ton atığın büyük bölümü, düzenli çöp depolama alanlarına gömülüyor. Bu miktar, potansiyel olarak 4.5 milyar varil petrol eşdeğeri enerji içeriyor. Söz konusu enerji miktarı ise, dünya elektrik tüketiminin % 10’unu karşılayabilecek seviyede. 2010 yılı itibariyle dünyada toplam 900 tesiste 0.2 milyar ton atık değerlendirilerek yaklaşık 130 trilyon kilovat-saat elektrik üretildi. Bu tesislerin yıllık gelirinin 2010-2016 döneminde 3.7 milyar dolardan, 13.6 milyar dolara çıkması bekleniyor.
 
Mart 2011 tarihli raporda ise, küresel ekonomik krize rağmen 2006-2010 döneminde atıktan enerji üretimi sistemlerine yapılan yatırımların 4.8 milyar dolardan 7.1 milyar dolara çıktığı, 2021 yılına kadar ise bu rakamın yıllık 27 milyar dolara ulaşması beklendiği vurgulanıyor.
Talep artışının Çin ve Hindistan gibi Asya pazarlarındaki büyümeden ve Avrupa Birliği’ndeki yeni atık yönetimi standartları ile AB ve ABD’de sera gazı azaltımına yönelik politikalardan kaynaklanacağı tahmin ediliyor. ABD ve Avrupa’da geri dönüşüm alanında çok uzun yıllar önemli mesafeler alınırken, Türkiye’de bu süreç 20 yılı biraz aşan bir geçmişe sahip. Sürecin 1991 yılında yürürlüğe giren Katı Atıkların Kontrolü Yönetmeliğiyle başladığı Türkiye’de, bütün atıkları içeren bu çerçeve yönetmelik özel sektöre ilk kez piyasaya sunduğu ürünün atığını tekrar geri kazandırması konusunda zorunluluk getirdi. Özellikle 2005 yılından itibaren Tehlikeli Atıkların Kontrolü (APAK) Yönetmeliği, Ambalaj Atıkların Kontrolü Yönetmeliği gibi birçok yönetmeliğin hayata geçirilmesiyle her ürün grubu kaynağında ayrı toplanarak kendi konusunda bir standarda ulaştı. Bugün yaklaşık olarak Türkiye’de yılda 25 milyon ton evsel atık, 1,2 milyon ton endüstriyel atık, 100 bin ton tıbbi atık ve 530 bin ton e-atık ortaya çıkıyor. Yalnızca cep telefonu atığının yılda yaklaşık bin ton olduğu tahmin ediliyor. Bir milyona yakın küçük ve büyük ölçekli işletmenin faaliyet gösterdiği sektörde, 500 bin toplayıcı bulunduğu tahmini yapılmaktadır. % 25’i kayıtdışı olması nedeniyle net rakamların telaffuz edilemediği hurdacılık sektöründen para kazananların sayısı ise Türkiye nüfusunun % 3’ü olarak dile getiriliyor. Türkiye’deki atık yönetimi ve geri dönüşüm sektörü, özel sektör ve yerel yönetimlerin katkılarıyla bugün ortalama 5 milyar Euro’luk bir pazar haline geldi. 2010 yılına kadar % 35 olan geri dönüşüm oranı ise 2012 ve sonrasında % 40 civarına yükselmiş durumda. Sektöre ilgi gösteren lisanslı yatırımcı sayısı şimdiden 450’ye ulaştı. Geri dönüştürülen atıkların % 43’ünü kâğıt, % 27’sini plastik, % 12’sini cam, % 8’ini tekstil ürünleri, % 4’ünü de metal oluşturuyor. Türkiye’de tüm atıkların geri dönüşüm oranı ortalama % 7 seviyesinde iken, ambalaj malzemelerinin geri dönüşüm oranı % 20’lerde ve ilk sırada yer alıyor.
 
Son yıllarda hızlı bir gelişim gösteren geri dönüşüm alanında 2003 yılında 15 düzenli depolama tesisiyle 23 milyon nüfusa hizmet verilirken 2012 yılında 69 düzenli katı atık depolama tesisiyle 903 belediyede 44,5 milyon nüfusa hizmet verilmektedir. 2013 yılında Türkiye’de Atık Yakma ve beraber yakma tesis sayısı 38, Tehlikeli Atık Düzenli Depolama Tesisi (1. Sınıf) 6, Tehlikeli Atık Geri Kazanım Tesisi 282, Tanker temizleme tesis sayısı 46 ve ara depolama tesis sayısı 14 olarak belirlendi. 576 adet ambalaj atığı toplama ve geri dönüşüm tesisi ile yılda 2 milyon 250 bin ton ambalaj atığı geri kazanıldı. Ayrıca 2012’de 45 bin ton madeni atık yağ, 59.500 ton atık akü toplandı. Bununla birlikte bir yılda çöpe atılıp geri dönüştürülemeyen atıkların değeri ise hala yaklaşık 1.5 milyar TL düzeyinde. Bu atıkların parasal değeri, sektörde potansiyel pazarı da ifade ederken, söz konusu atıkların geri dönüşüme kazandırılmasıyla hem enerji hem de hammadde konusunda önemli tasarruf sağlanacağı tahmin ediliyor. Sektör aktörleri, alüminyum kutunun geri dönüşümüyle, hammaddeden alüminyum üretimine kıyasla % 95 enerji tasarrufu sağlanabileceğini belirtiyor. Bugün 192 litre ham petrolden üç litre madeni yağ elde edilirken, sadece 4.8 litre atık madeni yağdan üç litre madeni yağ elde edilebiliyor. Bu örnekler, geri dönüşüm sektöründe dışa bağımlılığın azalacağı ve mevcut atık kaynakların kullanımıyla ülke ekonomisine katkının önemli ölçüde artırılabileceğini gösteriyor. Lisanslı çalışan işletme sayısının son üç yılda % 70 oranında artış gösterdiği sektörde, toplanan atık rakamlarının Avrupa’yı giderek yakaladığı, önümüzdeki yıllarda hem geri dönüşümü ucuzlatacak teknolojiler üretmeye, hem de atıkları yok etme işlemini pozitif endüstriye çevirerek elektrik, biyogaz, gübre üretimine dönüştürmeye yönelik yatırımlara odaklanılacağı tahmin ediliyor. Atıkların tekrar hayata döndürülmesi aşamasında ekonomik değere en çok sahip olan ürünlerin başını ise metal ürünleri çekiyor. Demir-çelik, bakır, alüminyum, akümülatörler, pil, atık ambalaj, elektronik atık ve her türlü hurda metalin geri dönüştürüldüğü Türkiye’de, 2008 yılında sadece ÇEVKO tarafından yürütülen çalışmalar sonucunda 27 bin ton metal ambalaj atığı geri dönüştürülerek, 230 bin tonluk kömür ve 200 bin metreküplük düzenli depo alanı hacminden tasarruf sağlandı.
Türkiye’de metali ilk geri dönüştüren sektör olan hurdacılar, sanayileşmeyle birlikte bugün birer metal geri dönüşümcüsü olarak faaliyet gösteriyor. Son yıllarda giderek büyüyen bir başka metal geri dönüşüm alanını gemi sökümcüleri oluşturuyor. Bünyesindeki çok sayıda firma ile Türkiye’deki tek gemi söküm ve geri dönüşüm bölgesi olan ve dünyanın en iyi gemi söküm bölgeleri arasında gösterilen Aliağa Gemi Söküm Bölgesi, son yılların en iyi performansını sergiliyor. 2003-2008 yıllarını kapsayan altı yıllık dönemde yılda ortalama 145 bin ton geminin sökümü yapılan Aliağa’da; 2009’da 298 bin ton, 2010’da 423 bin ton, 2011’de 653 bin ton, 2012’de 927 bin ton gemi sökümü yapılmış, 2013 ilk yarısında ise 377 bin ton olarak gerçekleşmiştir. Aliağa’ya sökülmek üzere gelen gemilerin % 50’ye yakın bölümü Suriye, Lübnan, Mısır ve Libya başta olmak üzere Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinden geliyor. Dünyada 2015 yılına kadar 214 milyon dwt geminin hurdaya ayrılacak olması, Türk gemi geri dönüşümcüleri açısından önemli kazanç fırsatı sunuyor. Metal geri dönüşüm alanının en yeni faaliyet konusunu ise elektronik atıklar oluşturuyor. Teknolojik gelişmeler yeni çöp dağlarının oluşmasına neden olurken, Birleşmiş Milletler rakamlarına göre dünyada her yıl 50 milyon tona yakın elektronik atık üretiliyor. Türkiye’de e-atık kapsamında olan atıkların miktarı yıllık bir milyon ton civarında iken, bu miktarın ancak yaklaşık 20 bin tonluk kısmının değerlendirilmesi, sektörün henüz yolun çok başında olduğunu gösteriyor. Bu da girişimciler açısından sektörün cazibesini artırıyor. Üstelik Türkiye’de e-atıkların geri dönüştürülmesine yönelik lisans almayı bekleyen onlarca firma bulunuyor. Yeni bir kavram olması nedeniyle yeni girişimlere kapısı açık olan geri dönüşüm sektörüne, kar marjı yüksek olduğu için büyük yatırım gruplarının da son dönemlerde ilgisi artmış durumda. Çünkü sektörde 2023 yılına kadar 9.5 milyar Euro’luk “atık geri dönüşüm yatırımı” öngörülmekte, ancak sektörün AB’ye uyumu için gereken toplam yatırım tutarı 60 milyar Euro’yu buluyor. Sektörde denetim, düzenleme, mevzuat ve yönetmelikler Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca yapılıyor. Çevre konusundaki uygulamalar özellikle 2009 yılından bu yana ‘gönüllülük’ esasından çıkmış durumda.
 
Avrupa Birliği (AB) ile 2009 yılı Aralık ayında başlayan çevre müzakereleri, bu alandaki tüm uygulamaları zorunlu hale getirdi. Türkiye’ye gelen çok sayıda yükümlülük, aynı zamanda ciddi bir yatırım ihtiyacını da ortaya çıkarıyor. Türkiye, AB’ye uyum çerçevesinde 2023 yılına kadar ulusal çevre stratejisini belirlemiş durumda. Buna göre, çevre konusundaki uyum çalışması, mevzuat ve fiziki yatırımların gerçekleştirilmesinden oluşuyor. Çevre alanında uyumlaştırılması gereken 300’den fazla mevzuat var. Çevre yatırımları içinde şu ana kadar en fazla ambalaj atıkları konusunda adım atıldığı gözleniyor Bu alanda; belediyeler, lisanslı toplama-ayırma tesisleri, lisanslı geri dönüşüm tesisleri, ambalajlı ürün piyasaya süren sanayi kuruluşları, ambalaj üreticileri, yetkilendirilmiş kuruluşlar, satış noktaları ve tüketiciler gibi çok sayıda oyuncu faaliyet gösteriyor. Çevre Koruma ve Ambalaj Atıkları Değerlendirme Vakfı (ÇEVKO) ile Tüketici ve Çevre Eğitim Vakfı (TÜKÇEV) bu kuruluşlar arasında öne çıkıyor. Sektör faaliyetleri 20 yıllık kısa bir geçmişe sahip olması nedeniyle önemli sorunlarla karşılaşabilmektedir. Türkiye’de atık yönetimi ile ilgili 15’e yakın yönetmelik uygulanıyor ancak bu yönetmelikler Avrupa’daki örneklerine göre çok zayıf kalıyor. Türkiye’de katı atık ayırma tesislerinin yeterli olmaması, kaynakta toplamanın uygulanmaması nedeniyle Avrupa Birliği müktesebatına uyum yakalanamıyor. Sektörün bir diğer sıkıntısını ise her gün kentlerin dört bir yanında dolaşan atık toplayıcıların durumu oluşturuyor. Atık oluşumunu sağlayan ambalaj malzemelerini üretenler ve piyasaya sunanların ambalaj atıklarını toplamakla yükümlü olmasına rağmen bu yükümlülükler bugüne kadar geniş toplayıcı ağına sahip olamadıklarından piyasada toplanmakta olan malzemeleri üstlenmemektedir. Bu da toplayıcılarla üreten firmalar arasında büyük sorun yaratmaktadır. Bunun nedeni Türkiye’deki 500 bin sokak toplayıcısını kendi bünyelerine almamaları, çok düşük fiyatlarla çalıştırmak istemeleri olup bu nedenle toplayıcılar ile belediyeler arasında entegrasyon sağlanamamaktadır.
 
Türkiye, dünyada gemi sökümü yapan 15 ülke içinde Çin’in ardından ikinci sırada yer alıyor. Türkiye’nin Akdeniz ve Karadeniz’de oluşturulacak yeni gemi söküm alanları ile Atlas Okyanusu merkezli gemiler için cazibe merkezi haline gelebileceği ve 1 milyon tonluk söküm miktarını 7 milyon tona çıkarabileceği öngörülüyor. Belediyelerin gelir getirdiği için evsel atıklarla endüstriyel atıkları birlikte depolaması, ayrıştırma yapan şirketler açısından ciddi bir sorun oluşturuyor. Bu sorun yeni bir yasal çerçeve oluşturularak çözülmelidir. İstatistiklere göre Türkiye’de 2,8 milyon ton civarında bir ambalaj atığı kapasitesi mevcut ve bu atıkların ancak 800 bin ton kadarı belgelendirilebiliyor. Net rakamın ortaya çıkarılabilmesi için kayıt dışı işlemlerin ortadan kaldırılması gerekiyor.” 

Öne Çıkanlar

Endüstri Otomasyon Eksen Yayincilik hizmetidir.