ENDÜSTRİYEL OTOMASYON’UN GÜNDEMİ

 ENDÜSTRİYEL OTOMASYON’UN GÜNDEMİ

9-12 Şubat 2017 tarihlerindeki WIN EURASIA Metalworking Fuarı’nın hemen ardından, 16-19 Mart 2017’de gerçekleşen WIN EURASIA Automation Fuarı sırasında, DHA’nın “KAYSO, Endüstriyel Otomasyon Fuarına 80 sanayici ile çıkarma yaptı” başlıklı bir haberi yayınlandı. Haberin devamı şöyleydi: “KAYSERİ Sanayi Odası (KAYSO) bu sene 24’üncüsü düzenlenen Uluslararası Endüstriyel Otomasyon Fuarına 80 kişilik sanayici ile katıldı.
 
İstanbul TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen fuara, KAYSO üyesi 80 sanayici ve üniversite öğretim üyelerinin katılımı ile günübirlik ziyaret gerçekleştirdi. Fuarın açılışında konuşan KAYSO Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyüksimitci, Kayserili sanayiciler olarak bu tür fuarların önemini bildiklerini belirterek, ‘Bugün Kayseri Sanayi Odası üyelerinden oluşan 80 kişilik karar verici bir heyetle buradayız. Ayrıca, ekibimizin içerisinde iki üniversiteden hocalarımız da var. WIN EURASIA Metalworking Fuarına da 150 kişilik bir heyetle gelmiştik’ dedi.
 
Bizce, Endüstriyel Otomasyon konusundaki bu ilgiyi perçinleyen bir başka haber de, yine fuar sırasında yayınlanan, Hürriyet Gazetesi’nin “Türkiye, AR-GE’ye 60 milyar dolar ayıracak” başlıklı haberi oldu. Habere göre, Endüstri 4.0 ana temalı WIN EURASIA Automation 2017 Fuarı’nın açılışında konuşan Hannover Fairs Turkey Fuarcılık Genel Müdürü Alexander Kühnel, fuarın, Türkiye’deki imalat sanayinin ne kadar önemli olduğunu tüm dünyaya gösterdiğini belirtmiş. 
 
Kühnel, WIN EURASIA Automation’ın, Türkiye ve bölgedeki ülkelere hizmet ettiğini anlatarak şöyle demiş: “Bugün burada endüstrinin geleceğine katkı sunacak uluslararası bir buluşma gerçekleştiriyoruz. Endüstri 4.0 temasıyla gerçekleştirdiğimiz bu yılki etkinliğimizde en yeni teknolojilere tanıklık edeceksiniz. Ayrıca, bu yıl ilk kez İTÜ ARI Teknokent’le işbirliği yaparak ‘startup’lar için yeni bir alan yarattık. 50’den fazla startup projesi sizinle buluşmak için bekliyor. Çin ve Almanya’dan ülke pavilyonlarımız var. Ekonomi Bakanlığı desteği ile gerçekleştirilen uluslar arası satın almacı programı kapsamında heyetler fuarımızı ziyaret edecek. Yanı sıra, Anadolu Delegasyonları Programı kapsamında 40 farklı şehirden 94 farklı delegasyon fuarı ziyaret edecek. Sergilenen ürünlerin yanı sıra, 4 gün boyunca gerçekleşecek forumlar da sektörün geleceğine ışık tutacak.” 
 
Cumhurbaşkanlığı ‘Bilişim Teknoloji, Sanayi ve Yüksek Öğretim’ Başdanışmanı ve TÜBİTAK Danışmanı Mesut Uğur da, Türkiye’de son 15 yılda ciddi bir ilerleme sağlandığını belirterek şöyle demiş: “Hükümetimiz farklı bakanlıklar ve Tübitak üzerinden araştırma ve geliştirmeye aktarılan kaynak miktarını 2002’de 1 milyar dolardan günümüzde 8 milyar dolara çıkardı. 2023 hedefi gayri safi milli hasılanın yüzde 3’ünün AR-GE harcanması şeklinde. Bu 60 milyar dolar demek. Burada sergilenen bir çok yeni ürün Tübitak TEYDEB teşvikleriyle geliştirildi.
 
TEYDEB projesi bitiren veya patent alan firmalar Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Tekno Yatırım teşviklerinden yararlanabiliyor. Bu teşvik 5 milyon hibe 5 milyon sıfır faizli 10 yıl geri ödemeli kredi şeklinde. Biz hükümet olarak sektör firmalarımızı destekliyoruz. Ülkemizin rekabetçi olması ve yeni istihdam alanlarının açılması için en önemli sektör makine-elektronik-otomasyon sektörüdür. Bir çok makine ve sistem artık tersine mühendislikle ülkemizde yapılır şekle geldi. Adına ister Endüstri 4.0, ister dijitalleşme, ister tümleşik otomasyon sistemi diyelim; otomasyon günümüz sanayisinin ve refah toplumunun vazgeçilmezidir.”
 
Almanya’daki Makine Mühendisliği Endüstri Birliğinde Güç İletimi Mühendisliği ve Akışkan Gücü Birlikleri, Proje Müdürü Solveig Thiede ise, geçen sene Türkiye’ye ihracatın yüzde 3 artış gösterdiğini belirterek, “Almanya’nın pozisyonu Türkiye’nin en büyük tedarikçisi olarak devam ettirmektedir. Bu tür fuarlar bu işbirliğini geliştirmeye devam ettirecektir. Alman firmalar için bu fuarlar ve Türkiye bölgeye açılmak için çok önemlidir” şeklinde bir açıklama yapmış. 
 
Fuarın Endüstri 4.0 Çözüm Ortağı olan Siemens Türkiye’nin Genel Müdür Yardımcısı Ali Rıza Ersoy da 2013 yılında dünyada Endüstri 4.0’ın konuşulmaya başlandığını belirterek şöyle demiş: “İstanbul’da bir basın toplantısı düzenleyip, bu dalganın dünyada yayılmakta olduğunu, ülkemizin geçmiş sanayi devrimlerini uzunca yıllar kaçırdıktan sonra bu sefer kaçırmaması gerektiğini temenni etmiştik. Bu üç yıl içinde önümüzdeki bir iki ay da dahil olmak üzere katıldığımız etkinlik sayısı 150’yi aşmış olacak. 24 binden fazla sanayicimizle göz göze gelme şansımız oldu. Ayrıca 30’dan fazla üniversitemizde 3 binden fazla gencimizle bir araya gelme şansımız oldu. Medyada olabildiğince yoğun çalıştık. www.endustri40.com sitesi bir yıldan uzun süredir hayatta ve ummadığımız bir başarıyı yakaladı. Dolayısıyla, ülkemizde sadece birkaç yıl gecikmeyle Endüstri 4.0 inanılmaz konuşulur hale geldi. Bundan sonra kamu üstüne düşeni fazlasıyla yapmakta. Henüz lansman gerçekleşmemiş olsa bile çalışmalar başladı. Türkiye’nin Sanayide Dijital Dönüşüm Forumu kuruldu. Sanayi Bakanlığımızın başkanlığında 6 STK’nın katılımıyla icra kurulu kuruldu ve çalışmalara başlandı. Ülkemiz tüm paydaşlarıyla Endüstri 4.0’ı yoğun bir şekilde konuşuyor. WIN Eurasia Automation fuarının da buna çok büyük katkısı olacak.”
 
Öte yandan, Elektrik Tesisat Mühendisleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Cemaloğlu da araştırma şirketlerince en karamsar bakış açısıyla bile Türkiye’nin; 2023-2030 yıllarında 3.5 trilyon dolarlık ekonomisiyle dünyada 12’inci sırada yer alacağını öngördüğünü söyleyerek, “Türk mühendisleri gelişen teknolojilerin bir tarafında olmaktan sıyrılarak disiplinli ve planlı çalışmayla merkezine olan yolculuğu soluksuz devam etmektedir, edecektir” ifadesini 
kullanmış. 
 
Bu yaklaşım, İstif Makinaları Distribütörleri ve İmalatçıları Derneği, Yönetim Kurulu Başkanı Ender Akbaytogan ile devam etmiş. Ender Akbaytogan konuşmasında Türkiye’nin istifleme makinesine olan pazar talebinin bugün Avrupa’nın 6’ıncı büyük ülkesi olduğunu belirterek, “Hedefimiz 2023 yılına kadar 3’üncü sıraya gelmektir. Global krizde 3 bin adetlerden büyük bir gelişme göstererek 2015 yılında 14 bin adede ulaşmış ve 2016 yılında da ikinci yarısında yaşanan bütün olumsuzluklara rağmen yine 14 bin adedi muhafaza etmiştir. Türkiye’nin geleceği açıktır” demiş.
 
Son olarak, Makina ve Aksamları İhracatçıları Birliği, Yönetim Kurulu Üyesi Sevda Kayhan Yılmaz da ekonomik gelişmelere bir noktada değil bir dönemde bakılması gerektiğini belirterek, “Makine sektörüyle ilgili dünyada ve Türkiye’deki sıkıntılar sakın canınızı sıkmasın. Son 6 yıla baktığınız zaman Türkiye’nin makine sektörünün büyüme hızı Çin gibi bir devin arkasından yüzde 700’le dünya ikincisi. Biz çok iyi yolda gidiyoruz. Endüstri 4.0 bizim için bir avantaj. Endüstri 4.0’la bir yaşam şekli değişecek. Türk kimliği kendine hayatı kolaylaştıracak elektronik ve otomasyon uygulamalarına çok meraklı. Daha kolay iş yapmamızı sağlayacak uygulamalara meraklı ve hevesliyiz. O nedenle endüstri 4.0’da çok hızlı yol kat edeceğimize inanıyorum” diye konuşmuş.
Sanırız bu haberler, ülkemizde Endüstriyel Otomasyon alanının ne kadar güncel olduğuna dair bir fikir 
vermektedir.
Haberlerin son bölümünde değinilen “2023 Hedefleri” bağlamında da, Rockwell Automation Turkey blog sitesinde yayınlanan Şubat 2017 tarihli, Rockwell Automation Turkey Genel Müdürü Cenk Ceylan’ın “Türkiye Otomasyon Çalışmalarıyla 2023 Hedeflerine Ulaşabilir” başlıklı yazısını aktaralım. 
 
Cenk Ceylan’a göre “Türkiye’de son yıllarda herkes tarafından bilinen 2023 hedefleri gündemde. Birçok sektör 2023 hedefleri doğrultusunda stratejilerini belirliyor. Aslında buradaki ana hedef Türkiye’nin 2023’te dünyanın en güçlü ilk 10 ekonomisinde yer alması. Bu hedefin ulaşılabilir hale gelmesi ise otomasyon sektörünün gelişimi ile doğru orantılı.
 
Otomasyon sistemlerinin ülkemize gelişi 10 yıl kadar geç olsa da, aceleci tutumumuz ile rekabet edebilecek konuma çok hızlı ulaştık. Türkiye’nin son dönemde global pazara açılması, ihracat hacminin, çeşidinin ve bölgelerinin çoğalması otomasyon sektöründeki konumumuzu olumluya çevirdi. Bu durum göz önüne alındığında doğru yatırım ve teşvikler sayesinde 2023 yılında dünyanın en büyük ilk 10 ekonomisinden biri olma hedefi gerçeklik kazanıyor. Burada Türkiye olarak daha net adımlarla ilerlememiz gerekiyor. Yani sanayi ülkesi olacak mıyız olmayacak mıyız net bir şekilde karar vermemiz gerekiyor.
 
Türkiye olarak sanayiyi oldukça önemsiyoruz ama bizim çapımızdaki ekonomilere göre sanayimiz hala küçük. Mesela tarım ve hayvancılık ya da turizm, bunlar da ana gelişim alanları olabilir. Çevre ülkelerde örnekleri var. Ancak burada biz sanayiyi tercih ediyorsak ki hükümetimiz bu konuda çok istekli ve kararlı, bu defa hangi sanayi konusunda gelişim göstereceğimizi belirlememiz gerekiyor. Çünkü her sanayide güçlü olacağız diyebilmek de çok gerçekçi değil.
En rekabetçi olabileceğimiz, hammaddesine ve kaynaklarına daha kolay ulaşabildiğimiz üretimleri tercih edip, bu sanayiler için teşvik programlarını uygularsak belli konularda 2023’te üs haline gelebiliriz. 
 
Nasıl bugün elektroniğin üssü Tayvan ve Singapur ise biz de doğal kaynaklar ve madencilik gibi alanlarda üs olabiliriz. Şunu da es geçmeyelim, madeni sadece çıkartarak değil onu işleyerek ve katma değerli biçimde satarak bunu elde edebiliriz. Maden örneğine diğer sanayi kollarını da ekleyebiliriz. Örneğin hızlı tüketim malları sektörleri (gıda, hijyen vb.), otomotiv, metal sanayi, makine imalat sanayi vb.
 
Yüksek teknoloji ve katma değerli üretim, ülkemizin geleceği ve 2023 hedefleri açısından çok önemlidir. Hedef belli olunca da yatırımcı Türk işadamları konsantrasyonlarını daraltıp daha güçlü hareket ederek daha global firmalar haline gelebilirler. Türk sanayisi olarak global markalar haline gelmeyi hedefliyorsak Endüstri 4.0’ı uygulamamız da kaçınılmaz olacaktır. Çünkü dünyadaki rakipleriniz zaten o dönüşümü gerçekleştirmiş olacaklar.”
 

Öne Çıkanlar

Endüstri Otomasyon Eksen Yayincilik hizmetidir.