DÖKÜM SEKTÖRÜNÜN BUGÜNÜ VE GELECEĞİ

  DÖKÜM SEKTÖRÜNÜN BUGÜNÜ VE GELECEĞİ

Konuyla ilgili olarak Tüdöksad Eski Genel Başkanı Sn. Yaylalı Günay’ın TMMOB-Metalurji ve Malzeme Mühendisleri Odası yayını olan “Metaluji” dergisinin Nisan 2015 tarihli sayısında yer alan “Yeni Dünya, Yeni Eğilimler, Teknolojiler ve Türk Döküm Sektörü” yazısına bakıyoruz. Sektörün gerçeklerine ilişkin çok dikkate değer saptamalar yapan bu yazıdan alıntılar yapalım.
 
“2014 Yılı ve Sonrasında Dünya Döküm Sanayinin Genel Görüntüsü:
• Döküm fabrikası sayısının hem dünyada, hem Türkiye’de azalması, verimsiz ve karsız fabrikaların kapanması, birleşmeler, iki-üç tesisten oluşan üretim tesislerinin birleştirilmesi,
• Verimsiz ve kar etmeyen fabrikaların gelecek dönemlerde de tasfiyesinin devam etmesi,
• Mühendislik katkısı olmayan ürünleri üretmeyen fabrikalarda gerileyen kar marjları ve azalan talep, • Gelişmekte olan ekonomiler hariç, gelişmiş ekonomilerde sıfırdan yeni döküm tesisi
yatırım sayısı azalması. Genelde revizyon, kısmi yenileme, rekabet gücünü arttırıcı öne ve geriye doğru entegrasyon yatırımları tercih edilmesi. Özellikle Almanya’da yüksek işçilik ücretini dengeleyecek prodüktivite ve otomasyon yatırımları yapılmaktadır.
• Döküm sektöründe, 10000 yıldır önemli değişim göstermeye üretim süreci, son 50-60 yılda önemli yapısal değişime girmiştir. Son 10 yıldır ise, birçok yaratıcı teknoloji, genelde tutucu döküm teknolojisini değiştirmektedir.
• İlk sürecinden son sürecine kadar sayısal teknoloji ile donanmış döküm tesisleri artık gündemdedir.
• Yeni malzemeler ve yeni üretim metotlarının uygulanması ile, dökümün vazgeçilmezliği tehlikeye girmektedir (Al, Mg, karbon fiber, komposit malzemeler, hibrit motorlar, elektrikli araçlar, plastik sistemler)
• Yeni dönemde, bu yeni teknolojiler ve metotlarla, döküm ürünleri diğer üretim rakiplerine göre yerlerini korumak ve güçlendirmek için önemli atılımlar yapmak zorundadır.
• Süreçlerinde ve çalışma şekillerinde yeni düzene uymakta zorlanan ve en önemlisi müşteriye güven vermede başarılı olamayan döküm fabrikalarının devre dışı kalması kaçınılmaz
olmaktadır. Uzun vadede, sadece dayanıklı olanlar ayakta kalabilmekte, bu nedenle dünyada döküm fabrikası sayısı her yıl %4-5 arasında azalmakta, fakat toplam üretim gelişmekte olan ülkelerin katkılarıyla artmaktadır.
• Çin’de döküm fabrikası sayısı 2020’ye kadar 30 000’den 10 000’e düşürülerek, verimliliğin 12 t/ adamyıl’dan 29 ton/adam-yıla yükseltilmesi hedeflenmektedir. (2) Benzer verimlilik iyileşmesi tüm dünyada da gözlenmektedir. Otomasyon, verimlilik, çevre kurallarının sıkılığı, kalite beklentilerinin artması, süreçlerde yenilikler döküm yatırımlarını daha pahalı hale getirmekte, bu nedenle yeniyatırımlarda önemli büyüme beklenilmemektedir. Üretilen ürünlerin kullanıldığı yerler, en azından bugün için alternatifsiz bir üretim şekli olması ve birçok dizayn problemine çözüm olmasına rağmen dökümün dünya milli gelirine katkısı %0.3’ü aşmamakta, dünyadaki tüm metal üretiminin ise %5’inin oluşturabilmektedir. Dünya milli gelir artışı ile
karşılaştırıldığında, döküm üretimi yılda % 1.5-1.8 arasında artmasına rağmen, dünya milli geliri % 3.5-3.7 arasında artmaktadır. Döküm sektöründe büyümede metaller arasında önemli farklılıklar olup, öncülüğü alüminyum almaktadır. Son 50 yılda alüminyum kullanımı 12.7 (yıllık %5), çelik kullanımı 4 katı artmıştır. Döküm üretimi ve kullanımının, dünyadaki değişik ülkelerin ekonomilerinde farklı etkileri olmaktadır. En büyük etki Çin’de görülmekte, Türkiye alt sıralarda yer almaktadır. Döküm ürünlerinin kişi başı kullanımı ve ekonomiye katkısı ise AB ve Nafta
ülkelerinde yüksek (10 kg döküm 1000€ katma değer yaratıyor), gelişmekte olan ülkelerde ise alt seviyededir. (30 kg döküm 1000€ katma değer yaratabiliyor.) 2000’li yıllardan itibaren, döküm üretimi ve kullanımı gelişmekte olan ülkelerde artmaktadır. 2020 yılında BRİC ülkelerinin döküm üretiminin %60’ının yapacağı tahmin edilmektedir. Yıllar itibari ile sağlıklı bir gelişme
gösteren Türk Döküm sektörü, dünya döküm üretiminde 13.cü, AB’de 4.cü, çelik dökümde 2.ci, lamel ve küresel grafitli dökme demir’de 3.cü, alüminyum dökümde 6.cı durumdadır. Üretilen ürünlerin karmaşıklığı, malzeme bilimi ve zorluk dereceleri göz önüne alındığında sıralama önceliği AB ve ABD’ye geçmektedir. Türkiye’deki diğer sektörler göz önüne alındığında başarı gibi görünen bu sıralamanın gelecek yıllarda korunabilmesi için Türk döküm sektörü, teknoloji, müşteriye hizmet anlayışı, ileriye ve yerine göre geriye doğru entegrasyon, enerji ve ekoloji,
üretim verimliliği ve ürün karmaşıklık seviyesi konularında yapısal değişikliklere girmek zorundadır. Dökümün ilk Anadolu’da yapıldığı ve buradan Avrupa’ya dağıldığı çeşitli kaynaklar ve araştırmalarda belirtilmiştir. Anadolu tarih boyunca insanların kullandığı araçlar ve malzemeler üretiminde öncü olmuştur. (ilk metal- Çatalhöyük 11000 yıl önce, ilk tapınak- Göbeklitepe 12000 yıl önce, ilk döküm-Nevari-Çöri, Kültepe-Kaniş 8000 yıl önce.) Dünyadaki bu yeni eğilimler karşısında, Türk döküm ve Metalurji sektörü olarak kendi kendimize sormamız gereken bazı sorular:
 
•Döküm ve Metalurji sektöründe ne kadar öncüyüz?
•Dünya nerede biz neredeyiz?
•Her şey yıllık üretim tonajı mı? Yoksa rekabet gücü ve inovasyon mu?
•Bu tonajlar ve sıralama gelecek yıllarda tutulabilecek mi?
 
Dünya’da her alanda, bir hiper rekabet dönemi olduğu, ülkelerin, şirketlerinuluslararası alanda pazar kapmak için her türlü yeni yaklaşımı değerlendirdiği bir ortamda, Türk sanayicisinin de
teknoloji, prodüktivite, pazarlama, inovasyon yönünden atılımlar yapma zorunluluğu vardır. Türkiye BRİC ve AB ülkeleri ile karşılaştırıldığında rekabet gücü açısından geride kalmaktadır.
Teknolojik ürün fiyatları, basit ve klasik üretim teknolojileri ile yapılan üretimlere göre 10-20 kat daha yüksek fiyatlarla satılabilmektedir. Standart bir lamel grafitli dökme demir döküm parça 1.25 $/kg fiyata satılırken, bu dökümün kullanıldığı bir “Premium” otomobilin kg fiyatı 55 $’dır. Bunun yanında Türkiye’nin ürettiği, teknoloji ürünleri alt kategorilerde olup, 12.2 $/kg, ABD ve Japonya’nın sattığı teknolojik ürünler ise 53-68$/kg mertebesindedir.
 
Döküm Ürünlerinin Pazarı:
 
Döküm ürünlerinin dünya pazar dağılımında, ana müşteri grubu otomotiv olup, üretimin %50’si otomotiv ve bağlı sektörlere, %30’u makine sektörüne satılmaktadır. Türkiye dağılımı da benzer yapıdadır. Türkiye’nin döküm üretiminin %65’i AB ülkelerine ihraç edilmektedir. Bu nedenle AB ülkelerindeki ve özellikle araç ve makine sanayindeki ekonomik gelişmeler Türk döküm üretimini yakından ilgilendirmektedir. Türk döküm ihracatı ile AB’nin GSYH’sı ve sanayi üretimi birbirine paralellik göstermektedir.
 
Türk Döküm Sektörü Pazarının Değerlendirilmesi:
 
Döküm sektörünün ana iki müşterisi olan taşıt araçları sanayii (%50) ve makine imalat sanayilerinin (%30) gelecek 10 yılda büyüyeceği ve satışlarını arttıracağı öngörülmektedir.
 
A) Makine İmalat ve Mühendislik Pazarı: 2020 yılına kadar tüm dünyada ve en yakın pazarımız olan AB’de yıllık %3-10 arasında büyüme beklenilmektedir. Türk döküm sektörü, mühendislik ve makine ürünleri içeren bu pazara gerek yurt içi ve gerekse yurt dışında önemli hizmetler vermektedir.
B) Taşıt Araçları Pazarı: Türk döküm sektörünün ana müşterisi olan Türkiye’deki ve AB’deki araç üreticilerinin gelecek yıllarda yıllık üretim adetleri önemli miktarda artmayacaktır.
 
Türk döküm sektörünün ana pazarı olan, AB’deki otomobil üreticilerinin ürettiği araçlar gittikçe lüks araç türüne doğru kaydığından, Türk komponent üreticileri ve bunlara döküm parça veren döküm sektörü, yüksek hizmet ve kalite bekleyen bu premium sınıf araç üreticileri için kalite, müşteri, hizmet ve teknoloji anlayış ve yeteneklerini geliştirmek zorundadırlar. Döküm sektörünün
üretimini arttırabilmek için genişleyen A/B sınıfı küçük araçlara ürün verme çalışmasına girmeleri gerekmektedir.”
 
Sn. Yaylalı Günay, “2014 Sonrası Döküm Pazarını Etkileyecek Faktörler” olarak da şunları yazmış:
 
“21.ci yüzyılda önemli değişimler yaşamakta olan dünya sanayii ve pazarları döküm sektörünün pazarlarını da önemli şekilde etkilemektedirler.
 
A) Düşük karbon teknolojileri:
a) Araçlarda hafifleme
b) Dökümlerde artan ölçüsel hassasiyet
c) Değişen ve gelişen kalite yaklaşımı
d) Yeni malzeme bilimi
 
B) Dijitalleşme (Sayısallaşma)
a) Her yerde, her işlemde simülasyon
b) Bilginin toplanması, paylaşılması, kullanılması
c) Süreçlerin on-line takibi
 
C) Globalleşme
a) Ürünlerin satıldığı yerde üretilmesi
b) Yan sanayicilerin ana sanayinin yakınında üretim yapma zorunluluğu
c) Ekolojik, geri dönüşümlü, etik ve toplum kurallarına uyumlu üretim 
 
Bu yeni beklentilere karşı döküm fabrikaları ne yapabilirler:
 
A) Hiçbir şey: Zaman içinde küçülüp, niş pazarlara yöneliyorlar.
B) Kapatma: Bir çok tesis zarar edip, gelecek görmediği için kapanıyor. Çalışan döküm tesis sayısı her yıl azalıyor.
C) Satış: Büyüme ve yeni anlayışlarla çalışma heves ve gücü kendilerinde bulamayan döküm fabrikaları, tesis veya şirketlerini fonlara, rakiplere veya bu işi daha iyi yapacağına inananlara
satıyorlar.
D) Yeni beklentilere uyum ve işe devam: Süreçler, müşteriye yaklaşım, ürün portföyü, insan kaynakları, teknolojik yatırımlar, yenilikçi sistemler ve en önemlisi “işi yönetmeye” başlayarak yeni pazarda yer almak.”
 
Sn. Yaylalı Günay, yazısının sonunda, “Sonuçlar ve İrdeleme” bölümünde de şöyle diyor:
 
“1) Sektörün Geleceği: Sektörün ve Türkiye sanayinin geleceğini planlarken cevaplanması gereken hususlar aşağıda verilmektedir.
 
a) Pazar hangi yönde gelişiyor?
b) Pazar nerelerde büyüyor?
c) Üretim teknolojileri gelişmesi ne yönde?
d) İnsan ve mali kaynaklarımız bu beklentilere cevap verebilecek kapasitede mi?
e) Dünya sınıfı üretim merkezleri haline nasıl gelebiliriz?
Ana tema: “En antremanlının ayakta kalacağıdır”
 
Buna göre, döküm sanayinin rekabetçiliğini koruması için 5 yıl içinde geliştirmesi gereken eylem planları ise:
a) Müşteri odaklı sistemin kurulması,
b) Konsept’ten son ürüne kadar hizmet,
c) Piyasa rayicinde finansal sonuçlar ve yeterli kapital,
d) Doğru teknolojik yatırımlar,
e) İşletme ve süreç verimliliğinin arttırılması,
f) Hafif ve dayanıklı yeni ürün ve malzemeler geliştirilmesi,
g) Paydaş haklarının korunması,
h) Malzeme ve kalite yeteneklerinin arttırılması,
i) Enerji verimliliği,
j) Ürün kalite ve güvenilirliğinin arttırılması,
k) Çevre koruma, atıkların azaltılması, değerlendirilmesi, geri kazanılması ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi.
 
Dünya döküm talebinin 100 +/- 10 milyon ton ile tepe noktasında kalacağı, dökümün kullanımının başka malzemeler ile karşılanması, ağırlıkların azalması, dünyada genç ve yaşlı nüfusta otomobil satın almaya talebin azalması gibi faktörlerle, dünya döküm üretimi miktar yerine, teknoloji yönü ile ilerleyip, önem kazanacaktır. Dünya döküm talebi ve nakliye, müşteriye hemen hizmet verme, maliyetler nedeni ile Asya ile Orta ve Güney Amerika’ya kaymaktadır. Bu ülkelerde Türk dökümcüsünün hem yatırımı yoktur, hem de ihracatı bulunmamaktadır. Türk döküm sektöründe işçi ücretleri AB ülkelerine göre nispeten düşük olmasına rağmen, verimlilik açısından bu ülkelerin gerisinde kalmaktadır. Alüminyum döküm üretiminde Türkiye’de 14.1 ton/kişi yıl verim alınırken, Almanya’da bu rakam 22 ton/kişi-yıl’dır. Demir bazlı metallerin dökümünde Türkiye değeri 62 ton/ adam-yıl iken, Almanya’da ortalama değer 90 ton/adam-yıldır. Gene, sektörde direkt olarak çalışan kişiler göz önüne alınarak, Türkiye’de kişi başı yıllık çiro 80.000 € olmasına rağmen, Almanya’da bu değer 170.000 €, ABD’de ise 100.000 €’dur. Türk döküm sektöründe yıllık üretimin 1.5 milyon ton olarak yeni giren ve çıkacak olan pazar ile sabitleneceği öngörülmeli, bu üretimin katma değerli ve rekabet gücü yüksek ürünlerle değerlendirilmesi düşünülmelidir. Mevcut takr. 2 milyon tonluk kapasitedeki eski ve hantal yapı teknoloji, verim ve ekoloji yönünden yenilenmeli ve Türk döküm sektörü uluslararası rekabet gücünü arttırıcı caba içinde olmalıdır.
 
Yeni araçlar, makineler ve teçhizatta kullanılan yeni döküm parçaların hepsinde, gerek enerji tasarrufu, gerekse maliyet ve sosyal baskı nedeni ile hafifleme ve malzeme değişimi söz
konusu olduğundan klasik “dökümcümüşteri” yapısına göre oluşmuş Türk döküm sektörü ve benzer sanayilere talep azalacak, ihtiyaçlar yakın, daha etkin çalışan ve verimli yeni teknolojilere
uygun yatırımlar yapmış, insan kaynakları eğitimli kaynaklardan temin yoluna gidilecektir. Kendi bilimini, teknolojisine ve tasarımına dayanan ürünler üretmeyen, müşterinin verdiği resme göre ilk kademe olan döküm parçayı üreten firmalar artık 21. yy’da varlıklarını eskisi gibi sürdüremeyecektir. Teknolojinin ilerlemesi, pazarın yapısal değişimi, rakiplerin hızlı atakları, Türk döküm sektörünün hikâyesini azaltmıştır.
 
2) Sektöre eleman yetiştirilmesi ve bilgi dağarcığı: Birçok ülkede döküm işinde çalışmak isteyen mühendis, ara kademe ve operatör seviyesinde eleman bulmak zorlaşmaktadır. Gelişmekte olan ülkelerde gelir barajının aşılması etkin çalışan mühendis ve bilim adamı sayısına bağlıdır.
 
30-35 sene evvel bu sektöre girmiş elemanların bilgileri ile beraber ayrılmaları sektörde tüm dünyada bilgi ve tecrübe eksikliği yaşanmasına neden olmaktadır. Birçok ülke bu konuyu önceden görerek, mühendis ve ara kademe elemanları döküm sektörüne cezbetmek üzere tanıtım programları yapmakta burslar vermektedir. (ABD: Foundry Education Foundation, Japonya: Smart. İngiltere: EAL)
 
Almanya’da döküm mühendisi olarak 10 yıl evvel 20- 25 kişi mezun olurken, yapılan tanıtım çalışmaları sonucu bu rakam 100 mezun/yıla ulaşmıştır. Özellikle Almanya’da ara kademe
elemanları sektöre cezbedebilmek için, gençlerin iyi Almanca bilmeyen ebeveynlerine hitaben Türkçe broşürler dağıtılmaktadır. ABD’de 2012’de toplam 105 metalurji mühendisi mezun
olmuş, bu mezunları döküm sektörüne cezbetmek için mezun olmadan adaylarla görüşmeler yapılmıştır. Türkiye’de diğer tüm dallarda olduğu gibi Metalurji mühendisi yetiştirmede de bir enflasyon vardır. Takr. 45 Metalurji Bölümünden her yıl 750 civarında mühendis mezun olmaktadır. Biraz İngilizce, biraz bilgisayar ve biraz da karbon, kükürt bilen ortalama seviyede mühendis diplomalı orta seviyede elemanlar yetiştiriyoruz. Bu arkadaşların tecrübe ve bilgileri en alt düzeyde olup, en fazla 50’sinde öğrenme, çalışma ve başarı hevesi bulunmaktadır. Her yıl Metalurji sektöründe çalışmayacak işsiz mühendisler mezun edilmektedir. Metalurji sektörünün bol miktarda ihtiyacı olan temel Metalurji kavramlarına haiz, çalışmaya ve öğrenmeye hevesli mühendis ve operatörler arasında görev yapacak ara kademe elemanıdır. Bunları yetiştirecek yerler ise, yurt dışındaki sanayileşmiş ülkelerde olduğu gibi üniversite destekli enstitülerdir. Tecrübenin satın alınması bazan çok pahalı, bazan da mümkün değildir. Elemanların tecrübe kazanana kadar beklenilmesi ve hataların maliyetine katlanılması gerekmektedir.. Maalesef, döküm fabrikalarında çalışanların tecrübeleri ve hatadan öğrenme olanakları, döküm pazarı artış hızının altında kalmaktadır.
 
3) Türk döküm sektörünün problemleri: Sektörün ilerlemesi ve kapasitesini etkileyen birçok idari ve teknik problemleri bulunmaktadır:
a) Yerli araç ve makine üretiminde belirli bir yerli oran tutturma zorunluluğu olmaması,
b) Döviz/TL değerinin genelde, TL’nin değerli tutulma politikaları nedeni ile yurt dışından döküm alımı kullanıcılar için daha cazip,
c) Teknoloji nedeni ile yurt dışından alım,
d) Ana araç üretim fabrikalarının bitmiş montajlı komponent olarak yurt dışından alımları,
e) Türkiye’de işleme ve montaj tesis ve kapasitesi olmadığı için yurt dışından alım,
f) Ana şirket politikası nedeni ile ana ülkeden alma kararı,
g) Türkiye’de özel teknolojilere göre (1.5-2 mm et payı) döküm üretecek tesis olmaması,
h) Birçok üretim sisteminin patentli olması ve ana şirketlerin buralardan mal alma zorunluluğu,
i) Sektörde onaylı Ar-Ge merkezi sayısının sadece 1 adet olması (Tüm Türk sanayinde onaylı 122 Ar-Ge merkezi mevcut),
j) Sektörün her gelen işi yapma yapısı ve bu nedenle yetersiz ihtisaslaşma…
 
Bitmiş ürün olarak yurt dışından alınan içinde döküm ürünleri bulunan komponontler Türk döküm sektörünün yıllık 350.000 ton üretim kaybına neden olmaktadır. İşlenmiş ve montajlı bu ürünler ort. 10$/kg hesabı ile Türkiye’ye ithal edildikleri için 3.5 milyar dolarlık bir döviz kaybı söz konusu olup, bu bedelle bu ürünleri üretecek en az 5 döküm, işleme ve montaj tesisi kurulabilecektir.
 
Bütün bunlara göre, Türk döküm sektörünün gelecek stratejileri neler olmalıdır?
a) Tonaj mı?
b) Kar mı?
c) Pazar payı mı?
d) Belirli müşteri gruplarına liderlik mi?
e) Belirli teknolojilerde liderlik mi?
f) Belirli pazarlarda üstünlük mü?
g) İhracat mı, yerli Pazar mı?
h) Maliyetlerin kontrolü ile ürün rekabeti mi?
 
Sonuçta;
A) Döküm sektörü bölgesel (Kuzey Amerika, Günay Amerika, Uzak Doğu, Avrupa -Rusya, K.Afrika ve Türkiye dahil bölgesel pazarlarda büyüyecek. Bölgeler arasında döküm ticareti özel
anlaşmalar veya bitmiş ürün bazında olacak.
B) Döküm ürünleri kullanıldığı yerlere yakın üretilmek zorunda kalacak. Otomotiv (2020’de 5 milyon araç üretimi) ve makine sanayinde önemli şekilde büyüyen ve yerli yatırımlara destek veren Rusya, Türk döküm sektörü için gerek ortaklık, gerek satınalma, gerekse yeni tesis kurarak pay alınabilecek bir pazar görüntüsündedir. Bir başka yurt dışı yatırım olanağı, Hindistan olup, şartlar değerlendirilmelidir.
C) Ürün fiyatı: Ucuz olmak pazar payı için her zaman yeterli değildir. Ucuz satılacak kategorideki bir ürün, satınalmacının fiyat indirimi için sürekli baskı yapacağı bir üründür. Her ürün için, sizin tesisinizin yetenekleri, yeri, performansı, mali durumu, vazgeçilmezliği gibi birçok faktöre dayanan “iyi” bir satınalmacının kafasında oluşmuş bir “algılanan değer” vardır. Fiyatınız bunun üstünde ise, işi almak zor, altında ise beraber çalışma olanağı oluşacaktır.
D) Dökme demir üretiminde yerli katkı %60, çelik dökümde %70, alüminyum dökümde %45 olduğundan, tüm süreçlerde verimlilik arttırılması, Türk döküm sektörünün rekabet avantajını
belirginleştirecektir. Teknoloji, maliyet, dijitalleşme, ekoloji, enerji, eğitimli/ yetenekli insan kaynağı, müşteri ilişkileri rekabette önemli faktörler olacaktır.
 
Bütün bu a) teknolojiler, b) bilgi, c) yatırımlar d) elemanlar, e) yönetim teknikleri, f) dijitalleşme, g) otomasyonunuz var ise ve bunları yeterince uygulayabilirsek, artık ideal hedefleri hayal etmeye hakkımız olmalıdır.
a) Kalıp verimi = 0
b) İş kazaları = %0
c) Sakat/Fire = %0
d) Pota yok
e) Maça makinesi yok
f) Model/kalıp yok,
g) +/- 0.8 mm gibi geniş toleranslar yok
h) En iyi ve verimli döküm metoduna çok yakınız
i) Müşteriler ile uyuşmazlığın unutulduğu ve bu döküm tecrübesinin hem döküm üreticisi, hem de kullanıcının hizmetinde olduğu bir dünya
 
Türk döküm üreticileri oyunda kalmak istiyorlarsa; az işçilik, az enerji, en az fire ile en hafif, en sağlam, en teknolojik, en ucuz, en rekabetçi ürünü üretmenin ve bunu pazarlamanın yolunu
bulup, uygulamak zorundadır.”
 

Öne Çıkanlar

Endüstri Otomasyon Eksen Yayincilik hizmetidir.