DİJİTALLEŞME PANORAMAMIZ

 

Yukarıda, (Avrupa Birliği Bakanlığı Sosyal, Bölgesel ve Yenilikçi Politikalar Başkanlığı’nın ‘Sanayi 4.0 Bilgi Notu’nda) adı geçen “Accenture Türkiye Dijitalleşme Endeksi”nin son verilerine bakıyoruz.
 
Şöyle deniliyor Nisan 2017 tarihli “Accenture Türkiye Dijitalleşme Endeksi”nde; alıntılıyoruz:
 
“Dijitalleşme, gerek Türk gerekse global şirketleri alışılageldik iş yapma biçimlerinin dışına çıkmaya zorlarken, sektörlerin ve şirketlerin hem organizasyon yapısı hem de müşterileriyle olan ilişkileri de bu değişimden paylarını alıyorlar. Dijital dönüşüm ortaya yepyeni kuralları olan farklı bir iş ekosistemi çıkarıyor. Şirketler entegre olmayan bir Bilişim Teknolojileri (BT) altyapısı kurmak yerine, dijital teknolojilerin getirdiği fırsatları kullanarak, kaynaklarını yeni gelir, büyüme ve şirkete değer katacak operasyonel sonuçlara dönüştürüyorlar. Accenture Dijitalleşme Endeksi, Türkiye ekonomisinin önde gelen sektörlerinin dijitalleşme yolculuğunda hangi noktada olduklarını tespit etmek, şirketlerin dijital kabiliyetlerini incelemek ve dijital potansiyellerini ortaya çıkarmak amacıyla geliştirildi. 
Bu yıl Türkiye’de ikincisi yayınlanan Accenture Dijitalleşme Endeksi çalışması, şirketlerin ve sektörlerin dijital profilini çiziyor ve bunu yaparken şirketlerin stratejilerini, müşteriye yönelik hizmetlerini ve iç operasyonlarını ne kadar dijitalleştirdiklerini değerlendirerek veriye dayalı bir rapor ortaya koyuyor ve sayısal sonuçları faydalı birer içgörüye dönüştürüyor. 
 
Accenture tarafından başka ülkelerde de uygulanmaya başlayan Accenture Dijitalleşme Endeksi’nin metodolojisi, Boğaziçi Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Türkiye Bilişim Vakfı ve Vodafone Türkiye iş birliğiyle Türkiye pazarına uyarlandı. Endeks, şirketlerin dijital kabiliyetlerini Dijital Strateji, Dijital Hizmetler ve Dijital Operasyonel Yetkinlikler olmak üzere üç boyutta ve 10 temel kritere dayanarak ele alıyor. Şirketlerin dijitalleşme performansları, bu 10 kriterin altında yer alan 119 göstergeye göre, sonuçların bir araya getirilmesiyle ölçülüyor. Accenture Türkiye, belirli finansal kriterleri taşıyan 476 şirketi bu çalışmaya katılmaya davet etti ve bu listede yer alan farklı sektörlerden 106 şirket Accenture Dijitalleşme Endeksi çalışmasına katılmayı kabul etti. Çalışmamız, yüzde 0 ila yüzde 100 arası bir ölçekte Türkiye’nin ortalama Accenture Dijitalleşme Endeksi Puanı’nın yüzde 61 olduğunu ortaya koyuyor. Çalışmaya katılan şirketler, 18 sektör grubu içerisinde değerlendirildi. Çalışmaya katılan şirketlerin yer aldığı sektörler arasında, dijitalleşme performansı en yüksek sektör, geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da Finansal Hizmetler oldu. 
 
Bununla birlikte Hizmet Faaliyetleri,  Perakende Ticaret ve Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti ve Onarımı sektörleri de yüksek performans gösteren sektörler arasında yer aldı. Metodolojimize göre Accenture Dijitalleşme Endeksi puanı Türkiye ortalamasının bir standart sapma değeri kadar veya üstü (yüzde 81 ve üzeri) olan şirketlerin, başarılı bir dijital dönüşüm yolculuğu için gerekenlerin önemli bir bölümünü karşıladıklarını görüyoruz ve bu şirketlere ‘Dijitalleşme Öncüleri’ adını veriyoruz. Bu nedenle çalışmaya katılan 106 şirket arasında, yüzde 81 ve üstü puan alan 23 şirketi Dijitalleşme Öncüleri olarak grupladık ve Türkiye’deki şirketlere dijitalleşme olgunluklarını daha üst seviyelere çıkarabilmeleri için önerilerimizi verirken, Dijitalleşme Öncüleri’nin diğer şirketler ile farklılaştıkları alanları öne çıkararak anlatmayı uygun bulduk.
 
 Accenture Dijitalleşme Endeksi çalışmamızda ayrıca dijitalleşme ile şirketlerin kârlılığı arasında pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğunu tespit ettik. Analizimiz, Accenture Dijitalleşme Endeksi’nde 10 puanlık bir artışın, şirketlerin Faiz ve Vergi Öncesi Kâr (FVÖK) marjlarında ortalama yüzde 1’lik bir artışa karşılık geldiğini gösteriyor. Dijitalleşme, Türk şirketlerine sadece verimlilik ve büyüme değil, aynı zamanda rekabet güçlerini artırma konusunda da fırsatlar sunacak ve dolayısı ile Türkiye ekonomisine önemli bir katkıda bulunacaktır. Bu çalışma, şirketlerin dijitalleşmeyi kullanarak fark yaratabilmek için yapmaları gerekenlere yönelik detaylı bilginin yanı sıra dijital dönüşüm sürecinde rekabet güçlerini koruyabilmeleri için ihtiyaç duydukları nitelik ve yetkinlikleri de içeriyor. Bu bilgilerin Türk şirketlerine dijital dönüşüm yolculuklarında rehberlik edeceğine inanıyoruz… 
Dijitalleşme hem organizasyonları hem müşterileri hem de ikisi arasındaki ilişkileri değiştiriyor.
Şirketlerin müşterilerine yalnızca ürün ve hizmet sunan organizasyonlar olduğu günler geride kaldı; artık müşterilerle iş birliği söz konusu. Bugün müşteriler şirketlerin ‘iş birliği’ yaptığı paydaşlardan biri haline geldi. Müşteri-şirket arasındaki ilişki biçiminin yaşadığı bu devrimsel değişim, her birinin kendi içinde yaşadığı büyük dönüşümden kaynaklanıyor. Dijitalleşme bir yandan organizasyonların iç yapısını ve iş yapma biçimini değiştirirken, öte yandan müşterilerin beklentilerini, taleplerini ve tüketim biçimini de hızla dönüştürüyor. 
 
Dijitalleşme, arz tarafını temsil eden organizasyonlar ile talebi yaratan müşterileri tek bir varlık haline getirerek sektörlerin mevcut yapısını yıkıma uğratıyor. Dijitalleşmenin sunduğu imkanlar sayesinde kullanıcılar, ürünler ve hizmetler ve bunların kullanımından ortaya çıkan veriler birbiriyle daha ilintili hale geliyor. Dijitalleşme, ürün ve hizmetleri tüketmek için yeni yollar yaratırken işletmelerin ve bireylerin etkileşim kurmasını da kolaylaştırıyor. Talep tarafının oyuncuları olan müşteriler, alacakları ürün ve hizmetler üzerinde söz sahibi olmak istiyor ve sahip oldukları bütün araçları bunun için kullanmaya hevesli görünüyorlar. Sahip olmak istedikleri kanepe için üç boyutlu yazıcıdan yardım alanlar, giymek istedikleri pantolon için sosyal medyadan tasarımcıya ulaşanlar ya da kullandıkları havayolu şirketinin kapı sayısını artırmak için kitlesel örgütlenme sitelerine başvuranlar, alışılmış modelleri yıkıyor. Bu gerçeğin farkında olan şirketler dijitalleşmeyi kurum kültürünün bir parçası haline getiriyor, müşterileriyle farklı platformlarda buluşuyor ve onların bağlılık ve memnuniyetini artırıyor.
 
Dijitalleşme, müşteri ve organizasyonlar arasındaki ilişkiyi veriye dayalı yeni bir forma sokuyor ve demokratikleştiriyor.
Dijitalleşme, sektör ve fonksiyon olarak birbirinden farklı hizmet ve ürünler arasındaki sınırları belirsizleştiriyor ve yepyeni iş birlikleri doğuruyor.
 
Aynı şekilde, değer zinciri de dijitalleşme karşısında gözle görülür bir değişime uğruyor. Sektörü ne olursa olsun, tüketiciye ya da müşterilerine daha gelişmiş özellikler ve deneyimler sunmayı amaçlayan şirketler, farklı sektörlerden şirketlerle iş birliklerine gidiyor, çeşitli platformları kullanıyor ve böylece dijitalleşme, yeni iş birliklerinin katalizörü haline geliyor. Dijitalleşme farklı işler için farklı ürünler kullanma gereğini ortadan kaldırarak ürünler arasındaki sınırları belirsizleştirirken aynı etkiyi şirketler ve sektörlerde de yaratıyor. Accenture tarafından 9 ülkeden 2000 üst düzey yöneticiyle yapılan bir araştırma, yöneticilerin yüzde 8’inin, platformların sektörleri birbirine bağlı ekosistemlere dönüştürmesinin bir sonucu olarak sektörler arasındaki sınırların ortadan kalkacağına inandığını ortaya koyuyor. Şirketler kendi içlerinde dijital teknolojileri kullanmaya devam ettikçe etkinliklerinin arttığına tanık oluyorlar. Bununla birlikte vizyoner şirketler, tüm işlerin dijitalleştiğinin farkına vararak birlikte çalışma kültürü geliştiriyor ve çok daha büyük bir değişim sürecine giriyor. Bu iş birlikleri doğru kurgulandığında daha önce hiç olmadığı kadar büyük kazanç ve deneyimler sağlama potansiyeli taşıyor…
 
İstatistikler 2005 yılında dünya ekonomisinin sadece yüzde 15’i dijital iken, bu rakamın 2015 yılında yüzde 22’ye ulaştığını gösteriyor; 2020 yılında dijital ekonominin küresel ekonominin yüzde 25’ini oluşturması bekleniyor.3 Aynı şekilde dijitalleşme, istihdamın yapısal olarak dönüşümünde rol oynuyor. Örneğin araştırmalar, Amerika’da 2000-2008 yılları arasında 5.8 milyon kişinin işini kaybettiğini ve bu rakamın yüzde 80’inin teknoloji ve dijitalleşmenin doğrudan ya da dolaylı etkilerinden kaynaklandığını gösteriyor.
 
4 Elbette buradan dijitalleşmenin istihdamı azalttığı sonucunu çıkarmamak gerekiyor. Dijitalleşmeyle birlikte istihdamın niteliği değişiyor. OECD tarafından Haziran 2016’da yayımlanan Dijital Ekonomi Raporu’nda bugünün çocuklarının yüzde 65’inin çalışma hayatına başladıklarında henüz keşfedilmemiş işlerde çalışacakları belirtiliyor.5 İngiltere’de gerçekleştirilen Tech Nation 2016 araştırmasının sonuçlarına göre ise dijital endüstri, ülkede yaklaşık 1,5 milyon yeni istihdam yaratırken bunların yüzde 41’i konvansiyonel sektörlerde gerçekleşti.6 Bu çarpıcı oran bize dijital teknolojilerin mevcut geleneksel ekonomileri de nasıl dönüştürdüğüne ilişkin son derece önemli bir ipucu sunuyor.
Dijitalleşmeyle birlikte istihdamın niteliği değişiyor; bugünün çocuklarının yüzde 65’i henüz keşfedilmemiş işlerde çalışacak.
 
ACCENTURE DIJITALLEŞME ENDEKSI ARAŞTIRMA SONUÇLARI
Çalışmamız Türkiye’deki 106 şirketin ortalama Accenture Dijitalleşme Endeksi puanının yüzde 61 olduğunu gösteriyor. Her ne kadar bazı sektörlerin diğer sektörler kadar ‘dijitalleşmesi’ beklenmese de toplamda alınan yüzde 61’lik puan, Türkiye’de dijitalleşme alanında henüz gidilecek yol olduğunu gösteriyor. Geçen yılın ortalaması (yüzde 60) ile bu yılın ortalama puanı (yüzde 61) arasında büyük bir fark olmaması, şirketlerin dijitalleşme konusunda gelişmediği anlamına gelmiyor. Bu yılki ortalama puan geçen yılın ortalamasıyla karşılaştırılırken iki önemli unsurun göz önünde bulundurulması gerekiyor. Birincisi, dijital dünyanın gelişmesinin bir sonucu olarak bu yıl incelediğimiz göstergelerde bazı değişiklikler yapıldı ve geçen yılın endeksinde yer almayan bazı göstergeler eklendi. Ayrıca geçtiğimiz yıl çalışmaya katılan şirketler ile bu yıl katılanlar arasında da fark var. Bu yılki çalışmaya katılan 106 şirketin 54’ü geçen yıl da Accenture Dijitalleşme Endeksi’nde yer almıştı. Bu 54 şirketin geçen seneki puan ortalaması yüzde 67 idi ve eğer bu şirketler geçen yılın göstergeleri kullanılarak skorlanmış olsaydı ortalama puanları yüzde 71 olacaktı. Ancak bu yılki göstergelere göre skorlandığında bu puan yüzde 69 olarak gerçekleşiyor. Bu da şirketlerin dijitalleşme konusunda dikkate değer bir gelişme gösterdiklerini ancak dijital dünyanın gelişimi de devam ettiği için dijital dönüşüm yolunda çaba göstermeye ve değer yaratmaya devam etmeleri gerektiğini ortaya koyuyor. Beklendiği üzere incelenen sektörlerin ortalama puanları arasında önemli farklılıklar tespit ettik. Bu farklılıklar kısmen farklı sektörlerin dijitalleşme ihtiyaçlarının farklı olmasından kaynaklanıyor. Bununla birlikte bazı durumlarda aynı sektör grubu içinde doğrudan rakip olan şirketler arasında da belirgin farklar olduğu gözlemleniyor.  
 
ENDÜSTRİ PUANLARI
Accenture Dijitalleşme Endeksi çalışmasına katılan şirketler sektör gruplarına ayrılırken Avrupa Birliği’nin ekonomik faaliyet alanları sınıflandırması NACE esas alındı. Bu sınıflandırma temelinde katılımcı şirketler 18 sektör grubunda değerlendirildi. Bunlar arasında dijitalleşme puanı en yüksek sektörler finansal hizmetler, hizmet faaliyetleri, perakende ticaret ve motorlu kara taşıtlarının ticareti ve onarımı oldu (Şekil 4). Bu skorlar bize bir önceki Accenture Dijitalleşme Endeksi çalışmasından bu yana en yüksek dijitalleşme performansı gösteren sektörlerin değişmediğini gösteriyor.
Şekil 4: Sektörlerin Accenture Dijitalleşme Endeksi Puanları
 
Çalışmamızdan çıkan sonuçlar, dijitalleşme konusunda sadece sektör gruplarının performansının farklılık göstermediğini, aynı zamanda aynı sektör grubu içindeki şirketlerin de dijitalleşme kabiliyetlerinin birbirinden farklı olduğunu gösteriyor. Bunun bir nedeni aynı sektör grubundaki tüm şirketlerin birbirine rakip değil, bazılarının tamamlayıcı alanlarda faaliyet göstermesi olabilir. Örneğin, finansal hizmetler grubu hem bankaları hem de yatırım şirketlerini kapsar. İşlerinin doğası gereği bu şirketlerin dijital olgunlukları farklı seviyelerdedir. 
18 sektör grubu arasında dijitalleşme puanı en yüksek sektörler, geçen senenin sonuçlarına paralel bir şekilde finansal hizmetler, hizmet faaliyetleri, perakende ticaret ve motorlu kara taşıtlarının ticareti ve onarımı olarak sıralanıyor.
Bankalar puanlarıyla sektör grubunun üst ucunda yer alırken, yatırım şirketlerinin puanlarının finansal hizmetler sektörünün genel ortalamasının altında kaldığını görüyoruz. Benzer durumlara diğer sektör gruplarında da rastlanıyor ve bu da sektör içi puan farklılıklarını kısmen açıklıyor.
 
Bununla birlikte aynı sektör grubu içindeki doğrudan 
rakipler arasında da farklılıklar gözlemleyebiliyoruz. 
Örneğin, aynı sektör grubu içindeki iki doğrudan rakipten biri yüzde 93 ile üst sıralarda yerini alırken, bir diğerinin puanı yüzde 68 olarak gerçekleşti. Aynı alanda faaliyet göstermelerine rağmen şirketlerden biri dijital dönüşüm yolculuğunda oldukça ileri bir seviyede yer alırken, rakibinin bu alanlarda oldukça geride kaldığını görüyoruz. Bu iki doğrudan rakip arasındaki puan farkı, hangi şirketin akranları karşısında rekabet avantajı yaratabileceğinin göstergelerinden biridir.
Accenture Dijitalleşme Endeksi çalışmasının sonuçları, Dijital Operasyonel Yetkinlikler ve Dijital Hizmetler boyutlarındaki performansları karşılaştırıldığında, Türk şirketlerinin Dijital Operasyonel Yetkinlikler boyutunda daha başarılı olduklarını gösteriyor (Şekil 5). Dijital Hizmetler boyutunda şirketlerin ortalama puanı yüzde 52 iken Dijital Operasyonel Yetkinlikler alanında ortalama puan yüzde 69. Bu da şirketlerin içyapılarında dijitalleşmeye nispeten daha fazla ağırlık verdiklerini ve müşteriye temas eden noktalarda dijitalleşmenin olanak ve fırsatlarından yeteri kadar faydalanamadıklarını gösteriyor. Accenture tarafından yapılan global araştırmalar Türkiye’deki bu durumun küresel durum ile paralellik gösterdiğini ortaya koyuyor. 
 
Accenture tarafından 20 ülke ve 12 sektörden 1000 üst düzey yöneticiyle yapılan bir çalışmanın bulguları, yöneticilerin yüzde 58’inin öncelikle süreç verimliliğini artırmak ve maliyetleri azaltmaya yönelik dijital teknolojileri kullandığını; bu teknolojileri büyümeyi desteklemek ve yeni müşterilere ulaşmak için kullanan yöneticilerin sayısının ise toplamın üçte birinden az olduğunu gösteriyor. Bunun temel nedeni pek çok yöneticinin iç operasyon ve süreçlerde dijitalleşmenin sonuçlarını daha hızlı alırken, dijitalleşme sonucu oluşacak riskler sebebiyle müşteriye yönelik dijital teknolojileri kullanmak konusunda daha temkinli ve çekimser olmaları.
Şekil 5: Sektörlerin Dijital Hizmetler ve Dijital Operasyonel Yetkinlik Performansları
 
Türkiye’deki şirketler dünyadaki eğilime paralel olarak, operasyonel yetkinliklerinin dijitalleştirilmesi alanında dijital hizmetler alanına göre daha iyi bir performans ortaya koyuyor.  
 
DİJİTALLEŞMENİN FİNANSAL PERFORMANSA ETKİSİ
2015 senesindeki çalışmada yaptığımız gibi şirketlerin Accenture Dijitalleşme Endeksi puanlarını hesapladıktan sonra, şirketlerin Accenture Dijitalleşme Endeksi’ne göre ölçülen dijital olgunluğu yükseldikçe kârlılık performanslarının da artacağı yönündeki hipotezi test etmek istedik.
 
Bu hipoteze göre; dijitalleşme, şirketin verimlilik ve üretkenlik kazanmasının ve aynı zamanda daha az kaynakla daha yüksek cirolara ulaşmasının önünü açıyor, böylece şirketlerin daha düşük maliyette çalışmasını ve daha yüksek kâr marjı elde etmesini sağlıyor. Bu hipotezi test etmek için, değişik parametreler arasındaki ilişkiyi bulmamızı sağlayacağını düşündüğümüz bir regresyon analizine başvurduk ve halka açık kaynaklardan FVÖK (Faiz ve Vergi Öncesi Kâr) marjlarına erişebildiğimiz 38 şirketten oluşan bir örneklemi analiz ettik.
Geçtiğimiz sene bulduğumuz gibi, bu yıl da, yaptığımız analizin sonuçları, bir şirketin Accenture Dijitalleşme Endeksi puanıyla FVÖK marjı arasında bir ilişki olduğunu ve (toplam 100 puan üzerinden) Accenture Dijitalleşme Endeksi’ndeki 10 puanlık bir artışın, şirketin FVÖK marjında ortalama yüzde 1’lik bir artışla ilişkilendirilebileceğini ortaya koydu. Söz konusu analiz, Accenture Dijitalleşme Endeksi ile şirketin kârlılığı arasında istatistiksel olarak anlamlı, pozitif bir ilişkiyi gösteriyor.
 
Bu bulgu, dijitalleşmenin finansal açıdan da işletmeler için önem taşıdığının altını çiziyor. Bunu bir örnek üzerinden açıklarsak, yıllık geliri 1 milyar TL olan bir şirketin, Accenture Dijitalleşme Endeksi puanı kendisinden 10 puan aşağıda olan rakiplerine göre yılda ortalama olarak 10 milyon TL ek FVÖK elde etmesi beklenir.
 
SONUÇ VE ÖNERİLER
Accenture Dijitalleşme Endeksi çalışması, dijitalleşmenin iş dünyasındaki dönüştürücü etkisini gözler önüne sermek ve Türk şirketlerinin bu süreçteki konumunu netleştirmek amacıyla hazırlandı. Bu nedenle teknik bir endeks niteliğinden ziyade ufuk açıcı bir kılavuz olma misyonunu üstlendi. Türk şirketlerinin Dijital Stratejilerini, Dijital Hizmetlerini ve Dijital Operasyonel Yetkinliklerini inceledik ve kapsamlı bir analiz sonucunda elde ettiğimiz değerli içgörüleri paylaştık. Bu yönüyle bu endeks, yöneticilerin dijital dönüşüme ilişkin kavrayışlarını derinleştirerek şirketlerinin kârlılığını, verimliliğini ve rekabet gücünü koruyabilmeleri için hangi adımları atmaları gerektiğini ortaya koymaya çalışıyor. Küresel iş dünyasında dijitalleşme hızla daha geniş alanlara yayılırken, Türk şirketlerinin bu süreçte kendilerini doğru konumlamaları, aynı zamanda ülke ekonomisinin küresel ekonomi içindeki rekabet gücünü korumasına da yardımcı olacaktır. Bu hedeflere ulaşabilmek için, Accenture Dijitalleşme Endeksi çalışmasından çıkan sonuçlara göre, iş liderlerinin alması gereken aksiyonları 5 adımda özetleyebiliriz:  
  
NEREDE OLDUĞUNUZU TESPİT EDİN VE DİJİTALLEŞME STRATEJİNİZİ OLUŞTURUN: Dijitalleşme, şirketlerin tercih edebilecekleri ya da dışında kalmayı seçecekleri bir olgu değil, kaçınılmaz bir gereklilik. Şirketlerin öncelikle bu gerçeğin farkında olmaları, sonra da mevcut durumlarını tespit edip dijital dünyada rekabet edebilmek için hangi alanlarda dijitalleşebileceklerine karar vermeleri büyük önem taşıyor. Bunu yaparken sadece kendilerinin değil; müşterilerinin, sektörlerinin ve rakiplerinin de dijitalleşme yolculuğunun neresinde olduğunu kavramaları ve ayrıca değişimin sadece kendi sektörlerinden değil, başka sektörlerden de gelebileceğinin farkına vararak, müşterilerin bir sektörde veya alanda yaşadıkları iyi bir deneyimi artık her firmadan beklediklerini göz önünde bulundurmaları gerekiyor.
 
Dijitalleşme yolculuğunun neresinde olduğunu ve nelere ihtiyacı olduğunu belirledikten sonra şirketler için atılması gereken adımların başında dijitalleşme stratejilerini oluşturmak geliyor. Bunu yaparken şirketlerin dijitalleşmeyi bir bütün olarak ele almaları gerekiyor. Şirket içinde tek bir alana ya da bölüme değil, şirketin tümüne yayılmış dijitalleşme çalışmalarının çok daha başarılı olduklarını görüyoruz. Şirketlerin gerek Dijital Operasyonel Yetkinlikler gerekse müşterilerine dönük yüzlerini temsil eden Dijital Hizmetler tarafında geliştirdikleri yetkinliklerin birbirini destekler nitelikte olması, dijital dönüşümün başarıya ulaşmasında önemli bir etken olarak ortaya çıkıyor. 
 
Dolayısı ile şirketlerin oluşturduğu stratejinin mutlaka, sunulan ürün ve hizmetlerin, müşteri etkileşiminin ve satış ile satış sonrası hizmet fonksiyonlarının dijitalleşmesini gerçekleştirmek için arka planda bunları destekleyecek işletim modelinin, süreçlerin ve teknolojik yetkinliklerin de eş zamanlı olarak geliştirilmesi gerektiğini göz önüne alması gerekiyor. 
 
Şirketler şunu unutmamalı: Dijitalleşme stratejilerini önceliklendiren, bu strateji çerçevesinde bir yol haritası çizen, çalışanlarına bu strateji doğrultusunda performans hedefleri koyan ve dijitalleşmenin sağladığı getiriyi ölçmeyi başaran şirketler bu yarışta rakiplerinin önüne geçiyor.
 
TEMELLERİ DOĞRU ATIN: Şirketlerin dijitalleşme yolculuklarını, doğru temellerin üzerine inşa etmeleri önemli. Pek çok şirket, sosyal medya, mobil uygulamalar, bulut bilişim, analitik gibi olguları içeren bir dünyada rekabet etmeye çalışırken, teknoloji altyapıları çok daha evvelden, başka bir devir için geliştirilmiş durumda. Dolayısıyla, bir yandan mevcut teknoloji altyapılarını kullanmaya devam ederken, bir yandan da dijitalleşmenin getirdiği hız ve karmaşıklığa cevap verecek şekilde mevcut altyapılarını yenilemek, modernize etmek veya dönüştürmek zorundalar. Bu, üç önemli strateji başlığının kurgulanmasını gerektiriyor: 
1. Çeviklik: İş ihtiyaçlarının çok daha hızlı hayata geçirilebilmesini sağlayan teknolojik altyapı ve bunun için gereken modüler mimari, yeni nesil entegrasyon teknikleri, mobilite gibi yetkinlikler
2. Akıllı uygulamalar: Hem şirket içerisinde hem de dış dünyada üreyen büyük veriyi işleyecek, anlamlandıracak ve faydaya çevirecek teknolojik altyapı ve bunun için gereken büyük veri, yapay zeka, doğal dil işleme (NLP) gibi 
yetkinlikler
 
3. Bağlantılı uygulamalar: Gerek iş ortakları, gerek müşteriler, gerekse de sensörler gibi yeni nesil fiziksel gereçlerle sürekli etkileşim halinde olacak bir teknolojik altyapı ve bunun gerektirdiği güvenlik, cihaz yönetimi, analitik gibi yetkinlikler
 
Dolayısıyla bu stratejik başlıkları hayata geçirirken, bu teknolojik yapının içerisinde mutlaka, veri yönetimi ve analitik, süreç otomasyonu, nesnelerin interneti, bulut teknolojileri, API yönetimi ve siber güvenlik gibi iş ihtiyaç ve risklerini karşılayacak yetkinliklerin geliştirilmesi gerekiyor.
 
Teknolojik temelleri oluştururken, bunu hayata geçirecek işletim modelini ihmal etmemek de önemli. Dijital Stratejiyi, Hizmetleri ve Operasyonel Yetkinlikleri hayata geçirebilecek yetkinliğe sahip, çevik, hızlı karar alabilen ve aynı hedefe odaklı bir işletim modeli oluşturmak ve doğru Anahtar Performans Göstergeleri (KPI) yapılarını kurmak, dijitalleşme yolculuğunda şirketin her departmanının ve fonksiyonunun senkronize bir şekilde ilerlemesini mümkün kılar.
 
DİJİTALLEŞMEYİ KULLANARAK ŞIRKETİNİZİ FARKLILAŞTIRIN: Doğru temelleri kuran şirketler, daha sağlam, çevik, yalın ve verimli bir yapıya kavuşurlar. Ancak şirketler, rekabete göre kendilerini farklılaştırabilmek için, bütün bu dönüşümün odağında müşterinin ve yenilikçiliğin olduğunu ve dönüşümün bunları merkeze alacak şekilde gerçekleştirilmesi gerektiğini unutmamalılar. 
Dolayısı ile şirketler, sundukları değer önerisini ve müşteriye dokundukları her noktada bu değer önerisi etrafında yaşattıkları deneyimi, tamamen bu bakış açısıyla kurgulamalı ve bu yeni iş yapış şeklini, tepeden inme değil, şirketin her kademesindeki çalışanın benimsediği bir kültür hâline getirmelidirler. 
Bu bakış açısını hayata geçirmek için gerekli olan servis tasarımı, kullanıcı deneyimi, dijital pazarlama, dijital kanalların yönetimi, analitik, yenilikçilik gibi yetkinliklerin tümü şirketlerde mevcut olmayabilir. Bu noktada şirketlere düşen; dijital dönüşümü destekleyecek yetkinliklere sahip ve yeni iş yapış şekillerine yatkın insan kaynağını yetiştirmek ve şirket içinde çözümlenemeyecek ya da çözümlenmesi zaman alacak yetkinlikleri elde edebilmek için şirket dışından çeşitli araştırma kurumları, start-up’lar ve bu konuda uzmanlaşmış şirketlerle iş birliğine gitmektir. Ayrıca şirket dışında iş birlikteliklerine gitmek ve bir ekosistem oluşturmak, şirketlerin dijital dönüşüm için ihtiyaç duyduğu yeni fikirleri geliştirmeleri, açık inovasyon ortamı yaratmaları ve bu konuda hızlı yol alabilmeleri için önemli bir katkı sağlar.
 
DOĞRU YÖNETIŞIM YAPILARI ILE GELIŞIMINIZI SÜREKLI IZLEYIN: Dijital dönüşüm yolculuğunun başarı ile hayata geçirilmesi için önemli bir etken de üst yönetimin desteğinin alınması ve doğru yönetişim yapılarının kurulması. Stratejinin en üst seviyeden sahiplenilmesi ve iletişiminin yapılması, hedeflerin takip edilmesi ve bu yolculukta engellerle karşılaşıldığında üst yönetimin müdahil olması, dijitalleşmenin başarıya ulaşmasında büyük önem arz ediyor.
Şirketler çoğu zaman dijital yatırımlar ile büyüme ve verimlilik artışı arasında bir bağ kurmuyor ve dolayısıyla bu alandaki yatırımlarının getirisini düzenli olarak takip edecekleri bir yönetişim sistemi oluşturmuyorlar. 
 
Belirlenen hedeflere ne oranda ulaşıldığı, hangi hamlelerin olumlu, hangilerinin olumsuz sonuçlandığı, bu sonuçların ne olduğu, yatırım getirileri gibi analizlerin her aşamada yeniden yapılması, karar verici pozisyonundaki yöneticilerin bu konuda düzenli olarak bilgilendirilmesi ve sürekli olarak olumsuz sonuçlanan veya istenen başarıya ulaşamayan inisiyatifleri yeniden yapılandıracak / iyileştirecek hamlelerin yapılması gerekiyor. Bu sayede hem dijitalleşme ile ulaşılmak istenen vizyona doğru başarıyla yol alınması sağlanır, hem de dijitalleşmenin aslında kendi kendisini finanse eden bir dönüşüm olduğu ortaya çıkar ve dijitalleşme için gerekli finansal kaynakların tahsisi bir sorun olmaktan çıkar.
 
MAKRO ÖLÇEKTE YAPILMASI GEREKENLERIN ÖNEMINI GÖZ ARDI ETMEYIN: Dijital dönüşümün hızlandırılması için gerekenler, belli noktalarda şirketlerin tek başlarına yapabileceklerinin sınırlarını aşıyor. 
 
Dijital dönüşüm için gerekli insan kaynağının yetiştirilmesi için gerekli eğitim altyapısının oluşturulması, dijitalleşme alanında proje ve yatırım yapılmasını kolaylaştıracak düzenlemeler yapılması ve bu yatırımların desteklenmesi, şirketlerin hareket alanını belirleyen regülasyonların düzenli olarak gözden geçirilmesi gibi konular için; şirketlerin, çeşitli sivil toplum ve meslek kuruluşları, üniversiteler ve regülasyon ve kanun koyucu resmi kurumlar ile iş birliği yapmaları da son derece önemli hale geliyor.”

Öne Çıkanlar

Endüstri Otomasyon Eksen Yayincilik hizmetidir.