Çok Hızlı İlerleyen Bir Sektör ASANSÖR

 

Çok Hızlı İlerleyen Bir Sektör ASANSÖR

Asansör Sanayicileri Federasyonu-ASFED’in sitesinde yer alan Mart 2015 tarihli haberin başlığı “ASFED, KOSGEB ile asansör sektörünü ele aldı.” idi. Haberin devamı ise şöyle: “Asansör Sanayicileri Federasyonu (ASFED), KOSGEB ile birlikte ‘AB Uyum Çalışmaları Çerçevesinde Asansör Mevzuatı ve Asansör Sektörüne Genel Bakış’ isimli bir eğitim semineri düzenledi. Seminer, 27 Kasım 2014 tarihinde KOSGEB OSTİM HMM Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.”
Seminer Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Asansör ve Teleferik Şubesi’nden İlyas Menderes Büyüklü’nün ‘Asansör Mevzuatı Yeni Gelişmeler, AB Uyum Çalışmaları ve Türkiye’deki Uygulamalar’ konulu sunum ile başlamış. Büyüklü’nün ardından Makina Mühendisleri Odası Ankara Şube Yöneticisi Cemal Gedikoğlu, ‘Asansör Kontrolleri’ konu başlıklı bir sunum gerçekleştirmiş.
Sunumların ardından ASFED Başkanı Yusuf Atik, ‘Türkiye’de Asansör Sektörünün Sorunları’ konulu bir konuşma yaptı ve asansör sektörünün geçmişten günümüze Türkiye’de ki gelişim sürecine değinerek, şunları söyledi: “Asansör sektörü Türkiye’de çok hızlı ilerledi. Geçmişte bizim yabancı ustalarımız vardı ve sektör tamamen yurtdışına bağımlıydı. Şimdilerde artık ülkemizde asansörün her parçasını üretebilecek bir konuma geldik. Çok hızlı ilerledik ama ilerlerken de mesleğimizi bir standarda oturtamadık. Türkiye’de şu anda olması gerekenin çok üstünde firma sayısı var. Bugün isteyen herkes asansör firması açabiliyor. Üretim sürecinde önemli yol kat etmemize karşın bakım ve montaj ayağında çoğalan firma sayısının önüne geçemedik ve merdiven altı firmaların artmasıyla haksız rekabet ile karşı karşıya kaldık. Asansörler işlevleri açısından günlük hayatımızda çok önemli. Asansörlere canımızı ve malımızı emanet ediyoruz. Bu denli önemli bir sektöre her canı isteyenin katılamaması gerekiyor. Sonuçta burada yaşanan hatalar insanların canlarına veya mallarına mal oluyor. Bu nedenle öncelikli hedefimizin mesleğimizi bir standarda kavuşturarak, nitelikli ve ehliyetli kimseler tarafından yürütülebilir bir meslek haline gelmesini sağlamak olmalıdır.
Bizde en büyük rekabet fiyat odaklı oluyor. Gelişmiş ülkelerin hiçbir tanesinde fiyat odaklı rekabet olmuyor. Rekabet kaliteli ürün üzerinden yapılıyor. Sadece üretim sürecinde de değil, montaj, bakım ve denetim sürecinde de aynı sıkıntıyı yaşıyoruz. Bu alışkanlığımızdan biran evvel kurtulmamız gerekiyor. Bizim biran önce birleşmemiz ve büyük sermayeli yapılar kurarak markalaşma yolunda sağlam adımlar atmamız gerekiyor. Aksi takdirde sektörümüzün geleceğini pek parlak görmüyoruz. Çok uluslu firmaların varlığı ve böl-parçala-yok et politikaları bizleri her geçen gün tehdit etmeye devam ediyor. Bu nedenle ben sektörümüzü birleşmeye ve kümelenmeye davet ediyorum.”
Bu arada, yine Asansör Sanayicileri Federasyonu-ASFED sitesinde yer alan Ağustos 2015 tarihli bir haber daha aktaralım. “Asansör İşletme, Bakım Ve Periyodik Kontrol Yönetmeliği Yayımlandı” başlıklı haber de şöyle: “Türk asansör sektörünün merakla beklediği ve uzun süredir çalışılan “Asansör İşletme, Bakım ve Periyodik Kontrol Yönetmeliği” yayımlandı. Asansör İşletme, Bakım ve Periyodik Kontrol Yönetmeliği 29396 Sayılı Resmi Gazete’de 24 Haziran 2015 Çarşamba Günü yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yönetmelik; Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından uzun süren bir çalışmanın sonucunda, sektörün tüm paydaşları ile görüşülerek hazırlandı. Yeni Yönetmelikte asansörlerde güvenlik unsurları arttırılırken, asansörler ile ilgili taraflara verilen sorumluluklar da arttırıldı. Yönetmelikte öne çıkan diğer konular ise garanti süresinin arttırılması ve tescil öncesi muayene zorunluluğu oldu.” Peki, Türkiye’de çok hızlı ilerleyen asansör sektörüne devletin bakışı nasıl? Bunu görmek için, biz de Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın “Asansör Sektörü Raporu (2015/1)”e bakalım.
Rapora göre, “Türk asansör sektörü, Türkiye’de 1950’lerden sonra hareket kazanmış ve tamamen ithalat yoluyla ihtiyaçların karşılandığı bir sektör yapısından sıyrılarak kademeli olarak montaj ve aksam imalatı alanlarında yerli üretimin arttığı bir sektör yapısına dönüşmüştür. Özellikle 1990’lardan sonra artan talebe paralel olarak büyümeye ve gelişime devam etmiştir. Türk asansör sektörünün cirosu genel olarak diğer sektörlere göre düşük olmakla birlikte, yerine getirdiği işlev, toplumda geniş halk kitlelerinin asansörü en yaygın dikey ulaşım aracı olarak tercih etmesi nedeniyle, ülke sanayisi ve ekonomisi açısından önemli bir faaliyet alanıdır. Dünyada gelişen yeni teknolojilerle birlikte, Türk asansör sektörü de büyük bir değişim sürecine girmiş ve dünya ticaretinde önemli pazar paylarına ulaşmış bulunmaktadır.
Türk asansör sektörünün doğrudan kentleşme ve buna bağlı olarak gelişim gösteren inşaat sektörü ile birlikte düşünülmesi gerekmektedir. Önümüzdeki dönemde, Türkiye’deki kentleşme sürecinin devam edeceği dikkate alındığında, inşaat sektörüne paralel olarak, asansör sektöründeki büyümenin devam etmesi kaçınılmazdır. Ayrıca Ortadoğu, Balkanlarda ve son zamanlarda Afrika ülkelerinde devam eden Türk yatırımları, asansör sektörünü pozitif yönde etkilemiş bulunmaktadır. Ancak özellikle son dönemde Ortadoğu’da yaşanılan siyasi problemler nedeniyle, asansör sektöründe pazar daralması meydana gelmiş bulunmaktadır. Buna bağlı olarak ithalatta gerçekleşen büyüme sektördeki dış ticaret açığının artmasına neden olmuştur.
Dünya pazarını elinde tutan çok uluslu şirketlerin üretim alanlarını daha ucuz işgücüne sahip Asya ülkelerine taşımasıyla birlikte, ulusal şirketlerin rekabet gücünün zayıfladığı görülmektedir. Bu durum hem kullanıcı açısından, hem de ulusal asansör sektörünün gelişimi açısından önemli bir risk olarak değerlendirilmektedir. 
 
Ancak yüz yılı aşkın bir tecrübe ve geçmişe sahip çok uluslu şirketlerin varlığına ve ulusal asansör sektörünün çok genç olmasına rağmen, Türkiye’nin konumu gereği elde etmiş olduğu başarının ve iş hacminin aynı oranda gelişmesini kaçınılmaz kılmaktadır.
 
Bu gelişmenin en önemli sebebi olarak asansör aksam üreticilerinin üretimde verimliliği yakalamış olmalarıdır. Bununla beraber yenilikçilik ve Ar-Ge faaliyetleri, sektörün gelecek perspektifinde büyük önem arz etmektedir.
 
SEKTÖRÜN DÜNYA EKONOMİSİ VE AB ÜLKELERİNDEKİ DURUMU:
Gümrük Birliği ile birlikte Türk ulusal mevzuatının Avrupa Birliği teknik mevzuatına uyumlu hale gelmesi, “Malların Serbest Dolaşım İlkesi” kapsamında sektörün ihracat şansını olumlu yönde arttırmıştır. Bu artış, sadece AB üyesi ülkelerle sınırlı olmayıp, tüm dünyada Türk ürünlerine olan güveni ve dolayısıyla talebi ortaya çıkarmış bulunmaktadır.
AB teknik mevzuatının Türk Mevzuatına dâhil edilmesi ve uluslararası standartların ‘Türk Standardı’ olarak kabul edilmesiyle birlikte EN 81 ailesi harmonize standartlar, Türk Standardı olarak kabul edilmiştir.
 
AB Komisyonu tarafından kabul edilen yeni asansör direktifi, Mart 2014’te AB resmi gazetesinde yayımlanmış bulunmaktadır. Söz konusu direktif birebir uyumlaştırılarak Asansör Yönetmeliği (2014/33/EU) olarak mevzuatımıza kazandırılacaktır.
Bununla birlikte AB Standart Hazırlama Komitesince (CEN) kabul edilen ve Türk Standartları Enstitüsü tarafından yayımlanarak yürürlüğe giren EN 81 – 20 ve EN 81 – 50 standartları 3 (üç) yıllık geçiş süresi ile birlikte 2017 yılı itibariyle zorunlu uygulamaya girecektir. Ayrıca Türk Standartları Enstitüsü’nce Türkçe uyumu için gerekli çalışmalar yürütülmektedir.
Bu noktada, yönetmelik ve standart ile ilgili geçiş dönemi içerisinde sektörün gerekli hassasiyeti göstererek uyum sağlaması gerek rekabet gücü gerekse yeni pazarlara erişim için büyük önem arz etmektedir.
Bakanlığımız bünyesinde faaliyetlerini sürdürmekte olan Asansör Teknik Komitesi marifeti ile alınmış olan karar doğrultusunda, asansör mevzuatındaki uygulamalara yönelik ilgili idare olarak tanımlanan kamu otoritelerinde farkındalığın oluşturulabilmesi amacıyla ‘Asansör mevzuatı uygulamalarına ilişkin kamu otoritelerinin farkındalığının arttırılması’ temalı seminerler, ülkemizde 7 coğrafi bölgeyi kapsayacak şekilde sırasıyla Ankara, İstanbul, Manisa, Gaziantep, Malatya, Samsun ve Adana illerinde gerçekleştirilmiş bulunmaktadır.
Ülkemizin 7 farklı şehrinde gerçekleştirilen seminerlere il özel idareleri, belediyeler, organize sanayi bölgeleri, teknoparklar, asansör sektörü, Bilim Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğü temsilcileri katılım sağlamışlardır.
 
Özellikle yeni asansörün piyasaya arzı sonrası tescil işlemi öncesinde ilk yıllık kontrolünün asansör sahibi tarafından yaptırılması, asansörlere kimlik numarası verilmesi, belediyelerin sorumluluklarının ilgili kanunlarda daha net olarak belirtilmesi, kontrol listelerindeki kırmızı etiket içeren uygunsuzlukların yeniden değerlendirilmesi, yıllık kontrol ücretlerinin Bakanlığımız tarafından belirlenerek ilan edilmesi gibi hususlarda Bakanlığımıza önemli görüşler iletilmiştir.
2012 yılında, toplamda 101.254 adet asansörün yıllık kontrolü yapılmış olup, 75.190 adet asansöre (%74) kırmızı etiket, 12.062 adet asansöre () sarı etiket ve 14.002 adet asansöre de () yeşil etiket iliştirilmiştir.
2013 yılında, toplamda 152.278 adet asansörün yıllık kontrolü yapılmış olup, 96.542 adet asansöre (%64) kırmızı etiket, 11.407 adet asansöre (%7) sarı etiket ve 44.329 adet asansöre de (%29) yeşil etiket iliştirilmiştir.
2014 yılında, toplamda 167.325 adet asansörün yıllık kontrolü yapılmış olup, 92.743 adet asansöre (%55) kırmızı etiket, 9.893 adet asansöre (%6) sarı etiket ve 64.689 adet asansöre de (%39) yeşil etiket iliştirilmiştir.
 
2012, 2013 ve 2014 asansör yıllık kontrol sonuçları değerlendirildiğinde; kontrol edilen asansör sayısında ve yeşil etiket alan asansör sayısında önemli bir artışın sağlandığı görülmektedir. Son yıllarda, yurtdışında montaj, komple (paket) asansör satışı gibi alanlarda da Türk firmalarının çalışmalar yaptığı görülmeye başlanmıştır. Ayrıca Türk Cumhuriyetleri, Orta Asya ve AB ülkelerinde asansör montaj işleri yapan firmalarımızın sayısında da önemli bir artış söz konusudur. Özellikle Afrika ülkeleriyle olan dış ticaretin gelişmesiyle birlikte, Türk asansör firmalarının bu ülkelerdeki yatırımlarını arttırmasına neden olmuştur.
 
Türkiye’den asansör aksamı ithal eden ülkeler yoğunlukla, AB ülkeleri, orta doğu ülkeleri ve Türk Cumhuriyetleridir. Ayrıca uzak doğudan Güney Amerika’ya kadar aksam ihracatı yapılıyor olması rekabet gücünün kayda değer olduğunu göstermektedir. Ancak aksam ithalatının uzak doğu kökenli ürünler üzerinde yoğunlaştığı gözlemlenmektedir.
 
Özellikle uzak doğu kökenli ürünlerin ülkemizde kullanımının artışı, Avrupa normları çerçevesinde üretilen ürünlerimize yönelik olumsuz etkisini arttırmış bulunmaktadır. Bu nedenle, marka değeri ile yurtdışına ihracat kaleminde başarılara sahip firmalarımızın, pazar içerisindeki konumlarını koruyabilmeleri için Ekonomi Bakanlığı İthalat Genel Müdürlüğüne söz konusu ithal ürünlere yönelik anti damping uygulaması amacıyla bireysel başvurularda bulunmaları sektörün geleceği açısından büyük önem arz etmektedir.
 
Ayrıca çok uluslu şirketlerle kurulan ortalıklar bu alanda ülkemizde yapılan yatırımları da çoğaltmıştır. Bugün Türk asansör sanayinde yer alan firmaların büyük bir bölümü dünyanın pek çok bölgesine ihracat yapabilme kabiliyetine erişmiş bulunmaktadır. Gerek ülke içindeki konut ihtiyacı ve buna bağlı olarak oluşacak olan potansiyel, gerekse ülkemizin coğrafi konumu itibarıyla sağladığı avantajlar nedeniyle önümüzdeki dönem, Türk asansör sektörünü çok önemli kılmaktadır.
 

Öne Çıkanlar

Endüstri Otomasyon Eksen Yayincilik hizmetidir.