“Bugünün Mükemmeli, Yarının Eksiğidir!”

 “Bugünün Mükemmeli, Yarının Eksiğidir!”

Dergimizin bu ayki sayısında, Endüstriyel Otomasyon Sanayicileri Derneği (ENOSAD)’nin kurucu üyelerinden ve şuan ki yönetim kurulu başkanı Sedat Sami Ömeroğlu’yla bir söyleşi gerçekleştirdik. Sanayi, teknoloji, Endüstri 4.0, Türkiye’nin bu alanlarda nerede olduğu konuları ve Aralık ayında ilki düzenlenen, İleri Endüstriyel Otomasyon Kongre ve Sergisi’ni konuştuk.

E&O: Sizi kısaca tanıyabilir miyiz? 
 
Sedat Sami Ömeroğlu: Elektrik-Elektronik Mühendisiyim. Uzun zamandır mühendis olarak çalışıyorum. ENOSAD kurucu üyelerinden biriyim. Son iki dönemdir yönetim kurulu başkanıyım. Meslek hayatım boyunca biraz da tesadüfler sonucu hep ileri teknoloji içeren uğraşlar içerisinde oldum. Hala daha bu heyecanlı sürecin içerisinde olmaya devam ediyorum. Bu yorucu olmakla birlikte heyecanlı bir süreç benim için
 
E&O: Sanayi hiçbir zaman yerinde sayan bir yapı olmadı, sürekli kendini geliştirmenin yollarını aradı.  Bu aşamaya gelene kadar alınan yol nasıldı?
 
Sedat Sami Ömeroğlu: İlk Sanayi Devrimi İngiltere’de Watt’ın 1700’lü yılların sonlarında birim yakıtla dört kat daha fazla üretim yapabilen buharlı kondansatörü bulmasıyla başladı. Bu sayede artan verim yanında buhar makinasının fiziksel boyutlarının küçülmesi Sanayide bir devrimi başlatmıştır. Bu dönemdeki lokomotif sektör tekstil alanındaydı.  1900lü yılların başında ise Amerika’da, Henry Ford adındaki bir otomobil üreticisi seri üretim bant sistemini geliştirdi. Ford un hedefi fabrikadaki her çalışanın araba sahibi olabileceği kadar ucuza otomobil üretmekti. Buradaki yöntem seri bandın üzerindeki her çalışanın bir kendi işinde uzmanlaşıp sürekli o işi yapmasıydı. Bunun sonucunda 875 USD olan T Model otomobilin fiyatı 375 USD gibi radikal bir ucuzlama gerçekleşti. Ford’un bu dönemde rakiplerine karşı 10 000 adetlik satış rakamına geçtiği söylenmektedir.  Öte yanda büyük bilim adamı Nilolay TESLA’nın alternatif akımı bulması ve buna bağlı olarak alternatif akım ile çalışan motoru geliştirmesi de sanayiye çağ atlatan çok önemli bir aşama olmuştur. Bu gelişmelerin tümü Endüstri devrimi 2.0 olarak tanımlanmaktadır. Gelişen süreç içinde özellikle yarı iletken teknolojilerindeki gelişmeler ( Bell laboratuvarlarından Shotky ve iki arkadaşının geliştirdiği Transistorun, Vakum tüpün yerini alması, sonrasında Chip (yonga) devrelerin geliştirilmesi vb)  ardından 1945’lerde Bilgisayar (ENIAC) askeri amaçla kullanıma girmesi ve yazılım (BASIC) kavramının akademik düzeydeki ilk adımları sonrasında hızla gelişmesi, hatta Robot konusunun devreye girmesi gibi radikal gelişmelere paralel olarak 1970 li yıllarda PLC cihazları üretimde otomatik kontrol amaçlı devreye girdi.  Bu sayede endüstriyel üretimde yeni üretim biçimleri şekillenmeye başlamıştır.  Bu gelişmeler tarihsel süreçte günümüze kadar devam eden Endüstri devrimi 3.0 ı tarif etmektedir. 
 
E&O: Teknolojik gelişime bağlı olarak Endüstri 4.0 adında yeni bir sanayi devriminden bahsediliyor. Bu aşamada bizleri neler bekliyor?
 
Sedat Sami Ömeroğlu: İİlk üç sanayi devriminden sonra bilişim teknolojilerinin gelişmesi, Bunlara paralel olarak robotlarının haberleşme teknolojilerinin geliştirilmesi, çok katmanlı yongalar, Internet, gömülü yazılım vb daha birçok parametrenin  geliştirilmesi gibi etkiler sonucu bu gün ileri düzeyde kontrol sağlayabilen sistemler geliştirilmektedir. Bu gelişmelere hergün bir yenisi eklenmektedir. Endüstri 4.0 olarak adlandırılan süreç işte tam da bu tür gelişmeleri ifade ediyor. Süreç bütün hızıyla devam ediyor. Artık ileri Endüstriyel otomasyon teknikleriyle Akıllı makinalar, Akıllı Fabrikalar dönemi başlamıştır. 
 
Amerikalılar bu sistemlere Siber Fizik Sistemler demektedir. Tabii Bilişim teknolojileri ve makinelerdeki bu gelişim ayrıca IoT ( İnternet of Things / Nesnelerin Interneti) olarak tarif edilmektedir. Bu süreç olağanüstü bir hızla gelişmektedir Makinelerin her bir bileşeninin kendi  IP si ile tanımlandığı ve bu parçaların birbiriyle haberleşerek kararlar alıp uygulayıp kendi kendini denetleyebileceği üretim tesisleri devrinin tam arifesindeyiz. Siber Fizik Sistem alt yapıları üzerine şekillenecek yeni makinalarda
- Yapay zekâ,
- Yapay görme,
- Esnek Yazılım,
- Uzaktan erişim ve kontrol
- Akıllı sensörler 
- Yeni kompozit malzemeler
- ROBOT lar
- vb
ana bileşenlerden oluşacak. Yeni nesil üretimlerde bu sayede insanın karar verme yetisinin belirleyici rolü kalmayacak gibi gözükmektedir. Bazı ülkelerde bu birer devlet politikası haline getirilmiş durumda. Örneğin ABD de 2010’da, Almanya’da 2012’den itibaren devlet ve özel sektör bu alanda çalışmalara başladı.  Endüstri 4.0’ı “Bir Adam Bir Makine Bir Fabrika” olarak tanımlıyorum. Ben yerel ve uluslararası anlamda birçok meslektaşımla yaptığım söyleşilerde bunun kabul gördüğüne şahit oldum. Bu hızla gidilirse Endüstri 1.0 dan buyana gelişen süreçteki hıza bakarak Endüstri 5.0’ın 15 yıl içinde gerçekleşebileceği gibi bir öngörüde bulunabiliriz.
 
E&O: Türkiye bu devrimin neresinde yer alacak? 
 
Sedat Sami Ömeroğlu: Otomasyon çok önemli yerlere gelecek, ülkeler buna uyum sağlamak zorunda. Eğer Türkiye bu gelişmeleri ciddiye almayıp mevcut üretim teknikleri ile devam etmeyi tercih ederse dünya pazarı ile rekabet şansı kalmayabilir. Çünkü yeni üretim sistemleri ile kısa sürede kârı ve kalitesi daha yüksek üretim yapılabilecekler. Ürün fiyatları şimdinin çok altında olacaktır. Üretim maliyetleri açısından satış yapma şansımız ne yazıkki genel anlamda çok azalacaktır. Bu durum bizi daha çok dışa bağımlı bağımlı hale getirebilir. Türkiye bu süreci başındayken yakalamak zorundadır. Artık geçmişteki gelişmelerde olduğu gibi bunu da kaçırmak gibi bir lüksümüz yok. İnşaat sektörüne bağımlı büyümek artık mümkün değil. Akıllı makineler üreterek ve kullanarak ve elbette ihraç da ederek  büyüme hedeflenmesi gerekiyor.  Dünyada teknolojimiz sayesinde saygın bir yer edinmememiz için hiç bir sebep yok. Bu konuda Siyasi erkin bakışı ve doğru kararlarla desteklemesi STK ların bu konuda ortak çalışmaları gelecek adına belirleyici olacaktır. Bunu yapabiliriz. Ben demekten vaz geçip biz diyebilmenin yollarını yaratmalıyız. Yakın zamanda bir seçim dönemine giriyoruz. Bu konulara yakın, bilgi sahibi bizi anlayabilecek insanların önemli yerlere gelebilmesi sesimizi duyurabilmemiz adına ve geleceğin şekillenmesi adına son derece önemlidir. Önerilerimizi dikkate alan STK lara önem veren insanların bürokratik anlamda da önemli yerlere gelmesi en önemli beklentilerimizin başında gelmektedir.
 
E&O: ENOSAD olarak otomasyon konusunda farkındalık yaratabilmek adına neler yapıyorsunuz?
 
Sedat Sami Ömeroğlu: ENOSAD bu konuda Türkiye’de önemli çalışmalar yapan bir platform. Bünyesinde Endüstri 4.0 konusunda katma değer üretebilecek firmaları barındırıyor. ENOSAD olarak Endüstri 4.0 adına bilinç oluşturmak üzere Aralık 2014 de İleri Endüstriyel Otomasyon Teknolojileri adı altında bir kongre düzenleyerek çok önemli bir adım attık. Hatta aldığımız bilgiler doğrultusunda bu kongre ve sergi Avrupa’da pek çok ülkeden de öncedir. Daha önce de belirttiğim gibi pek çok şirketimiz End 4.0 kavramının bilincinde ve gerçekleştirebilme kabiliyetindedir. Amacımız tarafların Akademiler de dahil bir araya gelmesidir. ENOSAD ın Akademik kurulu bu amaçla yapılandırılmıştır. Ortak projeler yaratabilmek için siyasi erkin bizlere destek olmasını bekliyoruz.. Bunu gerçekleştirmek için temaslarımız sürüyor ve sürecek. Ne istediğimizi bilirsek önümüzde bir engel kalmayacağına inanıyorum. Yeter ki birbirimize güvenelim. Türkiye’deki sanayicilerin yerli teknoloji şirketlerini sabırla ve planlı olarak desteklemeleri, dışarıdan daha ucuza alırım düşüncesinden vazgeçilip yeni ufuklar yaratabilecek yerli şirketlerin önünü açmaları ve bu yaklaşıma destek vermeleri zorunluluktur. Sadece devletten beklemek çok doğru değil. Bu bilincin yaratılması şarttır.   Bu konuda Makine üreticilerinin de ENOSAD çatısı altında kümelenmeleri yerinde bir yaklaşım olur düşüncesindeyim. Ne kadar çok üyemiz olursa bizim bu alanda bilinç oluşturmak için yapabileceğimiz etkinlik düzeyi de o kadar artar.  Küçük şirket destek politikasının yeniden gözden geçirilmesi, birleşmelerin özendirilmesi çok etkin bir yapısal gelişim sağlayacaktır.
 
E&O: İleri Endüstriyel Otomasyon Kongresi ve Sergisi’ni düzenlediniz. Kongreye değinebilir miyiz?
 
Sedat Sami Ömeroğlu: Düzenlediğimiz “İleri Endüstriyel Otomasyon Kongresi ve Sergisi” Türkiye’de ve Avrupa’da bu çerçevede düzenlenen ilk kongre olma özelliğini taşıyor. Bunu daha önce de belirtmiştim. Kongre sonrası geri dönüşler oldukça olumluydu. Burada özellikle sponsorlarımıza ve destek veren, emeği geçen tüm arkadaşlarıma teşekkürlerimiz tekrar tekrar sunuyorum. Tabii ne kadar iyi yapmış olursak olalım bugünün mükemmeli, yarının eksiğidir. Aslında biz ne kadar iyiydi dersek diyelim bu dünü referans aldığımızdandır. Sonraki kongreyi bu yılki bakış açısı ile organize edersek eksik kalır. ENOSAD’ın daha  mükemmelini yapabileceğine inancım tamdır.
 
E&O:Üniversiteler bu alanda ne konumda bulunuyor? Yeterli teorik alt yapıyı karşılamak üzere ortak çalışma platformu kurulabiliyor mu?
 
Sedat Sami Ömeroğlu: Ülkemizdeki en önemli sorunlardan biri Üniversite-Sanayi işbirliğidir. Günümüzde artık disiplinler arası çalışmak şarttır. Hiçbir disiplin tek başına yeterli olamaz. Beraber ve verimli şekilde çalışmanın yollarını üniversitelerimizle birlikte mutlaka bulmalı ve geliştirmeliyiz. Bu yaklaşımın üniversitelerde öğretilmesi de tavsiyelerimiz arasındadır. Verimli olmanın en önemli parametrelerinden biri, zamanı etkin kullanmaktır. En iyi okullardaki öğrenci arkadaşlarımız, sınavda birim zamanı en verimli şekilde kullandıkları için oradalar. Ancak yazık ki aynı performansı iş hayatında göremiyoruz. Çünkü arada geçen üniversite zamanında bu özelliklerinden uzaklaşıyorlar ve ne yazık ki bu da iş hayatlarına yansıyor. Zamanın doğru kullanımı gelecek nesiller için ciddi önem derecesindedir.Türk gençlerinin rasyonel düşünme kabiliyetinde olması mutlaka gerekiyor. Çevresel bilgileri alıp onlar içinde dağılmak yerine asıl bilgiye ulaşabilmeliler. Türkiye’deki üniversitelerin TALEBE yetiştirmeleri gerekir. Daha açık olarak bilgi talep eden, yani bilgiyi isteyen, arayıp bulan, araştıran, soran geçlerimiz olmalıdır. Genç arkadaşlar analiz ve sentez yapabiliyor, Farklı bakmayı biliyor olmalıdırlar. Öğrenci tanımı bütün bu söylediklerimi ne yazık ki tanımlayamıyor. 
 
E&O:Eklemek istedikleriniz var mı?
 
Sedat Sami Ömeroğlu: Bizim bu ülkeye karşı sorumluluklarımız var, çevreye, dünyaya karşı sorumluluklarımız var. Bunların farkında olmamız gerekiyor. Tabiata karşı bir saygımız olmalı. Birbirimizle birlikte yaşıyoruz ve buna mutlaka saygı duymalıyız. 
 
Sadece başarılardan değil, başarısızlıklardan da ders almalıyız. Akıllı insan başkalarının yaptıklarından da ders alandır. İnsanlar artık birbirlerinin gözlerine bakmıyor. İletişimde beş duyumuzu kullanabiliyor olmamız lazım. Bunu sevgili genç meslektaşlarıma bir küçük öğüt olarak iletmek isterim.

Makale

Endüstri Otomasyon Eksen Yayincilik hizmetidir.