Asansör Sektörüne Farklı Bakış Açısı

 

Asansör Sektörüne  Farklı Bakış Açısı

Asansör Sektörü değerlendirmelerine farklı bir bakış açısı, TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası-EMO’nun Eylül 2015 tarihli basın bülteni ile geliyor. “Asansörlerde Can Güvenliği Hiçe Sayılıyor” başlığını taşıyan bülten şöyle:
Elektrik Mühendisleri Odası; Asansör, İşletme, Bakım ve Periyodik Kontrol Yönetmeliği’nin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle Danıştay`a başvurdu. Yönetmeliği hazırlayan komisyonun mevzuata aykırı oluşturulduğu ve yetkisiz olduğu ortaya konularak, yetkisiz komisyon tarafından hazırlanmış yönetmeliğin tümüyle yetki yönünden iptali istendi. Can ve mal güvenliği açısından hukuka, kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırı olan düzenlemelerin de ayrı ayrı iptali istendi. Can ve mal güvenliği yerine sektörün ekonomik gerekçelerinin önde tutulmasının eleştirildiği dilekçede, yapılan düzenlemenin asansörle ilgili mevcut yasal mevzuata da aykırılık oluşturduğu ortaya konuldu.
 
Asansörlerin yıllık periyodik kontrolünü yapacakların sahip olması gereken şartlar, yıllık periyodik kontrol esasları ve ücretleri belirleyecek komisyona, yasadaki kurum temsilcileri dışında da katılım olduğuna dikkat çekildi. Yönetmelikteki komisyon tanımının da yasaya aykırı olduğu kaydedilen dilekçede; ‘Yasa hükmüne aykırılık taşıması nedeniyle iptali gerekeceği gibi, Bakanlık tarafından türetilen bu tanım çerçevesinde oluşturulan komisyon ve bu komisyon tarafından alınan kararlar da açıkça hukuka aykırıdır’ denildi.
Yönetmeliğin; asansörlerin işletilmesi, bakımı ve periyodik kontrollerinde önemli olan can ve mal güvenliğinin sağlanması açısından geçmişteki düzenlemelerden geriye giden bir içeriğe sahip olduğu belirtilen dilekçede, kamunun görev ve imtiyaz alanındaki konuların A tipi muayene kuruluşu olarak adlandırılan özel şirketlere aktarıldığına dikkat çekildi. Asansör periyodik kontrollerinin kamusal denetim niteliğinde olduğu, kamunun görevinin özel hukuk tüzel kişisi olan A tipi muayene kuruluşlarına devredilmesinin hukuka aykırı olduğu belirtilerek, buna ilişkin düzenlemelerin iptali istendi. Yasal olarak belediyeler ve il özel idareleri asansör yıllık periyodik kontrollerinde doğrudan yetkili kılınmışken, bakanlıkça yetkilendirilmelerine yönelik düzenlemenin de yasaya aykırı olduğu kaydedildi.
 
Yönetmelikte tehlike sınıfına göre etiketlemeye gidilmesi düzenlenirken, asansörün mühürlenmesi ve hizmetten men edilmesinin düzenlenmemiş olması nedeniyle güvensiz asansörlerin kullanımına olanak tanınmasına şöyle itiraz edildi: ‘Toplumun can güvenliğini ilgilendiren bir durumun ilgili idare tarafından tespit edilmesi halinde, asansörlerin kullanılmamasının sağlanması bina sorumlularına bırakılamaz. Bu tespiti yapan ilgili idare gereken tedbiri derhal almak durumundadır. Aksi bir düzenleme kamu yararı ve hizmeti düşüncesi ile bağdaşamaz.’
Yönetmelikten önce monte edilmiş asansörlerin, yönetmelik kapsamındaki güvenlik seviyesine ‘yakın eşdeğer bir seviyeye’ getirilmesi gibi ‘muğlak’ bir düzenleme yapılmasına da itiraz edildi. Dilekçede, “Asansör günün lükslerini karşılamayabilir ancak güvenlik konusunda günün teknolojisinin tüm unsurlarını taşımadıkça kullanımına izin verilmemesi gerekmektedir” denildi.
 
Asansör yetkili servislerinde daha önce en az bir elektrik ve bir makine mühendisi istihdam edilirken, yönetmelikle “bir teknik servis sorumlusu mühendis” sınırlamasına gidildiği kaydedildi. Sektörde faaliyet gösteren mühendis sayısında 1000`in üzerinde azalma olacağı belirtilerek, “Daha az personelle daha fazla zorunlu bakım, kontrol faaliyeti yürütecek yetkili servis ve A tipi muayene kuruluşlarının istekleri karşılanırken, özellikle mühendislik hizmetlerinin katkısının ve teknik gerekliliklerin aranılırlığı konularında geriye gidiş söz konusu olmuştur” denildi.
 
Asansörlerin “elektrik ve makine mühendisliği”nin uzmanlığını gerektirdiği; piyasa koşulları gibi teknik gereklilikten uzak bir anlayışla yönetmeliğin hazırlanması eleştirildi. Yönetmeliğin yetkili servis ve servis teknik sorumlusu tanımlamalarında da Danıştay`ın “bakım ve kontrollerde elektrik/elektronik ve makina mühendislerinin istihdamına” ilişkin kararının gereğinin yerine getirilmeyerek, “makina veya elektrik veya elektrik-elektronik veya mekatronik alanlarında mühendislik/teknoloji fakültelerinin birinden mezun olma” düzenlemesi yapıldığı aktarıldı. Yönetmeliğin, mevcut asansörle ilgili düzenleme yapan bakanlıklar ile TMMOB yönetmeliklerine de aykırılık oluşturduğu ortaya konuldu.
 
Yönetmelikte; “asansörü tasarlayan, yerinde uygulayan, uygulandıktan sonra bakımlarını yapan ana kuruluş” olan “asansörü monte eden” tanımına yer verilmemesine; Danıştay`ın can ve mal güvenliği açısından iptal ettiği düzenlemeye atıf yaparak, “sanki hiçbir madde iptal edilmemiş gibi düzenleme yapılmasına” da hukuka aykırı olduğu için itiraz edildi.
 
Yetkilendirilmiş muayene kuruluşlarına yetkinin kimin tarafından verileceği yasa ile düzenlemezken, bu kuruluşların sahip olması gereken koşulları komisyonun belirleyeceğinin hüküm altına alındığı; yönetmelikte ise A tipi muayene kuruluşunun bakanlık tarafından yetkilendirilmesi, TÜRKAK tarafından akredite edilmesinin düzenlendiği anlatıldı. Yönetmelikte A tipi muayene kuruluşlarının organizasyon yapısı ve faaliyet kurallarını düzenleyen uluslararası standarda uygunluk öngörüldüğü, ancak yapılan tanımlama ile bu kapsama özel kuruluşların yanında kamu kuruluşlarının da dahil edilmesinin hukuka aykırı olduğu ortaya konuldu. Anayasal ve yasal dayanağa sahip kamu tüzel kişiliklerinin kendi kuruluş kanunları dışında idare hukuku dışına çıkılarak faaliyet yürütmelerinin istenemeyeceği vurgulandı.
 
Son olarak, konuyla ilgili çok önemli bulduğumuz bir tebliği aktaralım. Uludağ Üniversitesi, Makine Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Fatih C. Babalık’ın daha Nisan 2006’da İzmir TMMOB EMO tarafından düzenlenen Asansör Sempozyumu’nda sunduğu tebliğin başlığı “Asansör Sektöründe Üniversite – Meslek Odaları – Sanayi İşbirliği Zorunluluğu”. Prof. Dr. Fatih C. Babalık, şöyle diyor tebliğinde:
“Ülkemizde pek çok sektörde olduğu gibi asansör sektöründe de belirli bir gelişme gözlenmektedir. Dünyanın en büyük asansör fuarı olarak bilinen Almanya Augsburg şehrinde iki yılda bir düzenlenen Interlift fuarına katılan Türk firmalarının sayısındaki sürekli artış da (2005’te 25 firma) bu gelişmenin dış ticarete de yansıdığının bir göstergesidir. Gelişmenin kelime anlamı bir prosesin genel çerçevesi değişmeden, bilinen çerçeve kapsamında ilerleme kaydetmektir. Türkiye gelişmelerle yetinmeyip, hiç değilse bazı sektörlerde ‘aşama’ kaydetmelidir ki sanayileşmiş ülkeler arasında arzuladığımız yerini alabilsin. Burada ‘aşama’ deyimini prosesin genel çerçevesini de değiştiren, temelden değişiklikler içeren düzeydeki ilerlemeler için kullanıyorum.
Böylesine büyük olumlu değişmeler, bu değişikliği yönlendirmesi gereken üç kurumun işbirliği ile olasıdır. Bu üç kurum üniversite, meslek odaları ve sanayi kuruluşlarıdır. Sorunumuzu iyi inceleyebilmek için bu üç kurumun konumuzla ilgili durumlarını özetleyelim.
 
SORUMLU KURUMLARIMIZ
ÜNİVERSİTELER: Avrupa’da 1990 yılında üniversite öğrenimini ülkeler arasında eşit düzeye getirme faaliyetleri 1998’de Sorbonne, 1999’d a da Bologna Anlaşmaları ile uygulama aşamasına gelmiştir. Bologna Prosesi olarak tanımlanan bu uğraşın üç temel hedefi vardır: Mobiliteyi, uluslararası düzeyde rekabet yeteneğini ve iş alanları oluşturmayı desteklemek. Bu amaçlara ulaşabilmek için bu prosese katılan ülkeler birbirleriyle ilişkili ve ortaklaşa:
a) Kolay anlaşılan ve eşdeğer diplomalar veren yüksek öğrenim sistemi oluşturmak,
b) Birbirini izleyen iki kademeli yüksek öğrenim sistemini, Bachelor + Master sistemini yerleştirmek,
c) Avrupa Kredi Transfer Sistemini “European Credit Transfer System ECTS” oluşturup, derslerin Avrupa düzeyinde kredilerini belirlemek,
d) Ülkeler, eğitim kurumları ve eğitim sistemleri arasında öğrenci geçişini (mobilite) kolaylaştırmak, ömür boyu yaşamla birlikte öğrenme yöntemlerini bulmak,
e) Yüksek öğrenimde kaliteyi artırmak, Avrupa’da eğitim kalitesini garantiye almak için kurumları değerlendirip akredite etmek,
f) Öğrencilerin katılımını sağlamak,
g) Avrupa’da yüksek öğrenimin cazibesini artırmak için gayret sarf etmektedirler.
Avrupa Birliğine girebilmek için gayret sarf eden ülkemiz de Bologna Prosesine katılan ülkelerin içindedir. Dolayısıyla çok sayıda üniversitemiz kendi açılarından bu hedefleri gerçekleştirmek için çalışmaktadır.
Böylesine kapsamlı ve ortak bir hedefe ulaşabilmek için önemli değişikliklere gitmek gerekmektedir. Bu değişikliklerden önemli biri, mühendislik diplomasına hak kazanabilmek için 6 – 8 yarıyıllık yüksek öğrenim boyunca 140 – 160 kredilik ders alıp başarmanın yeterli olacağı kararıdır. Pek çok yandaşı ve karşıtı olan bu karar uygulanmaya başlamıştır. Bunun anlamı, ülkemizde 8 yarıyıla yayılan mühendislik öğreniminde öğrencilerin her yarıyıl ortalama 20 kredi ders almaları gerektiğidir. Bundan 25 yıl önce, mühendislik öğrenimindeki en eski kuruluşumuz İTÜ de haftalık ders saatleri 25 – 30 saat arasındaydı; bunun azaltılması yönünde tartışmalar, gayretler mevcuttu. 25 – 30 saatten 20 saate inilince, hem öğretim sisteminde değişiklikler gerekli oldu, hem de bazı derslerden fedakarlıklar yapıldı.
 
İşte bu değişiklikler kapsamında, bazı diğer dersler gibi, içinde belirli düzeyde asansörlerle ilgili bilgi de verilen Transport Tekniği dersleri ya tümden kaldırıldı, ya da seçimli ders haline geldi. Yıldız Teknik Üniversitesinde verilen Transport Tekniği dersinin içeriği şöyle özetlenmektedir: ‘Transport Tekniği I: Sanayide yük kaldırma ve iletme makinelerinin konstruksiyon ve tanıtılması. Transport Tekniği II: Sanayide kullanılan malzeme iletim sistemleri.’ Bu derslerde asansör ile ilgili çok fazla bir şey anlatabilmek olası değildir. İTÜ de asansörlerle ilgili yüksek lisans programı oluşturma fikri de düşünce düzeyini aşıp uygulamaya geçemedi.
 
MESLEK ODALARI: Asansörlerle doğrudan ilgili iki meslek odamız Makine Mühendisleri Odası ve Elektrik Mühendisleri Odası konunun ülkemiz için önemini görerek son yıllarda ulusal kongreler düzenlemekte, sektörün çeşitli kesimlerini bir araya getirmeye gayret etmektedirler. Ayrıca Makine Mühendisleri Odası Mühendis Yetkilendirme Kursu, Avan ve Uygulama Projeleri Hazırlama Kursu, İşletme ve Bakım Kursu gibi kurslar mühendislere meslek içi eğitim sağlayan etkinliklerdir. 
 
Bu kurslarda öğrenimi esnasında asansörlerle ilgili herhangi bir ders almamış genç mühendise ancak asansöre ilişkin temel bilgiler verilebilir.
 
SANAYİ KURULUŞLARI: Elimizde kesin bir istatistikî bilgi olmamakla birlikte, kişisel tespitlerimize göre asansör montaj firmalarının çoğunda hiçbir mühendis çalışmamaktadır. Sektörde üretim yapan bazı küçük ölçekli firmalarda da durum benzer şekildedir. Ülkemiz koşullarına göre orta ve büyük ölçekli diyebileceğimiz firmalarımızda makine mühendisi, elektrik/ elektronik mühendisi ve endüstri mühendisleri çalıştırılmaktadır. Yüksek lisans ve doktora derecesine sahip mühendis sayısı ise yok denecek 
düzeydedir. 
 

Öne Çıkanlar

Endüstri Otomasyon Eksen Yayincilik hizmetidir.