AMBALAJ SEKTÖRÜ, YENİ PAZARLAR KAZANMAYA DEVAM EDİYOR!

 AMBALAJ SEKTÖRÜ, YENİ PAZARLAR KAZANMAYA DEVAM EDİYOR!

Hazırlayan : Turan Türkmen
EKSEN Yayıncılık, Yönetim Kurulu Başkanı
 
Ambalaj Sektörü’nün büyüme ivmesi, en yeni veri olan ve Ambalaj Sanayiciler Derneği-ASD sitesinde yer alan Ağustos 2017 tarihli, “Türkiye’nin En Büyük 1000 Şirketi Arasında Ambalaj Sektörünün 61 Devi Yer Aldı” başlıklı haberde göze çarpıyor. Habere göre, İstanbul Sanayi Odası’nın her yıl düzenli olarak hazırladığı Türkiye’nin Birinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu listesinin ardından Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2016 listesi de açıklanmış. İSO 1000 listesinde, 35’i Ambalaj Sanayicileri Derneği (ASD) üyesi olmak üzere toplam 61 ambalaj şirketi girmeye başarmış.
Ambalaj sektörünün yıllık değişimine bakıldığında İSO 1000’de yer alan şirket sayısının 56’dan 61’e çıktığı ve bu şirketlerin gerçekleştirdiği üretimden satışların yaklaşık yüzde 9,84; dönem kârlarının yüzde 54,22; ihracatlarının yüzde 3,01 ve çalışan sayılarının yaklaşık yüzde 13,65 oranda arttığı görülmüş. İSO 1000 2016 verilerine göre 34 şirket, bir önceki yıla göre listede üst sıralara çıkmayı başarmış. 11 şirket ise listede ilk kez yer almış.
 
ASD’nin yaptığı analizlere göre ambalaj sektöründeki şirketler, 2016’da İSO 1000 şirketlerinin üretimden satışlarının yüzde 3; dönem kârlarının yüzde 1,8; ihracatlarının yüzde 1,7 ve çalışan sayılarının ise yüzde 2’sini oluşturuyor. İSO 1000 listesine giren ambalaj şirketleri, malzeme üretim gruplarına göre sıralandığında ilk sırayı fleksibıl ambalajlar ve kâğıt-karton-oluklu mukavva paylaşmış. Bu malzemeleri sert plastik ambalajlar, ambalaj hammadde ve bileşenleri ve metal ambalajlar izlemiş. 
İSO 1000 sonuçlarını değerlendiren ASD Başkanı Zeki Sarıbekir, şunları söylemiş: “Türkiye’nin Birinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu listesinin ardından açıklanan Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu listesi de ambalaj sektörü için büyük bir gurur kaynağı. Sektörümüzün 2023 hedeflerini yakalayabilmek için var gücümüzle çalışıyor, Ar-Ge’ye ve inovasyona önem veriyor, sektörümüzü daha ileriye taşımak için katma değerli ürünler ve yeni teknolojiler geliştiriyoruz. Öyle ki teknoloji ve donanım açısından gelişmiş ülkelerle yarışacak seviyeye ulaştık. Her geçen gün dünya piyasalarındaki rekabet gücümüzü biraz daha artırıyor ve Avrasya’nın ambalaj üssü olma hedefimize emin adımlarla ilerliyoruz.”
 
Yine Ambalaj Sanayiciler Derneği-ASD sitesinde yer alan Haziran 2017 tarih ve “Ambalaj Sektörü İhracatla Büyümeye Devam Ediyor” başlıklı Basın Bülteni de, sektörün büyüme yolundaki ivmesini doğruluyor. Bültende şöyle deniliyor: “Türkiye ambalaj sektörünün 2017 yılının ilk çeyreğine ait ithalat ve ihracat rakamları açıklandı. Dış ticaret açığı vermeyen ender sektörlerden biri olan ambalaj sektörü 2017’nin ilk üç ayında ithalatını bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 10 azaltmayı başararak 228 milyon dolarlık dış ticaret fazlası verdi. Ambalaj Sanayicileri Derneği’nin (ASD) raporuna göre ambalaj sektörünün ihracatı ise bir önceki yılın aynı dönemine göre miktar olarak yüzde 15 arttı. Ambalaj Sanayicileri Derneği 2017 ilk çeyrek ihracat-ithalat değerlendirme raporunu açıkladı. Rapora göre 2016 yılının ilk 3 ayında 466 bin 359 ton olan ambalaj ihracatı, 2017’nin ilk 3 ayında 534 bin 779 ton olarak gerçekleşerek yüzde 15 artış gösterdi. Değer olarak ise ambalaj ihracat 942 milyon 144 bin dolardan 955 milyon 148 bin dolara yükselerek yüzde 1 arttı. 
 
İthalat rakamlarına bakıldığında; 2016 yılının ilk 3 ayında 435 bin 370 ton olan ambalaj ithalatı, 2017 yılının ilk 3 ayında 407 bin 912 ton olarak gerçekleşti. Değer bazında ise ambalaj ithalatı 804 milyon 639 bin dolardan 727 milyon 314 bin dolara geriledi. Türkiye ambalaj sektörünün toplam ithalatı bir önceki yıla göre miktar olarak yüzde 6; değer olarak yüzde 10 azaldı.
 
Ambalaj türüne göre ihracat rakamlarına bakıldığında yüzde 64’lik payla ilk sırada yer alan plastik ambalajları, yüzde 25’lik payla kağıt/karton ambalajlar takip etti. Metal ambalajlar ise ihracatta yüzde 9 pay ile üçüncü sırada yer aldı. 2017 yılının ilk 3 ayında değer bazında en fazla ihracat yapılan ilk 10 ülke ise Almanya, Irak, İngiltere, İran, İsrail, Fransa, İtalya, Hollanda, ABD ve Belçika oldu. Bu yılın ilk 3 ayında en fazla ambalaj ithalatı yapılan ilk 10 ülke ise Almanya, Çin, İtalya, ABD, Güney Kore, Fransa, İngiltere, Finlandiya, İspanya ve Belçika şeklinde sıralandı. Ambalaj türüne göre değer olarak genel toplamlara bakıldığında plastik ambalaj ithalatı oranının yüzde 58, kağıt/karton ambalaj ithalat oranının ise yüzde 34 olduğu görüldü.
 
İlk çeyrek sonuçlarını değerlendiren Ambalaj Sanayicileri Derneği (ASD) Başkanı Zeki Sarıbekir, şunları söyledi: “Sektörümüzün ihracattaki başarısıyla rekabet gücümüzü daha çok artırıyoruz. Bu sayede Ambalaj Sanayicileri olarak rakiplerimizi geride bırakarak yeni pazarlar kazanmaya devam ediyoruz. Sektör olarak hedefimiz daha çok katma değerli ürün üretmek ve yeni teknoloji geliştirmek olmalı. Sektör olarak AR-GE’ye ve inovasyona önem vererek daha çok çalışmalı ve 2023 hedeflerimizden sapmamalıyız. 2017 ilk çeyrek sonuçları da bu hedefimize ulaşma yolunda doğru adımlarla yürüdüğümüzü bize gösteriyor.”
 
2017 ilk üç ay en fazla ihracat yapılan ülkeler
 
 
 
 
Ambalaj Sektörü’nün bu gelişme ivmesi, doğal olarak yabancıların da ilgisini çekiyor. Bu nedenle, konuyla ilgili olarak, Seda Gök’ün Ticaret Gazetesi’nde Mayıs 2017 tarih ve “Ambalaj sektörüne yabancı ilgisi sürecek” başlıklı yazısını aktarıyoruz.
 
“Ambalaj sektöründe son 5 yılda büyük değişim yaşanıyor. Son yıllarda satın alma ve birleşme işlemlerinde azalan iştaha karşın, ambalaj sektöründe artan iç tüketim ve büyüyen perakende sektörünün etkisiyle yabancı ilgisinin yoğun bir şekilde sürdüğü görülüyor.
Tüketim sektöründe büyüme beklentilerine paralel yabancı ilgisinin son yıllarda arttığı ambalaj sektöründe Korozo Ambalaj’ın özel girişim sermayesi Actera Group tarafından satın alınmasının ardından, kaynaklar, Bedminster Capital’in de Propak Ambalaj’daki yüzde 80 hissesinin satışı için yetki verdiğini söylediler.
 
Kaynaklar Propak’ın satış sürecinde aralarında Avrupalı Constantia Flexibles’ın da olduğu dört alıcı grubun ilgilendiğini ve satışın yakın zamanda tamamlanmasının beklendiğini kaydetti.
Sektörde; Etapak Özgörkey Holding bünyesinde bulunuyor. Yüzde 85’i 340-360 milyon dolar aralığında bir rakama Actera Group’a satışı tamamlanan Korozo’nın yanı sıra, 2016’da Gözde Girişim’in GOZDE.IS dolaylı bağlı ortaklığı Farmamak Ambalaj’ın tamamı Alman Klöckner Pentaplast Group’a 46 milyon dolara satılmıştı. Yine geçen sene ambalaj sektöründeki diğer bir satın alma da Güney Afrikalı ambalaj şirketi Mondi’nin Kalenobel’in yüzde 90 hissesini 90 milyon Euro’ya satın alması oldu.
 
Sektörde son 10 yılda gerçekleşen diğer satın almalar arasında Avusturyalı Dunapack’ın Dentaş’ı, Güney Afrika şirketi Mondi’nin Tire Kutsan’ı, Constantia’nın Asaş’ı, Avustralyalı Amcor’un da Ratopak Ambalaj’ı satın alması yer almıştı.
Herhangi başka bir sektörde bu kadar seri bir alım görülmedi.  Türkiye’de 2016 verilerine göre sadece oluklu mukavva kağıt tüketimi 2.6 milyon ton, ambalaj satışları ise 2.02 milyon tona ulaştı. Ambalaj; tüketim ve perakendenin ayrılmaz bir parçası ve yabancı ilgisinin de bu alana ilgisinin süreceği aşikar…
Türkiye’de en büyük ilk dört firmanın 3’ü yabancı menşeli firmalar olduğunu görüyoruz. Ayrıca orta ölçekli orta ölçekli iki firmada yabancı şirket ortaklı olarak faaliyet gösteriyor. Bütün bu değişimin son 5 yıl içinde gerçekleştiği görülüyor. Dolayısıyla yabancılar sektörün önünün açık olduğunu görüyor ve yatırıma devam diyor.
 
En son Ocak 2017’de Dunapack, Camiş’in Eskişehir’deki oluklu mukavva fabrikasını satın alarak bünyesine kattı. Toplam sektörün yüzde 30’unun yabancılar tarafından temsil edildiğini söyleyebiliriz. Türkiye’nin yaşamış olduğu ekonomik ve siyasi olumsuzluklar sebebiyle durgun geçen 2016’nın ardından 2017 yılında sektörün güçlü bir büyüme kaydedeceği düşünülmekte. Öte yandan alışveriş alışkanlıklarının değişmesi ve e-ticarete artan talep sektörünün de son yıllarda gelişiminde önemli bir faktör oldu.
 
Ambalaj sektöründeki hareketliliğe karşılık, Türkiye’deki birleşme ve satın alma (M&A) işlemleri ise 2016 yılında yüzde 53 düşüş ile 7 milyar dolara geriledi. Yabancıların gerçekleştirdiği işlemler de 2.5 milyar dolar ile 2009’dan bu yana ki en düşük seviyeye indiği görülüyor.”
 
Sektörün büyüme ve gelişimine ilişkin kısa dönem perspektifini ise, yine Ambalaj Sanayicileri Derneği-ASD sitesinde yar alan Ağustos 2017 tarih ve “Ambalajda 2023 hedefi 30 milyar dolar pazar büyüklüğü” başlıklı haberde görüyoruz. Haber şöyle:
 
“Son 6 yıldır istikrarlı büyümesini sürdüren Türkiye ambalaj sektörü 2017 sonunda 20 milyar dolar, 2023’te ise 30 milyar dolar  pazar büyüklüğü hedefliyor. Gerçekleştirdiği ihracatla dış ticaret açığının kapanmasına katkı sağlayan sektör, Avrasya’nın ambalaj merkezi olma yolunda kararlı adımlarla ilerliyor. 
 
Türkiye’de 2011 yılından bu yana yılda ortalama ’lik büyüme kaydederek ilerleyen ambalaj endüstrisinin dünyadaki büyüme hızı yaklaşık %3 civarında seyrediyor. Üretim tesisleri büyüdükçe ve sayıları arttıkça Türkiye ambalaj sektörü de yeni talepleri karşılamak için AB ülkelerinden daha hızlı gelişim gösteriyor. Ambalajlı ürün tüketimini gelişmişliğin bir sembolü olarak da değerlendirmek gerekiyor. Otomotivden elektroniğe, gıdadan tekstile hemen her sektör için ambalaj artık kilit konumda bulunuyor. Türkiye büyüdükçe, tüketim alışkanlıkları değiştikçe ambalaj sektörü de gelişiyor.
 
Türkiye ambalaj sektörü 2016 yılında 18 milyar dolar pazar büyüklüğüne ulaştı. 2017’de ise 20 milyar dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. 2016’da sektör 180 ülkeye 2 milyon ton ambalaj ihracatı gerçekleştirdi ve 3,9 milyar dolarlık ihracat geliri elde etti. Geçtiğimiz yıl sektörün dış ticaret fazlası 647 milyon dolar oldu ve ülke ekonomisinin en önemli sorunlarından biri olan dış ticaret açığının kapanmasına sağladığı katkıyı artırarak sürdürdü. Bununla birlikte sektör 2016’da 2 dolar / kg ihracat birim fiyatı ile Türkiye ortalamasının üzerinde bir performans gerçekleştirdi. İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından her yıl düzenli olarak hazırlanan “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu” araştırmasında 15’i Ambalaj Sanayicileri Derneği (ASD) üyesi olmak üzere ambalaj sektöründen toplam 27 şirket yer aldı. Dış ticaret açığı vermeyen ender sektörlerden biri olan ambalaj sektörü, katma değerli ürünler ve yeni teknolojileri geliştirerek büyüyor. Sektörel rapor verilerine göre, 3 bin işyerinde 90 bin-100 bin kişinin çalıştığı tahmin ediliyor.
 
Kişi başı ambalaj tüketimi dünya ortalaması 2015 yılı için 112 dolar olarak tahmin ediliyor. Kişi başı ambalaj tüketiminin Kuzey Amerika/Kanada’da 350-400 dolar, Batı Avrupa’da 250-300 dolar, Japonya ise 550 dolar olduğu düşünülürse, bu durum Türkiye olarak daha ne kadar yol almamız gerektiğini ortaya koyuyor. 2015 yılı verilerine göre Türkiye’de kişi başı ambalaj tüketimi 205 dolar seviyesinde. 2016’da 220 doların üzerinde olması bekleniyor. Ambalaj sanayi üretiminin yaklaşık %50’sini gıda ve içecek ürünlerinden oluşan günlük ihtiyaç maddeleri, %20-30’unu diğer gıda dışı tüketim malları ve kalan %20-30’unu ise endüstriyel ambalajlar oluşturuyor. %50’nin %35-40’ı gıdada; -15 içecekte kullanılıyor şeklinde düşünebiliriz.
 
Piyasaya gıda ve içecek ürünleri sunacak olan firmalar, yapmış oldukları fayda-maliyet analizlerine ve pazarlama stratejilerine göre hangi ürünlerini ne tip ambalajlarda piyasaya süreceklerine karar veriyor ve ilgili yasal düzenlemeler çerçevesinde ambalaj seçimlerini yapıyorlar. Türkiye’de gıda ve içecek ürünlerinde en son teknolojiyle üretilmiş kaliteli ambalajlar kullanılıyor. Metal ambalajlar gibi konserve gıdalar ve çoğu içecekler için kullanılan cam ambalajlar, aynı zamanda yapıları gereği şeffaf oldukları için üreticinin aldığı ürünü görmesini sağlıyor. Dayanıklı ve esnek (fleksibıl) kompozit ambalajlar genelde hazır çorbalarda, meyve sularında kullanılıyor. Metal ambalajlar, uzun süre dayanması beklenen tüm gıdaların ambalajlanmasında çok sık tercih ediliyor. Öyle ki son 10 yılda gıda ve içecek pazarlarında metal ambalaj kullanımı iki kat arttı. Malzeme seçimlerine bakarsak ambalajın en sık kullanıldığı alan olan gıdada, ambalajın tüm türlerinin kullanıldığı söylenebilir. Sert ve esnek plastik, metal, cam, karton, ve oluklu mukavva malzemeleri gıda ambalajlarında kullanılıyor. İçecek ambalajlarında malzeme olarak da belirtmemiz gerekirse; cam, metal, çok katlı karton içecek kutuları ve plastik ambalajlar içecek sanayinde yaygın olarak kullanılan ambalaj türleridir.
 
Rekabet gücü ve potansiyeli yüksek olan Türkiye ambalaj sektörü; Avrupa Birliği, Orta Doğu, Kuzey Afrika, Kafkaslar ve Balkanlar olmak üzere 180’den fazla ülkeye ihracat yapıyor. ASD’nin 2017’nin ilk çeyrek verilerine göre; 2016 yılının ilk 3 ayında 466 bin 359 ton olan ambalaj ihracatı, 2017’nin ilk 3 ayında 534 bin 779 ton olarak gerçekleşerek artış gösterdi. Değer olarak ise ambalaj ihracatı 942 milyon 144 bin dolardan 955 milyon 148 bin dolara yükselerek %1 arttı. İthalat rakamlarına bakıldığında ise, 2016 yılının ilk 3 ayında 435 bin 370 ton olan ambalaj ithalatı, 2017 yılının ilk 3 ayında 407 bin 912 ton olarak gerçekleşti. Değer bazında ise ambalaj ithalatı 804 milyon 639 bin dolardan 727 milyon 314 bin dolara geriledi. Türkiye ambalaj sektörünün toplam ithalatı bir önceki yıla göre miktar olarak %6; değer olarak azaldı. Bu yılın değer bazında en fazla ihracat yapılan ilk 10 ülke ise Almanya, Irak, İngiltere, İran, İsrail, Fransa, İtalya, Hollanda, ABD ve Belçika oldu. Bu yılın ilk 3 ayında en fazla ambalaj ithalatı yapılan ilk 10 ülke ise Almanya, Çin, İtalya, ABD, Güney Kore, Fransa, İngiltere, Finlandiya, İspanya ve Belçika şeklinde sıralanıyor. Ambalaj türüne göre ihracat rakamlarına bakıldığında, yüzde 64’lik payla ilk sırada yer alan plastik ambalajları, yüzde 25’lik payla kağıt/karton ambalajlar takip etti. Metal ambalajlar ise ihracatta yüzde 9 pay ile üçüncü sırada yer aldı.
Gelişmiş ülkelerde ambalajsız ürün bulmak neredeyse mümkün olmadığını, israfın önlenmesi ve hijyenin sağlanması açısından bütün gıda maddelerinin mutlaka ambalajlı satılması gerektiğini belirten Ambalaj Sanayicileri Derneği (ASD) Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Sarıbekir, ambalajın, içine konulan gıdaların üretildikleri koşullarda bozulmadan en ekonomik ve güvenilir biçimde tüketiciye ulaştırılmasını ve tanıtılmasını sağlayan bir ürün olduğuna dikkat çekiyor. Ambalaj tüketiminin yüksek olduğu gelişmiş ülkelerde, örneğin Batı Avrupa’da ambalajlama sayesinde gıdaların sadece yüzde 2-3’ü israf olurken, ambalaj tüketiminin düştüğü az gelişmiş ülkelerde ise bu oranın yüzde 50-60’ları bulabildiğini kaydeden Sarıbekir, ‘Gıda ambalajının temel amacı; gıdaların raf ömrünü uzatmak, uygun koşullarda depolanmasını sağlamak ve gıdaları tüketiciye ulaşıncaya dek diğer bulaşanlardan korumak, gıda bozulmaları ve kalite kayıplarını en aza indirmek. Ambalaj bu kadar önemliyken ülkemizde hala pek çok gıda maddesi ambalajsız satılıyor. Ambalaj sektördeki en temel sıkıntılardan birinin kayıt dışı üretim ve bunun yarattığı haksız rekabet. Ciddi kuruluşlar ücret, vergi ve sigorta yükümlülükleri gibi uymak zorunda oldukları her türlü mükellefiyeti yerine getirirken, kayıt dışı iş yapanlar haksız kazanç sağladıkları gibi halkın sağlığıyla da oynuyor’ şeklinde konuştu. 
 
Ambalajın gıdanın özelliğini koruyup ürünü muhafaza ettiğini, ambalajlı gıdaya herhangi bir şeyin bulaşmasının mümkün olmadığını vurgulayan Zeki Sarıbekir, ambalajın tüketiciye gıdayı en doğal haliyle ulaştırmanın en güvenilir hali olduğunu söyledi. İsrafın önlenmesi ve hijyenin sağlanması açısından bütün gıda maddelerinin mutlaka ambalajlı satılması gerektiğine işaret eden Sarıbekir, ‘İdeal bir ambalajının kullanım kolaylığı (hem kolay açılabilme hem de tekrar kapatılabilme) halen bir ambalajın tercih edilmesinde en önemli etken. Tüketiciler bunun yanında ürünün korunmasına ve ürün hakkında bilgi almaya da dikkat ediyorlar. Gıda ambalajları için bu özellikler geçerliliğini koruyor’ ifadelerini kullandı. Ambalajlı gıdanın sağlığa aykırı olduğuna yönelik son zamanlarda bilgi kirliliği yaşanıyor. Bu konuda değerlendirmelerde bulunan ASD Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Sarıbekir, tam tersi ambalajsız ürünlerin sağlık açısından ciddi riskler taşıyabileceğini ifade etti. 
Ambalajsız satılan bir ürünün nerede ve hangi koşullarda üretildiğini öğrenmenin mümkün olmadığını ve son kullanma tarihinin belli olmadığını anlatan Sarıbekir şöyle devam etti: ‘Ambalajsız olduğu için haşere veya kemirgenlerin temasına da maruz kalabilecek gıda maddeleri insan sağlığını ciddi bir şekilde tehdit edip hastalıklara davetiye çıkartmaktadır. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı öncülüğünde 2015 ve 2016 yıllarında ilk adımlar atılarak açıkta satılan gıda maddelerine yönelik yeni düzenlemeler getirildi. Biz de dernek olarak bu yönetmelik ve tebliğlerin tam olarak uygulanması için üzerimize düşen görevleri yerine getiriyoruz. İsrafın önlenmesi, sürdürebilirlik ve hijyen konularında açıkta satılan ekmek, peynir, yoğurt, süt, bakliyat ve şekerleme / çikolata gibi konularda iletişim çalışmaları yaptık. Ambalajlı ürünlerle ilgili iletişim çalışmalarına devam edeceğiz. Ayrıca küçük yaşta başlayan eğitime çok önem veriyoruz bu sebeple sosyal sorumluluk çalışmalarımız kapsamında 10 - 15 yaş grubu öğrencilerine yönelik olarak hazırladığımız ve geçtiğimiz günlerde yeni basımını gerçekleştirdiğimiz, Ambalaj ve Çevre Hakkında Bilmemiz Gerekenler adlı kitapçığın yeni sürümünü dağıtmaya devam ediyoruz.’
 

Öne Çıkanlar

Endüstri Otomasyon Eksen Yayincilik hizmetidir.