KİMYA SEKTÖRÜ, İKİNCİ YARIDAN UMUTLU

KİMYA SEKTÖRÜ, İKİNCİ YARIDAN UMUTLU

Bu başlık, Anadolu Ajansı’nın Temmuz 2015 tarihli haberinin başlığı. Haberin devamında ise şöyle deniliyor:
 
“Petrol fiyatları ve parite, kimyanın dengesini bozuyor… Kimya sektörü yılın ilk yarısında değer bazında yüzde 10,35 gerileme ile yaklaşık 8 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Geçen yıla göre miktar bazında yüzde 21,56’lık artış ile 8,8 milyon ton ihracata ulaşan kimya sektörü, yılın ikinci yarısına ihracatta toparlanma beklentisi ile girdi. Kimya sektörü yılın ilk yarısında 7 milyar 995 milyon dolarlık ihracata ulaştı. Bu dönemde dolar bazında ihracat yüzde 10,35 gerilerken, miktar bazında yüzde 21,56 artış gösterdi. İlk yarıda en fazla ihracat Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Irak’a yapılırken; Almanya, İspanya, Suudi Arabistan, İtalya, İran, Malta ve Azerbaycan-Nahcivan üst sıralarda yer alan diğer ülkeler oldu.
 
Kimya ihracatını ilk yarıda plastik sektörü sırtladı… Euro-dolar paritesindeki etkilerin yoğun bir şekilde hissedildiği Ocak – Haziran dönemindeki kimya sektörü ihracatında ilk üçte; plastikler
ve mamulleri, mineral yakıtlar ve yağlar ile anorganik kimyasallar yer aldı. Plastikler ve mamulleri 2 milyar 538 milyon dolar ile lider olurken, plastikleri 2 milyar 013 milyon dolar ile mineral yakıtlar ve yağlar, 609 milyon dolar ile anorganik kimyasallar izledi. İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Akyüz, yeni kurulacak hükümet ile birlikte yılın ikinci yarısından ümitli olduklarını belirtti. Akyüz, ‘Ekonomik büyümenin ve ihracat artışının sürdürülmesinde, istikrar oldukça önemli. Bu istikrarı sağlayacak güçlü bir hükümete ihtiyacımız var. İhracatçı ve sanayicilerimizin beklentisi de bu yönde. İlk altı ayda ihracatta zaten negatif görünüm bekliyorduk. Buna rağmen sektör olarak değer bazında düşen
ihracatımızı miktar bazında artırmayı başardık. Yaşanan bu durumu petrol fiyatlarındaki gerilemeye ve dolar/euro paritesindeki düşüşe bağlıyoruz. Ancak ikinci yarı bizim için çok daha önemli ve bu görünümün artıya döneceğine inanıyoruz’ dedi.” Oysa, yine Anadolu Ajansı’nın Haziran 2015 tarihli haberinde, “İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği kimya sektörü ihracatının mayıs ayında yıllık yüzde 13 azaldığını açıkladı” deniliyor. Habere göre, İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB), kimya sektörü
ihracatının mayıs ayında yıllık yüzde 13 azalarak 1,4 milyon dolara gerilediğini bildirmiş. İKMİB’den yapılan açıklamaya göre, kimya sektörünün ihracatı 2015’in mayıs ayında, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 13 azalarak 1 milyar 384 milyon 838 bin dolara inmiş. Aynı dönemde sektörün miktar bazında ihracatı ise yüzde 21,8 artarak 1,58 milyon tona ulaşmış. Kimya sektörünün ocak-mayıs dönemindeki ihracatı ise 6 milyar 564 milyon dolara ulaşmış. Bu dönemde Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır, Irak, Almanya ve İspanya en fazla ihracat yapılan ilk 5 ülke olmuş. Beş aylık süreçte kimya sektörü ihracatının yüzde 33,5’i Avrupa’ya gerçekleştirilmiş. Açıklamada görüşlerine yer verilen İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Murat Akyüz, geçen ay dahil olmak üzere kimya ihracatının miktar bazında artışta olduğunu ifade etmiş. Parite, pazar kayıpları ve hedef pazarlardaki siyasi gerginlik nedeniyle ihracattaki kayıpların sürdüğüne işaret eden Akyüz, şunları kaydetmiş: “Ancak biz bu problemlerle bitebilecek bir sektör değiliz. Marka olabilecek seviyelere gelebilecek ürün gruplarımız var. Yeni ve alternatif pazar arayışlarımız sürüyor. Gelecek ay 32 firmamızla Panama’ya gideceğiz ve firmalarımız burada önemli görüşmeler gerçekleştireceğiz. Diğer önemli bir atağımız da ev ve mutfak eşyaları sektöründeki
ihracatçı firmalarımızın ABD pazarındaki varlıklarını güçlendirmek ve ihracatlarını artırmaları hedefiyle Şikago’da konumlanan ortak bir ‘showroom’ niteliğindeki Turkish Housewares Center’ın açılması oldu.” Akyüz, kur ve parite konusunda çok fazla öngörüde bulunamadıklarını aktararak, “Tek yapabileceğimiz kendi finansal enstrümanlarımızı bir şekilde sigortalatmak. İhracatçılarımız artık uzun vadeli ihracat anlaşmaları yapmamaya çalışıyor. İhracatçılarımıza kur risklerini hedge etmelerini tavsiye ediyoruz” önerisinde bulunmuş. Kimya sektörü ihracatının 2014 ve 2015 yılları itibarıyla değişimi ise (dolar) şöyle; Peki, devlet nasıl görüyor durumu? Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın “Kimya Sektörü Raporu (2014/2)”ye bakalım: “Kimya sanayi tarafından üretilen (plastikten kozmetiğe, ilaçlardan boyalara ) ürünlerin %30’u doğrudan tüketiciye ulaşırken %70’i ise diğer sektörlerde (tekstil, elektrikli eşya, metal, madeni ürünler, inşaat, otomotiv, kâğıt, hizmet sektörü) ara mal veya hammadde olarak kullanılmaktadır. Bu özelliği nedeniyle kimya sanayi hem yaşamımız hem de diğer sektörler için vazgeçilmez öneme sahip bir sanayi dalıdır.
 
Kimya sektörü oldukça geniş bir ürün yelpazesine sahiptir. Sektör, temizlik ürünleri, boya, kozmetik ürünleri, ilaçlar gibi tüketim mallarının yanı sıra, tarım sektörü için gübreler ve tarım ilaçları,
kimya sanayinin de dâhil olduğu imalat sanayinin ihtiyaç duyduğu organik ve inorganik kimyasallar, boyalar, laboratuvar kimyasalları, termoplastikler ve benzeri ürünleri üretmektedir. Kimya sektörü, sanayi sektörleri arasında en fazla ithalat yapan sektörlerdendir. Yurtiçi üretimin yetersizliği, sanayiciyi ithalata yönlendiren en önemli faktördür. Kimya sektöründe ithalatı yapılan ara mallara baktığımız zaman büyük bir bölümünü petrokimyasal ürünlerin oluşturduğu görülmektedir. Petrokimyasal ürünlerin ithalatında son beş yılda miktar bazında polimerlerde %35, elyaf hammaddelerinde , lastik hammaddelerinde %47 ve diğer petrokimyasal ürünlerde %31 oranında artış olmuştur. Türkiye Petrokimya Sektörünün en önemli sorunu, hızla artan yurtiçi talebe karşın, yatırımların çok sınırlı yapılmasından dolayı yurtiçi üretim arzının son derece yetersiz kalmasıdır. Bu ise bir yandan sektörün hem yurtiçindeki hem de dünyadaki rakipleri
karşısında rekabet gücünü olumsuz yönde etkilerken, diğer taraftan da çok yüksek olan petrokimya sektörü katma değerinin yurtdışında kalmasına neden olmaktadır.
 
Sektörün önemli sorunlarından bir diğeri de yatırım yapılacak yer konusunda sıkıntı yaşanmasıdır. Bilindiği gibi sektör tarafından üretilen birçok kimyasal madde çevre ve insan sağlığı
üzerinde olumsuz etki göstermekte ve bu tür kimyasallar tehlikeli kimyasallar olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle kimya sektöründe yapılacak yatırımlar çevre kirliliği ile özdeş tutulduğu için yatırım konusunda ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Ancak organize sanayi bölgelerinde, bilhassa ihtisas organize sanayi bölgelerinde bu tür sorunları en asgari seviyeye indirgemek mümkün olmaktadır. Bu nedenle sektörün gelişmesi açısından ihtisas organize sanayi bölgelerinde yapılacak yatırımlar çok önemlidir.
 
Diğer önemli bir konu da organize sanayi bölgelerinin, hammadde kaynaklarına, pazarlara, limanlara, demiryolu ve karayolu bağlantısı bulunan lojistiği uygun alanlarda kurulmasıdır.
Hammadde kaynaklarına, pazarlara ve limanlara yakın olan kimya organize sanayi bölgelerinin çoğalması, kimya sanayinde yerli ve yabancı sermaye yatırımlarının artmasında önemli bir
unsur olarak görülmektedir. İşletmelerin rekabet gücünün artırılmasında başarılı bir yöntem olarak kümelenme yaklaşımı son yıllarda oldukça yaygınlaşmıştır. Teknolojinin hızla gelişmesi, coğrafyayı sınırlayıcı bir unsur olmaktan çıkarmıştır. Gelişmekte olan ülkelerin küresel ortamda rekabetçi konumlarını sürdürebilmeleri, büyümelerini verimlilik artışlarına dayandırmalarına ve
yeni mukayeseli üstünlük alanları yaratabilmelerine bağlıdır. Bu nedenle ölçek ekonomisinin öne çıktığı kimya sektöründe kümelenme yaklaşımı son derecede önemlidir. Endüstri bölgelerinin ve ihtisas organize sanayi bölgelerinin lojistiği uygun alanlarda, kümelenme modeli ile desteklenerek yatırıma açılması durumunda, sektörün çevre sorununun çözümlenmesi yanında, rekabetçi şartlarda yatırım yeri de sağlanmış olacaktır.
 
AB mevzuatında kimya sanayine ilişkin çevre konulu birçok düzenleme bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi 17 Kasım 2005 tarihinde Avrupa Parlamentosu tarafından kabul edilen
REACH (Kimyasalların Kaydı, Değerlendirilmesi ve İzni) direktifidir. Avrupa Birliği Kimyasallar Politikasını teşkil eden REACH Tüzüğü 1 Haziran 2007’de yürürlüğe girmiştir. Söz konusu tüzüğe göre, AB+AEA (İzlanda, Norveç ve Lihtenştayn) ülkelerinde faaliyet gösteren ve yılda 1 ton veya daha fazla miktarda kimyasal madde üreten veya ithal eden firmaların söz konusu kimyasal maddeleri AB örgütlenmesi içerisinde yer alan Avrupa Kimyasallar Ajansı (AKA) yönetimindeki merkezi bir veri tabanına kaydettirmesi zorunludur. Tüzüğün tüm uygulamalarından
AB’deki üreticiler veya ithalatçılar sorumlu olsalar da, bu yükümlülüklerin AB dışından mal tedarik edilen firmalarla paylaşılmak zorunda olunması nedeniyle AB dışındaki pazarlar da
REACH’ten etkilenmektedir. İnsan sağlığının ve çevrenin korunmasının yanı sıra piyasanın rekabetçi ve etkin yapısının korunmasının da hedeflendiği direktif, hem kimyasallardan kaynaklanan risklerin yönetiminde, hem üretilen kimyasallar hakkında sağlıklı bilgilerin sağlanması konusunda, sanayiye büyük sorumluluklar yüklemektedir. Söz konusu durumun, sektör firmalarımıza, AB mevzuatını ve geçiş sürecini takip edebilecek yetkin personel istihdam etmeleri ve daha önemlisi, geçiş sürecinde yapılacak düzenlemelere ilişkin maliyet unsurlarına katlanmaları yönüyle önemli zorluklar doğuracağı öngörülmektedir. REACH’in getirdiği mali ve idari yükümlülükler bir takvime bağlanmıştır. Bu takvime göre 1 Haziran 2008 tarihinde başlayan ön kayıt süreci, 1 Aralık 2008’de son bulmuştur. Ön kayıt işlemlerini tamamlayan şirketler, kayıt işlemlerini üretim/ithalat tonajına ve maddenin risk sınıflandırmasına göre
kademeli olarak belirlenen tarihlerde (2010, 2013, 2018) yaptıracaklardır. 2013 yılında, kimya sektörü ithalatı 38,5 milyar ABD doları, ihracatı ise 14,7 milyar ABD doları olarak gerçekleşmiştir. Kimya sektörü, ihracatının %33’ünü, ithalatının ise %45’ini Avrupa Birliği ülkeleri ile yapmaktadır.
 
TÜİK verilerine göre kimya sektöründe 2011 yılında 280.039 kişi istihdam edilmektedir. Kimya sektörü istihdamının imalat sanayi içindeki payı 2011 yılında %8,9 olmuştur. 2010 yılı itibariyle kimya sektöründe 19.904 girişimci bulunurken bu rakam 2011 yılında % 15 artarak 22.903 girişimciye ulaşmıştır. Kimya sektörü işyeri sayısının imalat sanayi içindeki payı 2011 yılında %6,9 olmuştur. Sektörün Türkiye’deki Genel Durumu: Plastikten kozmetiğe, ilaçlardan boyalara kadar birçok alanda sağladığı nihai ürünlerin yanı sıra, pek çok sektöre de ara mal ve hammadde temin eden bir sanayi dalı olan kimya sektöründe üretim değeri 2011 yılında bir önceki yıla göre %2,5 oranında düşmüştür. Kimyasal madde ve ürünleri imalatı sektöründe üretim endeksi 2012 yılında 108,8 olarak gerçekleşmiştir. 2012 yılına göre 2013 yılında %3,2 oranında artarak 112,4 değerine ulaşmıştır. Kimya sektöründe kapasite kullanımı, diğer sektörlere verdiği girdileri de göz önünde bulundurursak, ülkenin genel eğilimine bağlı olarak gelişme göstermiştir. Son dört yılda ağırlıklı kapasite kullanım oranı %75,3 olmuştur.
 
Kimya sektörü sermaye-teknoloji yoğun bir sektör olduğu için işgücü yoğunluğu düşüktür. Bu nedenle sektörün imalat sektörü istihdamı içindeki payı son beş yıldır ortalama %8 düzeyinde
seyretmiştir. 2013 yılında 189 ülkeye 14,7 milyar dolarlık ihracat yapan sektör, 139 ülkeden 38,5 milyar dolarlık ithalat yapmıştır. Kimyasalların ve Kimyasal Ürünlerin İmalatı sektöründe Irak (441,2 milyon dolar), İran (430,5 milyon dolar) ve Çin (415,1 milyon dolar), Temel Eczacılık Ürünlerinin ve Eczacılığa Ait Malzemelerin İmalatı sektöründe İran (87,1 milyon dolar), Irak (73,9 milyon dolar) ve Almanya (63,9 milyon dolar) ve Kauçuk ve Plastik Ürünlerin İmalatı sektöründe ise Almanya (723,8 milyon dolar), Irak (689,4 milyon dolar) ve İtalya (318,1 milyon dolar) ile ihracat yapılan ülkeler arasında ilk üç sırayı almıştır.
 
Kimyasalların ve Kimyasal Ürünlerin İmalatı sektöründe Almanya (3,3 milyar dolar), Çin (2,2 milyar dolar) ve Suudi Arabistan (1,9 milyar dolar), Temel Eczacılık Ürünlerinin ve Eczacılığa Ait Malzemelerin İmalatı sektöründe Almanya (863,3 milyon dolar), A.B.D (495,7 milyon dolar) ve Fransa (443,1 milyon dolar) ve Kauçuk ve Plastik Ürünlerin İmalatı sektöründe ise Almanya (857,4 milyon dolar), Çin (723,4 milyon dolar) ve İtalya (460,6 milyon dolar) ile ithalat yapılan ülkeler arasında ilk üç sırayı almıştır… İmalat sanayinde yaratılan toplam katma değer içerisinde Plastik ve Kauçuk Sektörü 9’uncu sırada, Kimyasal Madde ve Ürünleri Sektörü 11’inci sırada, yer almıştır. 2000 yılında 2,2 milyar dolar olan ihracatımız her yıl kademeli bir şekilde artarak 2013 yılında 14,7 milyar dolar olmuştur. Kimya sektörü 23 bin firması, 280 bin çalışanı olan ve 2.600 madde ve müstahzarın üretildiği dev bir sektör haline gelmiştir. Kimya sektöründe son
yıllarda ihracatta gösterilen başarıda küresel ekonomik kriz nedeniyle kaybedilen pazarların, yeni pazarlarla telafi etme yoluna gidilmesi önem arz etmiştir.
 
2012 yılında dış ticaretimizin %54,4’ü Avrupa’daki ülkeler ile yapılırken, bu rakam 2013 yılında %50 olarak gerçekleşmiştir. 2012 yılında Yakın ve Orta Doğu ülkeleri ve Diğer Asya ülkeleri
ile yapılan ticaretimiz %33,6’dan 2013 yılında %29,3’e gerilemiştir. Kimya sektörü içerisinde plastik ve kauçuk ürünleri sektörü önemli bir yere sahiptir. Kimya sektöründe çalışanların %64,6’sı ve girişimcilerin %53,5’i plastik ve kauçuk ürünleri imalatı sektöründe faaliyet göstermektedir. TÜİK’in verilerine göre, 2013 yılında sektörün yarattığı yeni pazarlar etkisini göstermiş ve kimya sektörü ihracatının %48,3’ü plastik ve kauçuk ürünleri sektörü tarafından gerçekleştirilmiştir. Mevcut TÜİK kayıtlarına göre, kimya sektörü girişimcilerinin %38,6’sı İstanbul, %6,6’sı İzmir, %6,5’i Ankara, %5,4’ü Bursa’da yer almaktadır. Türkiye genelinde ilk on il %72’sini oluşturmaktadır. İstanbul, İzmir, Ankara ve Bursa’daki girişimci %57’dir.
Kimya sektöründe bulunan girişimcilerin %83’ü Mikro Ölçekli, ’ü Küçük Ölçekli, %2,5’i Orta Ölçekli, %0,5’i Büyük Ölçekli işletmelerdir… Kimya sanayi, plastikten kozmetiğe, ilaçlardan boyalara kadar birçok alanda sağladığı nihai ürünlerin yanı sıra, pek çok sektöre de ara mal ve hammadde temin eden bir sanayi dalı olarak, ekonomide önemli bir role sahiptir. Sektör hayat standardımızı arttıran, hastalıklara karşı korunmayı ve tedaviyi sağlayan, temizlik ve hijyen konularında katkıda bulunan, giyinme ve beslenmede insanlığın ihtiyacını karşılayan bir sanayi dalıdır. Kimya sanayi; tarım ilaçları, sentetik gübreler, veteriner ilaçları, sentetik elyaflar, sabun, deterjan, temizleyiciler, plastik hammaddeleri, beşeri ilaç sanayi, kozmetik sanayi, boya, yardımcı maddeler, deri, tekstil, inşaat (boru, levha, kapı, pencere vb.), yapıştırıcı, derz, dolgu maddeleri, izolasyon malzemeleri, fotoğraf malzemeleri, barut ve patlayıcılar gibi birçok sanayi alanına nihai ve ara ürün sağlamaktadır. Kimya sanayi, lojistik önemi açısından çoğunlukla ülkenin kıyı bölgelerinde lokalize olmuştur. Petrol ve petrol ürünleri, deterjan, sabun, ilaç
kimyasalları, boya gibi ürünleri üreten kimya firmalarının çoğu Marmara Bölgesinin üç büyük sanayi ili olan İstanbul, Kocaeli ve Sakarya’da, Ege Bölgesinde İzmir’de yerleşim gösterirken, gübre ve petrol ürünleri firmalarının çoğu Akdeniz Bölgesinde toplanmıştır. Ayrıca Akdeniz bölgesinde ana ham maddelerden olan soda, bikromat gibi önemli üretim merkezleri de bulunmaktadır. Karadeniz Bölgesinde ise yine gübre fabrikaları göze çarpmaktadır. İşletmelerin rekabet gücünün artırılmasında başarılı bir yöntem olarak kümelenme yaklaşımı son yıllarda oldukça yaygınlaşmıştır. Teknolojinin hızla gelişmesi, coğrafyayı sınırlayıcı bir unsur olmaktan çıkarmıştır. Gelişmekte olan ülkelerin küresel ortamda rekabetçi konumlarını sürdürebilmeleri, büyümelerini verimlilik artışlarına dayandırmalarına ve yeni mukayeseli üstünlük alanları yaratabilmelerine bağlıdır. Bu nedenle ölçek ekonomisinin öne çıktığı kimya sektöründe kümelenme yaklaşımı son derecede önemlidir.
 
Endüstri bölgelerinin ve İhtisas organize sanayi bölgelerinin lojistiği uygun alanlarda, kümelenme modeli ile desteklenerek yatırıma açılması durumunda, sektörün çevre sorununun
çözümlenmesi yanında, rekabetçi şartlarda yatırım yeri de sağlanmış olacaktır. Bu nedenle 20 yatırımcı sanayici ile harekete geçen Chemport Kümelenme teşebbüsü kimya sektörünün
geleceğini yönlendirme açısından son derecede önemlidir. Chemport arazisinin yer aldığı il için 1/100.000 İl Çevre Düzeni Planı çalışmaları tamamlanmıştır. Chemport Projesinin uluslararası pazarda kabul gören bir kümelenme olabilmesi için bu konuda tecrübe sahibi uluslararası firmalarla görüşmeler başlatılmış ve bu firmaların çalışmalarına ait bilgi ve sunumlar Chemport üyeleri ile paylaşılmıştır.
 
Kimya sektöründe kapasite kullanımı, diğer sektörlere verdiği girdileri de göz önünde bulundurursak, ülkenin genel eğilimine bağlı olarak gelişme göstermiştir. Son dört yılda ağırlıklı
kapasite kullanım oranı %75,3 olmuştur. TÜİK verilerine göre 2006 yılında kimya sektöründe 212.513 kişi istihdam edilirken bu rakam beş yılda %31.77 artarak 2011 yılında 280.039’a ulaşmıştır. Kimya sektörü istihdamının imalat sanayi içindeki payı 2006 yılında %7,91 iken, 2011 yılında %8,88 olmuştur. TÜİK verilerine göre kimya sektörünün 2011 yılındaki üretim değeri 83 milyar TL olmuştur. Bu değerin %43,8’i Kimyasalların ve Kimyasal Ürünlerin, ,3’ü Temel Eczacılık Ürünlerinin ve Eczacılığa Ait Malzemelerin ve %44,9’u ise Kauçuk ve Plastik Ürünlerinin İmalatı sektörü tarafından gerçekleştirilmiştir. Sektörün Ar-Ge Faaliyeti: 2012 yılı Ar-Ge Faaliyetleri Araştırması kapsamında, kamu kuruluşları, vakıf üniversiteleri ve ticari sektördeki anket sonuçları ile devlet üniversitelerinin bütçe ve personel dökümlerine dayalı olarak yapılan hesaplamalara göre; Türkiye’de Gayri Safi Yurtiçi Ar-Ge Harcaması 2012 yılında bir önceki yıla göre ,1 artarak 13.062 milyon TL olarak hesaplanmıştır. Türkiye’de Gayri Safi Yurtiçi Ar-Ge harcamasının Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla (GSYİH) içindeki payı%0,92’dir. Bu oran 2011 yılında %0,86’dır. 2012 yılında Gayri Safi Yurtiçi Ar-Ge harcamalarının %45,1’i ticari kesim, %43,9’u yükseköğretim kesimi ve ’i kamu kesimi tarafından gerçekleştirilmiştir. Bir önceki yıl yükseköğretim %45,5 ile ilk sırada yer alırken, bunu %43,2 ile ticari kesim, ,3 ile kamu kesimi takip etmekteydi. Kimya sektöründe Ar-Ge harcaması 2012 yılında bir önceki yıla göre ,1 artarak 534 milyon TL olarak gerçekleşmiştir. 2012 yılında Türkiye’de ticari kesimde 52.233 Tam Zaman Eşdeğeri (TZE) cinsinden Ar-Ge personeli çalışmaktadır. Ticari kesimde
çalışan Ar-Ge personelinin %6,95’i kimya sektöründe çalışmaktadır. Kimya sektörü Gayri Safi Yurtiçi ArGe harcamasının Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) içindeki payı 2011 yılındaki
oranını koruyarak %0,04 olarak gerçekleşmiştir. Bakanlığımız Bilim ve Teknoloji Genel Müdürlüğünün destek programları  aşağıda belirtilmiştir.
1- San-Tez Programı: 2006-2013 yılları arasında 880 proje desteklenmiştir. Bu projelerden 95’i kimya sektörüne yönelik projelerdir.
2- Teknogirişim Sermayesi Desteği: 2009-2013 yılları arasında 1.034 işletme desteklenmiştir. Bugüne kadar kimya sektörü ile ilgili iş fikri sunan 93 girişimci Teknogirişim Desteği almaya
hak kazanmıştır.
3- Ar-Ge Merkezleri: 2013 yılsonu itibarıyla ülkemizde 152 adet Ar-Ge Merkezi faaliyet göstermektedir. Bu Ar-Ge merkezlerinden 11’ i kimya sektöründe faaliyet göstermektedir.
4- Teknoloji Geliştirme Bölgeleri: Ocak 2014 tarihi itibariyle 52 adet Teknoloji Geliştirme Bölgesi kurulmuş olup, 39’u faaliyete geçmiştir. Faaliyet gösteren 2.508 firmanın % 2’si kimya sektöründe faaliyet göstermektedir.
5- Rekabet Öncesi İşbirliği Projeleri: 2010 yılı sonuna kadar 3 adet işletme tarafından müracaat yapılmış olup, başvuruların Rekabet Öncesi İşbirliği Projeleri nitelikleri taşımaması nedeniyle projeler değerlendirmeye alınmamıştır. 2012-2013 yıllarında ise herhangi bir başvuru alınmamıştır.
6-Teknolojik Ürün Tanıtım ve Pazarlama Destek Programı: 2013 yılında 95 işletme desteklenmiş olup, bunlardan 7 tanesi kimya sektörüne aittir…
 
Sektörün 2014–2023 Projeksiyonu: Kimya sektörünü temsil eden özel sektör kuruluşları, kamu kuruluşları ve üniversite temsilcilerinin katkıları ile hazırlanan Türkiye Kimya Sektörü
Strateji Belgesi ve Eylem Planı, 15 Eylül 2012 tarihinde gerçekleştirilen Ekonomi Koordinasyon Kurulu Toplantısındaki görüş ve değerlendirmeler doğrultusunda nihai hale getirilerek Yüksek Planlama Kurulu’nun 22.10.2012 tarih ve 2012/26 sayılı kararı ile onaylanmış ve 20 Kasım 2012 tarihli Resmi Gazete ’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Türkiye Kimya Sektörü Strateji Belgesi ve Eylem Planı; dünyada ve ülkemizde değişen ekonomik ve sosyal koşullar, Dokuzuncu Kalkınma Planı Stratejisi (2007–2013), Orta Vadeli Program (2010–2012), 2010 yılı programı, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2010–2014 Stratejik Planı ve Türkiye Sanayi Stratejisi Belgesi’nde (2011-2014) yer alan temel ilkeler, vizyonlar, amaçlar ve hedefler dikkate alınarak hazırlanmıştır.
 
2012–2016 yıllarını kapsayan Türkiye Kimya Sektörü Stratejisi Belgesinin genel amacı “Yüksek katma değerli, çevreye ve insan sağlığına duyarlı süreç ve ürünlerle, kimya sektöründe
sürdürülebilir ve rekabetçi bir şekilde dış ticaret dengesini ülke lehine geliştirerek dünyada söz sahibi bir konuma gelmek ” şeklinde belirlenmiştir. Bu genel amacı gerçekleştirmek üzere,
kimya sektörünün öncelikli sorun alanlarından da yola çıkılarak, altı hedef tespit edilmiştir. Tespit edilen altı hedefe ulaşmak için 34 eylemin hayata geçirilmesi planlanmaktadır. Kimya sektörünün önümüzdeki dört yıl içerisinde hedefi, 34 eylemi gerçekleştirerek genel amaca ulaşmak olacaktır. Türkiye’nin İhracat Stratejisi İçin Küresel ve Sektörel Öngörüler 2023
çalışması yapılmıştır. Yapılan bu çalışma ile dünya ekonomisi, dünya ticareti, dünya ihracat pazarları ve sektörleri için 2023 yılına kadar olan döneme ilişkin sayısal öngörüler hazırlanmıştır.
2023 yılında; 2012 yılında 4 milyon ton olan polimer talebinin, 5 artışla 11 milyon ton, 690 bin ton olan elyaf hammadde talebinin, %8 artışla 742 bin ton, 216 bin ton olan lastik hammadde talebinin 9 artışla 603 bin ton olması beklenmektedir. 2013 yılında Türkiye ekonomisi %4 oranında büyürken, imalat sanayinin büyüme oranı %3,8’de kalmıştır. Kimyasal ürünlerin imalatı sektörü ve plastik ve kauçuk ürünleri imalatı sektörlerindeki büyüme ise imalat sanayinin altında gerçekleşmiştir. Temel eczalık ürünlerin imalatı sektörü ise küçülmüştür.
Kimya sanayisi, 1997–2007 yılları arasında küresel ölçekte yıllık ortalama yüzde 5 büyümüştür (büyüme toplam satışlar itibariyle). Bu dönemde yıllık ortalama büyüme AB ve NAFTA bölgesinde yüzde 4, Asya’da yüzde 6 ve Ortadoğu’da yüzde 9 olmuştur. 2020 yılına kadar olan dönemde (2006–2020 dönemi için) kimya sanayinde küresel ölçekte büyüme oranı yıllık ortalama yüzde 4,4 olarak öngörülmektedir. Büyümeler AB’de yüzde 3,7, NAFTA bölgesinde yüzde 3,2, Asya’da yüzde 5,9, Ortadoğu’da yüzde 7,5 olacaktır. Bu büyüme öngörülerine bağlı olarak 2007 yılında 3,6 trilyon dolar olan satış hacmi 2015 yılında 5,1 trilyon dolara, 2020 yılında 6,3 trilyon dolara ulaşacaktır. Kimyevi maddeler ve mamullerine olan talep özellikle Asya-
Pasifik merkezli gelişen ülkeler başta olmak üzere artacaktır. Kimyevi maddeler ve mamulleri, petrol türevi ve sentetik şeklinde daha çok sanayi girdisi olarak kullanılmaktadır. Bu girdileri kullanan sanayilerin Asya- Pasifik bölgesinde yoğunlaşması ile talep bu bölgede daha hızlı genişlemektedir. Nihai tüketim ürünlerine yönelik talep de kişi başı gelir ve refah artışı yaşanan gelişen ülkelerde daha hızlı artmaktadır. Kimyevi madde ve mamullere yönelik kuvvetli talep artışı, ilave kapasite ihtiyacını da tetiklemektedir. 2020 yılına kadar olan dönemde ilave kapasitelerin önemli bir bölümü Çin başta olmak üzere Asya’da ve Ortadoğu’da kurulacaktır. Çin hızla genişleyen iç talebi karşılamak için büyük kapasiteli yatırımları sürdürecektir. Japonya
ve G. Kore’nin çevre kısıtları ile ilave yatırımları sınırlandırması yeni kapasitelerin Çin ve diğer bölge ülkelerinde toplulaşmasına yol açacaktır. Körfez ülkeleri de ham petrol ürünleri ile birlikte işlenmiş ürünlerin üretimi ve ihracatını da hedeflemektedir. Bu nedenle Ortadoğu’da işleme kapasitesi genişleyecektir. Kimya sanayinde teknolojik yenilikler alt sektörlerde ve ürünlerde gelişmeleri önemli ölçüde şekillendirecektir. İmalat sanayi içinde teknolojik ilerlemelerin en çok etkili olacağı sektörlerin başında kimya sanayi gelmektedir. Teknolojik gelişmeler ilaç ve eczacılık ürünlerinin çeşitlenmesi ve çok sayıda yeni ürün üretimi, yeni organik ve inorganik kompozit ürünler yaratılması, polimer-monomer, etilen tabanlı yeni malzemeler yaratılması ve üretilmesi, polimer tabanlı malzeme üretimi ve tüketiminin genişlemesi, fonksiyonel ve sentetik yeni ürünlerin yaratılması ve üretilmesi alanlarında yoğunlaşacaktır. Teknolojik gelişmeler ile birlikte temel kimyevi maddelerin yerine sentetik ürünlerin ve yeni malzemelerin kullanılması ve özellikle bunların sürdürülebilir büyüme, enerji verimliliği, çevre koruma hassasiyetlerine
bağlı taleplerin artması ile birlikte temel ürünlerin tüketim ve üretim artışları sınırlanacaktır. Yine bu hassasiyetlere bağlı olarak geri kazanma ve yeniden kullanım eğilimlerinin de kuvvetlenmesi üretim artışını sınırlandıracaktır. Tüm bu öngörüler doğrultusunda kimya sektörünün, Türkiye’nin dünyadaki petrol ve doğal gazın % 70’inin bulunduğu bölge ile en büyük enerji tüketen bölge arasında, adeta bir enerji koridoru üzerinde bulunma özelliklerini de kullanarak, yüksek katma değerli üretim yapısına geçerek ve ara girdi ithalatını azaltarak, ihracatın ithalatı karşılama oranını 2023 yılı itibariyle % 71’e çıkarması beklenmektedir.”

Öne Çıkanlar

Endüstri Otomasyon Eksen Yayincilik hizmetidir.