Editörden

Bir yılı tamamlayıp, yeni bir yıla merhaba demek, insanoğlu için her zaman yeni umutlar da yeşertmek anlamına geliyor. Hele kapanan yıl sıkıntılarla dolu geçmişse…

2009 yılı tüm dünyada yaşanan ekonomik krizle beraber tüm sektörler ve insanlar için oldukça sıkıntılı geçen bir yıl olarak hafızalarımızda yerini aldı. Şimdi yeni umutlarla, yeni bir enerjiyle yeni bir yıla merhaba diyoruz.

Yeni yılın taşıdığı bu umudun özünde bir değişim duygusunun ve algısının yattığını  görmek de zor değil…

Aslında tarihin değişmesi aslında pek de büyük bir anlam içermiyor, içinde bir “sihir” taşımıyor. Ama verdiği enerji belki de bizi o “sihre” ve değişime götürecek enerjiyi barındırıyor. Güç, aslında kendi içimizde ama önce kendimizin bunun farkına varıp, harekete geçirmesi gerekiyor. Çünkü değişimi gerçekleştirecek olan bizlerden başkası değil!

2009’da yaşanan “dünyasal ekonomik krizi” aslında “geldi, geçiyor” diye algılanabilecek, mevsimsel bir fırtına gibi görmek hataların başında geliyor. Bu krize neden olan sebepleri, birikimleri ve hepsinden önemlisi “yapısal sorunları” iyi algılamak ve analiz etmek gerekiyor. Bu analizin bizi götüreceği sonucun “dünyasal ekonomide bir yapısal değişim ihtiyacı” olduğunu da görüyoruz..

Ülke ve kurum olarak, “Bu değişim ihtiyacı içinde nasıl bir pozisyon almalıyız? Ne yapmalıyız?” sorusuna vereceğimiz yanıtları seçerken de mutlaka ülke potansiyellerimizi ve durumumuzu dikkate almamız gerekiyor.

Eğer talep yaratmak ihtiyacından söz ediyorsak, artık insanları daha çok borçlandırma yollarını aramak yerine ülkemizdeki “gelir dağılımı bozukluğunu” gidermek yollarını aramalıyız örneğin…

Elbette ar-ge yatırımlarına önem vermeliyiz. Elbette katma değeri yüksek mal üretmeliyiz… Ve mutlaka ve mutlaka “üretmeliyiz” ama bu üretim içinde her aşamada ve özellikle ara eleman alanında eğitimli ve donanımlı bir insan gücüne ihtiyacımız olduğunu da unutmamalıyız. Ar-ge çalışmalarını sonuç vermesi, katma değeri yüksek ve standartlı ürün üretebilmek için aynı zamanda insana da yatırım yapmak zorunda olduğumuzu unutmamalıyız.

Ülkemizin coğrafi konumunun getirdiği avantajlardan, doğal kaynaklarımızın zenginliğinden, her sektör içir taşıdığı büyük avantajlardan daima söz ediyoruz. Ancak unutmamamız gereken o ki, bu ülkenin en büyük gücünü ve en büyük potansiyelini insan kaynağı oluşturuyor. O insan kaynağını,bu genç nüfusu üretimde aktif hale getirdiğimiz, donamlı bireyler haline dönüştürdüğümüz zaman ülkemizde refahı da sağlamak için büyük bir adım atmış olacağız.

İşte o zaman bilmeliyiz ki, dünyada yapısal değişiklikler gerçekleşmese ve yeni krizler kapıları çalmaya devam etse de, bize uğramadan gerçekten “teğet geçecek”…

Hepinize mutlu yıllar diliyoruz.








Sitemizden daha fazla faydalanabilmek için lütfen Kayıt Olun

6. RLC Seminer Gunleri
Yildiz Teknik Universitesi IEEE Ogrenci Kulubu.



5. Isvicre Turkiye Ekonomik Forumu
Yenilenebilir enerji kaynaklari enerjide verimlilik ve firsatlar!